AİLE İÇİ ŞİDDETİN HUKUKİ BOYUTU VE UZAKLAŞTIRMA KARARI
Aile, bireylerin sevgi, güven ve saygı temelinde bir araya geldiği, huzur ve dayanışma içerisinde yaşamalarını sağlayan en önemli sosyal kurumlardan biridir. Ancak ne yazık ki bazı durumlarda aile içerisinde fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddet olayları meydana gelebilmektedir. Aile içi şiddet yalnızca mağdurun fiziksel bütünlüğünü değil, aynı zamanda ruhsal sağlığını, sosyal yaşamını ve ekonomik özgürlüğünü de olumsuz etkileyen ciddi bir sorundur.
Türk Aile Hukuku çerçevesinde aile içi şiddetin önlenmesi ve şiddet mağdurlarının korunması amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişilerin korunması amacıyla koruyucu ve önleyici tedbirler öngörülmüştür. Bu kapsamda verilen uzaklaştırma kararları ve koruma tedbirleri, mağdurların güvenliğinin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.
AİLE İÇİ ŞİDDET NEDİR?
Aile içi şiddet; eşler, eski eşler, nişanlılar, aile bireyleri veya aynı hanede yaşayan kişiler arasında meydana gelen fiziksel, psikolojik, cinsel, sözlü veya ekonomik nitelikteki her türlü şiddet davranışını ifade eder. Şiddetin gerçekleşmesi için mutlaka fiziksel saldırı bulunması şart değildir. Sürekli hakaret edilmesi, tehdit edilmesi, baskı altında tutulması, eşlerin birbirlerinin mal varlıklarına karşı güveni kötüye kullanarak dolandırıcılık suçu oluşturacak şekilde gerçekleştirdikleri nitelikli ekonomik aldatmacalar, ekonomik kaynaklardan mahrum bırakılması veya kişinin sosyal çevresinden izole edilmesi de aile içi şiddet kapsamında değerlendirilmektedir.
Aile içi şiddetin en yaygın türleri şunlardır:
Fiziksel şiddet,
Psikolojik veya duygusal şiddet,
Cinsel şiddet,
Ekonomik şiddet,
Dijital araçlar kullanılarak gerçekleştirilen taciz ve takip davranışları.
Türk hukuk sistemi, aile içi şiddeti bireyin temel hak ve özgürlüklerine yönelik ağır bir ihlal olarakdeğerlendirmekte ve mağdurların korunmasına yönelik etkili hukuki mekanizmalar öngörmektedir.
AİLE İÇİ ŞİDDETTEN KORUNMA YOLLARI VE HUKUKİ TEDBİRLER
Aile içi şiddetle mücadele kapsamında mağdurların korunması ve şiddetin önlenmesi amacıyla çeşitli hukuki tedbirler uygulanabilmektedir. Şiddete maruz kalan veya şiddet tehdidi altında bulunan kişiler, kolluk kuvvetlerine, Cumhuriyet Savcılığına veya Aile Mahkemelerine başvurarak koruma talebinde bulunabilirler.
Bu kapsamda uygulanabilecek başlıca hukuki tedbirler şunlardır:
Koruma ve Uzaklaştırma Kararları: Mahkemeler tarafından şiddet uygulayan kişinin mağdura, müşterek konuta, işyerine veya çocukların eğitim gördüğü kurumlara yaklaşmasının yasaklanmasına karar verilebilir. Ayrıca telefon, mesaj, e-posta veya sosyal medya aracılığıyla iletişim kurması da engellenebilir.
Acil Koruma Tedbirleri: Acil durumlarda kolluk kuvvetleri tarafından derhal koruma sağlanabilir ve gerekli hallerde geçici tedbir kararları alınabilir.
Suç Duyurusu ve Ceza Soruşturması: Şiddet fiilleri aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, mağdur tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Yapılan hak ihlallerine karşı adli makamlar nezdinde yürütülenhukuki süreç, fail hakkında ceza davası açılmasıyla sonuçlanabilir.
Barınma ve Destek Hizmetleri: Şiddet mağdurlarına yönelik olarak devlet kurumları ve ilgili kuruluşlar tarafından geçici barınma, psikolojik destek, sosyal yardım ve hukuki danışmanlık hizmetleri sağlanabilmektedir.
Boşanma ve Velayet Süreçleri: Aile içi şiddet, boşanma davalarında önemli bir hukuki sebep oluşturabilmektedir. Şiddete maruz kalan eş, boşanma sürecinde gerek anlaşmalı boşanmada gerekse çekişmeli boşanmada maddi ve manevi tazminat, boşanma nafakası ve velayettaleplerinde de bulunabilir.
AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN MADDE 1 – Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
6284 SAYILI KANUN: KADININ KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİ
Türkiye’de aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla yürürlüğe konulan en önemli yasal düzenlemelerden biri 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dur. 2012 yılında kabul edilen bu Kanun, şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunmasını, şiddetin önlenmesini ve mağdurların etkin şekilde desteklenmesini amaçlamaktadır.
6284 sayılı Kanun yalnızca gerçekleşmiş şiddet vakalarına değil, şiddet tehlikesinin bulunduğu durumlara da koruma sağlamaktadır. Bu yönüyle Kanun, mağdurların zarar görmesini beklemeden önleyici tedbirlerin alınmasına imkan tanımakta ve şiddetle mücadelede koruyucu bir yaklaşım benimsemektedir.
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un Amacı
6284 sayılı Kanun’un temel amacı, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişilerin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesidir. Kanun kapsamında özellikle aşağıdaki hedefler gözetilmektedir:
Şiddetin Önlenmesi: Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla önleyici tedbirlerin alınması.
Mağdurların Korunması: Şiddete maruz kalan kişilerin can güvenliğinin sağlanması ve gerekli koruma tedbirlerinin uygulanması.
Hukuki ve Kurumsal Destek Sağlanması: Mağdurların hukuki haklarına erişiminin kolaylaştırılması ve ihtiyaç duydukları destek mekanizmalarından yararlanmalarının sağlanması.
Psikolojik ve Sosyal Destek Sunulması: Şiddet mağdurlarının psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi ve yeniden güvenli bir yaşam kurmalarına yardımcı olunması.
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un Önemi
6284 sayılı Kanun, Türkiye’de aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddetle mücadelede temel hukuki dayanaklardan biridir. Kanun sayesinde şiddet mağdurları hızlı şekilde koruma talep edebilmekte, uzaklaştırma kararı aldırabilmekte ve çeşitli sosyal destek mekanizmalarından yararlanabilmektedir.
Bununla birlikte, kanunun etkinliğinin yalnızca yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığı; toplumdaki farkındalığın artırılması, kamu kurumlarının koordineli çalışması ve koruma tedbirlerinin etkin şekilde uygulanmasıyla mümkün olduğu unutulmamalıdır.
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un Kapsamı
Kanun kapsamında hakim, mülki amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk kuvvetleri tarafından çeşitli koruyucu ve önleyici tedbir kararları alınabilmektedir.
Bunlardan en yaygın olanları şunlardır:
Uzaklaştırma Kararı: Şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılmasına, mağdura yaklaşmamasına ve belirlenen alanlara girmemesine karar verilebilir. Uzaklaştırma kararı, aile içi şiddet vakalarında en sık başvurulan koruma tedbirlerinden biridir.
İletişim Kurma Yasağı: Şiddet uygulayan kişinin telefon, mesaj, e-posta, sosyal medya veya diğer iletişim araçlarıyla mağduru rahatsız etmesi ve iletişim kurması yasaklanabilir.
Koruma ve Güvenlik Tedbirleri: Gerekli görülmesi halinde mağdura geçici koruma tahsis edilebilir, kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesine karar verilebilir veya güvenli bir yere yerleştirilmesi sağlanabilir. Bu noktada mağdurun verilerinin güvenliği, kişisel verilerin korunması ve gizlilik ilkeleriyle de sıkı sıkıya korunmaktadır.
Barınma ve Sosyal Destek Hizmetleri: Şiddet mağdurlarının güvenliğinin sağlanması amacıyla kadın konukevleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ve diğer sosyal destek mekanizmaları aracılığıyla barınma ve danışmanlık hizmetleri sunulabilmektedir.
Geçici Maddi Yardım ve Diğer Destekler: Kanun kapsamında ihtiyaç sahibi mağdurlara geçici maddi yardım sağlanması, sağlık desteği verilmesi ve gerekli sosyal hizmetlerden yararlandırılması mümkün olabilmektedir. Mahkemece hükmedilen bu maddi yardımların veya nafakaların rızaen ödenmemesi halinde, alacakların zorla tahsili için icra ve iflas hukuku hükümleri uyarınca icra takibi başlatılması gerekir.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararı veya diğer koruma tedbirlerine aykırı davranılması halinde, şiddet uygulayan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanabilmektedir. Bu yaptırım, koruma kararlarının etkinliğini sağlamak ve mağdurların güvenliğini temin etmek amacıyla öngörülmüştür.
Aile içi şiddetin boyutunun ağırlaşması ve kasten yaralama ya da cana kast etme noktasına varması durumunda, fail açısından sadece ceza hukuku değil, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu uyarınca mirastan yoksun bırakılma gibi miras hukuku boyutunda da çok ciddi hak kayıpları doğabilmektedir.
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınan önemli bir adımdır. Kanunun hükümleri, mağdurların korunması, şiddet uygulayanların cezalandırılması, rehabilitasyon ve hukuki destek gibi alanlarda etkin bir mücadele sağlamayı amaçlar. Ancak, toplumun bu konuda farkındalığının artırılması, kurumların işbirliği ve uygulamaların etkin bir şekilde hayata geçirilmesi de büyük önem taşır.
