evlilik sözleşmesi nedir

Yazar: Av. Orbay ÇokgörSon güncelleme:

Evlilik Sözleşmesi Nedir? Şartları, Noter Ücreti ve Örneği

Evlilik sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nda “mal rejimi sözleşmesi” olarak düzenlenen ve eşlerin ya da evlenecek çiftlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi hâlinde malvarlıklarının hangi kurallara tabi olacağını belirleyen, noterde yapılan bir sözleşmedir. Halk arasında evlilik anlaşması, evlilik öncesi sözleşme veya İngilizcedeki karşılığıyla “prenup” olarak da anılan bu sözleşme, yalnızca malvarlığı ilişkilerini düzenler; eşlerin birbirine karşı kişisel davranışlarına ilişkin bir taahhüt niteliği taşımaz. Evlilik sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır ve noter ücreti, 2026 tarifesine göre sayfa başına alınan 80,68 TL yazı ücreti başta olmak üzere tarifedeki kalemler ile vergi ve harçlardan oluşur.

Günümüz toplumunda evlilik ne kadar olağan bir süreç ise boşanma da o ölçüde olağan bir süreç hâline gelmiştir. Boşanma sürecinde maddi ve manevi tazminat talepleri, nafaka düzenlemeleri ve velayet konuları gibi çeşitli ihtilaflar ortaya çıkmakta; evlilik birliği süresince edinilen malların nasıl paylaşılacağı da mal rejiminin tasfiyesi adı altında ayrı ve önemli bir hukuki mesele oluşturmaktadır. Bu durum, ülkemizde yaygın bir sosyolojik olgu hâline gelen boşanma ihtimaline karşı eşlerin haklarını evlilik sözleşmesi ile koruma arzusunu beraberinde getirmiştir.

Eşler, boşanma durumunda mahkeme önünde mal paylaşımı uyuşmazlığının yıpratıcı sonuçlarından kaçınmak ve evlilik süresince gelişecek olaylardan bağımsız olarak gelecekleri hakkında önceden karar verme rahatlığını yaşamak amacıyla hukuken bağlayıcı olan evlilik sözleşmesini tercih etmektedir. Ancak evlilik öncesi yapılan anlaşmaların, eşlerin birbirlerine karşı davranışlarının bir taahhüdü olmadığı, sadece malvarlıklarını düzenlemek için yapılan bir sözleşme olduğu unutulmamalıdır.

Evlilik sözleşmesinin temel özellikleri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Tablodaki her başlık, sayfanın ilgili bölümünde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

📋 EVLİLİK SÖZLEŞMESİNİN TEMEL KURALLARI
KonuKuralDayanak
🏷️ Kanundaki adıMal rejimi sözleşmesiTMK m. 203
📅 Ne zaman yapılır?Evlenmeden önce veya evlilik devam ederkenTMK m. 203
✍️ ŞekliNoterde düzenleme veya onaylama; evlenme başvurusunda yazılı bildirimTMK m. 205
⚖️ Seçilebilecek rejimlerMal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığıTMK m. 202
🔁 Sözleşme yoksaEdinilmiş mallara katılma rejimi uygulanırTMK m. 202
🚫 Düzenlenemeyen konularNafakadan önceden vazgeçme, velayet, sadakat yükümlülüğüEmredici hükümler

TÜRK MEDENİ KANUNU Madde 203- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.

Madde 205- Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilirler.

Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur.

Mal Rejimi Nedir ve Mal Rejimi Türleri Nelerdir?

Mal rejimi, evlilik birliği kurulmadan önce veya evlilik devam ederken eşlerin sahip oldukları malvarlığı üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evliliğin sona ermesi hâlinde bu değerlerin nasıl paylaşılacağını düzenleyen kurallar bütünüdür. Evlilik sözleşmesi ise uygulanacak mal rejiminin seçimi ve/veya değiştirilmesi amacıyla yapılan hukuki işlemdir.

Kanundaki karşılığı “mal rejimi sözleşmesi” olan bu tür sözleşmeler, halk arasında genellikle “evlilik sözleşmesi” olarak adlandırılır. Evlilik sözleşmesi nedir sorusunun cevabını iyi anlamak için kanunda belirtilen mal rejimi kavramını ve mal rejimi türlerini bilmek gerekir. Kanun koyucu, biri yasal, üçü seçimlik olmak üzere dört farklı mal rejimine yer vermiştir:

1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi (Yasal Mal Rejimi)

Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk Medeni Kanunu’nda kabul edilmiş yasal mal rejimidir; eşler evlilik sözleşmesi yaparak başka bir rejim seçmedikleri takdirde kanunen bu rejim uygulanır (TMK m. 202). Bu rejimde her eşin malları “edinilmiş mallar” ve “kişisel mallar” olarak ikiye ayrılır ve rejim sona erdiğinde paylaşım yalnızca edinilmiş mallar üzerinden yapılır.

  • Edinilmiş Mallar: Her eşin rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir; özellikle çalışmanın karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu gruptadır (TMK m. 219).
  • Kişisel Mallar: Yalnız kişisel kullanıma yarayan eşya, evlilikten önce sahip olunan veya sonradan miras ya da bağış yoluyla karşılıksız edinilen malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve bunların yerine geçen değerler kişisel maldır (TMK m. 220).
  • Artık Değere Katılma: Evlilikten sonra edinilen mallar, eşlerin katkı oranına bakılmaksızın paylaşıma konu olur; her eş, borçlar düşüldükten sonra diğer eşin edinilmiş mallarından kalan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 231, 236). Böylece edinilmiş mallar boşanma sürecinde eşler arasında eşit esasa göre paylaştırılır.
  • Değer Artış Payı: Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa, tasfiyede bu malın değer artışından katkısı oranında pay isteyebilir (TMK m. 227).
  • Edinilmiş Mal Karinesi: Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir; malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş bunu ispatla yükümlüdür (TMK m. 222).

Evlenmeden Önce Alınan Ev Boşanmada Paylaşılır mı?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde evlenmeden önce satın alınan ev, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan bir malvarlığı değeri olduğundan kanun gereği o eşin kişisel malıdır ve boşanmada paylaşıma konu olmaz (TMK m. 220/2). Bununla birlikte konutun kredi taksitleri evlilik süresince edinilmiş mallardan, örneğin eşlerin maaşlarından ödenmişse, ödenen kısım için mal rejiminin tasfiyesinde denkleştirme ve diğer eşin katkısı varsa değer artış payı gündeme gelebilir (TMK m. 227, 230).

Bu nedenle evlilikten önce edinilmiş ancak borcu evlilik sırasında ödenen taşınmazlar, mal rejiminin tasfiyesi davalarında en sık uyuşmazlık çıkan malvarlığı değerleri arasındadır. Ev alırken tapuda hangi eşin malik olarak tescil edileceği ve payların oranı da, özellikle mal ayrılığı rejiminde mülkiyetin kime ait olacağını doğrudan belirler. Taşınmazın kişisel mal niteliğinin baştan netleştirilmesi isteniyorsa, evlilik sözleşmesine kişisel malların listesi eklenmesi ve ödemelerin hangi kaynaktan yapılacağının belirlenmesi uygun olur. Birlikte ev alacak eşler için bir gayrimenkul avukatı, tapuda tescil edilecek payların evlilik sözleşmesindeki mal rejimiyle uyumlu olup olmadığını satıştan önce inceleyebilir; bu, ileride tasfiye davasında çıkabilecek ispat sorunlarını azaltır.

2. Mal Ayrılığı Rejimi

Mal ayrılığı rejiminde her eş, yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur (TMK m. 242). Başka bir deyişle, hangi mal kime aitse boşanma sonrasında da o malın sahibi olarak kalır ve eşler arasında katılma alacağı doğmaz.

  • Taşınmazlar: Mal ayrılığı rejiminde evlilik birliği içinde bir taşınmaz Gayrimenkul Hukuku kapsamında hangi eş adına satın alındıysa o eşin kişisel malı sayılır ve boşanma sürecinde paylaşımı yapılmaz.
  • Şerh ve İpotek: Taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunması ya da ipotek tesis edilmiş olması malın hangi eşe ait olduğu sonucunu değiştirmez.
  • İspat: Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır (TMK m. 243, 245).
  • Borçlar: Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m. 243, 246).

3. Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi

Paylaşmalı mal ayrılığı, mal ayrılığının özel bir türüdür; bu rejimde eşler kendi mallarının sahibi olarak kalır, ancak ailenin ortak kullanımına özgülenen mallar rejim sona erdiğinde eşit olarak paylaşılır (TMK m. 244, 250). Diğer mal rejimlerinden farklı olarak burada kısmi bir tasfiye süreci gerçekleşir.

