gayrimenkul hukuku

Index

TAŞINMAZ ALIM SATIM İŞLEMLERİ, TAPU KAYDI VE GAYRİMENKUL HUKUKU DAVALARI

Türkiye’de taşınmaz alım ve satım işlemleri; ayni haklar, tapu sicili, imar mevzuatı ve kat mülkiyeti düzenlemeleri bakımından çok katmanlı bir hukuki yapı içerisinde gerçekleşmektedir. Gayrimenkul alım-satım işlem hacimlerinin yüksekliği bu devirlerin standart olduğu izlenimini yaratabilse de, her taşınmaz devri farklı hukuki sonuçlar doğuran ve dikkatli inceleme gerektiren bir süreçtir.

Bu nedenle bir taşınmazın satın alınması, yalnızca satış bedelinin ödenmesi ve tapudaki devirden ibaret olmayıp, hukuki ve fiili durumun birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılar. Bu çerçevede gayrimenkul hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda, sadece tapu kaydının varlığı değil; taşınmazın tapudaki niteliği, mülkiyet yapısı ve mevzuat kapsamındaki hukuki statüsü bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Tüm bu karmaşık süreçte telafisi güç hak kaybı ve maddi zararların önüne geçebilmek adına, uzman bir gayrimenkul avukatı ile çalışarak hukuki risk analizinin profesyonelce yürütülmesi hayati önem taşımaktadır.

Türk Medeni Kanunu; B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması I. Tescil Madde 705

Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.

GAYRİMENKUL HUKUKU NEDİR?

Gayrimenkul hukuku, taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve sınırlı ayni hakların kurulması, kazanılması, devri ve sona ermesi ile bu haklardan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünü düzenleyen hukuk alanıdır. Uygulamada “taşınmaz hukuku” veya “emlak hukuku” ifadeleri de kullanılmaktadır. Gayrimenkul hukukunun temelinde taşınmaz mülkiyeti, tapu sicili ve taşınmazlar üzerindeki ayni haklar yer alır.

Kapsamı oldukça geniş olan bu hukuk dalı, başta aşağıdaki konular olmak üzere çok sayıda hukuki ilişki ve uyuşmazlığı kapsar. Aşağıda yer verilenler, gayrimenkul hukukunun başlıca uygulama alanları olup bu alanla sınırlı değildir.

  • Tapu İle İlgili İşlemler: Tapu tescili, terkin, tapu kaydındaki şerh ve beyanlar,
  • Ayni Haklar ve Sınırlı Ayni Haklar: İpotek, intifa, irtifak ve şufa gibi hak tesisleri,
  • Mülkiyet Türleri: Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti rejimi,
  • Kullanım Uyuşmazlıkları: Kat mülkiyeti, kira ve taşınmaz kullanımından doğan davalar.
  • İmar Hukuku: İmar planları, yapı ruhsatları, yapı kullanma izin belgesi, ruhsata aykırı yapılar ve imar uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar,
  • Kentsel Dönüşüm: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki kentsel dönüşüm işlemleri, riskli yapı tespiti ve maliklerin hakları,
  • Kamulaştırma: Kamulaştırma işlemleri, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz maliklerinin hakları,
  • İnşaat Hukuku: Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, hasılat paylaşımı ve inşaat projelerinden doğan hukuki uyuşmazlıklar,

TAŞINMAZ HUKUKUNUN TEMEL İLKELERİ

Gayrimenkul hukuku, borçlar hukukundaki serbest irade esasının aksine, kamu düzeni, işlem güvenliği ve aleniyet (açıklık) ilkeleri doğrultusunda sıkı şekil şartlarına ve devlet güvencesindeki tapu siciline tabidir.

1. Gayrimenkul Satış İşleminde Resmi Şekil Şartı ve Geçerlilik Esası

Türk Medeni Kanunu (TMK m. 706), Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 237) ve Tapu Kanunu (m. 26) uyarınca taşınmaz mülkiyetini veya mülkiyetin devri borcunu doğuran sözleşmelerin geçerliliği resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır:

  • Mülkiyet Devri Sözleşmeleri: Yalnızca Tapu Müdürlüğü ve Noterler nezdinde yapılır.
  • Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmeleri: Yalnızca Noter nezdinde re’sen düzenleme şeklinde yapılır.

Yasal Uyarı: Şekil şartına uyulmaksızın adi yazılı metinlerle (emlakçı protokolü, senet, kapora belgesi vb.) yapılan satışlar kesin hükümsüzdür (mutlak butlan). Bu belgelere dayanarak mülkiyet devri veya taşınmazın teslimi talep edilemez.

2. Tescil İlkesi ve Ayni Hakkın Kurulması

TMK m. 705 gereğince, taşınmaz mülkiyetinin ve taşınmaz üzerindeki diğer sınırlı ayni hakların (ipotek, intifa, irtifak vb.) kazanılması tapu kütüğüne tescil ile gerçekleşir.