AİLE İÇİ ŞİDDETTE KORUMA KARARI
Aile içi şiddet vakalarında mağdurun güvenliğinin hızlı ve etkili bir şekilde sağlanması büyük önem taşımaktadır. Türk hukukunda şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişilerin korunması amacıyla çeşitli hukuki mekanizmalar öngörülmüş olup, bunların başında koruma kararı gelmektedir. Özellikle 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen koruma kararları, mağdurların can güvenliğinin sağlanması ve şiddetin önlenmesi bakımından önemli bir işlev üstlenmektedir.
Koruma kararı yalnızca fiilen gerçekleşmiş şiddet olaylarında değil, şiddet tehlikesinin bulunduğu durumlarda da verilebilmektedir. Böylece mağdurun zarar görmesi beklenmeden gerekli hukuki tedbirlerin alınması mümkün olmaktadır.
Koruma Kararı Nedir?
Koruma kararı, aile içi şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi bulunan kişilerin korunması amacıyla Aile Mahkemesi, mülki amir veya belirli durumlarda kolluk kuvvetleri tarafından alınabilen koruyucu ve önleyici tedbir kararlarını ifade etmektedir.
Bu kararların temel amacı;
Şiddetin tekrarlanmasını önlemek,
Mağdurun can ve mal güvenliğini sağlamak,
Şiddet uygulayan kişinin mağdura ulaşmasını engellemek,
Çocukların ve diğer aile bireylerinin korunmasını sağlamak,
Mağdurun güvenli bir yaşam sürdürebilmesine imkan tanımaktır.
Koruma kararı alınabilmesi için çoğu durumda kesin delil veya mahkumiyet kararı aranmaz. Şiddet mağdurunun beyanı ve olayın özellikleri değerlendirilerek koruyucu tedbir kararı verilebilmektedir.
Aile İçi Şiddette Koruma Kararının Önemi
Koruma kararı, aile içi şiddet mağdurlarının güvenliğinin sağlanması açısından en etkili hukuki araçlardan biridir. Özellikle şiddetin devam etme riski bulunan durumlarda hızlı şekilde alınabilen bu kararlar sayesinde mağdurun korunması, şiddetin önlenmesi ve daha ağır sonuçların ortaya çıkmasının engellenmesi amaçlanmaktadır.
Aile içi şiddete maruz kalan veya şiddet tehdidi altında bulunan kişilerin vakit kaybetmeden hukuki destek alması, koruma tedbirlerinin zamanında uygulanabilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Koruma Kararı Kapsamında Alınabilecek Tedbirler Nelerdir?
6284 sayılı Kanun kapsamında mağdurun korunması amacıyla çeşitli tedbirler uygulanabilmektedir. Somut olayın özelliklerine göre bir veya birden fazla tedbire aynı anda karar verilmesi mümkündür.
a) Yaklaşmama ve İletişim Yasağı
Koruma kararlarının en yaygın şekli, şiddet uygulayan kişinin mağdura yaklaşmasının ve iletişim kurmasının yasaklanmasıdır.
Bu kapsamda;
Mağdurun konutuna yaklaşmaması,
İşyerine gitmemesi,
Çocukların okuluna yaklaşmaması,
Telefon, mesaj, e-posta veya sosyal medya aracılığıyla iletişim kurmaması,
kararlaştırılabilmektedir.
b) Ortak Konuttan Uzaklaştırma
Şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılmasına ve konutun kullanımının geçici olarak mağdura bırakılmasına karar verilebilir. Bu süreçte eşlerin mal rejimleri üzerindeki hakları saklı kalmakla birlikte, gayrimenkul hukukuprensipleri çerçevesinde aile konutu şerhigibi ek güvenceler de talep edilebilir. Bu tedbir, mağdurun yaşam alanında güvenliğinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.
c) Geçici Koruma ve Barınma Tedbirleri
Mağdurun güvenliğinin ciddi şekilde tehlikede olduğu durumlarda;
Güvenli bir yerde barındırılması,
Kadın konukevlerine yerleştirilmesi,
Geçici koruma tahsis edilmesi,
Kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi,
gibi koruyucu tedbirler uygulanabilmektedir.
d) Ortak Çocuklara İlişkin Tedbirler
Aile içi şiddetin çocukları etkilemesi veya çocukların da risk altında bulunması halinde mahkeme tarafından çocukların üstün yararı gözetilerek ek tedbirler alınabilir.
