Deniz İş Kanunu Kapsamında Gemi Adamı Hakları Nelerdir?
Gemi adamı hakları, Türk bayraklı gemilerde hizmet sözleşmesiyle çalışan gemi adamları bakımından esas olarak 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile düzenlenmiştir. Deniz İş Kanunu; yazılı iş sözleşmesi, çalışma ve dinlenme süreleri, fazla mesai, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı ile yurda iade gibi konularda karadaki işçiye uygulanan kurallardan ayrılan özel hükümler içermektedir. Kanun kapsamı dışında kalan gemi adamlarının hakları ise kural olarak Türk Borçlar Kanunu ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenir.
Bu nedenle bir gemi adamının hangi haklara sahip olduğu sorusu, önce hangi kanuna tabi olduğunun tespitini gerektirir. Geminin bayrağı, grostonilatosu, işverenin çalıştırdığı gemi adamı sayısı ve sözleşmenin içeriği, uygulanacak hukuk bakımından belirleyicidir.
Deniz İş Hukuku Nedir?
Deniz iş hukuku, gemi adamları ile gemi sahibi, donatan veya işleten arasındaki iş ilişkilerini, denizdeki çalışmanın kendine özgü koşullarını gözeterek düzenleyen özel bir hukuk dalıdır. Denizcilik sektörü, kendine özgü dinamikleri ve zorlukları nedeniyle hukuki bağlamda farklı düzenlemelere ihtiyaç duyan özel bir iş alanıdır. Deniz iş hukukunun temel amacı, deniz taşımacılığı faaliyeti kapsamında işveren ile ona bağımlı olarak çalışan gemi personeli arasındaki ilişkileri özel hükümlerle düzenlemek ve bu çerçevede gemi adamı hakları ve menfaatlerini korumaktır.
1. Deniz İş Hukuku Neden Genel İş Hukukundan Ayrı Düzenlenmiştir?
Denizcilik faaliyetlerinde karşılaşılan riskler ve tehlikeler, bu alanın genel iş hukukundan ayrışmasına yol açmış ve birçok ülkede deniz iş hukukuna özgü mevzuatın oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Gemi adamının mesleki yaşamı yalnızca çalışma süreleriyle sınırlı kalmaz; barınma ve dinlenme süreleri de büyük ölçüde gemi üzerinde geçer:
- Gemi Hem İşyeri Hem Yaşam Alanıdır: Gemi adamı, sefer süresince işyerinden ayrılamaz ve dinlenme zamanını da gemide geçirir. Bu durum, çalışma ve dinlenme sürelerinin özel olarak düzenlenmesini gerektirir.
- Yüksek İş Kazası Riski: Hareket hâlindeki gemide çalışmak, karadaki işyerlerine göre daha yüksek iş kazası ve meslek hastalığı riski taşır.
- Yabancı Limanlarda Mağduriyet Riski: Sözleşme hükümlerine uyulmaması, yetersiz beslenme, olumsuz çalışma koşulları ve yabancı limanlarda terk edilme gibi sorunlar, denizde çalışan personelin karşılaşabileceği ciddi riskler arasındadır.
Bu koşullar, gemi adamlarının karadaki işçilere kıyasla daha kapsamlı bir hukuki korumaya ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır. Deniz iş hukukundaki özel kurallar bu korumayı sağlamak amacıyla getirilmiştir.
2. Deniz İş Hukukunda Hangi Kanunlar Uygulanır?
Gemi adamının iş ilişkisine tek bir kanun değil, konusuna göre birden fazla düzenleme uygulanır. Deniz İş Kanunu çekirdek düzenlemedir; sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, gemi alacakları ve yargılama usulü ayrı kanunlarda düzenlenmiştir:
Gemi Adamı Nedir, Kimler Gemi Adamı Sayılır?
Gemi adamı, Deniz İş Kanunu’nun 2/B maddesine göre gemide hizmet sözleşmesi ile çalışan kaptan, zabitler, tayfa ve diğer personeldir. Gemi adamı da hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışan bir işçidir; ancak faaliyet alanı itibarıyla karadaki işçiden ayrılır ve genel anlamda İş Kanunu’na değil, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi tutulan özel bir işçi statüsündedir. Yargıtay da deniz taşıma işinde çalışan ve Deniz İş Kanunu kapsamına giren gemi adamının tazminat ve alacaklarının İş Kanunu hükümlerine göre belirlenmesini bozma sebebi saymaktadır (Yargıtay 7. HD, E. 2013/13530, K. 2013/20703, T. 02.12.2013). Günlük dilde “gemi personeli” veya “deniz adamı” olarak da anılan bu kişilerin hakları, çalıştıkları gemiye ve sözleşmeye göre belirlenir.
Denizde çalışmanın kendine özgü zorlukları, uzun süreli gemi seferleri, gemide konaklama zorunluluğu ve iş güvenliği riskleri gibi unsurlar, bu personelin ayrı bir hukuki rejime tabi olmasını zorunlu kılmıştır. Gemi adamı ile karasal işçi arasındaki temel fark, işin yürütüldüğü yerin deniz olmasıdır.
1. Diğer Mevzuatta Gemi Adamı Nasıl Tanımlanır?
Gemi adamı kavramı yalnızca Deniz İş Kanunu ile sınırlı kalmamış; Türk Ticaret Kanunu ile ikincil mevzuatta, 29.08.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği’nde de tanımlanmıştır. Uygulamada “gemi adamı yönetmeliği” olarak aranan bu düzenleme, gemi adamı sınıflarını ayrı ayrı sayarak tanımı en ayrıntılı biçimde yapan metindir:
- Türk Ticaret Kanunu m. 934: Gemi adamları; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide çalıştırılan diğer kişilerdir.
- Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği: Gemiadamı; geminin kaptanı, zabitleri, yardımcı sınıf gemiadamları, tayfaları ve yardımcı hizmet personelidir.
Bu tanımlar, uygulamada gemi adamı kavramının kapsamını genişletmekte ve farklı türdeki gemi personelinin değerlendirilmesine olanak tanımaktadır. Bununla birlikte, salt gemi adamı sıfatına sahip olmak Deniz İş Kanunu’nun uygulanması için yeterli değildir; geminin ve işverenin de kanunun kapsamına girmesi gerekir.
2. Gemi Adamı Ne İş Yapar?
Gemi adamı, yeterlik belgesindeki unvana göre geminin seyri, makinelerin işletilmesi, yükün ve yolcunun güvenliği ile gemideki yardımcı hizmetleri yürütür. Görevler, mevzuattaki tanıma paralel olarak kaptan ve zabitler, tayfalar ve yardımcı hizmet personeli olmak üzere üç ana grupta toplanır. Gemi adamının hangi işi yapabileceği, sahip olduğu yeterlik belgesiyle sınırlıdır:
- Kaptan ve Zabitler: Geminin sevk ve idaresi, vardiya tutulması, seyir ve makine bölümlerinin yönetimi bu grubun görevidir.
- Tayfalar: Gemici, yağcı ve benzeri yeterliklere sahip gemi adamları, güverte ve makine bölümündeki bakım ve işletme işlerini yürütür.
- Yardımcı Hizmet Personeli: Aşçı, kamarot ve benzeri personel, gemideki iaşe ve konaklama hizmetlerini yerine getirir.
Gemi adamının sözleşmede tanımlanan işi, sözleşmenin zorunlu unsurlarından biridir. İşverenin gemi adamını sözleşmede belirtilen işin niteliği dışında çalıştırması, sözleşmeye aykırılık oluşturabilir.
Gemi Adamı Olma Şartları Nelerdir?
Gemi adamı olabilmek için vatandaşlık veya eğitim şartı, mevzuatta öngörülen yeterlikler, deniz hizmetine elverişli sağlık durumu ve yönetmelikte sayılan suçlardan hükümlü olmama şartlarının birlikte sağlanması gerekir.
“Gemi adamı nasıl olunur?” sorusunun cevabı bu şartlarda toplanır; şartları sağlayan kişi, gerekli eğitim ve sınavlardan sonra gemiadamı cüzdanını alarak bir hizmet sözleşmesiyle çalışmaya başlayabilir. Bu koşullar, denizcilik sektöründe güvenilir ve nitelikli personelin istihdamını sağlamak amacıyla belirlenmiştir.
- Vatandaşlık ve Eğitim Durumu: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, Türkiye’de veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde denizcilikle ilgili eğitim gören ya da mezun olan KKTC vatandaşı olmak veya 2527 sayılı Kanun kapsamındaki Türk soylu yabancı olmak gerekmektedir.
- Yeterlikler: Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği’nde her yeterlik derecesi için öngörülen ön koşulları sağlamak gerekmektedir. Bu koşullar yaş, deniz eğitimi (staj), öğrenim derecesi, deniz hizmet süresi ve dil yeterliği gibi unsurları içermektedir.
- Sağlık Durumu: Aday gemi adamının deniz hizmetine elverişli olduğunu belgelemesi gerekmektedir. Bu, yönetmelikler tarafından belirlenmiş sağlık standartlarına uygun olmayı içerir.
- Suç Kaydı: Taksirli suçlar ve ertelenmiş mahkûmiyetler hariç olmak üzere üç yıldan fazla hapis cezası almamış ve yönetmelikte sayılan suçlardan hükümlü olmamak gerekmektedir. Uyuşturucu ticareti, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, kaçakçılık ve cinsel suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bazı suçlar bu kapsamdadır.
Gemi adamı olabilmek için bu koşulların tamamının karşılanması ve bir hizmet sözleşmesiyle çalışılması gerekmektedir. Şartlardan birinin sonradan ortadan kalkması, gemi adamının yeterlik belgesini ve çalışma imkânını etkileyebilir.
Kimler Gemi Adamı Olamaz?
Gemi adamı olma şartlarından herhangi birini sağlamayan kişiler gemi adamı olamaz. Uygulamada en sık karşılaşılan engeller sağlık raporunun alınamaması ve yönetmelikte sayılan suçlardan mahkûmiyettir. Başlıca engel hâlleri şunlardır:
- Sağlık Engeli: Deniz hizmetine elverişli olduğunu sağlık raporuyla belgeleyemeyen kişiler gemi adamı olarak çalışamaz.
- Yaş ve Öğrenim Eksikliği: Yönetmelikte her yeterlik için öngörülen yaş ve öğrenim şartını taşımayan kişilere o yeterlik verilmez.
- Mahkûmiyet Engeli: Üç yıldan fazla hapis cezası alanlar ile uyuşturucu ticareti, insan ticareti ve kaçakçılık gibi yönetmelikte sayılan suçlardan hükümlü olanlar gemi adamı olamaz. Uzakyol kaptanı ve kaptan yeterliği için ayrıca yüz kızartıcı suçlar ve kamu haklarından mahrumiyet bakımından daha ağır şartlar aranır.
- Vatandaşlık Şartının Sağlanmaması: Türk vatandaşı olmayan kişiler; Türkiye’de veya KKTC’de denizcilik eğitimi gören ya da mezun olan KKTC vatandaşları ile Türk soylu yabancılar dışında bu şartı karşılamaz.
Engel hâlinin varlığı başvuru aşamasında İdare tarafından değerlendirilir; şartlardan birinin sonradan kaybedildiğinin tespiti hâlinde de gemiadamlığına ilişkin tüm belgeler iptal edilir veya askıya alınır. Bu nedenle başvurudan önce sağlık durumunun ve adli sicil kaydının kontrol edilmesi önerilir.