  • Mutlak Hak Niteliği: Tescil yapılmadığı sürece taraflar arasındaki anlaşma yalnızca nisbi (kişisel) bir alacak hakkı doğurur. Hak, tapuya tescil edildiği andan itibaren ayni hak niteliği kazanır ve herkese karşı ileri sürülebilir.
  • Tescilsiz Kazanım İstisnaları (TMK m. 705/2): Miras, mahkeme kararı, cebri icra, kamulaştırma ve işgal hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak malikin taşınmaz üzerinde tasarruf işleminde bulunabilmesi (satması/ipotek etmesi) için mülkiyetin önce tapuya tescil edilmiş olması şarttır.
  • Sebebe Bağlılık / İlliyet: Tapu kütüğüne yapılan bir tescilin geçerli olması, tescile esas teşkil eden hukuki sebebin (örneğin satış sözleşmesinin) geçerli olmasına bağlıdır. Eğer dayanak satış sözleşmesi ehliyetsizlik, irade bozukluğu (korkutma, aldatma) veya geçersizlik nedeniyle sakat ise, tapuda tescil yapılmış olsa dahi bu tescil yolsuz tescil haline gelir. Mülkiyet kazanılmış sayılmaz ve gerçek malik Tapu İptal ve Tescil Davası açabilir.
⚖️ Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması
① Resmi Sözleşme
Borçlandırıcı İşlem
② Tapu Kütüğüne Tescil
Tasarruf İşlemi
③ Ayni Hakkın Doğumu

3. Aleniyet (Açıklık) İlkesi ve İyiniyetin Korunması

TMK m. 1020 gereğince tapu sicili açıklık esasına tabidir; ilgisini ispat eden herkes Kişisel Verilerin Korunması ve Gizliliği hükümleri dahilinde kütük kayıtlarını ve dayanak belgelerini inceleyebilir.

  • Kimse Tapu Kaydını Bilmediğini İleri Süremez (TMK m. 1020/3): Aleniyet ilkesinin doğal sonucu olarak, tapu kütüğünde yer alan haciz, ipotek, aile konutu veya satış vaadi gibi şerh ve beyanları “bilmiyordum” savunması hukuken geçersizdir.
  • Tapu Siciline Güvenin Korunması (TMK m. 1023): Aleniyet ilkesini tamamlayan güven ilkesi uyarınca, tapu kütüğündeki tescile güvenerek iyiniyetle ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı kanunen korunur. Kayıt yolsuz (geçersiz) olsa dahi, durumu bilmeyen ve bilmesi gerekmeyen üçüncü kişinin mülkiyet veya sınırlı ayni hak iktisabı geçerli sayılır.

4. Kamusal ve İdari Kısıtlamaların Hukuki Boyutu

Taşınmazın tapu kütüğündeki malik kaydı temiz görünse dahi, özel hukuk kurallarını aşan kamusal ve idari kısıtlamalar mülkiyet hakkını doğrudan sınırlandırır:

⚖️ Taşınmaz Üzerindeki Başlıca İdari Kısıtlamalar
🏗️
İmar ve İskan
3194 s. İmar Kanunu
Ruhsatsız veya projeye aykırı yapılar için yıkım ve para cezası; iskanı olmayan bağımsız bölümlerde cins tashihi yapılamaması.
🏚️
Kentsel Dönüşüm
6306 s. Kanun
Riskli alan veya riskli yapı ilanıyla yıkım zorunluluğu ve arsa paylı satış rejimi.
🏛️
Kamulaştırma / El Atma
2942 s. Kamulaştırma Kanunu
Kamu yararı kararıyla mülkiyetin sona erdirilmesi veya taşınmazın kullanımının sınırlandırılması.
🌿
Özel Sit ve Koruma
2863 s. K. / 5403 s. K.
SİT, koruma veya tarım arazisi statüsündeki taşınmazlarda yapılaşma ve ifraz kısıtlamaları.

GAYRİMENKUL HUKUKU HANGİ KANUNLARLA DÜZENLENMİŞTİR?

Gayrimenkul hukuku, tek bir kanunla düzenlenmiş bağımsız bir hukuk dalı değildir. Özel hukuk bakımından esas olarak eşya hukuku ile bağlantılı olmakla birlikte, taşınmazlara ilişkin hukuki ilişkilerin niteliğine göre farklı hukuk dallarındaki düzenlemelerin de uygulanması gerekebilir.

Gayrimenkul hukukunun temelini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu oluşturur. Kanunun eşya hukukuna ilişkin hükümleri; taşınmaz mülkiyeti, sınırlı ayni haklar ve tapu siciline ilişkin temel esasları düzenlemektedir. Bunun yanında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, taşınmazlara ilişkin sözleşmesel ilişkiler bakımından temel kanunlardan biridir. Uyuşmazlığın niteliğine göre imar, kat mülkiyeti, kentsel dönüşüm ve kamulaştırma gibi özel düzenlemelerin de uygulanması söz konusu olabilir.