  • Malların Geri Alınması: Her eş, diğer eşte bulunan kendi mallarını geri alır (TMK m. 248).
  • Aileye Özgülenen Mallar: Rejim kurulduktan sonra edinilip ailenin ortak kullanımına ayrılan mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvenceye alan yatırımlar eşler arasında eşit paylaşılır; miras ve bağış yoluyla edinilen mallar ile manevi tazminat alacakları bu paylaşıma girmez (TMK m. 250).
  • Paylı Malın Devri: Rejim sona erdiğinde üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine payının ödeme günündeki karşılığını vererek paylı mülkiyetteki malın kendisine verilmesini talep edebilir (TMK m. 248).

4. Mal Ortaklığı Rejimi

Mal ortaklığı rejimi, ortaklık malları ile eşlerin kişisel mallarını kapsar; eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak birlikte sahip olur ve hiçbir eş ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf edemez (TMK m. 256, 257). Genel mal ortaklığında kanunen kişisel mal sayılanlar dışındaki bütün mallar ve gelirler ortaklık malıdır; eşler sözleşmeyle ortaklığı yalnızca edinilmiş mallarla sınırlayabilir ya da belirli malları ortaklık dışında tutabilir (TMK m. 258, 259).

Boşanma durumunda her eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılacak olanları ortaklık mallarından geri alır ve geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya paylaşılır (TMK m. 277). Taraflar ortak malların paylaşımında anlaşamazlarsa, paylı mülkiyete ilişkin hükümler uyarınca ortaklığın giderilmesini izale-i şuyu davası ile talep edebilirler (TMK m. 281).

Kanun koyucu, eşlerin farklı ailevi ve ekonomik ihtiyaçlara sahip olabileceğini göz önünde bulundurarak, kendi ihtiyaçlarına uygun bir mal rejimi seçme ve gerektiğinde bu rejimin içeriğini sınırlı da olsa değiştirme imkânı tanımıştır. Eşler, mal rejimi sözleşmesi yaparak mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilir; bu seçimi yapmazlarsa yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar. Dört rejimin boşanmadaki sonucu aşağıdaki tabloda karşılaştırılmıştır:

⚖️ MAL REJİMLERİNİN BOŞANMADAKİ SONUÇLARI
🔗 Edinilmiş mallara katılma
Nasıl uygulanır: Sözleşme yoksa kendiliğinden
Boşanmada: Edinilmiş malların artık değerinin yarısı; kişisel mallar paylaşılmaz
🔒 Mal ayrılığı
Nasıl uygulanır: Evlilik sözleşmesiyle
Boşanmada: Her eş kendi malını alır; katılma alacağı yok
🤝 Paylaşmalı mal ayrılığı
Nasıl uygulanır: Evlilik sözleşmesiyle
Boşanmada: Aileye özgülenen mallar eşit paylaşılır
👥 Mal ortaklığı
Nasıl uygulanır: Evlilik sözleşmesiyle
Boşanmada: Kişisel mallar geri alınır, ortaklık malları yarı yarıya paylaşılır

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir ve Neyi Korur?

Mal ayrılığı sözleşmesi, eşlerin yasal rejim yerine mal ayrılığı rejimini seçtikleri ve böylece her eşin evlilik süresince edindiği malların kendisinde kalmasını sağlayan mal rejimi sözleşmesidir (TMK m. 203, 242). Uygulamada en sık yapılan evlilik sözleşmesi türü olup evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlendikten sonra da yapılabilir; evlilik sırasında yapılan mal ayrılığı sözleşmesi, imza tarihinden itibaren ileriye etkili sonuç doğurur.

Mal ayrılığı sözleşmesi güçlü bir koruma sağlasa da her riski ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin neyi koruyup neyi korumadığı aşağıda maddeler hâlinde açıklanmıştır:

  • Korur – Katılma Alacağı: Boşanmada diğer eş, sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra edinilen mallar üzerinde artık değere katılma alacağı ileri süremez.
  • Korur – Yönetim ve Tasarruf: Her eş kendi malvarlığını yönetir, ondan yararlanır ve üzerinde tasarrufta bulunur (TMK m. 242).
  • Korumaz – İspat Edilemeyen Mallar: Hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mallar paylı mülkiyette sayılır (TMK m. 245); bu nedenle mülkiyet belgelerinin ve ödeme kayıtlarının saklanması önemlidir.
  • Korumaz – Aile Konutu: Aile konutu üzerindeki sınırlamalar mal rejiminden bağımsız olarak uygulanır; malik eş, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz (TMK m. 194).
  • Korumaz – Alacaklılar: Mal rejiminin kurulması veya değiştirilmesi, eşlerin mevcut alacaklılarının başvurabileceği malları sorumluluk dışında bırakamaz (TMK m. 213).
  • Korumaz – Nafaka, Tazminat ve Miras: Mal ayrılığı sözleşmesi nafaka ve tazminat yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; eşlerin birbirine mirasçı olmasını da engellemez.

Sözleşmenin evlilik sırasında yapılması halinde, imza tarihine kadar edinilen mallar bakımından önceki rejimin, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin hükümleri uygulanmaya devam eder.

🛡️ MAL AYRILIĞI SÖZLEŞMESİNİN ETKİLERİ
🏠
Evlilikte edinilen mallar
Edinen eşte kalır
TMK m. 242
❓
Kime ait olduğu ispatlanamayan mal
Paylı mülkiyette sayılır
TMK m. 245
🔑
Aile konutu
Diğer eşin rızası olmadan devredilemez
TMK m. 194
💳
Eşin borçları
Her eş kendi borcundan sorumludur
TMK m. 246
🏦
Mevcut alacaklılar
Sözleşme alacaklıların haklarını etkilemez
TMK m. 213
📜
Miras ve nafaka
Etkilenmez
Miras ve boşanma hükümleri

Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır ve Evlilik Sözleşmesi Şartları Nelerdir?

Evlilik sözleşmesinin geçerli olması için tarafların ayırt etme gücüne sahip olması, sözleşmenin kanunda sayılan mal rejimlerinden birini konu edinmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması ve taraflarca imzalanması gerekir (TMK m. 203–205). Eşlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan “evlilik sözleşmesi nasıl yapılır” sorusunun cevabı, bu dört geçerlilik şartında toplanmaktadır.

1. Evlilik Sözleşmesi Yapma Ehliyeti

Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir; küçükler ile kısıtlılar ise yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır (TMK m. 204). Eşlerden biri ayırt etme gücüne sahip değilse mal rejimi sözleşmesi yapılamaz ve sözleşme yalnızca eşler veya evlenecek olan çiftler arasında imzalanabilir.

Eşlerden biri sonradan ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybederse, diğer eş mahkemeden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebileceği gibi, ayırt etme gücünden yoksun eşin yasal temsilcisi de aynı sebebe dayanarak bu talepte bulunabilir (TMK m. 206).

2. Evlilik Sözleşmesinin İçeriği

Evlilik sözleşmesinin içeriği, Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü sınırlar içinde düzenlenmelidir; taraflar istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir (TMK m. 203). Bu kapsamda sözleşmede eşlerin evlilik süresince geçerli olacak mal rejimine ilişkin iradeleri açıkça ortaya konulmalı ve kanunda öngörülen mal rejimlerinden hangisinin seçildiği belirtilmelidir.

Taraflar, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini tercih ederek, söz konusu rejimin uygulanmasına ilişkin kanunun izin verdiği özel hükümleri de bu sözleşmeyle kararlaştırabilir. Kanunda bulunmayan karma bir rejim yaratılamaz.

3. Evlilik Sözleşmesinin Noterde Yapılması

Evlilik sözleşmesinin hukuken geçerli olması için noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekir (TMK m. 205/1). Eşlerin kendi aralarında el yazısıyla hazırlayıp imzaladıkları bir metin şekil şartına aykırı olduğundan mal rejimi sözleşmesi olarak hukuki sonuç doğurmaz; bu nedenle evlilik sözleşmesi yetkili noterlik makamında yapılmalıdır.

Taraflardan birinin yabancı uyruklu olması ve Türkçe bilmemesi durumunda, işlem yeminli tercüman huzurunda yapılır (Noterlik Kanunu m. 74). Tercüman desteğinin sağlanabilmesi için notere önceden bilgi verilmesi, işlemlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi bakımından önem taşır.