Deniz İş Kanunu Hangi Gemilerde ve Kimlere Uygulanır?
Deniz İş Kanunu, kural olarak denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağı taşıyan ve 100 grostonilato (GT) veya daha büyük gemilerde hizmet sözleşmesiyle çalışan gemi adamları ile işverenlerine uygulanır. Deniz İş Kanunu’nun 1. maddesi, bu Kanun’un hangi durumlarda uygulanacağını açıkça düzenlemektedir. Bu kapsamda deniz iş hukukunun hangi gemilerde ve hangi koşullarda uygulanacağına ilişkin temel kriterler belirlenmiştir.
1. Türk Bayrağı Taşıyan ve 100 GT veya Daha Büyük Gemilerde Uygulama
Kanunun temel uygulama alanı, Türk bayrağı taşıyan ve 100 grostonilato veya daha büyük gemilerdir. Bu tür gemilerde, hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışan gemi adamları ile işverenleri doğrudan Deniz İş Kanunu’nun hükümlerine tabidir.
2. 100 GT Altındaki Gemilerde Deniz İş Kanunu Uygulanır mı?
Gemi 100 grostonilatodan küçük olsa dahi, aşağıdaki şartlardan en az birinin varlığı hâlinde yine Deniz İş Kanunu hükümleri uygulanır:
- Toplam Tonaj Ölçütü: Aynı işverene ait gemilerin toplam grostonilatosu 100 veya daha fazla ise kanun uygulanır.
- Gemi Adamı Sayısı Ölçütü: İşveren en az 5 gemi adamı çalıştırıyorsa kanun uygulanır.
Bu düzenleme, gemi tonajının küçük olması nedeniyle hukuki korumanın ortadan kalkmasını önlemekte ve gemi adamı haklarının topluca korunmasını temin etmektedir. Böylece birden fazla küçük tonajlı gemiye sahip işverenlerin iş hukuku yükümlülüklerinden kaçınmasının önüne geçilmektedir.
3. Gemi Türk Bayrağı Taşımıyorsa Deniz İş Kanunu Uygulanır mı?
Gemi Türk bayrağı taşımıyorsa Deniz İş Kanunu uygulanmaz; Kanun’un 1. maddesi, uygulama alanını Türk bayrağı taşıyan gemilerle sınırlamaktadır. Bununla birlikte yabancı bayraklı gemideki iş ilişkisine Türk hukukunun, özellikle Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesi hükümlerinin uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 7550 sayılı Kanun’la değişik 27. maddesine göre aşağıdaki hâllerde mümkündür:
- Mutat İşyeri: Hukuk seçimi yapılmamışsa sözleşmeye, gemi adamının işini mutat olarak yaptığı işyerinin hukuku uygulanır; iş devamlı olarak birden fazla ülkede yapılıyorsa işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku esas alınır.
- Daha Sıkı İlişki: Hâlin bütün şartlarına göre sözleşme Türkiye ile daha sıkı ilişkiliyse Türk hukuku uygulanabilir.
- Hukuk Seçimi: Sözleşmede Türk hukukunun seçilmesi; seçim başka bir hukuk lehine yapılmışsa da gemi adamının mutat işyeri hukukunun emredici hükümlerinin sağladığı asgari koruma saklıdır.
Bu bağlamda Deniz İş Kanunu bakımından bayrak ölçütü belirleyici olmakla birlikte, Türk hukukunun uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilirken işin fiilen yürütüldüğü yer, işletenin Türkiye’de şirketi bulunması, işverenin merkezi ve sözleşmenin içeriği gibi unsurlar daha sıkı ilişkinin tespitinde rol oynamaktadır. Türk hukukunun uygulandığı hâllerde Deniz İş Kanunu kapsamı dışında kalan gemi adamlarının hizmet ilişkisine Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Deniz İş Kanunu Kapsamında Deniz İş Sözleşmesi Nedir?
Deniz iş sözleşmesi, gemi adamı ile işveren veya işveren vekili arasında kurulan ve tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenleyen temel belgedir. Bu sözleşme, yalnızca taraflar arasındaki iş ilişkisinin düzenlenmesi açısından değil, gemi adamı haklarının korunması bakımından da merkezi bir öneme sahiptir. Gemi adamlarının, denizdeki çalışma koşullarının doğası gereği karadaki işçilere kıyasla daha fazla korunmaya ihtiyaç duyması, sözleşmenin hukuki niteliğini ve işlevini daha da önemli kılmaktadır.
Deniz iş sözleşmeleri, tıpkı profesyonel sporcu sözleşmeleri ile basın ve medya mensuplarına ilişkin iş sözleşmeleri gibi, iş hukukunun genel hükümlerinden farklı olarak kendine özgü özellikler taşıyan ve özel mevzuat hükümlerine tabi olan sözleşme türlerindendir. Bu sözleşmelere genel iş hukuku kuralları kıyasen uygulanmaz; özel normların önceliği ilkesi çerçevesinde özel hükümler esas alınır.
1. Deniz İş Sözleşmesi Yazılı Yapılmak Zorunda mıdır?
854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 5. maddesi, deniz iş sözleşmesinin yazılı olarak yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Sözleşme hem işveren hem de gemi adamı tarafından imzalanmalı ve her bir tarafa birer nüshası teslim edilmelidir:
- Noterde veya Adi Yazılı Şekilde: Sözleşme noterde düzenlenebileceği gibi, adi yazılı şekilde de taraflar arasında oluşturulabilir.
- Tüm Sözleşmeler İçin Şekil Şartı: Karasal iş hukukunda yazılı şekil İş Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmeleri için aranırken, deniz iş hukukunda tüm gemi adamı sözleşmeleri için yazılı şekil zorunluluğu getirilmiştir.
- İdari Yaptırım: Sözleşmenin yazılı yapılmaması hâlinde işverene, Deniz İş Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır. Böylece yazılılık yalnızca usule ilişkin değil, yaptırıma bağlanmış bir zorunluluktur.
Yazılı şeklin iki temel amacı bulunmaktadır:
- Belgelenebilirlik: İşveren ile gemi adamı arasındaki iş ilişkisinin açık ve belgelenebilir şekilde ortaya konulması hedeflenir; bu hem hukuki hem de idari denetimler açısından gereklidir.
- Seferin Sürekliliği: Yazılı sözleşme, geminin seferine hukuki açıdan sorunsuz şekilde devam etmesini temin eder.
2. Yazılı Olmayan Deniz İş Sözleşmesi Geçersiz midir?
Deniz iş sözleşmesinde yazılı şeklin hukuki niteliği konusunda doktrinde ve yargı kararlarında farklı görüşler mevcuttur. Bazı yorumlara göre yazılılık geçerlilik şartıdır ve yazılı olmayan sözleşmeler geçersizdir; diğer görüşe göre ise yazılılık yalnızca ispat kolaylığı sağlamaya yöneliktir. Gemi adamı haklarının etkin biçimde korunabilmesi açısından, yazılı şeklin ispat aracı olarak değerlendirilmesi daha uygun görünmektedir; bu yaklaşım iş hukukunun işçiyi koruma ilkesiyle de uyumludur.
Uygulamada bu tartışmanın gemi adamı bakımından anlamı şudur: yazılı sözleşme bulunmasa da fiilen çalışılan dönem için işçilik alacakları talep edilebilir, ancak çalışmanın ve şartlarının ispatı zorlaşır. Bu nedenle sözleşmenin imzalı bir nüshasının gemi adamında bulunması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda belirleyici bir delildir.
3. Deniz İş Sözleşmesi Türleri Nelerdir?
Deniz İş Kanunu’nun 7. maddesi, iş sözleşmesi türleri olarak üç tür deniz iş sözleşmesi öngörmektedir. Sözleşmenin türü, sona erme şeklini ve tarafların fesih imkânlarını doğrudan etkiler:
Deniz İş Kanunu’nun 8. maddesine göre belirli bir sefer için yapılan sözleşmenin sonunda gemi adamı işveren veya işveren vekilinin muvafakatiyle işe devam eder ve gemi de sefere çıkarsa, sözleşme bu sefer süresince uzatılmış sayılır. Belirli süreli sözleşmenin sonunda gemi adamının aynı şekilde muvafakatle çalışmaya devam etmesi hâlinde ise sözleşme aynı süre için uzamış kabul edilir; bu kural, sözleşme bittikten sonra gemi adamının belirsiz bir hukuki durumda çalıştırılmasının önüne geçer.
4. Deniz İş Sözleşmesinde Deneme Süresi Ne Kadardır?
Deniz İş Kanunu’nun 10. maddesine göre süresi belirli olmayan deniz iş sözleşmelerinde deneme süresi en çok bir aydır. Deneme süresi içinde taraflar sözleşmeyi bildirim süresine uymaksızın ve tazminat ödemeksizin feshedebilir. Ancak gemi adamının deneme süresi içinde çalıştığı günler için ücret hakkı saklıdır.
Deneme süresi Kanun’da yalnızca süresi belirli olmayan sözleşmeler için öngörülmüştür; belirli süreli veya sefer üzerine yapılan sözleşmeler için ayrı bir deneme süresi düzenlenmemiştir. Bu nedenle deneme süresi kararlaştırılırken sözleşmenin türü ile sürenin bir ayı aşmaması birlikte gözetilmelidir.
5. Deniz İş Sözleşmesinde Bulunması Gereken Unsurlar Nelerdir?
Deniz iş sözleşmesi, deniz iş hukukunun temel belgelerinden biri olup 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca yazılı olarak düzenlenmesi zorunludur. Deniz İş Kanunu’nun 6. maddesinde sözleşmede bulunması gereken unsurlar açıkça sayılmıştır; bu unsurlar hem sözleşme ilişkisini şeffaflaştırmakta hem de gemi adamı haklarının korunmasını sağlamaktadır.
a) Deniz İş Sözleşmesinde Zorunlu Unsurlar
Deniz iş sözleşmesinde aşağıdaki unsurların yer alması zorunludur. Bu unsurlardan birinin eksik olması, uyuşmazlık hâlinde ilgili hususun ispatını zorlaştırır:
- İşverenin Bilgileri: İşverenin adı, soyadı ve ikametgâh adresi,
- Gemi Adamının Bilgileri: Gemi adamının adı, soyadı, doğum tarihi ve yeri, sicil numarası ve ikametgâh adresi,
- Geminin Bilgileri: Gemi adamının çalışacağı geminin adı, sicil numarası, grostonilatosu ve kayıtlı bulunduğu sicil dairesi; gemi adamının aynı işverenin farklı gemilerinde çalışma ihtimali varsa bu husus da sözleşmede ayrıca belirtilir,
- Yer ve Tarih: Sözleşmenin yapıldığı yer ve tarih,
- İşin Niteliği: Gemi adamının üstleneceği işin niteliği,
- Hizmete Başlama: Hizmete başlanacak yer ve tarih,
- Sözleşmenin Süresi: Sözleşmenin belirli süreli mi yoksa sefer esaslı mı yapıldığı; belirli süreli ise süresi, sefer esaslı ise seferin tanımı,
- Ücret: Kararlaştırılan ücretin esasları ve miktarı,
- Ödeme Zamanı ve Yeri: Ücretin ödeme zamanı ve yeri ile zorunlu işverenler bakımından ücret, prim, ikramiye ve benzeri her türlü alacağın yatırılacağı banka hesap numarası,
- Avans: Avans verilmesine ilişkin şartlar,
- Diğer Çalışma Koşulları: Taraflarca kararlaştırılan diğer çalışma koşulları,
- Tirimci ve Ateşçiler: Tirimci ve ateşçiler ile yapılacak hizmet akitleri bakımından, 25.5.1959 tarih ve 7292 sayılı Kanun’la onaylanan uluslararası sözleşmenin özeti.