Bu kapsamda;
Çocuğun velayeti ve kişisel ilişki şartlarının sınırlandırılması,
Görüşme şartlarının belirlenmesi,
Gerekli durumlarda kişisel ilişkinin geçici olarak kaldırılması,
gibi kararlar verilebilmektedir.
e) Geçici Maddi Yardım ve Destek Tedbirleri
Şiddet nedeniyle ekonomik açıdan zor durumda kalan mağdurlar için geçici maddi yardım sağlanması, sağlık giderlerinin karşılanması ve sosyal hizmetlerden yararlandırılması da mümkündür. Şiddet nedeniyle ekonomik açıdan zor durumda kalan mağdurlar ve çocukları için çocuk nafakası hukuku ilkeleri ile uyumlu olacak şekilde geçici maddi yardımlar ve nafaka ödemeleri de karara bağlanabilir.
UZAKLAŞTIRMA KARARI NASIL ALINIR?
Aile içi şiddet veya kadına yönelik şiddet vakalarında mağdurun güvenliğinin sağlanması amacıyla en sık başvurulan hukuki koruma yöntemlerinden biri uzaklaştırma kararıdır. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararları, şiddet uygulayan kişinin mağdura yaklaşmasını, iletişim kurmasını veya ortak konutta bulunmasını engelleyebilmektedir.
Türk hukukunda uzaklaştırma kararı alınabilmesi için mağdurun kesin deliller sunması veya şiddetin ceza mahkemesi kararıyla ispat edilmiş olması şart değildir. Şiddet mağdurunun beyanı ve olayın özellikleri dikkate alınarak koruyucu ve önleyici tedbir kararları verilebilmektedir.
Kimler Uzaklaştırma Kararı Talep Edebilir?
Toplumda yaygın olarak uzaklaştırma kararının yalnızca Türkiye’de evlilik birliği kurmuş evli eşler arasında uygulanabileceği düşünülmektedir. Ancak 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, koruma tedbirlerinden yararlanabilecek kişileri oldukça geniş bir şekilde düzenlemiştir. Bu nedenle yalnızca eşler değil, şiddete veya şiddet tehdidine maruz kalan birçok kişi uzaklaştırma kararı talebinde bulunabilmektedir.
Kanun kapsamında öncelikle evli eşler ve boşanmış eşler koruma tedbirlerinden yararlanabilir. Boşanma sonrasında devam eden tehdit, takip, fiziksel veya psikolojik şiddet durumlarında da mağdur eş, uzaklaştırma kararı talep etme hakkına sahiptir.
Bunun yanında nişanlılar, sözlüler veya duygusal birliktelik yaşayan kişiler de belirli koşullar altında koruma tedbirlerinden yararlanabilmektedir. Özellikle evlilik birliği bulunmasa dahi mevcut veya sona ermiş duygusal ilişkilerden kaynaklanan şiddet ve tehdit eylemleri hakkında mahkemeler tarafından koruma kararı verilebilmektedir.
Aynı konutu paylaşan kişiler de Kanun kapsamında korunmaktadır. Birlikte yaşayan partnerler, aile bireyleri veya aynı ev içerisinde yaşayan kişiler arasında meydana gelen şiddet olaylarında mağdurlar koruma talebinde bulunabilirler.
Kanun ayrıca aile bireylerinin korunmasını da amaçlamaktadır.Anne, baba, çocuk, kardeş, büyükanne, büyükbaba veya diğer yakın aile fertleri tarafından maruz kalınan fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddet durumlarında da koruma ve uzaklaştırma kararı alınması mümkündür.
6284 Sayılı Kanun’un önemli düzenlemelerinden biri de tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarına koruma sağlamasıdır. Taraflar arasında evlilik, akrabalık veya birlikte yaşama ilişkisi bulunmasa bile, kişinin sürekli takip edilmesi, rahatsız edilmesi, iletişim araçlarıyla huzurunun bozulması veya güvenliğinin tehdit edilmesi halinde mahkemeden koruma ve uzaklaştırma kararı talep edilebilir.
Uzaklaştırma Kararı İçin Nereye Başvurulur?
Uzaklaştırma kararı talebinde bulunmak isteyen kişiler aşağıdaki mercilere başvurabilir:
Aile Mahkemeleri,
Cumhuriyet Savcılıkları,
Polis merkezleri veya jandarma karakolları,
Kaymakamlıklar ve valilikler,
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM).
Özellikle acil durumlarda kolluk kuvvetlerine yapılan başvurular sonucunda gerekli koruma tedbirleri hızla alınabilmekte ve dosya daha sonra yetkili mahkemeye iletilebilmektedir.
Uzaklaştırma Kararı Başvurusu Nasıl Yapılır?
Başvuru sırasında mağdurun yaşadığı şiddet olaylarını veya şiddet tehdidini açıklaması yeterlidir. Başvuru sözlü veya yazılı olarak yapılabilmektedir.