4. Evlilik Sözleşmesinin İmzalanması

Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcilerince imzalanması zorunludur (TMK m. 205/2). Eşler iradelerini serbestçe açıklamalı ve sözleşmeyi bizzat imzalamalıdır; sözleşme kişiye sıkı sıkıya bağlı bir işlem olduğundan, küçük veya kısıtlı eşin yerine yasal temsilcinin tek başına sözleşme yapması mümkün değildir.

Küçük veya kısıtlı bir eşin yaptığı sözleşmenin geçerliliği, yasal temsilcinin rızasına ve bu rızanın da imzayla belgelenmesine bağlıdır. Böylece tarafların hukuki ehliyet durumları, sözleşmenin geçerliliği açısından belirleyici bir unsur teşkil eder.

evlilik sözleşmesi şartları

5. Evlilik Sözleşmesi Dijital Ortamda Düzenlenebilir mi?

Evlilik sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gereken resmî şekle bağlı bir işlem olduğundan, eşlerin kendi aralarında e-posta, mesajlaşma uygulaması, internet sitesi veya elektronik imza ile oluşturdukları bir metin mal rejimi sözleşmesi yerine geçmez (TMK m. 205). İnternette yer alan hazır şablonlar ancak noterde yapılacak işlem için bir taslak olarak kullanılabilir.

Noterlik Kanunu noterlik işlemlerinin güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda yapılmasına imkân tanısa da, düzenleme şeklinde yapılması zorunlu işlemler ile irade beyanlarının alınmasına ilişkin işlemlerde güvenli elektronik imza ancak ilgililerin noter huzurunda olmasıyla kullanılabilir (Noterlik Kanunu m. 198/A). Bu nedenle evlilik sözleşmesi, tarafların noterde hazır bulunarak kimliklerinin tespit edilmesi ve sözleşmeyi noter önünde imzalamasıyla tamamlanır; taraflardan biri yurt dışındaysa işlem, noterlik görevini yürüten Türk konsoloslukları aracılığıyla yapılabilir (Noterlik Kanunu m. 191).

6. Noterde Evlilik Sözleşmesi İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?

Noterde evlilik sözleşmesi yapılabilmesi için tarafların kimlik belgeleriyle birlikte notere bizzat başvurması yeterlidir; noter tutanağına tarafların kimlik ve adres bilgileri ile vergi kimlik numarası yazılır (Noterlik Kanunu m. 84). Sözleşme metni tarafların talebi doğrultusunda noter tarafından düzenlenebileceği gibi, avukat tarafından hazırlanan metin notere onaylatılabilir.

  • Kimlik Belgesi: Türk vatandaşları için nüfus cüzdanı, yabancılar için pasaport veya ikamet izni.
  • Yeminli Tercüman: Türkçe bilmeyen taraf için noterlikte yeminli tercüman bulundurulur (Noterlik Kanunu m. 74).
  • Temsil Belgesi: Küçük veya kısıtlı eş için yasal temsilcinin sıfatını gösteren belge (Noterlik Kanunu m. 79).
  • Malvarlığı Listesi: Zorunlu olmamakla birlikte, kişisel malların tapu, ruhsat ve hesap bilgilerini gösteren bir listenin sözleşmeye eklenmesi ispat kolaylığı sağlar.

Evlilik sözleşmesinin geçerlilik şartlarından birinin eksik olması, sözleşmenin mal rejimi sözleşmesi olarak hüküm doğurmasını engeller ve eşler yasal mal rejimine tabi olur.

✅ EVLİLİK SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
ŞartAçıklamaDayanak
01EhliyetAyırt etme gücü; küçük ve kısıtlılar için yasal temsilci rızasıTMK m. 204
02İçerikKanunda sayılan mal rejimlerinden biri, kanuni sınırlar içindeTMK m. 203
03ŞekilNoterde düzenleme veya onaylamaTMK m. 205/1
04İmzaTaraflar ve gerektiğinde yasal temsilcilerTMK m. 205/2
05DilTürkçe bilmeyen taraf için yeminli tercümanNoterlik K. m. 74

Evlilik Sözleşmesi Nerede Yapılır?

Evlilik sözleşmesi noterde yapılır; mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır ve taraflar ayrıca evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler (TMK m. 205/1). Evlilik sözleşmesinin şekli, eşlerin çıkarlarının korunması, mal rejimi konusundaki ihtilafların önlenmesi ve açıklığın sağlanması amacıyla belirlenmiştir.

Diğer bir deyişle, noter dışındaki bir makam evlilik sözleşmesini düzenleyemez veya onaylayamaz. Yurt dışında bulunan Türk vatandaşları bakımından Türk konsoloslukları noterlik yetkisine sahip olduğundan, bu sözleşmelerin konsolosluklarda da düzenlenebileceği kabul edilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca evlenmek isteyen kişiler, evlenme başvurusu sırasında seçtikleri mal rejimini evlendirme memuruna yazılı olarak bildirebilir. Ancak evlendirme memurunun evlilik sözleşmesini düzenleme veya onaylama yetkisi bulunmamaktadır; evlendirme memuru, tarafların yazılı bildirimini ya da daha önce noterde düzenlenmiş veya onaylanmış belgeyi evlenme kayıtlarına işleyerek ilgili nüfus müdürlüğüne gönderir.

Evlilik Sözleşmesi e-Devlet’te Görünür mü?

Noterde yapılan evlilik sözleşmesinin aslı noterlik dairesinde saklanır ve örneği taraflara verilir; bu nedenle sözleşmenin varlığı ve içeriği, noterden alınacak onaylı örnekle ispat edilir (Noterlik Kanunu m. 84). Evlenme başvurusu sırasında evlendirme memuruna bildirilen mal rejimi seçimi ise evlenme kayıtlarına işlenir.

Sözleşmenin herhangi bir elektronik sorgulama ekranında görüntülenip görüntülenmemesi, sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bir uyuşmazlıkta sözleşmeye dayanacak eşin, noterden aldığı onaylı örneği saklaması ve gerektiğinde mahkemeye sunması yeterlidir.

Evlilik Sözleşmesi Noter Ücreti Ne Kadardır?

Evlilik sözleşmesi noter ücreti sabit değildir; noterlik ücret tarifesine göre sayfa başına yazı ücreti, tescil ücreti, vergi ve harçlardan oluşur ve 2026 yılı itibarıyla az sayfalı bir mal rejimi sözleşmesi için yaklaşık 7.000–10.000 TL civarındadır. Noterlik işlemleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan noterlik ücret tarifesi çerçevesinde ücretlendirilir; noterde yapılma zorunluluğu ise Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü şekil şartından kaynaklanır.

Evlilik sözleşmesine ilişkin noter ücreti; sözleşmenin noterde düzenlenmesi veya yalnızca onaylanması, metnin uzunluğu ve ilgili harç ve vergilere göre değişiklik gösterir. Tarafların taleplerine göre sözleşmenin kapsamının genişlemesi ücreti artırır; yabancı uyruklu tarafların katılımı hâlinde yeminli tercüman bulundurulması da ek bir maliyet doğurur. Aynı esaslar mal ayrılığı sözleşmesi noter ücreti için de geçerlidir.

Örneğin Türkiye’de evlilik sözleşmesi noter ücreti, 2026 yılı itibarıyla noterin yazdığı kağıtların dairede kalan nüshası ile iş sahibine verilen asıl ve örneklerinin her sayfasından 80,68 TL yazı ücreti alınarak hesaplanır. Ayrıca kanun uyarınca tescili gereken işlemlere ait kağıtlardan işlem başına maktu olarak 25,21 TL tescil ücreti alınır ve bu ücretlere ek olarak vergi ve harçlar uygulanır.

💰 2026 EVLİLİK SÖZLEŞMESİ NOTER ÜCRETİ
📝
YAZI ÜCRETİ
80,68 TL / sayfa
Asıl, örnek ve daire nüshasının her sayfası
🗂️
TESCİL ÜCRETİ
25,21 TL
Tescili gereken işlem başına, maktu
🏛️
VERGİ VE HARÇLAR
Değişken
İşlemin niteliğine göre
🗣️
YEMİNLİ TERCÜMAN
Ayrıca ödenir
Türkçe bilmeyen taraf varsa
🧾 Toplam (az sayfalı sözleşme) — Tahmini: 7.000–10.000 TL civarı
Tutarlar 2026 Noterlik Ücret Tarifesine göredir; toplam tutar sayfa sayısına, vergi ve harçlara göre değişir.