Gayrimenkul hukukunun uygulanmasında öne çıkan başlıca kanunlar ve düzenledikleri temel konular şunlardır:

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Taşınmaz mülkiyeti, sınırlı ayni haklar ve tapu siciline ilişkin temel hükümleri düzenler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Taşınmaz satışı, taşınmaz satış vaadi, kira ilişkileri ve eser sözleşmesi gibi taşınmazlarla bağlantılı borç ilişkilerine ilişkin hükümler içerir.
  • 2644 sayılı Tapu Kanunu: Tapu işlemlerine ve tapu sicilindeki bazı kayıt ve işlemlere ilişkin düzenlemeler getirir; ayrıca yabancıların taşınmaz edinimi bakımından önem taşır.
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu: Kat mülkiyeti, kat irtifakı ve toplu yapılara ilişkin hukuki düzenlemeleri içerir.
  • 3194 sayılı İmar Kanunu: Yapılaşma, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni gibi imar hukukuna ilişkin temel düzenlemeleri kapsar.
  • 3402 sayılı Kadastro Kanunu: Kadastro çalışmalarına, kadastro tespitine ve taşınmazların tapu siciline geçirilmesine ilişkin düzenlemeler içerir.
  • 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu: Kamulaştırma işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenler.
  • 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun: Afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların dönüştürülmesine ilişkin hukuki çerçeveyi düzenler.
  • 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu: Tarım arazilerinin korunması, kullanımına ilişkin esaslar ile bölünmesi ve devrine ilişkin bazı sınırlamaları düzenler.

GAYRİMENKUL HUKUKUNUN KAPSAMINA HANGİ KONULAR GİRER?

Gayrimenkul hukukunun kapsamı, taşınmazın edinilmesinden devrine, tapu sicilindeki işlemlerinden üzerindeki ayni haklara, ortak mülkiyet ilişkilerinden kullanım ve yönetimine kadar taşınmazın hukuki yaşam döngüsünün tamamını kapsar. Bu kapsam, taşınmazın niteliğine ve somut hukuki ilişkiye göre farklı kanun ve düzenlemelerin birlikte uygulanmasını gerektirebilir.

Gayrimenkul hukukunun başlıca konu ve uygulama alanları şunlardır:

  • Mülkiyetin Kazanılması ve Devri: Taşınmaz mülkiyetinin satış, bağışlama ve trampa yoluyla devri ile miras yoluyla intikali ve kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılması.
  • Tapu Sicili İşlemleri: Taşınmaz üzerindeki ayni ve şahsi hakların tapu siciline tescili ve sona eren hakların terkin edilmesi; tapu kaydındaki düzeltmeler ile şerh ve beyanların tapu siciline işlenmesine ilişkin işlemler.
  • Sınırlı Ayni Haklar: İntifa hakkı, oturma (sükna) hakkı, geçit hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve ipotek gibi sınırlı ayni hakların kurulması, kullanılması ve sona ermesine ilişkin hukuki işlemler.
  • Ortak Mülkiyet İlişkileri: Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinden kaynaklanan hak ve yükümlülükler ile ortak mülkiyetin sona erdirilmesine yönelik ortaklığın giderilmesi süreçleri.
  • Kat Mülkiyeti ve Site Yönetimi: Kat irtifakı ve kat mülkiyeti, ortak yerlerin kullanımı, kat maliklerinin hak ve yükümlülükleri, aidat ve ortak giderler ile yönetim planından kaynaklanan hukuki ilişkiler.
  • İmar ve İnşaat: İmar planları, yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve taşınmazın yapılaşma durumuna ilişkin hukuki süreçler ile ilgili mevzuat kapsamında imar barışı olarak anılan düzenlemelerden kaynaklanan işlemler.
  • Kamulaştırma ve Kentsel Dönüşüm: Kamulaştırma kapsamında taşınmazın bedelinin belirlenmesine ilişkin süreçler ile riskli yapı tespiti, uzlaşma ve kentsel dönüşüm uygulamalarından kaynaklanan hukuki işlemler.
  • Kira İlişkileri: Konut ve çatılı işyeri kiralarından doğan hukuki ilişkiler ile kiracının tahliyesi ve kira bedelinin tespiti gibi uyuşmazlıklar.
  • Yabancıların Taşınmaz Edinimi: Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye’de taşınmaz edinimine ilişkin hukuki sınırlamalar, edinim süreçleri ve taşınmaz edinimiyle bağlantılı Türk vatandaşlığının kazanılmasına yönelik başvurular.
  • Vergi Hukuku: Taşınmaz edinimi ve devriyle bağlantılı tapu harcı, taşınmazın vergilendirilmesi kapsamında emlak vergisi, belirli taşınmaz devirlerinde ortaya çıkabilen değer artış kazancı ve işlemin niteliğine göre katma değer vergisi bakımından doğan yükümlülükler.