Her ne kadar zorunlu olmasa da aşağıdaki belgeler başvuruyu destekleyebilir:
Darp raporları,
Hastane kayıtları,
Mesajlaşmalar ve elektronik yazışmalar,
Ses kayıtları veya görüntüler (hukuka uygun şekilde elde edilmişse),
Tanık beyanları,
Daha önce yapılmış polis veya savcılık başvuruları.
Ancak bu belgelerin bulunmaması, koruma veya uzaklaştırma kararı verilmesine engel değildir.
Mahkeme Tarafından Uzaklaştırma Kararı İçin Değerlendirme Süreci
Başvurunun ardından yetkili makam olan Aile Mahkemesi tarafından olayın özellikleri değerlendirilir. Şiddet riski bulunduğunun anlaşılması halinde mağdurun korunması amacıyla derhal tedbir kararı verilebilir. 6284 sayılı Kanun’un amacı mağdurun güvenliğini sağlamak olduğundan, koruma tedbirleri çoğu zaman karşı taraf dinlenmeden ve gecikmeksizin alınabilmektedir. Böylece mağdurun daha fazla zarar görmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Uzaklaştırma Kararı Kapsamında Hangi Tedbirler Alınabilir?
Somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından aşağıdaki tedbirlere karar verilebilir:
Şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılması,
Mağdura, konutuna veya işyerine yaklaşmasının yasaklanması,
Telefon, mesaj, e-posta ve sosyal medya yoluyla iletişim kurmasının engellenmesi,
Çocukların okuluna veya mağdurun bulunduğu diğer yerlere yaklaşmasının yasaklanması,
Silah taşımasının veya bulundurmasının engellenmesi,
Gerekli durumlarda elektronik kelepçe uygulanması,
Ortak çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlandırılması.
Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Sürede Çıkar?
Uzaklaştırma kararları acil koruma tedbiri niteliğinde olduğu için çok hızlı şekilde verilebilmektedir. Özellikle riskin yüksek olduğu durumlarda aynı gün içinde veya birkaç gün içerisinde karar verilmesi mümkündür.
Uzaklaştırma Kararı Ne Kadar Süreyle Verilir?
Uzaklaştırma kararları süresiz olarak verilmez. Mahkeme tarafından olayın özellikleri değerlendirilerek belirli bir süre için tedbir kararı verilir. Uygulamada çoğu uzaklaştırma kararı ilk etapta bir ila altı ay arasında verilmektedir. Ancak riskin devam etmesi halinde mağdurun talebi üzerine veya gerekli görülmesi durumunda tedbir süresi uzatılabilir.
Tedbir süresinin sona ermesi, tehlikenin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Şiddet riskinin devam ettiği durumlarda mahkeme yeni bir değerlendirme yaparak koruma tedbirlerinin devamına karar verebilir.
Uzaklaştırma Kararı Sicile İşler Mi?
Hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişilerin en sık sorduğu sorulardan biri de uzaklaştırma kararının adli sicile işleyip işlemediğidir. Uzaklaştırma kararı bir mahkumiyet kararı değildir. Bu nedenle yalnızca uzaklaştırma kararı verilmiş olması, kişinin adli sicil kaydına işlenmez. Ancak uzaklaştırma kararına konu olan olay nedeniyle ayrıca bir ceza davası açılması ve kişinin mahkum olması halinde, mahkumiyet kararının niteliğine göre adli sicil kaydı oluşabilir. Bu nedenle uzaklaştırma kararı ile ceza mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararlarının birbirinden farklı hukuki kurumlar olduğu unutulmamalıdır.
Uzaklaştırma Kararı Alırken Avukat Desteği Önemli Midir?
Her ne kadar uzaklaştırma kararı başvurusu avukat olmaksızın yapılabilse de, başvurunun doğru şekilde hazırlanması, gerekli koruma tedbirlerinin talep edilmesi ve olası ihlaller karşısında hukuki sürecin etkin şekilde yürütülmesi açısından deneyimli bir boşanma avukatından destek alınması faydalı olacaktır.
UZAKLAŞTIRMA KARARI HANGİ DURUMLARDA VERİLİR?
Uzaklaştırma kararı, aile içi şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunması amacıyla verilen önleyici bir tedbirdir. Kararın verilebilmesi için mutlaka fiziksel şiddet yaşanmış olması gerekmez. Psikolojik, ekonomik, cinsel veya sözlü şiddet niteliğindeki davranışlar da uzaklaştırma kararı verilmesine neden olabilir.
Uygulamada aşağıdaki durumlarda uzaklaştırma kararı verilmesi mümkündür:
Fiziksel şiddet uygulanması,
Tehdit ve hakaret edilmesi,
Sürekli rahatsız edilme ve takip edilme,
Israrlı telefon aramaları veya mesaj gönderilmesi,
Ekonomik baskı uygulanması,
Çocuklar üzerinden baskı kurulması,
Şiddet uygulama tehdidinde bulunulması,
Eski eş veya partner tarafından taciz edilme,
Dijital ortamda takip ve rahatsız edilme.