Yukarıdaki yazı ve tescil ücretleri, 30.12.2025 tarihli ve 33123 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2026 Yılı Noterlik Ücret Tarifesi‘nin 3. ve 6. maddelerinde yer almaktadır; aynı tarifeye göre noter ücreti, işlemden alınan harcın yüzde otuzu oranında ve bir işlemde 58,82 TL’den az olmamak üzere hesaplanır (Tarife m. 1). Bu ücretler noterden notere değişebilir ve noterlik ücret tarifesi her yıl güncellenebilir. Bu nedenle evlilik sözleşmesi noter ücretleri hakkında en doğru bilgi, sözleşmenin yapılacağı noterden veya Türkiye Noterler Birliği‘nden edinilebilir.

Evlilik Sözleşmesi Yapılması Zorunlu mudur?

Evlilik sözleşmesi yapılması Türk Medeni Kanunu uyarınca zorunlu değildir; sözleşme yapılmadığı takdirde eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi kendiliğinden uygulanır (TMK m. 202). Kanun koyucu bu konuda taraflara geniş bir takdir yetkisi tanımış ve sözleşme yapılmasını eşlerin serbest iradesine bırakmıştır.

Evlilik sözleşmesi ancak tarafların serbest iradeleriyle yapılabilir; bu nedenle eşlerden birinin diğerini tehdit veya baskıyla sözleşme yapmaya zorlaması, sözleşmenin iptaline yol açabilir. Eşler, ister evlenmeden önce ister evlilik birliği devam ederken evlilik sözleşmesi yaparak mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini seçebilir. Dolayısıyla evlilik sözleşmesi, tarafların mal rejimini kişisel tercihlerine göre düzenleme imkânı tanıyan, ancak yapılması zorunlu olmayan bir hukuki işlemdir.

1. Evlilik Sözleşmesi Yapılmazsa Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Evlilik sözleşmesi yapılmamışsa boşanmada mal paylaşımı edinilmiş mallara katılma rejimine göre yapılır; her eş kişisel mallarını alır ve diğer eşin evlilik süresince edindiği malların borçlar düşüldükten sonra kalan değerinin yarısını katılma alacağı olarak isteyebilir (TMK m. 231, 236). Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer ve tasfiyede bu tarih esas alınır (TMK m. 225).

Boşanmada mal paylaşımı uyuşmazlıkları mal rejiminin tasfiyesi davası ile çözülür; boşanma hâlinde bu davada yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili olan mahkemedir (TMK m. 214). Sözleşmesiz evliliklerde değer artış payı, katılma alacağı ve kişisel mal iddiaları ayrı ayrı ispat edilmek zorunda kalındığından, mal paylaşımı davaları çoğu zaman uzun ve masraflı bir yargılama sürecine dönüşür.

2. Evlilik Sözleşmesi Kimler İçin Avantajlıdır?

Evlilik sözleşmesi, özellikle evliliğe önemli bir malvarlığıyla giren, ticari faaliyet yürüten veya önceki evliliğinden çocuğu bulunan kişiler için malvarlığının öngörülebilir biçimde korunmasını sağladığı ölçüde avantajlıdır. Sözleşmenin mantıklı olup olmadığı, tarafların gelir düzeyi, malvarlığı ve aile planlaması birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

  • Şirket ortakları ve işletme sahipleri: Şirket payı ve işletme değerinin tasfiye riskinden korunması. Şirket paylarına ilişkin hükümlerin, bir ticaret hukuku avukatı tarafından şirket sözleşmesindeki pay devri kuralları da gözetilerek yazılması, iki metin arasında çelişki doğma riskini azaltır.
  • Evliliğe taşınmaz veya birikimle girenler: Kişisel malların ve bunların gelirlerinin net olarak ayrılması (TMK m. 221).
  • İkinci evliliğini yapanlar: Önceki evlilikten olan çocukların haklarını gözeten bir malvarlığı planlaması.
  • Yabancı uyruklu eşler: Uygulanacak hukukun ve rejimin baştan belirlenmesi.

Buna karşılık geliri daha düşük olan veya ev işleri ve çocuk bakımı nedeniyle çalışmayan eş bakımından mal ayrılığı, edinilmiş mallara katılmaya göre daha az koruma sağlar. Bu nedenle her iki eşin de sözleşmenin sonuçlarını bilerek imzalaması, ileride iptal iddialarının önüne geçer.

Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılır?

Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya evlendikten sonra yapılabilir (TMK m. 203). Evlilik sözleşmeleri yalnızca nişanlılık döneminde ve evlilik öncesinde değil, evlilik birliği içinde de yapılabilir; evlendikten sonra ya da evliyken yapılan evlilik sözleşmesi, kural olarak imza tarihinden itibaren ileriye etkili hüküm doğurur.

Nişanlılar arasında yapılan mal rejimi sözleşmesi, evlenmenin gerçekleşmesi geciktirici koşuluna bağlı olarak hüküm doğuran bir hukuki işlemdir. Diğer bir ifadeyle, söz konusu sözleşme ancak tarafların evlenmesiyle birlikte hüküm doğurur; nişan evlilik dışındaki bir nedenle sona ererse sözleşme herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz.

Hukuki güvenlik ve malvarlığı ilişkilerinin öngörülebilirliği bakımından, evlilik sözleşmesinin evlenmeden önce yapılması doktrinde isabetli bir yaklaşım olarak değerlendirilir. Bu şekilde yapılan sözleşmeler, evlilik süresince edinilen malların paylaşımı konusundaki belirsizlikleri ortadan kaldırarak, özellikle boşanma davası gibi ihtilaflı süreçlerde taraflara hukuki koruma sağlar ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesine katkı sunar.

Evlilik Sözleşmesi Geçmişe Etkili Olarak Düzenlenebilir mi?

Evlilik sözleşmesi kural olarak geçmişe etkili olarak düzenlenemez; sözleşme yapıldığı andan itibaren ve ileriye dönük olarak hüküm doğurur. Sözleşme hangi tarihte yapılmışsa o tarihten sonraki mal rejimi ilişkilerini düzenler; bu ilke, hukukta “sözleşmeler kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur” prensibiyle örtüşmektedir.

Yargıtay da bu konuda açık bir tutum sergilemiş ve seçimlik mal rejimlerinin geçmişe etkili olarak belirlenemeyeceği yönünde içtihat geliştirmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13166, K. 2013/7003, T. 13.05.2013 sayılı kararında, 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesini değerlendirerek şu tespite yer vermiştir:

“…Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde eşlerin geçmişe etkili olmak üzere sadece yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçebilecekleri açıktır. Diğer bir ifade ile; eşler geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında gene kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısı ile varsa bile; böyle bir belirleme de yok hükmünde olup, kamu düzenine ilişkin bu sınırlama sözleşme serbestîsi kurallarına dayanılarak aşılamaz…”

4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce evlenmiş eşlere ilişkin bir geçiş hükmüdür. Ancak Yargıtay aynı kararda, 01.01.2002 tarihinden sonra yapılan evliliklerde de TMK m. 203’teki “kanunda yazılı sınırlar içinde” ifadesinin seçimlik bir rejimin sonradan yapılan sözleşmeyle geriye götürülmesine yasal bir engel oluşturduğunu açıkça belirtmiştir.

Görüldüğü üzere Yargıtay, kanun hükümlerini lafzi yorum yöntemiyle değerlendirerek yalnızca edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından geçmişe etkili seçim yapılabileceğini kabul etmekte, diğer mal rejimleri açısından ise sözleşmenin geçmişe yürümesini kamu düzenine aykırı ve yok hükmünde saymaktadır. Bu bağlamda sözleşme serbestisinin sınırları açıkça çizilmiş olup geriye yürürlük ancak kanunen öngörülen dar çerçevede mümkündür.

Bu sebeple evlilikten sonra yapılan evlilik sözleşmesi ile mal rejimi değiştirilecekse, sözleşmenin yalnızca yapıldığı tarihten sonraki mallar üzerinde etkili olacağına, eşlerin evlilik sözleşmesini yapmadan önce edinmiş oldukları mallar için ise sözleşmenin uygulanmayacağına özellikle dikkat edilmelidir. Mal rejimi değişikliği geçmişe yürümediğinden, önceki döneme ilişkin malvarlığı ilişkileri eski rejime tabi kalmaya devam eder.

Evlilik Sözleşmesi Sonradan Değiştirilebilir mi?

Evlilik sözleşmesi sonradan değiştirilebilir; eşler istedikleri mal rejimini kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir ve her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler (TMK m. 203, 208). Değişiklik de ilk sözleşme gibi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır.