Dolayısıyla gayrimenkul hukuku yalnızca taşınmaz alım ve satım işlemlerinden ibaret değildir. Taşınmazın edinilmesinden başlayarak mülkiyet ve kullanım ilişkilerinin kurulmasına, tapu sicilindeki işlemlere, taşınmazın yönetimine ve devrine kadar ortaya çıkabilecek çok sayıda hukuki işlem ve uyuşmazlık bu alan kapsamında değerlendirilebilir.

tapuda gayrimenkul satışı

GAYRİMENKUL MÜLKİYETİ HANGİ YOLLARLA KAZANILIR?

Taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu kütüğüne tescille kazanılır; ancak kanun, bazı hallerde mülkiyetin tescilden önce kazanılmasına da izin vermektedir. Bu nedenle taşınmaz mülkiyetinin kazanılması bakımından tescille kazanma, tescilsiz kazanma ve kazandırıcı zamanaşımı birbirinden ayrılmalıdır.

  • Gayrimenkul Mülkiyetinin Tescille Kazanılması

Türk Medeni Kanunu uyarınca gayrimenkul (taşınmaz) mülkiyetinin kazanılmasında ana kural tescil ilkesidir. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan işlemler, kanunun öngördüğü şekil şartlarına ve illilik (sebebe bağlılık) ilkesine tabidir.

1. Tescille Kazanma İlkesi (TMK m. 705/1)

Türk Medeni Kanunu m. 705/1 uyarınca; taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için tapu kütüğüne tescil şarttır.

Mülkiyet hakkı, kural olarak tapu memurunun kütük üzerinde yapacağı tescil işlemiyle doğar. Tescil yapılmadığı sürece, taraflar arasında bedel ödenmiş veya taşınmaz fiilen teslim edilmiş olsa dahi mülkiyet hakkı alıcıya geçmez.

2. Tescilin Geçerlilik Şartı: Haklı Hukuki Sebep (TMK m. 1024)

Tescilin mülkiyeti nakledebilmesi için yalnızca tescil muamelesinin yapılmış olması yetmez; tescilin geçerli ve haklı bir hukuki sebebe dayanması gerekir. İllilik (sebebe bağlılık) ilkesi gereğince tescilin dayanağı olan borçlandırıcı işlem (örn. satış, bağışlama, trampa sözleşmesi) sakat veya geçersizse, buna dayanılarak yapılan tescil de geçerlik kazanmaz ve yolsuz tescil niteliğini alır (TMK m. 1024).

3. Devir Sözleşmelerinde Resmi Şekil Şartı (TMK m. 706)

Taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği, kanunen sıkı bir resmi şekle tabi tutulmuştur.

TMK m. 706/1 uyarınca; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.

Taşınmaz devrini amaçlayan satış, bağışlama veya trampa gibi sözleşmelerde resmi şekil şartı, Tapu Müdürlüğü nezdinde resmi senedin düzenlenmesiyle yerine getirilir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve Tapu Kanunu’ndaki düzenlemelerin yanı sıra, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nda (m. 61/A) yapılan değişiklikle birlikte noterler de taşınmaz satışını gerçekleştirme hususunda yetkilendirilmiştir.

4. Harici Satış (Adi Yazılı Sözleşme) ve Hukuki Sonuçları

Tarafların gerek kendi aralarında düzenlenen adi yazılı sözleşmeler gerekse noterde resen düzenlenmeksizin yapılan “harici satış sözleşmeleri” mülkiyeti geçirmez.

  • Geçersizlik (Kesin Hükümsüzlük): Resmi şekle uyulmadan yapılan taşınmaz satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir (batıldır).
  • Sebepsiz Zenginleşme ve İade: Adi yazılı sözleşmeyle ödenen satış bedeli, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca (denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenerek) geri istenebilir.
  • Zilyetliğin İadesi ve Ödemezlik Def’i: Satıcı ödediği bedeli iade etmedikçe, alıcı da fiilen teslim aldığı taşınmazı geri vermekten kaçınabilir (Ödemezlik Def’i – TBK m. 97).
⚖️ Taşınmaz Mülkiyetinin Devrinde Temel Unsurlar
📜
Tescil
TMK m. 705/1
Mülkiyetin kazanılmasında asıl unsurdur; aynî hakkı doğurur.
✍️
Resmî Şekil
TMK m. 706 / Tapu K. m. 26
Devir borcu doğuran sözleşmenin geçerlilik şartıdır; tapuda yapılması gerekir.
⚖️
Haklı Sebep
TMK m. 1024
Geçersiz sözleşmeye dayanan tescil “yolsuz tescil” olur; mülkiyet geçmez.
🚫
Harici Satış
TMK m. 706 / TBK m. 12
Adi yazılı devir sözleşmeleri geçersizdir; yalnızca verilenin iadesi hakkı doğar.
  • Gayrimenkul Mülkiyetinin Tescilsiz Kazanılması

Türk Medeni Kanunu uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında asıl kural tescil olmakla birlikte, TMK m. 705/2 bazı istisnai durumlarda mülkiyet hakkının tapuya tescil yapılmadan önce de doğacağını kabul etmiştir.