6284 sayılı Kanun kapsamında şiddetin gerçekleşmiş olması kadar, gerçekleşme tehlikesinin bulunması da koruma tedbiri verilmesi için yeterli kabul edilmektedir.
DELİL OLMADAN UZAKLAŞTIRMA KARARI ALINABİLİR Mİ?
Aile içi şiddet davalarında en çok merak edilen konulardan biri delil olmadan uzaklaştırma kararı verilip verilemeyeceğidir.6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya uzaklaştırma kararı alınabilmesi için kesin delil aranmaz. Kanunun amacı mağdurun korunması olduğundan, hakim şiddet mağdurunun beyanını ve olayın özelliklerini değerlendirerek tedbir kararı verebilir.
Elbette fotoğraflar, darp raporları, mesaj kayıtları, tanık beyanları ve benzeri deliller başvuruyu güçlendirebilir. Ancak bu tür delillerin bulunmaması tek başına koruma talebinin reddedileceği anlamına gelmez. Bu nedenle şiddete maruz kalan kişilerin yeterli delilim yok düşüncesiyle başvuru yapmaktan çekinmemeleri gerekir.
ERKEĞE UZAKLAŞTIRMA KARARI VERİLEBİLİR Mİ?
Uzaklaştırma kararı yalnızca kadınlara özgü bir koruma tedbiri değildir. 6284 sayılı Kanun, şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi bulunan herkes için uygulanabilir. Bu kapsamda erkekler de aile içi şiddet, tehdit, psikolojik baskı veya diğer şiddet türlerine maruz kalmaları halinde koruma ve uzaklaştırma kararı talep edebilirler. Dolayısıyla hukuken koruma tedbirinin cinsiyete bağlı bir sınırlaması bulunmamaktadır; esas olan şiddetin varlığı veya şiddet riski bulunmasıdır.
BOŞANMA DAVASI OLMADAN UZAKLAŞTIRMA KARARI ALINABİLİR Mİ?
Uzaklaştırma kararı alınabilmesi için boşanma davası açılmış olması şart değildir. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri, boşanma davasından bağımsız olarak uygulanabilir. Yani evli olmayan kişiler, nişanlılar, birlikte yaşayanlar veya eski partnerler arasında da koruma kararı verilebilir. Bu yönüyle uzaklaştırma kararı, boşanma sürecine bağlı olmayan bağımsız bir koruma mekanizmasıdır. Henüz bir boşanma gündemde yokken veya taraflar arasında önceden yapılmış bir evlilik öncesi anlaşma veya evlilik sözleşmesi bulunsa dahi, şiddet iddiası halinde bu sözleşmelerden bağımsız olarak acil koruma tedbirlerine hükmedilir.
UZAKLAŞTIRMA KARARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarına ve diğer koruyucu veya önleyici tedbir kararlarına karşı itiraz edilebilir. Uzaklaştırma kararına itiraz hakkı, hem şiddet mağduruna hem de hakkında tedbir kararı verilen kişiye tanınmış önemli bir hukuki güvencedir.
Uygulamada uzaklaştırma kararları çoğu zaman acil koruma ihtiyacı nedeniyle karşı taraf dinlenmeden verilebilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, kararın daha sonra yeniden değerlendirilmesine imkan tanımak amacıyla itiraz mekanizmasını düzenlemiştir.
Uzaklaştırma Kararına Kimler İtiraz Edebilir?
Uzaklaştırma kararına;
Koruma talebinde bulunan kişi,
Hakkında uzaklaştırma veya diğer tedbir kararları verilen kişi,
Kanuni temsilciler veya vekilleri,
itiraz edebilir.
Örneğin mağdur, verilen tedbirlerin yetersiz olduğunu düşünüyorsa ek koruma tedbirleri talep edebilir. Buna karşılık hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişi de kararın haksız, ölçüsüz veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz hakkını kullanabilir.
Uzaklaştırma Kararına İtiraz Süresi Ne Kadardır?
6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir kararlarına karşı, kararın tebliğ veya tefhim edilmesinden itibaren iki hafta içerisinde itiraz edilebilir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, itirazın süresi içerisinde yapılması önem taşımaktadır.
Uzaklaştırma Kararına İtiraz Nereye Yapılır?
İtiraz, kararı veren mahkemeye sunulacak bir dilekçe ile yapılır. Dosya daha sonra kanunda belirtilen yetkili mahkeme tarafından incelenir.
İtiraz dilekçesinde;
Kararın neden hukuka aykırı olduğu,
Olayların gerçek durumu,
Varsa yeni deliller,
Talep edilen değişiklikler,
ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır.
Uzaklaştırma Kararına İtiraz İncelemesi Nasıl Yapılır?