Eşler seçtikleri rejim içinde kanunun izin verdiği özel düzenlemeleri de yapabilir. Kanunun tanıdığı başlıca değişiklik imkânları şunlardır:

  • Meslek ve İşletme Malları: Eşler, edinilmiş mallara katılma rejiminde bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilir (TMK m. 221/1). Örneğin yurtdışından alınan maaşlar, yurtdışı gelirleri, ticaret hukuku kapsamında işletmenin ya da Türkiye’de kurulmuş şirketin faaliyeti nedeniyle edinilen mallar bu yolla kişisel mal olarak belirlenebilir.
  • Kişisel Malların Gelirleri: Eşler, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilir (TMK m. 221/2).
  • Artık Değere Katılma Oranı: Eşler mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada yarı yarıya paylaşım yerine başka bir esas kabul edebilir; ancak bu anlaşma, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı paylarını zedeleyemez (TMK m. 237). Farklı oranın boşanma hâlinde de uygulanması için bunun sözleşmede açıkça öngörülmesi gerekir (TMK m. 238).
  • Mal Ortaklığının Kapsamı: Mal ortaklığı rejiminde eşler ortaklığı yalnızca edinilmiş mallarla sınırlayabilir veya taşınmazlar, bir eşin kazancı ya da meslek malları gibi belirli değerleri ortaklık dışında tutabilir (TMK m. 258, 259). Boşanmada yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar ise ancak sözleşmede açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m. 277).

Eşler boşanmanın malvarlığına ilişkin sonuçlarını önceden kararlaştırmak isteseler de, boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz (TMK m. 184/5). Bu nedenle mal rejimi sözleşmesindeki paylaşım hükümleri ile boşanma protokolündeki düzenlemeler birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

🔄 EVLİLİK SÖZLEŞMESİNDE DEĞİŞİKLİK YOLLARI
🔄 Rejimin tamamen değiştirilmesi
Yeni mal rejimi sözleşmesi (noterde) | TMK m. 203, 208
💼 Meslek/işletme mallarının kişisel mal sayılması
Edinilmiş mallara katılmada sözleşme hükmü | TMK m. 221
📊 Artık değere katılma oranının değiştirilmesi
Sözleşme hükmü; boşanma için açık hüküm | TMK m. 237, 238
🤝 Ortaklık mallarının kapsamı
Mal ortaklığında sözleşme hükmü | TMK m. 258, 259
⚖️ Tek taraflı mal ayrılığına geçiş
Haklı sebeple mahkeme kararı | TMK m. 206

Evlilik Sözleşmesi Maddeleri Neler Olmalıdır?

Evlilik sözleşmesinin maddeleri; tarafların kimlik bilgilerini, seçilen mal rejimini, kişisel ve ortak sayılacak malları, birlik giderlerine katılımı ve sözleşmenin serbest iradeyle yapıldığına ilişkin beyanı içermelidir. Sözleşmenin içeriği çiftlerin özel durumlarına, beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre şekillenmeli; ancak genel olarak bir evlilik sözleşmesi aşağıdaki maddeleri içerebilir:

  • Tarafların Kimlik Bilgileri: Sözleşmeyi imzalayan tarafların isimleri, soyadları, doğum tarihleri ve kimlik bilgileri gibi temel kişisel bilgiler.
  • Mal Rejimi Seçimi: Bu bölümde tarafların hangi mal rejimini tercih ettikleri (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı) açıkça belirtilmelidir.
  • Birlik Giderlerine Katılım ve Gelirler: Eşlerin evlilik birliğinin giderlerine nasıl katılacağı ve gelirlerin hangi mal grubunda sayılacağı düzenlenebilir; ancak boşanma sonrası nafaka bu bölümde kararlaştırılamaz.
  • Kişisel ve Ortak Malların Belirlenmesi: Hangi malların ortak, hangilerinin ayrı kabul edileceği belirtilmelidir. Örneğin bir tarafa ait fikri mülkiyet hakları, marka hakları, tazminat hakları (doktor hatası sebebiyle tazminat, sigorta tazminatı vs.) ve şirket hisseleri gibi hususların boşanma durumunda kime ait olacağı açıkça yazılmalıdır.
  • Ortak Hesaplar ve Yatırımlar: Ortak banka hesapları, yatırımlar ve paylı mülkiyette edinilecek mallarla ilgili esaslar bu kısımda yer alabilir.
  • Ek Hükümler: Tarafların özel istekleri doğrultusunda kanunun izin verdiği ek düzenlemeler bu bölümde yer alabilir.
  • Serbest İrade ve İmza: Tarafların imzalarıyla birlikte, sözleşmenin taraflarca özgür iradeleriyle kabul edildiğine dair hükümler eklenmelidir.

Her çiftin ihtiyaçları farklı olduğundan evlilik sözleşmesi maddeleri kişiselleştirilebilir; ancak sözleşme yasalara uygun olmalı ve her iki tarafın da rızasıyla yapılmalıdır. Bu nedenle bir boşanma avukatından profesyonel destek alınması, sözleşmenin ileride iptal riskiyle karşılaşmaması bakımından önemlidir.

evlilik sözleşmesi örneği

Evlilik Sözleşmesi Örneği (Mal Ayrılığı Sözleşmesi Taslağı)

Aşağıdaki evlilik sözleşmesi örneği, en sık tercih edilen mal ayrılığı rejimi için hazırlanmış genel bir taslaktır ve noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 205). Örnek, sözleşmede bulunması gereken temel maddeleri göstermek amacı taşır; tarafların malvarlığına, evlilik tarihine ve aile durumuna göre mutlaka uyarlanmalıdır.

EVLİLİK (MAL REJİMİ) SÖZLEŞMESİ

Taraflar: (1) Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres ve (2) Ad Soyad, T.C. Kimlik No / Pasaport No, Adres. Taraflar, …/…/…… tarihinde yapılacak (veya …/…/…… tarihinde yapılmış olan) evlilikleri bakımından aşağıdaki hususlarda anlaşmışlardır.

  1. Seçilen Mal Rejimi: Taraflar, Türk Medeni Kanunu’nun 203. ve 242. maddeleri uyarınca aralarında mal ayrılığı rejiminin uygulanmasını kabul etmişlerdir.
  2. Yürürlük: Bu sözleşme evlenmeden önce yapılmışsa evlenme tarihinden, evlilik sırasında yapılmışsa imza tarihinden itibaren hüküm doğurur; imza tarihine kadar edinilen mallar bakımından önceki mal rejimine göre tasfiye yapılır.
  3. Yönetim ve Tasarruf: Her eş, yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir.
  4. Kişisel Mallar Listesi: Tarafların sözleşme tarihindeki taşınmaz, araç, şirket payı, banka hesabı ve diğer malvarlığı değerleri ekli listede gösterilmiştir; ek liste sözleşmenin ayrılmaz parçasıdır.
  5. Paylı Edinilen Mallar: Eşlerin birlikte edinecekleri mallar, tapuda veya ilgili sicilde payları oranında paylı mülkiyet olarak tescil edilir; hangi eşe ait olduğu ispatlanamayan mallar paylı mülkiyette sayılır.
  6. Borçlar: Her eş, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
  7. Birlik Giderleri: Eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılır (TMK m. 186).
  8. Kapsam Dışı Hususlar: Nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki ve tazminat hakları bu sözleşmenin kapsamı dışındadır ve kanun hükümlerine tabidir.
  9. Şekil ve İmza: İşbu sözleşme noter huzurunda taraflarca okunarak serbest iradeyle imzalanmıştır.

Taraf 1 İmza – Taraf 2 İmza – Noter Onayı

Evlilik Sözleşmesi Örneği Kullanmak Sakıncalı mıdır?

Her evliliğin özgün ihtiyaçları ve koşulları farklılık gösterdiğinden, tek bir standart evlilik sözleşmesi örneğinin tüm durumlara uyarlanması mümkün değildir. Bu nedenle mal rejimi belirlenirken çiftlerin öncelikle mal rejimi türleri hakkında kapsamlı bilgi edinmeleri ve kendi yaşam koşullarına en uygun mal rejimini seçmeleri büyük önem taşır; yanlış veya eksik bir tercih ileride telafisi güç hukuki ve maddi kayıplara yol açabilir.