Bu unsurlar, sözleşmenin tarafları arasındaki yükümlülüklerin açık ve kesin biçimde belirlenmesini sağlamakta ve gemi adamı haklarının güvence altına alınmasına katkıda bulunmaktadır. Özellikle ücretin esasları ve banka hesap bilgisi, ileride ücret alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda temel delil niteliği taşır.
b) Toplu İş Sözleşmesi ve Sendikal Düzenlemeler Sözleşmeye Eklenebilir mi?
Zorunlu unsurların yanı sıra, taraflar arasında mutabık kalınması hâlinde sendikal düzenlemelere ve Toplu İş Sözleşmesi (TİS) hükümlerine ilişkin maddelerin de sözleşmeye eklenmesi mümkündür. Bu tür hükümler, gemi adamlarının toplu haklarını kullanabilmelerine olanak sağlamakta ve sosyal koruma düzeyini yükseltmektedir. Ayrıca bu düzenlemeler, sözleşmenin iş hukuku ilkeleriyle uyumunu ve adil iş ilişkileri çerçevesinde şekillenmesini temin eder.
Yukarıda sayılan unsurların sözleşmede yer alması, yalnızca yasal bir zorunluluğun yerine getirilmesi değil, aynı zamanda karşılıklı hak ve borçların açıkça tanımlanması anlamına gelir. Böylelikle taraflar arasında doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilir ve gemi adamı haklarının etkin şekilde korunması sağlanır.
6. Deniz İş Sözleşmesi Harç ve Vergiden Muaf mıdır?
Gemi adamı ile işveren veya işveren vekili arasında yapılan hizmet sözleşmeleri, ister noterde ister adi yazılı şekilde yapılmış olsun, Deniz İş Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca her türlü resim ve harçtan muaftır. Kanun’daki muafiyet yalnızca resim ve harçla sınırlıdır; katma değer vergisi veya diğer vergi yükümlülüğünden muafiyet bu maddede öngörülmemiştir. Muafiyet, sözleşme düzenleme sürecinin sadeleştirilmesi ve taraflar açısından erişilebilirliğinin artırılması bakımından da önem taşır.
Gemi Adamı Hakları Nelerdir?
Gemi adamı hakları; ücret ve avans, çalışma ve dinlenme süreleri, hafta tatili, yıllık ücretli izin, sosyal güvenlik, fesih hâlinde tazminat ve yurda iade haklarını kapsar. 854 sayılı Deniz İş Kanunu, denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağı taşıyan gemilerde hizmet akdiyle çalışan gemi adamları ile işverenleri kapsayan özel bir düzenlemedir. Bu kanun, gemi adamlarının çalışma koşullarını ve haklarını belirleyerek deniz iş hukukunun temelini oluşturur.
1. Gemi Adamının Günlük ve Haftalık Çalışma Süresi Ne Kadardır?
Gemi adamlarının günlük çalışma süresi 8 saat, haftalık çalışma süresi ise 48 saattir. Haftalık çalışma süresi, haftada çalışılan gün sayısına eşit şekilde bölünerek günlük çalışma süresi hesaplanır; örneğin haftada 5 gün çalışan bir gemi adamı için günlük çalışma süresi 9,6 saat olarak kabul edilir.
2. Gemi Adamının Hafta Tatili Hakkı Var mıdır?
Deniz İş Kanunu’nun 41. maddesi uyarınca liman hizmeti ve şehir hattı gemilerinde gemi adamının haftada altı günden fazla çalıştırılması yasaktır. Bu gemilerde hafta tatili günü çalıştırılanlara haftanın başka bir gününde nöbetleşe izin verilir. Haftalık tatil hakkı, gemi adamlarının dinlenme ve iyileşme ihtiyaçlarını karşılamak üzere korunan temel haklardandır.
3. Hafta Tatilinde Gemi Adamına Ücret Ödenir mi?
Haftanın tatilden önceki günlerinde sürekli çalışmış olan gemi adamına, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın bir gündelik tutarında ücret ödenir. Kısa, yakın ve uzak sefer yapan gemilerde ise geminin seferde bulunduğu süreye rastlayan hafta tatili günleri için bu şartlar aranmaksızın ayrıca bir gündelik tutarında hafta tatili ücreti ödenir. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de bir iş karşılığı olmaksızın bir günlük ücret tutarında tatil ücreti ayrıca ödenir (DİK m. 43).
4. Gemi Adamının Ücretsiz Yol İzni Hakkı Nedir?
Gemi adamlarına tanınan haklardan biri de 7 güne kadar ücretsiz yol izni kullanabilme imkânıdır. Bu izin, yıllık iznini memleketinde geçirmek isteyen gemi adamının aile ve kişisel ihtiyaçları için önem arz etmektedir.
5. Gemi Adamının Yıllık Ücretli İzin Hakkı Ne Kadardır?
Aynı işveren emrinde veya aynı gemide bir takvim yılı içinde bir veya birkaç hizmet sözleşmesine dayanarak en az 6 ay çalışan gemi adamı, yıllık ücretli izin hakkı elde eder. Bu izin süresi, 6 aydan 1 yıla kadar olan hizmetlerde en az 15 gün, 1 yıl ve üzeri hizmetlerde ise en az 1 ay olarak belirlenmiştir. Gemi adamı, yıllık ücretli iznini yabancı bir liman veya hizmet akdinin yapıldığı yerden başka bir yerde kullanmaya zorlanamaz. İzin işverenin uygun göreceği zamanda kullanılır; gemi adamı bu haktan feragat edemez ve bir aylık izin, tarafların rızasıyla aynı yıl içinde ikiye bölünebilir.
6. Gemi Adamı Maaşı Nasıl ve Ne Zaman Ödenir?
Gemi adamı maaşı, deniz iş sözleşmesinde gösterilen yer ve devrelerde tam olarak ödenir ve Deniz İş Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca ücret ödeme devresi bir aydan uzun olamaz. Ücretin esasları, miktarı, ödeme zamanı ve yeri sözleşmenin zorunlu unsurlarındandır; işveren bu şartlara uymakla yükümlüdür. Gemi adamı maaşlarının piyasadaki tutarı gemi tipine, bayrağa ve pozisyona göre değişse de ödemeye ilişkin kurallar kanunla güvence altına alınmıştır:
- Banka Yoluyla Ödeme: Ücretin özel olarak açılan banka hesabına yatırılması zorunluluğu; işverenin vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı gemi adamı sayısı ve işyerinin bulunduğu il gibi ölçütlere göre ilgili bakanlıklarca belirlenir. Bu kapsama giren işverenler ücreti banka hesabı dışında ödeyemez.
- Avans Hakkı: İşveren, gemi adamının talebi üzerine sözleşmede belirlenen şartlarla avans vermekle yükümlüdür.
- Ödenmemenin Sonucu: Ücretin kanun veya sözleşme gereğince ödenmemesi, gemi adamına sözleşmeyi bildirimsiz feshetme ve kıdem tazminatı talep etme hakkı verir.
- Sözleşme Sona Erdiğinde Derhal Ödeme: Hizmet sözleşmesinin sona ermesi veya bozulması hâlinde işveren, gemi adamının ücretini derhal ve tam olarak ödemek zorundadır.
Ücret ödemesinin bankaya yatırılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ödemenin ve tutarın ispatını kolaylaştırır. Her gemide noterce onaylı bir ücret ödeme defteri tutulur ve gemi adamına yapılan her ödemenin bu deftere kaydedilip imza veya makbuzla belgelenmesi zorunludur; Deniz İş Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca belgeye dayanmayan ödeme iddiaları geçerli değildir.
7. Gemide Yemek ve Barınma Hakkı Var mıdır?
Gemi adamları, Deniz İş Kanunu’nun 33 ve 34. maddeleri uyarınca hizmete başladıkları günden hizmetten çıkış anına kadar gemide işveren tarafından bedelsiz olarak iaşe edilir (yemek) ve kendilerine gemi içinde bedelsiz ikamet yeri (barınma) sağlanır. Gemi aynı zamanda gemi adamının yaşam alanı olduğundan, bu yükümlülük ücretten ayrı ve onu tamamlayan bir hak niteliğindedir. Liman içi, şehir hattı, körfez, göl ve akarsu gemilerinde iaşe servisi kurulması zorunlu olmayıp bu yükümlülük nakden ödeme yoluyla yerine getirilir; zorunlu sebeplerle gemide iaşe veya ikamet sağlanamazsa işveren başka bir uygun imkân sunmak zorundadır.
Yetersiz beslenme veya sağlıksız barınma koşulları, işverenin çalışma koşullarına aykırı davranması niteliği taşıyabilir. Bu durumun belgelenmesi, gemi adamının haklı nedenle fesih ve tazminat taleplerinde önemli bir delil oluşturur. Ayrıca iaşenin yönetmelikteki ölçülerin altında kalması hâlinde gemi adamı aradaki farkın, hiç verilmemesi hâlinde tamamının bedelini isteyebilir; ancak bunun için aksaklığın meydana geldiği gün durumu işverene, işveren vekiline veya kaptana bildirmesi şarttır.
8. Gemi Adamının Sosyal Güvenlik Hakları Nelerdir?
Gemi adamı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca sosyal güvenlik kapsamındadır. İşveren, gemi adamını çalıştırmaya başlamadan önce işe giriş bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) elektronik ortamda bildirmekle (yabancı ülkede sefer sırasında gemiye alınan gemi adamları için 5510 sayılı Kanun’un 8. maddesinde ayrı bir bildirim süresi öngörülmüştür); iş akdinin sona ermesi hâlinde de işten çıkış bildirgesini 10 gün içinde SGK’ya vermekle yükümlüdür:
- Sigortalı Çalışma Zorunluluğu: Gemi adamının sigortalı olarak çalışması zorunludur. Sigortasız çalıştırmak, hem idari para cezasına hem de ceza hukuku bakımından yaptırımlara neden olabilir.
- Prim Bildirimi: İşveren, gemi adamının aylık sigorta primlerini eksiksiz ve düzenli olarak SGK’ya bildirmek ve ödemekle yükümlüdür. Bu primler hem emeklilik hem de sağlık güvencesi açısından temel oluşturur.
- Doğru Çıkış Kodu: İş akdinin sona ermesi hâlinde işveren, SGK işten çıkış kodunu doğru bildirmelidir. Kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı çıkış koduna göre değil, feshin gerçek sebebine göre iş mahkemesince belirlenir; buna rağmen yanlış kod, işsizlik ödeneği başvurusunu doğrudan etkiler.