1. Tescilsiz Kazanmanın Hukuki Niteliği

TMK m. 705/2 hükmüne göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Bu hallerde tapu kütüğüne yapılan tescil, hakkı doğuran kurucu bir işlem değil; önceden doğmuş olan mülkiyet hakkını tapu sicilinde gösteren açıklayıcı (bildirici) bir işlemdir. Tasarruf Yetkisinin Sınırı gereğince mülkiyet tescilden önce kazanılmış olsa dahi, malikin bu taşınmaz üzerinde tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi (satış, ipotek tesisi vb.) için taşınmazın öncelikle tapuda kendi adına tescil edilmiş olması şarttır.

2. Kanunda Düzenlenen Tescilsiz Kazanma Halleri

  • Miras (TMK m. 599): Mirasbırakanın ölümüyle (mirasın açılmasıyla) birlikte Miras Hukuku uyarınca terekedeki taşınmazların mülkiyeti kanun gereği kendiliğinden ve tescilsiz olarak mirasçılara geçer. Tapuda yapılan intikal işlemi kurucu değil, açıklayıcıdır. Mirasçıların taşınmazı devredebilmesi için tapuda adlarına intikal yaptırmaları zorunludur.

  • Mahkeme Kararı (Ayni Hak Doğuran İlamlar): Mülkiyetin devrine veya tescile karar veren kesinleşmiş mahkeme ilamlarında (örn. yenilik doğuran tescil kararları, cebrî tescil), mülkiyet hakkı kararın kesinleştiği anda tescilden önce kazanılır.

  • Cebri İcra (İcra Yoluyla Satış): İcra müdürlüğü marifetiyle yapılan ihale sonucunda, taşınmaz mülkiyeti ihale borçlusundan ihale alıcısına ihalenin yapıldığı (bedelin ödenip ihale tutanağının düzenlendiği) anda tescilsiz geçer.

  • Kamulaştırma (2942 s. K. m. 25): İdare tarafından usulüne uygun yürütülen kamulaştırma sürecinde mülkiyet; kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve idare adına tesciline karar verilmesiyle (veya mülkiyetin idareye geçme anını belirleyen yasal aşamada) tescilden önce geçer.

  • İşgal (TMK m. 707): Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın maliki tarafından rızaen tapu kaydında terkedilmesi halinde, bu taşınmaz üzerinde mülkiyet kurma kastıyla zilyetlik kurulmasıyla mülkiyet tescilsiz kazanılır.

  • Ticaret Şirketlerine Sermaye Koyma ve Birleşme: Ticaret Hukuku uyarınca şirket birleşmeleri, bölünmeleri veya taşınmazın şirkete sermaye olarak konulması durumlarında mülkiyet, ticaret siciline tescil anında tapu tescilinden önce şirkete geçer.

3. Osmanlı Tapularının Miras Yoluyla İntikali

Eski tarihli (Osmanlı Dönemi) tapu kayıtlarının mirasçılara intikali ve tescili, genel miras intikalinden farklı hukuki süreçler gerektirir:

  1. Kayıt ve Belge Tespiti: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) arşivlerinden ve Devlet Arşivleri Başkanlığı’ndan (Tapu Tahrir Defterleri, Yoklama Kütükleri) kaydın hakiki karşılığı araştırılır.
  2. Mülkiyet Türünün Tespiti: Gayrimenkulün Miri (devlete ait), Mülk veya Vakıf arazisi olup olmadığının tespiti önemlidir. Arazi Kanunnamesi ve mülga mevzuat hükümleri göz önüne alınır.
  3. Tescil / İntikal Davaları: İdari yoldan intikali mümkün olmayan durumlarda, Asliye Hukuk Mahkemelerinde Tapu Kaydında Ad/Soyad Düzeltilmesi, Mirasçılık Belgesinin Alınması veya Tapu İptal ve Tescil davaları açılarak güncel tapu kütüğüne aktarım sağlanır.
  • Kazandırıcı Zamanaşımı Yoluyla Taşınmaz Mülkiyetinin Kazanılması

Türk Medeni Kanunu uyarınca, kanunda öngörülen süre ve şartların gerçekleşmesi halinde taşınmaz mülkiyeti kazandırıcı zamanaşımı (zilyetlikle kazanma) yoluyla elde edilebilir. Kanun, bu kazanma türünü Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı (TMK m. 712) ve Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı (TMK m. 713) olarak ikiye ayırmaktadır.

1. Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı (TMK m. 712)

Olağan kazandırıcı zamanaşımı, tapuda malik olarak görünen ancak tescilinin dayanağı olan hukuki sebep sakat olduğu için yolsuz tescil konumunda bulunan kişilerin mülkiyet durumunu korumayı amaçlar.

TMK m. 712 – Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.

Olağan kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için aşağıdaki şartların varlığı gereklidir.