Örneğin bir eşin iş sözleşmesinin feshi ve SGK işten çıkış bildirgesinin verilmesi hâlinde elde edeceği kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai hakları, işe iade davası tazminatları, ücret alacakları, yıllık izin hakları ve benzeri işçilik haklarının ya da sporcu alacakları, gemi adamı ücretleri gibi alacakların boşanma hâlinde kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı sayılacağı uygulamada sıklıkla uyuşmazlığa konu olmaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca çalışma karşılığı elde edilen kazançlar kural olarak edinilmiş mal sayılmakla birlikte, Yargıtay uygulamasında örneğin kıdem tazminatı, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu döneme isabet eden çalışma süresi oranında edinilmiş mal, bu rejimden önceki çalışma süresine isabet eden kısmı ise kişisel mal sayılır; işten çıkarılma tazminatının tasfiyeye girmesi için de mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olması ya da başka bir malvarlığına dönüşmüş olması gerekir.

Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2019/12, K. 2019/3792, T. 08.04.2019 sayılı kararında, kıdem tazminatının geçmişe dönük çalışma karşılığında ve çalışma süresiyle orantılı olarak ödendiğini vurgulamış; çalışma süresi farklı mal rejimlerinin geçerli olduğu dönemlere yayılıyorsa her döneme isabet eden çalışma süresi esas alınarak oranlama yapılması gerektiğini ve tazminatın tasfiyeye konu edilebilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması ya da bu tazminatla başka bir malvarlığı edinilmiş olması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle işçilik alacaklarının akıbetinin evlilik sözleşmesi yapılırken değerlendirilmesi, tasfiyede bilirkişi hesabına bırakılacak belirsizliği azaltır.

Bu nedenle evlilik sözleşmesi yapılırken bu tür iş hukuku kaynaklı işçilik haklarının hangi mal grubunda değerlendirileceğinin açıkça belirtilmesi, ileride doğabilecek belirsizliklerin önüne geçilmesi bakımından yerinde bir yaklaşım olacaktır. Evlilik öncesinde detaylı bir değerlendirme yapılması ve alanında uzman bir aile hukuku avukatından profesyonel hukuki destek alınması önemle tavsiye edilir; uzman bir avukat en uygun mal rejiminin belirlenmesine yardımcı olur ve sözleşmenin içeriğini ihtiyaçlara göre şekillendirir.

Evlilik Sözleşmesi ile Hangi Konularda Düzenleme Yapılamaz?

Evlilik sözleşmesi ile yalnızca eşlerin malvarlığı ilişkileri düzenlenebilir; kişisel hak ve yükümlülüklere, evliliğin manevi unsurlarına, çocukların velayetine ve önceden nafaka veya tazminattan vazgeçmeye ilişkin hükümler kamu düzeni ve emredici hukuk kuralları nedeniyle geçersizdir. Evlilik sözleşmeleri eşlerin mal rejimi konusundaki iradelerini ortaya koymalarına imkân tanıyan özel hukuk sözleşmeleri olmakla birlikte, sözleşme serbestisi kamu düzeni, ahlak kuralları ve emredici hukuk normları çerçevesinde yorumlanmalıdır.

Örneğin sadakat yükümlülüğünden feragat edilmesi, ev içi görev dağılımının sözleşmeye bağlanması, taraflardan birinin nafaka ya da tazminat hakkından önceden vazgeçmesi veya evlat edinmeye karar verilmesi gibi hükümler Türk Medeni Kanunu’nun temel ilkeleriyle bağdaşmaz ve geçersiz sayılır. Eşler birbirine sadık kalmak ve birlikte yaşamak zorunda olduğundan (TMK m. 185), bu yükümlülükleri ortadan kaldıran sözleşme hükümleri de hüküm doğurmaz.

Çocukların velayeti, çocukla kişisel ilişki kurulması ve çocuğun yurt dışına çıkarılmasına dair düzenlemeler de evlilik sözleşmesi kapsamında kararlaştırılamaz. Çocuğun üstün yararı kamu düzeni kapsamında korunduğundan, evlilik birliğinin sona ermesi hâlinde velayet ve kişisel ilişki gibi konular yargı mercilerince çocuğun üstün yararı gözetilerek karara bağlanır.

Müşterek çocuğun diğer ebeveynin izni olmaksızın yurt dışına çıkarılması veya kaçırılması, iç hukukun yanında uluslararası hukuka da aykırılık teşkil eder. Tarafı olduğumuz 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi uyarınca, çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkeden haksız olarak götürülmesi veya alıkonulması hâlinde, diğer ebeveynin başvurusu üzerine çocuğun mutad meskene iadesi için sözleşmede öngörülen uluslararası prosedür işletilir. Çocuğun iadesi evlilik sözleşmesiyle kararlaştırılamaz; bu alan yalnızca yetkili yargı organlarının ve merkezi makamların yetkisinde olup uluslararası çocuk kaçırma içtihatları ile şekillenir. Böyle bir durumda uluslararası çocuk kaçırma avukatı desteği almak gerekecektir.

1. Evlilik Sözleşmesi Nafakaya Dair Hükümler İçerebilir mi?

Evlilik sözleşmesi, kişinin nafaka hakkını henüz doğmadan önce ortadan kaldıran veya sınırlayan hükümler içeremez; böyle bir hüküm sözleşmeye eklense dahi geçersizdir. Evlilik sözleşmesi kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı hükümler içeremeyeceğinden, kişinin nafaka talep hakkı evlilik sözleşmesiyle önceden bertaraf edilemez.

Yoksulluk nafakası ya da çocuk nafakası almaya hak kazanacak bir taraf dahi kendi rızasıyla bu haktan önceden vazgeçemez; bu nedenle “nafaka vermemek için evlilik sözleşmesi” yapılması mümkün değildir. Nafakaya ilişkin anlaşmalar ancak boşanma aşamasında, hâkim onayına tabi anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenebilir (TMK m. 184/5).

2. Evlilik Sözleşmesine Tazminat veya Aldatma Cezası Konulabilir mi?

Evlilik sözleşmesine aldatma hâlinde ödenecek bir cezai şart veya önceden belirlenmiş bir boşanma tazminatı konulamaz; bu tür hükümler eşlerin kişilik haklarını ve evliliğin kişisel yükümlülüklerini paraya bağladığı için geçersizdir. Eşler arasında kendi aralarında imzaladıkları ve mal rejimi dışındaki konuları düzenleyen bir belge, noterde yapılsa bile resmî olarak evlilik sözleşmesi niteliği kazanmaz.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat ancak kanundaki şartlar gerçekleştiğinde ve hâkimin takdiriyle belirlenir; eşler bu hakları önceden sınırlayamaz veya miktarını bağlayıcı şekilde saptayamaz. Tarafların kişisel egolarını tatmin etmeye yönelik anlamsız hükümler de temel hak ve özgürlükleri sınırladığı ölçüde geçersizdir. Buna karşılık zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m. 236/2).

3. Evlilik Sözleşmesine Gizlilik Maddesi Konulabilir mi?

Evlilik sözleşmesine, tarafların sözleşme içeriğini ve malvarlığı bilgilerini üçüncü kişilerle paylaşmamayı taahhüt ettikleri bir gizlilik maddesi eklenmesi hukuken mümkündür. Böyle bir hüküm mal rejimini değil, sözleşme serbestisi ilkesine dayanan genel bir borç ilişkisini kurar; bu nedenle emredici hükümlere, kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmamak kaydıyla geçerlidir.

Gizlilik hükmünün etkili olabilmesi için açık, belirli ve ölçülü olması gerekir. Bir tarafın sözleşme hükümlerini yargı mercilerine, avukatına veya mali müşavirine açıklaması gizlilik yükümlülüğünün istisnası olarak düzenlenmeli; ihlal hâlinde uygulanacak yaptırımların önceden belirlenmesi de maddenin uygulama gücünü artırır.

Evlilik sözleşmesinin sınırları aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Tabloda “düzenlenemez” olarak gösterilen konular sözleşmeye yazılsa dahi hüküm doğurmaz ve icrai bağlayıcılık taşımaz.

📌 DÜZENLENEBİLEN VE DÜZENLENEMEYEN KONULAR
✅ DÜZENLENEBİLİR
Mal rejiminin seçimi (TMK m. 202, 203)
Kişisel mal listesi, meslek malları (TMK m. 221)
Artık değere katılma oranı (TMK m. 237, 238)
Gizlilik yükümlülüğü (Genel sözleşme hükümleri)
⛔ DÜZENLENEMEZ
Nafakadan önceden vazgeçme (Boşanmada protokolle belirlenir)
Velayet, kişisel ilişki (Çocuğun üstün yararı)
Aldatma cezası, sadakatten feragat (Kişilik hakları, TMK m. 185)

Sonuç olarak evlilik sözleşmesi yalnızca mal rejimine ilişkin irade açıklamalarına yer verebilir; tarafların kişisel haklarını, evliliğin manevi boyutunu, çocukların velayeti ve iadesi gibi kamu düzenini ilgilendiren alanları konu edinmesi hukuken mümkün değildir. Bu tür düzenlemeler evlilik sözleşmesi kapsamında yapılsa dahi geçersiz sayılacak ve icrai bağlayıcılığı olmayacaktır.

evlilik sözleşmesi nasıl yapılır

Evlilik Sözleşmesi Ölüm Halinde Geçerli mi?