- Gerçeğe Aykırı Kodun Sonucu: İşten çıkış kodunun gerçeğe aykırı verilmesi, gemi adamının işsizlik sigortası haklarını kullanamamasına neden olabileceği gibi, ileride açılacak davalarda işvereni tazminat sorumluluğu altına sokabilir.
Gemi adamının sosyal güvenlik hakkının ihlali hâlinde SGK’ya şikâyette bulunulabileceği gibi, işverene karşı alacak ve tazminat davası açılması da mümkündür. Ayrıca sigorta primlerinin eksik ya da hiç ödenmemesi hâlinde, hizmet tespiti davası yoluyla eksik hizmet sürelerinin tespiti ve kuruma bildirimi talep edilebilir.
9. Gemi Adamının Diğer Önemli Hakları Nelerdir?
Deniz İş Kanunu, yukarıda sayılanların yanı sıra gemi adamına bazı ek güvenceler de tanımaktadır. Bu güvenceler özellikle aile olayları ve işten çıkarma bakımından önem taşır:
- Mazeret İzinleri: Deniz İş Kanunu’nun 42. maddesi, evlenmede üç güne, ana ve babanın, eşin, kardeş ve çocukların ölümünde iki güne kadar izin verilmesini öngörür; bu izinler hafta tatili ücretinin hesabında fiilen çalışılmış günler gibi sayılır.
- İlk Altı Ay Güvencesi: Süresi belirsiz iş sözleşmeleri, kanunda sayılan haklı nedenler dışında, gemi adamının işe alınmasından itibaren en az 6 ay geçmeden feshedilemez.
- Kötü Niyet Tazminatı: İş sözleşmesinin işveren tarafından kötü niyetle feshedildiği tespit edilirse, gemi adamına bildirim süresine ait ücretin 3 katı tutarında tazminat ödenir; gemi adamının sendikaya üye olması veya şikâyete başvurması gibi sebeplerle işten çıkarılması bu duruma örnektir.
Sonuç olarak 854 sayılı Deniz İş Kanunu, gemi adamlarının haklarını koruyarak çalışma koşullarını düzenlemekte; bu sayede çalışma ortamının güvenli, adil ve insan onuruna uygun olması sağlanmaktadır. Hem gemi adamlarının hem de işverenlerin bu düzenlemelere uygun hareket etmeleri, iş barışının ve sektördeki sürdürülebilirliğin temelini teşkil eder.
Deniz İş Hukuku Uyarınca İşten Çıkarılan Gemi Adamının Tazminat Hakları Nelerdir?
Deniz İş Kanunu’na tabi olarak çalışırken işten çıkarılan gemi adamı, şartları varsa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ile ödenmemiş ücret, fazla mesai ve yıllık izin alacaklarını talep edebilir. Deniz iş hukuku kapsamında işten çıkarılan işçinin haklarından en önemlisi olan işçilik tazminatları, gemi adamlarının sosyal güvenliğini sağlamak, hizmet süresi boyunca edindikleri hakları korumak ve sözleşmenin sona ermesi hâlinde ortaya çıkabilecek mağduriyetleri önlemek amacıyla düzenlenmiştir. 854 sayılı Deniz İş Kanunu, işçilik tazminatlarına ilişkin özel hükümler öngörmekte olup bu hükümler gemi adamlarının çalışma koşullarına uygun olarak şekillendirilmiştir.
Sözleşmenin sona erme biçimi, işverenin fesih gerekçesi ve gemi adamının çalışma süresi, işten çıkarılma tazminatı hakkının doğup doğmayacağını belirlemede önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda işçilik tazminatları, hem tarafların yükümlülüklerini hem de gemi adamlarının sosyal güvencesini teminat altına alan en önemli araçlardan biridir.
1. Deniz İş Kanunu’na Göre Gemi Adamının Kıdem Tazminatı Hakkı Nasıl Doğar?
854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 20. maddesi, gemi adamlarının kıdem tazminatına ilişkin haklarını özel olarak düzenlemiştir. Kıdem tazminatına ilişkin temel ilkeler şunlardır:
- Kıdem Süresi Şartı: Kıdem tazminatı, gemi adamının işe başladığı tarihten itibaren hizmet sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. Kanun’daki “her geçen tam yıl” ve “bir yıldan artan süreler” ifadeleri nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmak için en az bir yıllık hizmet aranır. Kıdem, sözleşmenin kesintisiz sürmüş veya fasılalarla yeniden yapılmış olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik gemilerinde geçen sürelerin toplamı üzerinden hesaplanır.
- Fesih Hâlleri: İşveren sözleşmeyi Deniz İş Kanunu’nun 14/I. maddesinde sayılan sebepler dışında feshederse gemi adamı kıdem tazminatına hak kazanır; bu nedenle geminin 30 günden fazla seferden kaldırılması veya gemi adamının sürekli çalışmaya engel hastalığı gibi 14/III. bentteki sebeplerle yapılan işveren feshinde de kıdem tazminatı ödenir. Buna karşılık gemi adamının gemiye dönmemesi, tutukluluk veya hapis gibi sebeplerle hizmetin imkânsızlaşması ya da gemi adamının kanuna veya ahlak ve adaba aykırı davranışı nedeniyle 14/I. maddeye göre yapılan fesihte kıdem tazminatı hakkı doğmaz.
- Ödeme Esasları: Kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanır. Hesapta, Deniz İş Kanunu’nun 29. maddesinde tanımlanan ücrete ek olarak gemi adamına sağlanan para ve parayla ölçülebilen sözleşmeden ve kanundan doğan menfaatler de dikkate alınır. Sözleşmeyle belirlenen yıllık kıdem tazminatı tutarı, en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
- Ayrılma Nedenleri: Gemi adamının hizmet akdinin muvazzaf askerlik hizmeti ya da bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla sona erdirilmesi durumlarında da kıdem tazminatına hak kazanılır. Bunun için gemi adamının aylık veya toptan ödemeye hak kazandığını ve kuruma başvurduğunu belgelemesi şarttır. Buna karşılık İş Kanunu’na tabi işçiler için öngörülen 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 günlük prim şartıyla ayrılma, Deniz İş Kanunu’nda kıdem tazminatı doğuran hâller arasında sayılmamıştır (Yargıtay 9. HD, E. 2016/31643, K. 2020/15360, T. 09.11.2020).
- Yeniden İşe Alınma: Aynı işverene ait işyerinde yeniden çalışmaya başlayan bir gemi adamı, önceki hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatını daha önce almışsa bu sürelere yeniden kıdem tazminatı ödenmez.
- Ölüm Hâli: Gemi adamının ölümü durumunda kıdem tazminatına ilişkin alacakları kanuni mirasçılarına ödenir. Bu hüküm, gemi adamının ailesinin sosyal güvenliğini koruma amacı taşır.
Deniz İş Kanunu’nun 20. maddesi, gemi adamının kıdem tazminatına hak kazanacağı fesih ve ayrılma hâllerini ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Bu hâller aşağıdaki tabloda gruplandırılmıştır:
2. Gemi Adamının Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Deniz İş Kanunu’nun 20. maddesi, kıdem tazminatının hesaplanmasına ilişkin esasları da belirlemiştir. Hesaplamada iki kural uygulanır:
- Son Brüt Ücret Esası: Kıdem tazminatı, gemi adamının son brüt ücreti üzerinden hesaplanır.
- Sabit Olmayan Ücret: Sefer, parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hâllerde, son bir yıl içindeki toplam ücret bu sürede çalışılan gün sayısına bölünerek ortalama günlük ücret tespit edilir ve tazminat bu ücret esas alınarak hesaplanır. Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa ortalama, zammın yapıldığı tarih ile işten ayrılma tarihi arasındaki dönem esas alınarak bulunur.
Bu düzenlemeler, gemi adamlarının iş sözleşmelerinin sona ermesi durumunda kıdem tazminatı haklarının korunmasını sağlamaktadır. Hesaplamada esas alınacak ücrete prim, ikramiye ve düzenli yan ödemelerin eklenmesi, tazminat tutarını önemli ölçüde değiştirebilir.
3. Deniz İş Hukukunda İhbar Süreleri Ne Kadardır?
Deniz İş Kanunu’nun 16. maddesine göre bildirim (ihbar) süreleri yalnızca süresi belirsiz hizmet sözleşmelerinde uygulanır ve gemi adamının hizmet süresine göre kademelenir. Bu süreler asgari olup bireysel veya toplu iş sözleşmesiyle artırılabilir. İhbar süreleri, iş akdinin feshi hâlinde tarafların önceden bilgilendirilmesini ve iş ilişkisinin düzenli şekilde sona erdirilmesini sağlamak üzere düzenlenmiştir:
Bu süreler, fesih bildiriminin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren işlemeye başlar ve ihbar süresi sonunda iş akdi sona erer. Bildirim süresi içinde gemi adamı çalışmaya ve ücretini almaya devam eder. Gemi seyir hâlindeyse fesih, geminin kararlaştırılan limana, liman değiştirilmişse varılan ilk limana ulaşmasıyla hüküm doğurur (DİK m. 17).
4. Gemi Adamının İhbar Tazminatı Hakkı Ne Zaman Doğar?
İşveren, gemi adamına ihbar süresine uymadan iş sözleşmesini feshederse veya gemi adamı işten çıkarıldığında ihbar süresi boyunca çalıştırılmazsa, gemi adamı ihbar süresine karşılık gelen ücreti talep etme hakkına sahiptir. Bu ödeme ihbar tazminatı olarak adlandırılır ve gemi adamının iş güvencesini sağlamaya yönelik önemli bir mali haktır.
İhbar tazminatı hesabı, gemi adamının son ücreti üzerinden yapılır; bu hesapta kıdem tazminatında olduğu gibi ücrete ek olarak gemi adamına sağlanan para ve parayla ölçülebilen menfaatler de dikkate alınır ve tazminat işveren tarafından ödenmek zorundadır. Bu uygulama, işten çıkarma sürecinde taraflar arasındaki dengenin korunması ve işçinin ani mağduriyetinin önlenmesi açısından önemli bir mekanizmadır.
Gemi Adamlarının Çalışma Süreleri Ne Kadardır?
Deniz İş Kanunu’nun 26/1. maddesine göre gemi adamının çalışma süresi, haftanın iş günlerine eşit olarak bölünmek üzere günde 8 saat, haftada toplam 48 saattir. Gemi, sadece bir işyeri olmanın ötesinde, aynı zamanda gemi adamları için bir yaşam alanıdır. Gemi adamları seferlerin uzunluğuna bağlı olarak gemide uzun süreler geçirir ve istedikleri zaman dinlenme imkânına sahip değildirler; bu husus, çalışma sürelerinin özel olarak düzenlenmesini gerektirir.
1. Gemi Adamının Normal Çalışma Süresine Neler Dahildir?
Gemi adamının normal çalışma süresi, iş başında ve vardiyada geçirdiği süreyi ifade etmektedir. Bu süre haftanın iş günlerine eşit olarak bölünmek suretiyle uygulanır:
- Fiilen Çalışılan Süre: Gemi adamının gemide bulunmasına rağmen iş başında vardiya tutmadığı ve serbestçe hareket edebildiği süreler çalışma süresine dahil edilmez. Yargıtay da gemi adamının işyerinde bulunduğu zamanın değil, işte geçirilen zamanın esas alınacağını; gemide bulunmakla birlikte yemek, dinlenme ve uyku gibi serbestçe kullanılan sürelerin çalışma süresi sayılamayacağını kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD, E. 2016/31643, K. 2020/15360, T. 09.11.2020); aksi hâlde gemi adamının sürekli 24 saat çalışma yükümlülüğü altında olduğu kabul edilmiş olur.