  • Tapu Kaydı Şartı: Taşınmaz tapu kütüğüne kayıtlı olmalı ve zilyet bu kayıtta malik olarak görünmelidir.
  • Geçersiz/Yolsuz Tescil: Tescil geçerli bir hukuki sebebe dayanmamalıdır.
  • Süre: Zilyetlik 10 yıl boyunca kesintisiz sürmelidir.
  • Davasız ve Aralıksız Zilyetlik: 10 yıllık süre içinde mülkiyet iddiasıyla açılmış bir dava veya zilyetliği kesen bir durum olmamalıdır.
  • İyiniyet ve Malik Sıfatı: Zilyedin, tescilin yolsuz olduğunu bilmemesi veya bilmesinin kendisinden beklenememesi ve taşınmazı malik sıfatıyla kullanması şarttır.

2. Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı (TMK m. 713)

Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı; tapuda kayıtlı olmayan veya tapuda malik kaydı silinmiş / anlaşılamayan taşınmazlar üzerinde mülkiyet kurulmasını sağlar.

A. Kazanma Şartları

  • Tapusuz veya Özel Durumda Taşınmaz: Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmaz olmalı veya tapuda kayıtlı olmakla birlikte malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kişiye ait olmalıdır. (Not: Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonucu “20 yıl önce ölmüş kişinin tapulu taşınmazı” bu kapsamdan çıkarılmıştır).
  • Süre: Zilyetlik 20 yıl boyunca devam etmelidir.
  • Davasız ve Aralıksız Zilyetlik: 20 yıl boyunca zilyetlikle ilgili hukuki bir uyuşmazlık çıkmamış olmalıdır.
  • Malik Sıfatıyla Zilyetlik: Taşınmaz zilyedin kendi mülküymüş gibi kullanılması gerekir.
  • İyiniyet Aranmaması: Olağanüstü zamanaşımında zilyedin iyiniyetli olması aranmaz.

B. Usul ve Dava Süreci

  1. Dava ve İlan: Zilyet, taşınmazın kendi adına tescili için Asliye Hukuk Mahkemesinde Tescil Davası açar. Mahkemece gazete ve yerel imkanlarla ilan yapılır.
  2. Taraf Sıfatı: Dava; somut olaya göre Hazineye, ilgili kamu tüzel kişilerine (Belediye/Köy) veya tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı yöneltilir.
  3. İtiraz Olmaması / Reddi: İlan tarihinden itibaren 3 ay içinde geçerli bir itiraz yapılmazsa veya itiraz reddedilirse hakim tescile karar verir.
  • Olağan ve Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Arasındaki Temel Farklar

Gayrimenkul mülkiyetinin kazandırıcı zamanaşımıyla elde edilmesinde iki kurum arasındaki temel ayrım; tapu kaydının durumu, zilyetlik süresi, iyiniyet şartı ve hak kazanma usulü noktalarında toplanmaktadır.

1. Tapu Kaydının Durumu

  • Olağan Zamanaşımı (TMK m. 712): Taşınmaz tapu kütüğüne kayıtlıdır ve zilyet kişi tapuda malik olarak görünmektedir. Ancak bu tescil, hukuki sebebin sakatlığı nedeniyle “yolsuz tescil” niteliğindedir.

  • Olağanüstü Zamanaşımı (TMK m. 713): Taşınmaz tapusuzdur veya tapuda kayıtlı olsa dahi malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamamakta ya da malik hakkında 20 yıl önce gaiplik kararı verilmiş bulunmaktadır.

2. Zilyetlik Süresi

  • Olağan Zamanaşımı: Kesintisiz ve davasız 10 yıllık zilyetlik yeterlidir.

  • Olağanüstü Zamanaşımı: Kesintisiz ve davasız 20 yıllık zilyetlik aranır.

3. İyiniyet Şartı (TMK m. 3)

  • Olağan Zamanaşımı: Zilyedin iyiniyetli olması şarttır. Zilyet, tescilin yolsuz olduğunu bilmemeli ve kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilebilecek durumda olmamalıdır.

  • Olağanüstü Zamanaşımı: Zilyedin iyiniyetli olması aranmaz. Zilyet, taşınmazın başkasına ait olduğunu bilse dahi 20 yıllık süreyi ve diğer şartları doldurarak mülkiyeti talep edebilir.

4. AYM İptal Kararının Etkisi (TMK m. 713/2)

Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli (E. 2009/58, K. 2011/52) kararı ile TMK m. 713/2’de yer alan “ölmüş ya da” ibaresi iptal edilmiştir. Tapuda kayıtlı bir taşınmazın maliki ölmüş olsa dahi, bu taşınmaz mirasçılarına ait sayıldığından sırf malikin ölümü ve 20 yıllık zilyetlik gerekçesiyle olağanüstü zamanaşımına dayanarak tapu iptal ve tescil davası açılamaz. Taşınmazın tapulu olması ve malikin kim olduğunun bilinebilmesi durumunda bu yol kapalıdır.

⚖️ Kazandırıcı Zamanaşımı Karşılaştırması

🏠 Olağan Kazandırıcı Zamanaşımı

TMK m. 712
Tapu Durumu
Tapuda malik olarak kayıtlı olma (yolsuz tescil).
Süre
10 yıl
İyiniyet
Şarttır. (TMK m. 3)
Malikin Ölümü
Uygulanmaz; zaten tapuda malik görünür.
Mülkiyetin Anı
10 yıllık sürenin dolmasıyla kendiliğinden.