Evlilik sözleşmesi ölüm hâlinde de geçerlidir; eşlerden birinin ölümüyle mal rejimi sona erer ve terekenin paylaşılmasından önce, sözleşmede seçilen rejime göre mal rejiminin tasfiyesi yapılır (TMK m. 225). Geride kalan eş bu nedenle hem mal rejiminin tarafı hem de ölen eşin yasal mirasçısıdır.

Mal ayrılığı rejimi uygulanıyorsa eşlerin birbirlerinin malları üzerinde katılma alacağı bulunmaz; ancak miras hükümleri kapsamında hayatta kalan eşin mirasçılığı devam eder. Edinilmiş mallara katılma rejiminde ise her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve karşılıklı alacaklar takas edilir; sağ kalan eş önce bu tasfiye sonucunda katılma alacağını alır, ardından ölen eşin kalan terekesinden miras payını talep eder (TMK m. 236). Sağ kalan eş ayrıca birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 240).

Hayatta kalan eş, reddi miras yapmadıysa miras paylaşımı hükümlerine tabi olarak payını alabilir, mirasçı sıfatıyla hak talep edebilir ve miras intikalini gerçekleştirir. Diğer mirasçılar ise muris muvazaası ya da vekaletin kötüye kullanılması sebebiyle tapu iptal tescil davası gibi mirasa ilişkin dava yollarına başvurabilir; bu sebeple bir miras avukatından destek alınması önemlidir.

Evlilik Sözleşmesi ile Mirastan Feragat Edilebilir mi?

Evlilik sözleşmesi eşlerin birbirine mirasçı olmasını kendiliğinden engellemez; eşlerden birinin diğerinin mirasından vazgeçmesi için ayrıca mirastan feragat sözleşmesi yapılması gerekir (TMK m. 528). Mirastan feragat sözleşmesi bir miras sözleşmesi olduğundan resmî vasiyetname şeklinde, yani noter önünde ve iki tanığın katılımıyla düzenlenmelidir (TMK m. 545).

Uygulamada mal rejimi sözleşmesi ile mirastan feragat sözleşmesi aynı noterde birlikte yapılabilir; ancak feragatin geçerliliği, mal rejimi sözleşmesinin değil miras sözleşmesinin şekil şartlarına bağlıdır. Feragat eden eş mirasçılık sıfatını kaybeder; bu nedenle feragatin karşılıklı mı, karşılıklı ise bir bedel karşılığında mı yapılacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

Evlenmeden önce yapılan feragatin geçerliliği ise tartışmalıdır, çünkü sözleşme anında nişanlı henüz yasal mirasçı değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/35, K. 2024/5267, T. 26.11.2024 sayılı kararında, nikâhtan 15 gün önce noterde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesini, evlilik beklentisinin yüksekliği ve feragat edenin mirasbırakanın ölümüyle mirasçılık sıfatını kazanması nedeniyle geçerli saymıştır; ancak karar oy çokluğuyla verilmiş ve karşı oyda, evlilik akdi kurulmadan yapılan feragate hukuken değer atfedilemeyeceği savunulmuştur. Bu nedenle evlilikten önce yapılan bir feragatin, evlendikten sonra aynı şekil şartlarıyla yenilenmesi ileride doğabilecek geçersizlik tartışmasının önüne geçer.

📜 EVLİLİK SÖZLEŞMESİ VE MİRASTAN FERAGAT
💍 Evlilik (mal rejimi) sözleşmesi
Eşlerin mallarının paylaşımı
Şekli: Noterde düzenleme veya onaylama (TMK m. 205)
📜 Mirastan feragat sözleşmesi
Eşin mirasçılık sıfatından vazgeçmesi
Şekli: Resmî vasiyetname şekli, iki tanık (TMK m. 528, 545)

Evlilik Sözleşmesinde Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Evlilik sözleşmesinde dikkat edilecek başlıca hususlar; sözleşmenin noter şekline uygun yapılması, kişisel malların listelenmesi, tarafların serbest iradesinin belgelenmesi ve sözleşmenin yalnızca mal rejimine ilişkin hükümlerle sınırlı tutulmasıdır. Evlilik sözleşmesi çiftlerin gelecekteki finansal ve mülkiyetle ilgili durumlarını düzenler; tarafların mal rejimi, birlik giderleri ve diğer önemli konulardaki beklentileri net bir şekilde belirtilmelidir.

Unutulmamalıdır ki evlilik sözleşmesi bir taahhütname ya da vasiyetname değildir. Sözleşme yürürlükteki yasalara ve tarafların haklarına uygun olarak hazırlanmalıdır. Uygulamada evlilik sözleşmesi düzenlenirken en çok göz ardı edilen ve sorun yaşanan hususlardan biri de eşlerden birinin talebiyle mal rejiminin mahkeme kararıyla değiştirilebilmesidir.

Eşlerden Birinin Talebi Üzerine Mal Rejimi Değişikliği Yapılması Mümkün müdür?

Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir (TMK m. 206). Evlilik sözleşmeleri kural olarak eşlerin ortak iradeleriyle kurulsa da, bu istisnai yol diğer eşin rızası olmadan mal ayrılığına geçilmesini sağlar.

Türk Medeni Kanunu’nun 206. maddesi özellikle aşağıdaki hâllerde haklı sebebin varlığını kabul etmektedir:

  • Diğer eşe ait malvarlığının borca batık olması veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
  • Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
  • Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
  • Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
  • Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması (bu durumda ayırt etme gücünden yoksun eşin yasal temsilcisi de mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir).

Davada yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 207). Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebep ortadan kalkarsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir (TMK m. 208).

Evlilik Sözleşmesinin Süresi Nedir?

Evlilik sözleşmesinin belirli bir süresi yoktur; eşler yeni bir sözleşmeyle değiştirmedikçe veya mahkemece geçersizliğine karar verilmedikçe sözleşme geçerliliğini korur. Evliliğin boşanma veya eşin ölümüyle sona ermesi sözleşmenin hükümsüz kaldığı anlamına gelmez; aksine bu durumlarda sözleşme hükümleri mal paylaşımı ve diğer malvarlığı ilişkilerinin tasfiyesinde uygulanır.

Sözleşmenin geçerliliği ise şekil şartlarına uygunluk ve tarafların iradesinin özgür ve bilinçli oluşu gibi unsurlar bakımından mahkemece denetlenebilir. Mahkeme sözleşmenin kurulmasında hile, irade sakatlığı, kanuna veya kamu düzenine aykırılık gibi sebeplerle geçersizliğine karar verirse, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler ortadan kalkar ve mal rejimi Türk Medeni Kanunu’nun yasal hükümlerine göre çözümlenir.

evlilik sözleşmesinin geçerliliği

Evlilik Sözleşmesi Nasıl İptal Edilir?

Evlilik sözleşmesi, eşlerin anlaşarak noterde yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapmasıyla ortadan kaldırılabilir; eşlerden biri ise sözleşmenin yanılma, aldatma veya korkutma altında yapıldığını ya da şekil şartına aykırı olduğunu ileri sürerek mahkemeden geçersizliğinin tespitini isteyebilir. Eşlerin ortak iradesiyle yapılan değişiklik veya kaldırma, ilk işlemin yapıldığı şekilde yeni bir noter işlemiyle gerçekleştirilir (TMK m. 208; Noterlik Kanunu m. 81).

Sözleşmenin kuruluş aşamasında eşlerden birinin iradesinde yanılma, aldatma veya korkutma etkisi bulunuyorsa, bu eş sözleşmenin kendisini bağlamadığını ileri sürebilir. Korkutma özellikle aile içi şiddet, hakaret ve tehdit içeren baskı yoluyla gerçekleşebilir; aldatma ise dolandırıcılık niteliğindeki yanıltıcı davranışlarla ortaya çıkabilir. Bu durumda eşler, sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek dava açılması yoluna gidebilir.