- Çalışılmış Sayılan Süreler: Çalışma süresi, kanunen çalışılmış sayılan süreleri de kapsar. Ancak Deniz İş Kanunu’nda, İş Kanunu’nun 66. maddesinde yer alan farazi çalışma sürelerine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır; yalnızca hafta tatili hükümleri kapsamında evlenme, ölüm ve hekim raporu gibi nedenlerle verilen izinlerin çalışılmış günler olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
2. Hangi Gemi Adamları Normal Çalışma Süresine Tabi Değildir?
854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca bazı gemi adamları, kanunun çalışma sürelerine ilişkin hükümlerine tabi değildir. Bu kapsamda yer alan kişiler şunlardır:
- Kaptanlar: Birden fazla kaptanın bulunduğu gemilerde birinci kaptan veya ona vekâlet eden kişi (kılavuz kaptanlar dahil),
- Baş Makinist: Birden fazla makinistin bulunduğu gemilerde baş makinist,
- Sağlık Personeli: Sağlık memurları, doktorlar, hemşireler ve hastabakıcılar,
- Kurtarma Gemisi Personeli: Kurtarma gemilerinde çalışan ve asli görevi can, mal ve gemi kurtarmak olan gemi adamları,
- Kendi Hesabına Çalışanlar: Gemide kendi nam ve hesabına çalışanlar.
Bu kişilerin görevleri farklılık gösterse de, deniz iş hukukunda donatandan sonra en önemli kişi olan kaptanın teknik ve hukuki açıdan diğer gemi adamlarından farklı bir statüsü bulunmaktadır. Kaptanın yetkileri geminin seyri sırasında her an görev başında kullanıldığından, birden fazla kaptanın veya makinistin bulunduğu gemilerde birinci kaptan ve başmakinist haftalık 48 saatlik ve günlük 8 saatlik normal çalışma süresi sınırlarına tabi tutulmamaktadır. Tek kaptan veya tek makinistle çalışan gemilerde bu istisna uygulanmaz.
3. Gemi Adamlarının Dinlenme Süreleri Ne Kadardır?
Gemi adamlarının dinlenme süreleri, sefer planı ve deniz iş hukukunun öngördüğü kurallara uygun olarak belirlenir. Yeterli dinlenme imkânı sağlanması, hem iş sağlığı hem de verimlilik açısından büyük önem taşır:
- Vardiya ve Dinlenme Çizelgesi: İşveren veya işveren vekili, gemi adamının vardiyalarını, yemek ve dinlenme zamanlarını bir çizelgeyle belirlemek ve bu çizelgeyi gemi adamlarının görebileceği bir yere asmak zorundadır (DİK m. 26).
- Günlük Dinlenme Süresi: Deniz İş Kanunu günlük asgari dinlenme süresini ayrıca düzenlememiştir. Türkiye, ILO’nun gemi adamlarının çalışma ve dinlenme saatlerine ilişkin 180 sayılı Sözleşmesini onaylamamıştır; bu nedenle sözleşmedeki saat sınırları Türk bayraklı gemiler bakımından doğrudan uygulanan bir kanun hükmü niteliğinde değildir.
- Haftalık Üst Sınır: Deniz İş Kanunu’nun 26. maddesine göre normal haftalık çalışma süresi 48 saattir; bu süreyi veya günlük 8 saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır ve zamlı ücrete tabidir.
- Hafta Tatili: Liman hizmeti ve şehir hattı gemilerinde gemi adamı haftada altı günden fazla çalıştırılamaz; hafta tatili günü çalıştırılanlara haftanın başka bir günü nöbetleşe izin verilir (DİK m. 41).
Özetle Deniz İş Kanunu dinlenmeyi saat sınırlarıyla değil; günlük ve haftalık normal çalışma süresi, fazla çalışmanın zamlı ücretlendirilmesi, vardiya çizelgesi ve hafta tatili kurallarıyla güvence altına almaktadır. Çalışma ve dinlenme zamanları bu çerçevede geminin sefer planı ve işin niteliğine göre düzenlenir.
4. İşverenin Çalışma Sürelerini Belirleme Yetkisi Sınırsız mıdır?
İşveren, gemide işleyişi düzenleme ve çalışma sürelerini belirleme konusunda yetkili olmakla birlikte bu yetkisini Deniz İş Kanunu ve ilgili mevzuatın sınırları içinde kullanmak zorundadır. Böylece gemi adamlarının hakları ve çalışma koşulları güvence altına alınır.
Uygulamada gemi adamlarının çalışma şartları, iş sağlığı ve güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. İşverenlerin gemi adamlarının sağlığına gereken özeni göstermeleri ve çalışma sürelerinin planlanıp denetlenmesi, gemide güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması bakımından hayati önem taşır.
Deniz İş Kanunu Uyarınca Gemi Adamının Fazla Mesai Düzenlemesi Nasıldır?
Deniz İş Kanunu’na göre günde 8 ve haftada 48 saatlik normal çalışma süresinin aşılması hâlinde yapılan çalışmalar fazla mesai olarak kabul edilir ve normal saat ücretinin en az %25 fazlasıyla ödenir. İş Kanunu’nda fazla mesainin üretimin artırılması, ülkenin genel yararları veya işin niteliği gibi gerekçelerle yapılabileceği belirtilirken, Deniz İş Kanunu’nda bu tür gerekçelere dair özel bir hüküm bulunmamaktadır.
1. Gemi Adamının Fazla Mesai Ücreti Nasıl Hesaplanır?
İş Kanunu’nda fazla mesai ücreti normal saat ücretinin %50 fazlası olarak hesaplanırken, Deniz İş Kanunu’nda fazla mesai karşılığı normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %25 artırılması şeklindedir. Kanundaki %25 oranı asgari olup hizmet sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha yüksek bir zam oranı kararlaştırılabilir. Yargıtay, Türk Borçlar Kanunu’nun 402. maddesindeki %50 oranının Deniz İş Kanunu’na tabi gemi adamlarına uygulanamayacağını, bu konuda özel kanun niteliğindeki Deniz İş Kanunu’nun öncelikle uygulanacağını kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD, E. 2021/7105, K. 2021/11870, T. 15.09.2021). Fazla mesai ücretleri, gemi adamının hizmet akdinde belirtilen zaman, yer ve devrelerde işveren tarafından tam ve eksiksiz olarak ödenmelidir.
Yargıtay uygulamasında fazla çalışmanın tanık beyanlarıyla ispatlandığı durumlarda “hakkaniyet indirimi” yapılmaktadır. Gemi adamının uzun süre her gün aynı yoğunlukta çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı ve izin, rapor gibi çalışılmayan günlerin bulunabileceği gözetilerek, tanık beyanına göre hesaplanan fazla çalışma alacağından takdiren indirim yapılır.
2. Gemi Adamının Fazla Mesaisi Nasıl Belgelenir ve İspatlanır?
İşveren veya işveren vekili, gemi adamının vardiyalarını, yemek ve dinlenme sürelerini gösteren bir çizelgeyi gemi adamlarının görebileceği bir yere asmak zorundadır. Ayrıca fazla mesai çalışmalarını belgelemek amacıyla noterden onaylı ayrı bir defter tutmakla yükümlüdür:
- Defterin İçeriği: Defterde fazla çalışma yapılan günler, zam oranları ve gemi adamının hak ettiği fazla çalışma ücretleri kayıt altına alınmalıdır. Defter ve diğer belgeler fazla çalışmanın delili olarak kabul edilir.
- Defter Tutulmamışsa: İşveren veya vekilinin defteri tutmaması, gemi adamının fazla mesai iddialarını geçersiz kılmaz. Gemi jurnali, bordro ve tanık beyanları gibi delillerle fazla çalışma kanıtlanabilir.
- İmzalı Defterin Sonucu: Gemi adamı defteri imzalamışsa ve herhangi bir ihtirazi kayıt düşmemişse, o defterde yazılı fazla çalışma saatlerinin dışındaki taleplerini ispatlayamaz. Yargıtay aynı kararda, 48 saat çalışıp 48 saat dinlenen gemi adamının çalıştığı günlerde fiilen çalıştığı 14 saatin 8 saati aşan 6 saatlik kısmını fazla çalışma saymıştır (Yargıtay 9. HD, E. 2018/10617, K. 2019/20333, T. 19.11.2019).
3. Hangi Çalışmalar Fazla Mesai Sayılmaz?
Deniz İş Kanunu’nun 28. maddesinde sayılan bazı durumlar fazla mesai kapsamında sayılmaz. Bu çalışmalar normal çalışma saatleri dışında yapılsa bile fazla çalışma ücretine konu olmaz:
- Güvenlik Zorunluluğu: Geminin, gemideki kişilerin veya yükün selameti için kaptanın yapılmasını zorunlu gördüğü işler,
- Resmî Formaliteler: Gümrük, karantina ve diğer sağlıkla ilgili formaliteler,
- Tatbikat ve Acil Durumlar: Yangın söndürme, gemiyi terk etme, denizde çatışma, denizden adam kurtarma ve savunma talimatları.
4. Fazla Mesai Ücreti İş Sözleşmesine Dahil Edilebilir mi?
Deniz iş hukuku kapsamında fazla çalışma ücretlerinin iş sözleşmelerine dahil edilmesi mümkündür. Ancak bu uygulama sınırsız değildir. Yargıtay, İş Kanunu’ndaki yıllık 270 saatlik sınırın gemi adamlarına uygulanamayacağını; bunun yerine ILO sözleşmesindeki günde 14, haftada 72 saatlik azami çalışma esasının temel alınarak haftalık 48 ile 72 saat arasındaki fazla çalışmanın ücrete dahil sayılabileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD, E. 2021/7105, K. 2021/11870, T. 15.09.2021). Sözleşmede ücrete dahil edildiği belirtilen fazla mesaiyi aşan çalışmalar için gemi adamı ayrıca fazla mesai ücreti talep edebilir.
5. Acil Durumlarda Fazla Mesai Nasıl Değerlendirilir?
Gemi adamlarının dinlenme sürelerinin gemide geçmesi ve serbest zamanlarının sınırlı olması nedeniyle fazla mesainin karşılığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Geminin seyri sırasında veya limanda karşılaşılan acil durumlar fazla çalışma gerektirebilir; yukarıda sayılan güvenlik ve tatbikat hâlleri dışında kalan bu tür çalışmalar için fazla mesai ödemesi yapılır.
İş Kanunu ile Deniz İş Kanunu’nun fazla mesaiye ilişkin kuralları arasındaki başlıca farklar aşağıda özetlenmiştir. Bu farklar, gemi adamının fazla mesai alacağının hesaplanmasında doğrudan belirleyicidir:
Gemi Adamının Kanundan Doğan Rehin Hakkı Nedir?