🌳 Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı

TMK m. 713
Tapu Durumu
Tapusuz taşınmaz veya maliki kütükten anlaşılamayan tapulu taşınmaz.
Süre
20 yıl
İyiniyet
Aranmaz.
Malikin Ölümü
AYM iptali nedeniyle ölü kişinin tapulu taşınmazında uygulanmaz.
Mülkiyetin Anı
Mahkeme kararı ve ilan süreçleri sonunda tescille.

İSKANI OLMAYAN YAPI SATIN ALINMASI HANGİ RİSKLERİ DOĞURUR?

Yapı kullanma izin belgesi (iskan) bulunmayan bir yapının satın alınması, alıcı açısından hem kullanım hem de taşınmazın hukuki durumu bakımından çeşitli riskler doğurabilir. Ancak iskanın bulunmaması, tek başına yapının ruhsatsız veya hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Öncelikle yapının yapı ruhsatına ve onaylı mimari projeye uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığının ve iskanın neden alınmadığının araştırılması gerekir.

3194 sayılı İmar Kanunu m. 31 uyarınca, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda, kullanma izni alıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden yararlanılmasına ilişkin sınırlamalar bulunmaktadır. Bununla birlikte yapı kayıt belgesi ve buna bağlı geçici abonelik uygulamaları gibi özel düzenlemeler nedeniyle bu kuralın farklı sonuçlar doğurduğu durumlar olabilir. Bu nedenle bir yapıda elektrik veya su aboneliğinin bulunması, tek başına iskanın mevcut olduğunu göstermez.

İskan eksikliğinin taşınmaza etkisinin ne olduğunun değerlendirilmesi için; eksikliğin neden kaynaklandığının belirlenmesi gerekir. Yapının projeye uygun şekilde tamamlanmasına rağmen yalnızca idari işlemlerin tamamlanmamış olması ile ruhsata veya projeye aykırı imalatlar nedeniyle iskan alınamaması aynı hukuki riskleri taşımaz. Özellikle satın alma öncesinde yapı ruhsatı, onaylı proje, yapı kullanma izin belgesi ve fiilî durumun birlikte incelenmesi gerekir.

Özellikle kat mülkiyetine geçiş, kredi kullanımı, ruhsata aykırılıklar ve taşınmazın yeniden satılması bakımından aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

  • Kat mülkiyetine geçiş sorunu: Yapı kullanma izin belgesi, kat mülkiyetine geçiş bakımından temel belgelerden biridir. İskanın bulunmaması halinde kat irtifakı devam edebilir. Bu nedenle alıcının, taşınmazın neden halen kat irtifakı statüsünde olduğunu araştırması gerekir.
  • Yapının ruhsata veya projeye aykırı olma riski: İskanın alınmamış olmasının nedeni yalnızca tamamlanmamış bir idari işlem olmayabilir. Yapıda ruhsata veya onaylı mimari projeye aykırı imalat bulunması da iskan alınmasına engel olabilir. Örneğin kapatılmış balkonlar, projeye aykırı bağımsız bölüm genişletmeleri veya ortak alanların bağımsız bölüme dahil edilmesi ayrıca incelenmelidir.
  • Konut kredisi kullanma riski: Bankaların kredi politikaları farklı olmakla birlikte, iskanı bulunmayan yapılar ekspertiz ve kredi değerlendirmesinde daha yüksek risk taşıyabilir. Bu nedenle satın alma bedelinin krediyle karşılanması planlanıyorsa, satıştan önce bankadan taşınmazın krediye uygunluğunun teyit edilmesi önemlidir.
  • Ek masraf ve işlem yükü: İskanın alınabilmesi için yapıda ruhsata aykırılıkların giderilmesi, eksik imalatların tamamlanması veya bazı idari işlemlerin yapılması gerekebilir. Bu işlemlerin maliyeti ve kimin tarafından karşılanacağı satıştan önce belirlenmelidir.
  • Yeniden satışta sorun yaşanması: İskanı bulunmayan taşınmazlar, özellikle banka kredisi kullanacak alıcılar bakımından daha az tercih edilebilir. Bu durum taşınmazın satış süresini uzatabilir, pazarlık gücünü azaltabilir ve satış bedelini etkileyebilir.
  • Aboneliklerin bulunması yanıltıcı olabilir: Taşınmazda elektrik, su veya doğalgaz aboneliğinin bulunması, yapının iskanının olduğu anlamına gelmez. Özellikle geçmişteki özel düzenlemeler veya geçici abonelik uygulamaları nedeniyle abonelik durumu ile yapı kullanma izin belgesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle “İskan yok ama elektrik ve su var, herhangi bir sorun olmaz.” şeklinde bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Kısacası, iskansız bir ev satın alınabilir; ancak iskan eksikliğinin sebebi bilinmeden satın alınması güvenli bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Basit bir idari eksiklik ile ciddi bir ruhsat veya proje aykırılığı arasında alıcı açısından çok büyük fark vardır.

tapu kaydı incelemesi

HANGİ TAŞINMAZLAR İÇİN KONUT KREDİSİ KULLANILAMAZ?