  • Süre: Yanılma veya aldatmaya maruz kalan eş bunu öğrendiği, korkutulan eş ise korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmezse sözleşmeyi onamış sayılır (TBK m. 39).
  • Şekle Aykırılık: Noterde yapılmamış bir mal rejimi sözleşmesi baştan itibaren geçersizdir ve bu durum süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir.
  • İspat: Düzenleme şeklindeki noter senetleri sahteliği ispat olunmadıkça, noterin onayladığı senetler ise aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayıldığından (HMK m. 204), irade sakatlığını ileri süren eşin iddiasını güçlü ve somut delillerle ispat etmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9332, K. 2015/17436, T. 05.10.2015 sayılı kararında, noterde düzenleme şeklinde yapılan mal ayrılığı sözleşmesinin korkutma altında imzalandığını ileri süren eşin gösterdiği delillerin, irade bozukluğu iddialarında tanık dinlenebileceğini öngören HMK m. 203/1-ç kapsamında incelenmesi gerektiğini belirtmiş ve bu değerlendirme yapılmadan sözleşmeye değer verilmesini bozma sebebi saymıştır. Dolayısıyla noter senedinin kesin delil gücü, irade sakatlığı iddiasının tanık beyanı dâhil delillerle ispatlanmasına engel değildir.

⏳ GEÇERSİZLİK SEBEPLERİ VE SÜRELER
Geçersizlik sebebiSüreSonuç
❗ Yanılma veya aldatmaÖğrenmeden itibaren 1 yılSözleşme bağlamaz, yasal rejim uygulanır
⚠️ Korkutma (tehdit, şiddet)Korkutmanın etkisi kalktıktan itibaren 1 yılSözleşme bağlamaz, yasal rejim uygulanır
📄 Noter şekline aykırılıkSüreye bağlı değilSözleşme baştan geçersiz
🤝 Eşlerin anlaşmasıHer zamanYeni sözleşme yapılır

Yabancılar Türkiye’de Evlilik Sözleşmesi Yapabilirler mi?

Yabancılar Türkiye’de noterde evlilik sözleşmesi yapabilir; ancak eşlerden en az biri yabancı ise mal rejimine hangi ülke hukukunun uygulanacağı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 15. maddesine göre belirlenir. Türkiye’de yabancı uyruklu kişilerin evlilik sözleşmesi yapmaları, özel hukukun uluslararası boyutlarını içeren ve Yabancılar Hukuku kapsamında değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Eşler evlilik malları hakkında evlenme anındaki mutad mesken hukukunu veya milli hukuklarından birini açıkça seçebilir; seçim yapılmamışsa evlenme anındaki müşterek milli hukuk, bu da yoksa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 15/1). Bu nedenle uygulanacak hukukun sözleşmede açıkça yazılması, tarafların ileriye dönük hukuki güvenliği bakımından önem taşır.

Malların tasfiyesinde taşınmazlar için bulundukları ülke hukuku uygulanır (MÖHUK m. 15/2); böylece yabancıların Türkiye’de edinmiş olduğu taşınmazlar bakımından tasfiye Türk hukukuna göre yapılır ve bu taşınmazlar ile diğer haklar evlilik sözleşmesinin konusu yapılabilir. Hukuki işlemin şekli bakımından ise sözleşmenin yapıldığı ülke hukukunun veya işlemin esasına uygulanacak hukukun öngördüğü şekle uyulması yeterlidir (MÖHUK m. 7).

1. Evlilik Sözleşmesi Yabancı Dilde Hazırlanabilir mi?

Türkiye’de noterde yapılan evlilik sözleşmesinde taraflardan biri Türkçe bilmiyorsa, işlem sırasında yeminli bir tercüman bulundurulması zorunludur (Noterlik Kanunu m. 74). Tarafların talebi hâlinde sözleşmenin yabancı dile çevirisi noter tarafından yapılıp onaylanabilir; bu çevirme işlemi için tarifede sayfa başına ayrı bir çevirme ücreti öngörülmüştür (Noterlik Kanunu m. 103).

Yurt dışında yabancı dilde yapılmış bir evlilik sözleşmesinin Türkiye’de kullanılabilmesi için ise apostil veya konsolosluk onayı ile yeminli tercüme yapılması gerekir. Tercümenin noter onaylı olması, sözleşmenin mahkemede ve resmî kurumlarda delil olarak kullanılmasını kolaylaştırır.

2. Yurt Dışında Yapılan Evlilik Sözleşmesi Türkiye’de Geçerli midir?

Yurt dışında yapılan evlilik sözleşmesi, yapıldığı ülke hukukunun veya mal rejimine uygulanacak hukukun öngördüğü şekle uygun yapılmışsa Türkiye’de de geçerli kabul edilir (MÖHUK m. 7, 15). Ancak sözleşmenin Türkiye’de kendiliğinden uygulanacağı söylenemez; mahkeme, uygulanacak hukuku, sözleşmenin şeklini ve içeriğini ayrıca inceler.

Özellikle Türkiye’deki taşınmazlar bakımından tasfiyede Türk hukuku uygulandığından, yabancı bir evlilik sözleşmesinin Türkiye’deki taşınmazları da kapsaması isteniyorsa sözleşmenin Türk hukukunun şekil ve içerik kurallarıyla uyumlu hâle getirilmesi önerilir. Türk hukukunun tanımadığı nafaka veya velayet hükümleri ise Türkiye’de kamu düzenine aykırılık nedeniyle uygulanmayabilir. Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının mal rejimine ilişkin hükümlerinin Türkiye’de kesin hüküm etkisi doğurması ise, kararın tenfiz şartlarını taşıdığının Türk mahkemesince tespitine, yani yabancı boşanma kararının tanınması yoluna bağlıdır (MÖHUK m. 58).

3. Yabancı Uyruklu Eşle Boşanmada Mal Paylaşımı Hangi Hukuka Göre Yapılır?

Yabancı uyruklu eşle boşanmada mal paylaşımı, eşlerin seçtiği hukuka; seçim yoksa evlenme anındaki müşterek milli hukuka, o da yoksa müşterek mutad mesken hukukuna, o da yoksa Türk hukukuna göre yapılır; Türkiye’deki taşınmazlar ise her durumda Türk hukukuna göre tasfiye edilir (MÖHUK m. 15). Boşanma sebepleri ve hükümleri ise ayrı bir kurala bağlıdır: eşlerin müşterek milli hukuku, ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (MÖHUK m. 14).

Bu nedenle eşler evlilik sözleşmesiyle mal rejimine uygulanacak hukuku seçebilir; ancak boşanma sebeplerine ve boşanmanın hükümlerine uygulanacak hukuku sözleşmeyle belirleyemez. Yabancı eşlerin evlilik sözleşmesinde hem uygulanacak mal rejimi hukukunu hem de Türkiye’deki malların listesini açıkça göstermesi, olası bir boşanmada belirsizliklerin önüne geçer.

🌍 YABANCI UNSURLU EVLİLİKTE UYGULANACAK HUKUK
KonuUygulanacak hukukDayanak
Mal rejimi (seçim varsa)Evlenme anındaki mutad mesken veya milli hukuklardan seçilenMÖHUK m. 15/1
Mal rejimi (seçim yoksa)Müşterek milli → müşterek mutad mesken → Türk hukukuMÖHUK m. 15/1
Taşınmazların tasfiyesiTaşınmazın bulunduğu ülke hukukuMÖHUK m. 15/2
Boşanma sebep ve hükümleriMüşterek milli → müşterek mutad mesken → Türk hukuku (seçilemez)MÖHUK m. 14
Sözleşmenin şekliYapıldığı ülke hukuku veya esasa uygulanan hukukMÖHUK m. 7
⚠️ Boşanma sebeplerine ve hükümlerine uygulanacak hukuk sözleşmeyle seçilemez.

Sonuç olarak yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’de yaptıkları evlilik sözleşmelerinin geçerliliği, birden fazla hukuk düzeninin birlikte değerlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Bu süreçte hem Türk Medeni Kanunu hükümleri hem tarafların kendi ülkelerinin hukuk sistemi göz önünde bulundurulmalı, mal rejimine uygulanacak hukuk da sözleşmede açıkça düzenlenmelidir.

Yasal Uyarı: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir; içerikler, kaynak gösterilerek ve ilgili sayfaya aktif bağlantı (link) verilerek alıntılanabilir. Web sitemizde yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Bilgiler, mevzuat ve içtihat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirmiş olabilir; somut hukuki durumunuz için mutlaka bir avukattan hukuki destek alınız.

Önceki yazı
Uluslararasi Çocuk Kaçırma Davalarında İçti̇hat İncelemesi̇
Sonraki yazı
İkamet İzni Reddine İtiraz Prosedürü