Gemi adamının geminin malikine, kiracısına, yöneticisine veya işletenine karşı ücret ve benzeri alacakları, Türk Ticaret Kanunu’nun 1320. maddesi uyarınca gemi ve eklentileri üzerinde kanuni rehin hakkı veren gemi alacaklısı hakkı doğurur. Bu hak, gemi adamlarının alacaklarının korunmasına yönelik önemli bir hukuki mekanizmadır ve alacaklara öncelikli bir güvence sağlar.
1. Gemi Adamının Hangi Alacakları Rehin Hakkı Doğurur?
Türk Ticaret Kanunu’nun 1320. maddesine göre gemi adamının alacakları, gemi ve eklentileri üzerinde kanuni rehin hakkı tesis eder. Bu alacaklar arasında şunlar yer almaktadır:
- Ücret Alacakları: Gemi adamlarının gemide çalışmaları karşılığında ödenmesi gereken ücretler,
- Geri Dönüş Masrafları: Ülkelerine geri dönme masrafları,
- Sosyal Sigorta Primleri: Gemi adamı adına ödenmesi gereken sosyal sigorta primleri.
Bu hak, gemi adamlarının alacaklarını güvence altına almakta ve öncelikli bir talep hakkı sağlamaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1326. maddesine göre gemi adamının bu alacaklarına bağlı rehin hakkı, gemi adamının gemiden ayrıldığı tarihten itibaren işleyen bir yılın sonunda düşer; meğerki bu süre dolmadan gemi ihtiyaten haczedilmiş ve bunun sonucunda cebrî icra yoluyla satılmış olsun. Bu rehin hakkı, gemi üzerinde tescil edilmiş olsun veya olmasın bütün kanuni ve akdî rehinlerden önce gelir (TTK m. 1323).
2. Gemi Adamının Rehin Hakkının Kapsamı Nedir?
Türk Ticaret Kanunu’nun 1321/3. maddesi, rehin hakkının kapsamını genişleterek geminin ziyaı veya hasara uğraması hâlinde donatanın üçüncü kişilere karşı sahip olduğu tazminat istemini de kapsadığını belirtir. Kanuni rehin hakkı, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir (TTK m. 1321/5). Böylece gemi adamının alacakları yalnızca mevcut durumla sınırlı kalmayıp, gemiye bağlı olarak gelecekte doğabilecek tazminat haklarına da uzanır.
3. Gemi Adamı Geminin Satılmasını İsteyebilir mi?
Gemi adamı, alacağını tahsil edememesi hâlinde kanuni rehin hakkını kullanarak geminin satılmasını talep edebilir. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun 1061. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca malik, aşağıdaki iki şartın birlikte gerçekleşmesi hâlinde gemi alacaklısının hakkını istemesini engelleyebilir:
- Haksız İşletme: Geminin işletilmesi malike karşı haksızsa ve
- Alacaklının Kötü Niyeti: Alacaklı da bu durumu bilerek, kötü niyetle hareket ediyorsa.
Örneğin kira sözleşmesinin sona ermesine rağmen kiracının gemiyi iade etmemesi ve gemi adamının bu durumu bilerek gemide çalışmaya devam etmesi hâlinde, işletme malik açısından hukuken haksız kabul edilir ve gemi adamı da kötü niyetli sayılır. İyiniyet asıl olduğundan, gemi adamının kötü niyetli olduğunu ileri süren malik bunu ispat etmek durumundadır.
Türk Bayraklı ve Yabancı Bayraklı Gemilerde Gemi Adamlarının Hakları Nasıl Farklılaşır?
Türk bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarının hakları 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile kapsamlı şekilde düzenlenmişken, yabancı bayraklı gemilerde çalışanların hakları genellikle sözleşmeye ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Türk bayraklı gemilerde işçilik alacakları ve sosyal haklar koruma altına alınmıştır. Bu nedenle gemi adamlarının çalışma koşulları ve haklarının belirlenmesinde geminin bayrak statüsü ve uygulanan hukuki çerçeve önemli bir rol oynamaktadır.
1. Türk Bayraklı Gemilerde Gemi Adamlarının İşçilik Alacakları Nelerdir?
Türk bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarının işçilik alacakları, gemi adamının Türk vatandaşı olması hâlinde ve yabancı uyruklu gemi adamları bakımından karşılıklılık esası çerçevesinde (DİK m. 4) 854 sayılı Deniz İş Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında düzenlenmiştir. Başlıca alacak kalemleri şunlardır:
- Maaş Alacağı: Gemi adamlarının belirlenen dönemlerde aldıkları temel ücretlerdir. Gemi adamı ücret ödemesini yurt içinden alabileceği gibi maaşını yurtdışından alması da mümkündür; bu durumda yurtdışı gelirinin vergilendirilmesi hususlarına dikkat edilmelidir. Düzenli olarak yurt dışından gelen para transferlerinde bankalar, fonun kaynağını gösteren iş sözleşmesi ve ücret bordrosu gibi belgeleri talep edebilir.
- Fazla Mesai Alacağı: Gemi adamlarının normal çalışma saatleri dışında yaptıkları çalışmalar karşılığında hak ettikleri ücretlerdir.
- Yıllık İzin Alacağı: Yıllık ücretli izin süreleri boyunca gemi adamlarına ödenen ücretlerdir.
- Hafta Tatili Alacağı: Haftalık dinlenme günlerinde çalışılması hâlinde ödenmesi gereken ücretlerdir.
- Genel Tatil Alacağı: Resmî tatil günlerinde çalışılması durumunda talep edilen ücretlerdir.
Bunlara ek olarak Türk bayraklı gemilerde çalışan gemi adamları, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi sosyal haklardan da yararlanırlar. Bu alacakların tamamı, sözleşmenin sona ermesinden sonra da zamanaşımı süresi içinde talep edilebilir.
2. Yabancı Bayraklı Gemilerde Gemi Adamlarının Hakları Nelerdir?
Yabancı bayraklı gemilerde çalışan gemi adamları, genellikle donatan, armatör veya kaptan ile yapılan sözleşmelerle istihdam edilirler. Bu sözleşmeler geminin adı, sefer süresi, görev tanımı ve ücret gibi unsurları içerir; bu sözleşmelere Türk hukukunun uygulandığı hâllerde hakları ve alacakları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesi hükümlerine tabidir; aksi hâlde sözleşmede seçilen hukuk veya MÖHUK’a göre belirlenen yabancı hukuk uygulanır.
Dolayısıyla yabancı bayraklı gemilerde çalışma koşulları ve alacaklar, Türk bayraklı gemilerdeki çalışanlardan farklılık gösterebilir ve taraflar arasındaki sözleşmeler ile uygulanan ulusal veya uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde belirlenir. Uluslararası alanda gemi adamlarının asgari çalışma ve yaşam koşulları, 2006 tarihli Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (MLC 2006) ile düzenlenmiştir; bu sözleşme, onu onaylamış devletlerin bayrağını taşıyan gemilerde uygulanır. ILO kayıtlarına göre Türkiye MLC 2006’yı onaylamamış olmakla birlikte, sözleşmeye taraf bir devletin bayrağını taşıyan yabancı gemide çalışan gemi adamı; ücret, dinlenme süreleri, yurda iade ve barınma gibi konularda bu sözleşmenin asgari standartlarından yararlanabilir.
Sonuç olarak Türk bayraklı gemilerdeki gemi adamları Deniz İş Kanunu ve ilgili sosyal haklar kapsamında geniş korumalara sahipken, yabancı bayraklı gemilerde çalışanların hakları daha çok sözleşme esaslı olup farklı hukuk düzenlemelerine tabi olabilmektedir. Bu nedenle yabancı bayraklı gemide çalışmaya başlamadan önce sözleşmedeki ücret, süre, uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme hükümlerinin dikkatle incelenmesi gerekir.
Gemi Adamı İş Sözleşmesi Haklı Sebeple Nasıl Feshedilir?
Gemi adamı iş sözleşmesi, Deniz İş Kanunu’nun 14. maddesinde sayılan haklı sebeplerin varlığı hâlinde taraflardan biri tarafından bildirim süresi beklenmeksizin feshedilebilir. Bu durumda gemi adamı hakları deniz iş hukuku kapsamında korunur. Haklı fesih hakkı, fesih sebebini oluşturan olayın öğrenildiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde kullanılmalıdır; bu süre geçtikten sonra ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra aynı olaya dayanarak bildirimsiz fesih yapılamaz. Süresi içinde fesheden taraf, karşı taraftan ayrıca tazminat da isteyebilir (DİK m. 15).
1. Gemi Adamı Hangi Durumlarda Sözleşmeyi Bildirimsiz Feshedebilir?
Gemi adamı, aşağıdaki hâllerde iş sözleşmesini bildirim süresine uymaksızın feshedebilir. Bu şekilde yapılan fesih, şartları varsa kıdem tazminatı hakkını da doğurur:
- Ücretin Ödenmemesi: İşverenin kanun hükümleri veya hizmet sözleşmesi gereği ücreti ödememesi durumunda gemi adamı deniz iş sözleşmesini fesih hakkına sahiptir.
- Kanuna Aykırı Davranışlar: İşverenin veya işveren vekilinin gemi adamına karşı kanuna, hizmet sözleşmelerine veya iş şartlarına aykırı davranması ve gemi adamı haklarını ihlal etmesi durumunda gemi adamı sözleşmeyi bildirimsiz olarak feshedebilir. Gemide kapalı bir ortamda uzun süre birlikte çalışılması nedeniyle, gemi adamını yıldırmaya yönelik sistematik işyerinde mobbing davranışları da bu kapsamda değerlendirilebilir.
- Denizcilik Kurallarına Aykırı Davranışlar: İşverenin veya işveren vekilinin gemi adamına karşı denizcilik kurallarına veya ahlak ve adaba aykırı davranışlarda (hakaret, dolandırıcılık vb.) bulunması hâlinde de gemi adamı sözleşmeyi bildirimsiz olarak sonlandırabilir.
2. İşveren Hangi Durumlarda Sözleşmeyi Bildirimsiz Feshedebilir?
Deniz İş Kanunu’nun 14. maddesi, işveren ve işveren vekiline de bildirim süresi beklemeksizin fesih hakkı tanır. İşverenin bu hakkı kullanabileceği hâller şunlardır:
- Gemiye Dönmeme: Gemi adamının herhangi bir limanda geminin hareketinden önce gemiye dönerek hizmete girmemesi veya gemiye hiç dönmemesi,
- Hizmetin İmkânsızlaşması: Gemi adamının gemide hizmet görmesinin tutukluluk, hapis veya gemide çalışmaktan men edilme gibi sebeplerle imkânsız hâle gelmesi,
- Sözleşmeye Aykırı Davranış: Gemi adamının işverene veya işveren vekiline karşı kanuna, hizmet sözleşmesine veya iş ve çalışma şartlarına aykırı hareket etmesi,
- Denizcilik Kurallarına ve Ahlaka Aykırılık: Gemi adamının işverene veya işveren vekiline karşı denizcilik kural ve teamüllerine veya ahlak ve adaba aykırı hareket etmesi,
- Uzun Süreli Seferden Kaldırılma: Geminin herhangi bir nedenle 30 günden fazla bir süre seferden kaldırılması; bu sebep her iki tarafa da fesih hakkı verir,
- Hastalık veya Sakatlık: Gemi adamının herhangi bir nedenle sürekli olarak gemide çalışmasını engelleyen bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi; bu sebep de her iki tarafa fesih hakkı verir.