İtiraz üzerine mahkeme dosyayı yeniden değerlendirir. İnceleme çoğu durumda dosya üzerinden yapılmakta olup, mahkeme gerekli görürse ek bilgi ve belge talep edebilir. Kanunun amacı mağdurun korunması olduğundan, itiraz edilmiş olması tek başına uzaklaştırma kararının uygulanmasını durdurmaz.Tedbir kararı, mahkeme tarafından kaldırılıncaya veya değiştirilinceye kadar yürürlükte kalmaya devam eder.
Uzaklaştırma Kararına İtiraz Sonucunda Ne Karar Verilebilir?
Yapılan inceleme sonucunda mahkeme;
İtirazın reddine,
Tedbir kararının aynen devamına,
Tedbir süresinin değiştirilmesine,
Tedbir kapsamının genişletilmesine veya daraltılmasına,
Tedbir kararının kaldırılmasına,
karar verebilir.
Verilecek karar somut olayın özelliklerine, tarafların beyanlarına ve dosyada bulunan delillere göre belirlenmektedir.
Uzaklaştırma Kararının Kaldırılması Mümkün Müdür?
Şartların değişmesi, riskin ortadan kalkması veya tedbirin artık gerekli olmaması halinde uzaklaştırma kararının kaldırılması ya da değiştirilmesi talep edilebilir. Ancak bu değerlendirme her olayın kendi koşulları içerisinde mahkeme tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle uzaklaştırma kararının otomatik olarak kaldırılması söz konusu olmayıp, mahkemenin yeni bir değerlendirme yapması gerekmektedir.
Uzaklaştırma Kararına İtiraz Sürecinde Avukat Desteği
Uzaklaştırma kararına itiraz sürecinde yapılacak hukuki değerlendirmeler, sunulacak deliller ve hazırlanacak itiraz dilekçesi kararın sonucu üzerinde etkili olabilmektedir. Bu nedenle hem şiddet mağdurlarının hem de hakkında tedbir kararı verilen kişilerin hak kaybı yaşamamaları için sürecin aile hukuku alanında deneyimli bir avukatın hukuki danışmanlığı altında takip edilmesi önem taşımaktadır.
UZAKLAŞTIRMA KARARI İHLAL EDİLİRSE NE OLUR?
Uzaklaştırma kararı, aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet vakalarında mağdurların korunması amacıyla verilen bağlayıcı bir mahkeme veya tedbir kararıdır. Bu kararlara uyulması zorunlu olup, kararın ihlal edilmesi halinde hakkında tedbir kararı verilen kişi çeşitli hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.
6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma kararlarının amacı, mağdurun güvenliğini sağlamak ve şiddetin tekrarlanmasını önlemektir. Bu nedenle kanun, tedbir kararlarının ihlal edilmesi halinde özel yaptırımlar öngörmüştür.
Uzaklaştırma Kararının İhlali Nedir?
Uzaklaştırma kararının ihlali, hakkında tedbir kararı verilen kişinin mahkeme tarafından belirlenen yükümlülüklere aykırı davranması anlamına gelir.
Örneğin;
Mağdurun konutuna yaklaşılması,
İşyerine gidilmesi,
Telefon, mesaj veya sosyal medya aracılığıyla iletişim kurulması,
Ortak çocuklar üzerinden dolaylı temas sağlanması,
Mahkeme tarafından yasaklanan bölgelere girilmesi,
uzaklaştırma kararının ihlali olarak değerlendirilebilir.
İhlalin gerçekleşmesi için mutlaka fiziksel şiddet uygulanması gerekmez. Kararda yer alan yasaklara aykırı davranılması tek başına ihlal için yeterli olabilir.
Uzaklaştırma Kararı İhlal Edildiğinde Ne Yapılmalıdır?
Koruma veya uzaklaştırma kararının ihlal edilmesi halinde mağdurun vakit kaybetmeden durumu ilgili makamlara bildirmesi önemlidir.
Bu kapsamda;
Polis veya jandarmaya başvurulabilir,
Cumhuriyet Savcılığına müracaat edilebilir,
Kararı veren mahkemeye bilgi verilebilir,
İhlale ilişkin deliller muhafaza edilebilir.
Mesaj kayıtları, arama kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri, tanık beyanları ve diğer deliller ihlalin tespit edilmesinde önem taşıyabilmektedir.
Uzaklaştırma Kararını İhlal Etmenin Cezası Nedir?
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının ihlali halinde mahkeme tarafından zorlama hapsi uygulanabilmektedir. Kanuna göre ilk ihlalde fail hakkında üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilebilir. Tedbir kararının tekrar ihlal edilmesi halinde ise zorlama hapsinin süresi artırılabilir. Ancak toplam süre altı ayı geçemez. Zorlama hapsi, mağdurun korunmasını sağlamak ve tedbir kararlarının etkinliğini artırmak amacıyla düzenlenmiş özel bir yaptırımdır.