İlk dört hâlde yapılan fesihte gemi adamına kıdem tazminatı ödenmez. Buna karşılık geminin 30 günden fazla seferden kaldırılması veya sürekli çalışmaya engel hastalık sebebiyle yapılan işveren feshinde, fesih bildirimsiz olsa da Deniz İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca kıdem tazminatı ödenir. Geminin kayba uğraması, terk edilmesi, harp ganimeti ilan edilmesi veya Türk bayrağından ayrılması hâllerinde ise sözleşme kendiliğinden sona erer.
Bildirimli fesih gibi bildirimsiz fesih de Deniz İş Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca hüküm ve sonuçlarını doğurur. İşveren veya işveren vekili iş sözleşmesini feshettiğinde feshin sebeplerini gemi adamına yazılı olarak bildirmek ve gemi adamı haklarını korumak zorundadır; bildirim imkânı yoksa durum bir tutanakla tespit edilir.
İş Sözleşmesinin Feshi Hâlinde Gemi Adamının Yurda İade Hakkı Nedir?
Yurda iade hakkı, hizmet sözleşmesi yurt dışında sona eren gemi adamının, sözleşmede aksine hüküm yoksa geminin bağlama limanına iade edilmesini ve iadeye ilişkin, durumuna uygun yol, iaşe ve diğer zorunlu masrafların işveren tarafından karşılanmasını ifade eder. İade yükümlülüğünün kapsamı ve yükümlülüğe uyulmamasının sonucu şöyledir:
- Yurt Dışında Fesih: Deniz İş Kanunu’nun 21. maddesine göre iade yükümlülüğü, sözleşme 14. maddedeki sebeplerden hangisiyle sona ermiş olursa olsun doğar; ancak fesih işverence 14/I. maddeye veya gemi adamınca 14/II-(a) ya da (b) bentlerine göre yapılmışsa işveren yaptığı iade masraflarını yurtta gemi adamından isteyebilir.
- Yabancı Gemi Adamı: Yabancı gemi adamı, sözleşmede ayrı bir hüküm yoksa ikametgâhının bulunduğu yer limanına iade edilir (DİK m. 22).
- Yurt İçinde Fesih: Yurda iade kavramı daha çok yurt dışındaki seyahatler bağlamında kullanılsa da, Deniz İş Kanunu’nun 23. maddesi hizmet sözleşmesinin herhangi bir Türk limanında feshi hâlinde de gemi adamının bağlama limanına iadesini zorunlu kılar. Ancak sözleşme işverence 14/I. maddeye göre feshedilmişse yurt içinde iade yükümlülüğü doğmaz.
- İadenin Yapılmaması: İşveren iade yükümlülüğünü yerine getirmezse gemi adamı, yurda dönmek için yaptığı durumuna uygun yol, iaşe ve diğer masrafları ile ayrıca 15 günlük ücreti tutarında tazminatı işverenden isteyebilir (DİK m. 24).
Buna karşılık iade hakkı, Kanun’un 25. maddesi uyarınca şu hâllerde ortadan kalkar:
- Yurt Dışında Yeni Sözleşme: Yabancı bir ülkede işine son verilen veya sözleşmesi orada sona eren gemi adamı o ülkede başka bir işverenle hizmet sözleşmesi yaparsa eski işverenin iade yükümlülüğü sona erer,
- Bir Haftalık Süre: Gemi adamı, işine son verilmesinden veya sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir hafta içinde iadesini istemezse işveren iadeyle yükümlü tutulamaz; hastalık gibi zorunlu sebeplerde bu süre engelin kalktığı günden başlar.
Ücreti Ödenmeyen Gemi Adamı Ne Yapmalıdır?
Ücreti ödenmeyen gemi adamı, önce zorunlu arabuluculuğa başvurmalı, anlaşma sağlanamazsa görevli mahkemede alacak davası açmalı ve kesinleşen kararı icra yoluyla tahsil etmelidir. Gemi adamlarının ücret alacakları hem iş hukuku hem de deniz iş hukuku bakımından temel haklardan biridir. Ücretin ödenmemesi işverenin temel yükümlülüğünü ihlal etmesi anlamına geldiğinden, 854 sayılı Deniz İş Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve ilgili uluslararası denizcilik düzenlemeleri çerçevesinde gemi adamına çeşitli hukuki başvuru yolları tanınmıştır.
1. Arabuluculuğa Başvuru Zorunlu mudur?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca işçi ve işveren uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. Bu kural, Deniz İş Kanunu kapsamında çalışan gemi adamları için de geçerlidir; dolayısıyla ücreti ödenmeyen bir gemi adamı, dava açmadan önce arabulucuya başvurarak uyuşmazlığın çözülmesini talep etmek zorundadır:
- Anlaşma Hâlinde: Arabuluculuk görüşmeleri sonunda taraflar anlaşmaya varırsa, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınması veya belgenin taraflar ve avukatları ile arabulucu tarafından birlikte imzalanması hâlinde belge ilam niteliğinde sayılır ve icraya konulabilir; anlaşılan hususlar hakkında ayrıca dava açılamaz.
- Anlaşmazlık Hâlinde: Taraflar anlaşamazsa bu durum tutanağa bağlanır ve gemi adamı bu tutanağı dava dilekçesine ekleyerek yargı yoluna başvurabilir.
- İş Kazası Tazminatı İstisnası: İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu yoktur.
2. Gemi Adamının Alacak Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Gemi adamının alacak davası açabilmesi için arabuluculuk sürecinin sona ermesi gerekir. Bundan sonra izlenecek yargı yolu, geminin taşıdığı bayrak ve faaliyet gösterdiği coğrafi alan gibi unsurlara göre değişiklik gösterir.
a) Türk Bayraklı Gemilerde Görevli ve Yetkili Mahkeme
Türk bayraklı bir gemide çalışan gemi adamı ile işveren arasında doğan uyuşmazlık Deniz İş Kanunu kapsamında değerlendirilir ve görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise 7036 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca kural olarak davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile gemi adamının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; Deniz İş Kanunu’nun 46. maddesindeki geminin bağlama limanı mahkemesine ilişkin yetki kuralı da 7036 sayılı Kanun’un 6/4. maddesi uyarınca saklıdır. Bu kurallara aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
b) Yabancı Bayraklı Gemilerde Yetkili Mahkeme
Geminin yabancı bayrak taşıması hâlinde uyuşmazlığın çözümünde iki ihtimal söz konusu olur. Hangi ihtimalin gerçekleştiği, gemi adamının Türkiye’de dava açıp açamayacağını belirler:
- Yabancı Bayraklı ve Yabancı Sularda Faaliyet Gösteren Gemi: Uygulanacak hukuk, sözleşmedeki hukuk seçimine ve MÖHUK’un 27. maddesindeki bağlama kurallarına göre belirlenir; bayrak devleti hukuku ancak bu kurallar onu gösteriyorsa uygulanır. Bununla birlikte MÖHUK’un 44. maddesi uyarınca gemi adamı, işverene karşı açacağı davayı işverenin yerleşim yerindeki ya da kendi yerleşim yeri veya mutat meskeninin bulunduğu yerdeki Türk mahkemesinde de açabilir.
- Türkiye’de Faaliyet Gösteren Yabancı Bayraklı Gemi: Gemi Türkiye’de sürekli veya geçici faaliyet yürütüyorsa ve işletenin Türkiye’de irtibat ofisi, yabancı şirket şubesi, yabancı olarak taşınmaz edinimi gibi bağları bulunuyorsa, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde işlem yapılabilir. Gemi adamı alacağını Türkiye’de dava konusu edebilir; 7036 sayılı Kanun’un 5. maddesi Türk Borçlar Kanunu’ndaki hizmet sözleşmesine tabi işçileri de kapsadığından görevli mahkeme bu durumda da iş mahkemesidir.
3. Gemi Adamı Hangi Alacak Kalemlerini Talep Edebilir?
Gemi adamı, aşağıda belirtilen alacak kalemleri için dava açabilir. Bu alacaklar hem fesih öncesi hem de fesih sonrasındaki dönemler için hesaplanabilir:
- Ücret Alacağı: Ödenmeyen ücret alacakları,
- Kıdem Tazminatı: En az 1 yıl çalışılmışsa ve kanunda kıdem tazminatı hakkı veren bir fesih veya ayrılma hâli söz konusuysa,
- İhbar Tazminatı: Süresi belirsiz sözleşmede bildirim süresine uyulmadan yapılan fesihlerde,
- Diğer İşçilik Alacakları: Fazla mesai ücreti, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi alacaklar,
- Yurda İade Tazminatı: İade yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde dönüş masrafları ve 15 günlük ücret tutarında tazminat,
- Yıllık İzin Ücreti: Kullanılmamış yıllık izin süreleri için,
- Maddi ve Manevi Tazminat: Uğranılan maddi ve manevi zararlar, şartları varsa.
4. Gemi Adamı Alacaklarında Zamanaşımı Süresi Nedir?
Gemi adamının ücret, fazla mesai, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ücret niteliğindeki alacaklarda süre, her bir alacağın muaccel olduğu tarihten; kıdem ve ihbar tazminatında ise iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Arabuluculuğa başvurulması, arabuluculuk süreci boyunca zamanaşımını durdurur.
Ücret alacağına bağlı gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin) ise gemi adamının gemiden ayrıldığı tarihten itibaren bir yılın sonunda düşer; bu süre içinde gemi ihtiyaten haczedilip cebrî icra yoluyla satılmadıkça rehin güvencesi kaybedilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1327. maddesi bu bir yıllık sürenin borçluya yönelik kişisel istemlere de uygulanacağını öngörmekle birlikte, diğer kanunlardaki özel hükümleri saklı tutmaktadır. Bu nedenle özellikle geminin satılması veya Türkiye’den ayrılması ihtimali bulunan durumlarda, rehin güvencesinin kaybedilmemesi için hızlı hareket edilmesi gerekir.
5. İstinaf ve Temyiz Süreçleri Nasıl İşler?
İlk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde bölge adliye mahkemesine (istinaf) başvuru yapılabilir. Bölge adliye mahkemesi kararından sonra, dava değeri kanundaki parasal sınırı aşıyorsa kararın temyizi de mümkündür. Parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda bölge adliye mahkemesinin kararı kesindir ve hüküm istinaf aşamasında kesinleşir. İstinaf yolu da her karar için açık değildir; miktar veya değeri Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırını aşmayan davalarda ilk derece mahkemesinin kararı kesindir ve bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir.
6. Gemi Adamı Alacağını İcra Yoluyla Nasıl Tahsil Eder?
Mahkeme kararı kesinleştikten sonra gemi adamı, İcra ve İflas Kanunu uyarınca alacağın tahsili amacıyla ilamlı icra takibi başlatabilir. Takip, işverenin aşağıdaki malvarlığına yöneltilebilir:
- Banka Hesapları: İşverenin Türkiye’deki banka hesapları,
- Gemi: İşverene ait gemi,
- Donatı: Gemi üzerindeki donatı,
- Diğer Malvarlığı: İşverenin diğer taşınmaz ve taşınır malvarlığı.
İcra sürecinde ihtiyati haciz ya da menfi tespit davası gibi özel usuller de söz konusu olabilir. Gemi adamı ücretinin ödenmemesi ciddi bir hak ihlali olup hem iş sözleşmesinin feshini haklı kılabilir hem de maddi kayıplara neden olabilir; bu süreçte deniz iş hukuku alanında uzman bir avukatla çalışılması ve hukuki destek alınması, hem usul hatalarının önlenmesi hem de sürecin etkin yönetimi bakımından büyük önem taşır.
Deniz İş Hukukunda İşe İade Davası Var mıdır?
Deniz İş Kanunu’nda İş Kanunu’ndaki işe iade kavramı düzenlenmediğinden, iş sözleşmesi haksız şekilde feshedilen gemi adamının işe iade davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bunun yerine gemi adamı, işçilik alacaklarını dava açarak talep edebilir ve işverenin kötü niyetli fesih yaptığını ispatlarsa 854 sayılı Deniz İş Kanunu kapsamında tazminat alma hakkına sahiptir. Haksız feshe karşı gemi adamının başvurabileceği başlıca yollar şunlardır:
- Kötü Niyet Tazminatı: Gemi adamı, işverenin iş sözleşmesini kötü niyetle feshettiğini kanıtlayabilirse, bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı talep edebilir; sendikaya üye olma veya şikâyete başvurma nedeniyle işten çıkarılma, Kanun’un örnek olarak saydığı hâllerdir. Bu tazminat, gemi adamının iş sözleşmesinin haksız yere feshedilmesinden kaynaklanan maddi kayıplarını telafi etmeye yöneliktir ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun ilgili maddelerine göre belirlenir.
- Kıdem, İhbar ve Diğer Alacaklar: Gemi adamının işe iade davası açma hakkının olmaması, işverenin fesih sürecinde gemi adamı haklarını koruma yükümlülüğünü azaltmaz. Gemi adamı, işverenin haksız fesih yaptığını kanıtlamak için gerekli delilleri sunabilir ve yasal süreçte kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacaklarını arayabilir.
Sonuç olarak deniz iş hukukunda işe iade kavramı bulunmamakla birlikte, haksız şekilde işten çıkarılan gemi adamı işçilik alacaklarını talep edebilir ve işverenin kötü niyetli fesih yaptığını kanıtlarsa ayrıca tazminat alma hakkına sahiptir. Gemi adamlarının deniz iş hukukuyla ilgili haklarını ve yükümlülüklerini tam olarak anlamaları ve gerektiğinde yasal desteğe başvurmaları önemlidir.
İş Kazası Durumunda Gemi Adamının Yasal Hakları Nelerdir?
İş kazası geçiren gemi adamı; iş kazası sigortası kapsamındaki sağlık ve gelir yardımlarından yararlanma, tedavi masraflarının karşılanmasını isteme ve kaza işverenin kusurundan kaynaklanıyorsa maddi ve manevi tazminat talep etme haklarına sahiptir. Deniz iş hukuku özel bir alan olarak, gemi adamlarının çalışma koşulları ve karşılaşabilecekleri riskler açısından özgün düzenlemelere tabidir. Gemi adamlarının çalışma ortamları, deniz şartlarının zorluğu ve sürekli hareket hâlindeki gemilerde bulunmaları nedeniyle iş kazalarına maruz kalma riski yüksektir.
1. İş Kazası Nedir ve Nasıl Bildirilir?
İş kazası, gemi adamının işini yaparken veya iş ile bağlantılı olarak meydana gelen, beden veya ruh sağlığını etkileyen ani ve beklenmedik olaydır. Gemi adamının iş kazasını derhâl işverene bildirmesi gerekir; işveren ise kazayı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Deniz İş Kanunu hükümleri uyarınca ilgili kamu kurumlarına zamanında ve doğru şekilde bildirmek zorundadır. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre işveren kazayı derhâl kolluk kuvvetlerine, en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde de Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmelidir. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda işveren hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir ve gemi adamının tazminat talebi güçlenir.
2. İş Kazası Hâlinde Gemi Adamının Sosyal Güvenlik Hakları Nelerdir?
İş kazası hâlinde gemi adamı, 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sigortasından faydalanma hakkına sahiptir. Bu sigortanın sağladığı başlıca haklar şunlardır:
- Sağlık Hizmetleri: Kaza nedeniyle gereken tedavinin genel sağlık sigortası kapsamında karşılanması,
- Geçici İş Göremezlik Ödeneği: Tedavi süresince çalışılamayan günler için ödenek alma,
- Sürekli İş Göremezlik Geliri: İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumu ortaya çıkarsa gelir bağlanması,
- Hak Sahiplerinin Hakları: Ölüm hâlinde kanuni hak sahiplerine ölüm geliri ve cenaze ödeneği ödenmesi.
3. Gemi Adamının Tedavi ve Rehabilitasyon Hakkı Var mıdır?
Gemi adamının iş kazası nedeniyle ihtiyaç duyduğu her türlü tıbbi müdahale, tedavi ve rehabilitasyon masrafları işveren veya sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanır. İşverenin, iş kazasına bağlı sağlık sorunlarının giderilmesi için gerekli tedbirleri alması ve tedavi süreçlerini takip etmesi zorunludur. İş kazası sonrası rehabilitasyon, gemi adamının iş gücünü yeniden kazanması açısından hayati önem taşır.
4. İş Kazası Geçiren Gemi Adamı İşten Çıkarılabilir mi?
Deniz İş Kanunu ve genel iş hukuku ilkeleri çerçevesinde, iş kazası geçiren gemi adamının işten çıkarılması özel bir koruma altındadır. İş kazası sonucu geçici iş göremezlik nedeniyle işveren gemi adamını haksız yere işten çıkaramaz; ancak sürekli olarak gemide çalışmaya engel bir sakatlık ortaya çıkarsa, Deniz İş Kanunu’nun 14. maddesi işverene sözleşmeyi bildirimsiz feshetme imkânı tanır.
Bu hâlde dahi gemi adamının kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları ortadan kalkmaz. İş kazası nedeniyle iş sözleşmesi feshedilen gemi adamı, Deniz İş Kanunu’ndan kaynaklanan tazminat ve diğer haklarını talep etme imkânına sahiptir.
5. İş Kazasında Gemi Adamı Maddi ve Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
İş kazasının işverenin kusurundan kaynaklanması durumunda, gemi adamı veya hak sahipleri işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Maddi tazminat uğranılan gelir kaybını, tedavi masraflarını ve diğer zararları kapsarken, manevi tazminat yaşanan acı, ızdırap ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle talep edilir. Tazminat talepleri Deniz İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yargı içtihatları doğrultusunda şekillenir.
6. İş Kazası Sonrası Hangi Adımlar İzlenmelidir?
Gemi adamının iş kazası sonrası yasal haklarını koruyabilmesi için hukuki süreçleri takip etmesi gerekir. Bu kapsamda izlenmesi gereken başlıca adımlar şunlardır:
- Kazanın Tespiti: Kazanın gemi jurnaline ve tutanağa geçirilmesi,
- SGK Bildirimi: Kazanın Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirildiğinin kontrol edilmesi,
- Sağlık Raporları: Tedavi ve iş göremezlik raporlarının temin edilmesi,
- Delillerin Toplanması: Tanık bilgileri ve kazaya ilişkin belgelerin muhafaza edilmesi.
Gemi adamı, işverenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde tazminat ve diğer haklarını talep etmek üzere yargı mercilerine başvurabilir; kusur oranı ve zarar miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlendiğinden, iş kazası tazminat davalarında deneyimli bir dava avukatı ile delillerin baştan doğru toplanması sonucu doğrudan etkiler. Bu süreçte uzman deniz iş hukuku avukatlarından hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak gemide iş kazası durumunda gemi adamının yasal hakları sağlık hizmetleri, sosyal güvenlik kapsamındaki destekler, iş güvencesi, tazminat talepleri ve hukuki süreçler bakımından geniş ve kapsamlıdır. İşverenlerin bu yükümlülüklere eksiksiz uyması ve gemi adamlarının haklarını etkin biçimde kullanabilmeleri, deniz iş hukukunun temel amaçları arasında yer almaktadır.
Gemi Adamı ve İşveren Hakları İçin Deniz Hukuku Bürolarıyla Çalışmak Neden Önemlidir?
Deniz hukuku büroları ile çalışmak, deniz iş hukukunun kendine özgü kanun ve mevzuatı nedeniyle denizcilik sektöründe faaliyet gösteren ticari işletmeler ve gemi adamları için son derece önemlidir. Bu alanda hukuki süreçleri etkin şekilde yönetmek ve hakları korumak için teknik bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Deniz hukuku bürolarının sağladığı başlıca katkılar şunlardır:
- Özel Kanun ve Mevzuat Bilgisi: Deniz iş hukuku, kendi özel kanun ve mevzuatlarıyla düzenlenen bir hukuk dalıdır. Bu nedenle denizcilik sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ve gemi personeli için bu mevzuata hâkim deneyimli deniz hukuku bürolarıyla çalışmak zaruridir; uzmanlar müvekkillerini mevzuata uygun şekilde yönlendirir ve hukuki süreçleri etkin biçimde yönetir.
- Teknik Bilgi ve Deneyim Gerekliliği: Deniz hukuku sektöre özgü karmaşık teknik detaylar içerir. Bu alanda uzmanlaşmış avukatlar ve danışmanlar denizcilik sektörüne ait özel terminoloji ve uygulamaları bilir ve müvekkillerine uygun ve etkili hukuki çözümler sunar.
- İş Hukuku ile Entegrasyon: Deniz hukuku, yalnızca sektöre özgü yasal düzenlemeleri değil, aynı zamanda genel iş hukuku prensiplerini de kapsar. Deniz hukuku büroları, gerektiğinde iş hukuku hükümlerini kıyasen uygulayarak kapsamlı hizmet sunabilir.
- Uluslararası Hukuk Uzmanlığı: Denizcilik sektörü uluslararası boyutta faaliyet göstermektedir. Bu nedenle deniz hukuku bürolarının uluslararası sözleşme hukuku, uluslararası ticaret hukuku ve deniz kazaları gibi alanlarda da uzmanlaşmış olması gerekir.
- Dil Engelinin Aşılması: Uluslararası denizcilik faaliyetlerinde sözleşmeler, yazışmalar ve uyuşmazlık çözüm süreçleri çoğu zaman birden fazla dilde yürütülür. Yabancı dilde hizmet verebilen avukatlarla çalışmak, farklı hukuk ve dil geçmişine sahip taraflar arasındaki iletişim boşluklarını kapatır.
Deniz hukuku bürolarıyla çalışmak, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ve bireyler için teknik bilgi, tecrübe ve uluslararası bakış açısı gerektiren özel bir alanda hukuki destek sağlar. Bu sayede müvekkillerin denizcilik sektörünün karmaşıklıklarına uygun, etkin ve güvenilir çözümler alması mümkün olur.
Diğer makalelerimizi inceleyebilir ve hukuki destek talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Yasal Uyarı: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir; içerikler, kaynak gösterilerek ve ilgili sayfaya aktif bağlantı (link) verilerek alıntılanabilir. Web sitemizde yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz. Bilgiler, mevzuat ve içtihat değişiklikleri nedeniyle güncelliğini yitirmiş olabilir; somut hukuki durumunuz için mutlaka bir avukattan hukuki destek alınız.