İhlal Aynı Zamanda Suç Oluşturabilir Mi?
Bazı durumlarda uzaklaştırma kararının ihlali yalnızca 6284 sayılı Kanun kapsamında yaptırım doğurmakla kalmayıp aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç teşkil edebilir.
Örneğin;
Tehdit,
Hakaret,
Israrlı takip,
Kasten yaralama,
Kişilerin huzur ve sükununu bozma,
gibi fiillerin gerçekleşmesi halinde ayrıca ceza soruşturması başlatılması ve ceza davası açılması mümkündür.
Koruma Tedbirlerinin Güçlendirilmesi Mümkün Müdür?
Uzaklaştırma kararının ihlal edilmesi, mevcut koruma tedbirlerinin yetersiz kaldığını gösterebilir. Bu durumda mağdur tarafından ek koruma önlemleri talep edilebilir.
Mahkeme;
Tedbir süresini uzatabilir,
Yeni yasaklar getirebilir,
Koruma kapsamını genişletebilir,
Gerekli durumlarda elektronik kelepçe uygulanmasına karar verebilir.
Bu sayede mağdurun güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanması amaçlanmaktadır.
Uzaklaştırma Kararı Varken Mesaj Atılırsa Ne Olur?
Uzaklaştırma kararında genellikle iletişim yasağı da yer alır. Bu nedenle mesaj atmak, aramak veya sosyal medya üzerinden ulaşmaya çalışmak kararın ihlali anlamına gelir. İhlal halinde hakkında tedbir kararı verilen kişi hakkında zorlama hapsi uygulanabilir ve durum ayrıca ceza soruşturmasına da konu olabilir.
Uzaklaştırma Kararlarına Uyulmasının Önemi
Koruma ve uzaklaştırma kararları, aile içi şiddetin önlenmesinde en önemli hukuki araçlardan biridir. Bu kararların ihlal edilmesi yalnızca mağdurun güvenliğini tehlikeye atmakla kalmaz, aynı zamanda ihlali gerçekleştiren kişi açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurur.
Bu nedenle uzaklaştırma kararının ihlal edilmesihalinde derhal hukuki destek alınması ve gerekli başvuruların gecikmeden yapılması büyük önem taşımaktadır.
YABANCILAR TÜRKİYE’DE KORUMA VE UZAKLAŞTIRMA KARARI ALABİLİR Mİ?
Türkiye’de koruma ve uzaklaştırma kararları yalnızca Türk vatandaşları için değil, Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu kişiler için de uygulanabilmektedir. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, şiddete maruz kalan veya şiddet tehdidi altında bulunan yabancı uyruklu kişiler de koruyucu ve önleyici tedbirlerden yararlanabilir. Koruma talebinde bulunabilmek için Türk vatandaşı olma şartı bulunmamaktadır.Türkiye’de ikamet eden, çalışma izni bulunan, öğrenci statüsünde bulunan veya geçici olarak Türkiye’de bulunan yabancılarda aile içi şiddet, tehdit, takip, psikolojik baskı veya benzeri eylemler nedeniyle koruma kararı talep edebilirler.
Başvuru; aile mahkemelerine, kolluk kuvvetlerine, Cumhuriyet savcılıklarına veya ilgili kamu kurumlarına yapılabilir. Acil durumlarda mahkemeye başvuru yapılmadan da kolluk tarafından gerekli işlemler başlatılabilmektedir. Yabancı dil sorunu yaşayan kişiler için tercüman desteği sağlanması mümkündür.
Uluslararası evliliklerde ve yabancı eşlerin bulunduğu aile içi şiddet vakalarında, uzaklaştırma kararı ile birlikte müşterek konutun tahsisi, iletişim yasağı, yaklaşma yasağı ve çocuklarla kişisel ilişkiye yönelik tedbirler de alınabilmektedir. Somut olayın özelliklerine göre ayrıca boşanma, velayet, nafaka ve uluslararası çocuk kaçırma hukuku kapsamında çocuğun mutat meskene iadesi bakımından da değerlendirme yapılması gerekebilir.
Bu nedenle yabancı uyruklu kişilerin şiddet mağduru olmaları halinde, hak kaybı yaşamamaları ve gerekli koruma tedbirlerinin hızlı şekilde alınabilmesi için alanında uzman bir aile hukuku avukatından hukuki destek almaları önemlidir.
Diğer makalelerimizi inceleyebilir ve hukuki destek talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
YASAL UYARI: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir ve tüm makaleler elektronik imzalı zaman damgalı olarak hak sahipliğinin tescil edilmesi amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizdeki makalelerin, kaynak link vermeden kopyalanarak veya özetlenerek başka web sitelerinde yayınlanması durumunda, hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.