Konut kredisi veya konut finansmanı bakımından bankalar, taşınmazın yalnızca satışa konu edilip edilemeyeceğini değil, aynı zamanda krediye teminat oluşturabilecek hukuki ve fiilî niteliklere sahip olup olmadığını da değerlendirir. Bu nedenle tapu kaydı, taşınmazın yapılaşma ve kullanım durumu ile bankanın ekspertiz değerlendirmesi birlikte dikkate alınır.

Konut kredisi başvurusunun reddedilmesine veya kredi kullandırımının mümkün olmamasına yol açabilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Tapu niteliğinin konut veya mesken olmaması: Tapuda arsa, tarla, bağ veya bahçe gibi niteliklerle kayıtlı taşınmazlar, konut kredisi bakımından mesken niteliğindeki taşınmazlarla aynı şekilde değerlendirilmez.
  • Yapı kullanma izin belgesinin bulunmaması: Yapı kullanma izin belgesinin (iskan) bulunmaması, taşınmazın krediye uygunluğu bakımından bankanın değerlendirmesini olumsuz etkileyebilir. Ancak iskanın bulunmaması, bütün bankalar bakımından her durumda ve otomatik olarak kredi kullandırılmasını imkansız hale getiren mutlak bir hukuki yasak olarak değerlendirilmemelidir.
  • Yapının tamamlanma seviyesinin yetersiz olması: Henüz tamamlanmamış veya ekspertiz bakımından yeterli seviyede tamamlanmamış yapılar, konut finansmanı bakımından uygun teminat olarak kabul edilmeyebilir.
  • Hisseli (paylı) tapu: Taşınmazın yalnızca belirli bir payının satın alınması ve bu payın bağımsız bir konut niteliği taşımaması halinde, konut kredisi kullanımı bakımından sorun ortaya çıkabilir. Bankalar özellikle müstakil bir bağımsız bölüm tahsisi bulunmayan paylı taşınmazlarda teminatın niteliğini ayrıca değerlendirir.
  • Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı: Yapının ruhsatsız olması veya onaylı proje ve ruhsat hükümlerine aykırılık taşıması, ekspertiz ve teminat değerlendirmesini olumsuz etkileyebilir.
  • Riskli yapı tespiti bulunan taşınmazlar: Taşınmaz hakkında riskli yapı tespiti bulunması, taşınmazın gelecekteki hukuki ve fiili durumuna ilişkin belirsizlik yaratabileceğinden kredi değerlendirmesinde olumsuz sonuç doğurabilir.
  • Belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan taşınmazlar: Bu bölgelerde bulunan taşınmazların imar ve yapılaşma durumları farklı hukuki düzenlemelere tabi olabileceğinden, krediye uygunluk ayrıca değerlendirilir.

Yukarıda belirtilen hususların her biri, her banka bakımından otomatik ve mutlak bir kredi yasağı anlamına gelmez. Konut finansmanı kullandırılıp kullandırılmayacağı; taşınmazın hukuki durumu, ekspertiz raporu, teminatın niteliği ve bankanın kendi kredi politikaları çerçevesinde değerlendirilir.

HİSSELİ TAPU ALIMINDA HANGİ SAKINCALAR VARDIR?

Hisseli tapuda alıcı, taşınmazın belirli bir fiziksel bölümünü değil, taşınmazın tamamı üzerindeki belirli bir payı satın alır. Örneğin 1/2 pay satın alınması, alıcıya taşınmazın fiziksel olarak belirlenmiş yarısının mülkiyetini vermez. Taşınmazın belirli bir bölümünün taraflar arasında fiilen kullanılıyor olması da bu durumu tek başına değiştirmez.

Bu nedenle hisseli tapu satın alırken yalnızca “hangi payı satın alıyorum?” sorusuna değil, “bu pay bana taşınmaz üzerinde hangi hakları sağlıyor ve diğer paydaşlarla ilişkim nasıl olacak?” sorularına da cevap verilmelidir.

Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda başlıca hukuki sonuçlar şunlardır:

  • Taşınmazın kullanımı: Her paydaş, diğer paydaşların haklarını ihlal etmemek kaydıyla taşınmazdan yararlanabilir. Bu nedenle satın alınan pay, örneğin “evin arka tarafındaki 300 m²” gibi fiziksel olarak belirlenmiş bir alanı kendiliğinden alıcıya tahsis etmez. Paydaşlar arasında özel bir kullanım anlaşması varsa bunun içeriği ayrıca incelenmelidir.
  • Diğer paydaşların önalım hakkı: Bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması halinde, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesiyle diğer paydaşların yasal önalım hakkı doğabilir. Bu hak, pay satın alan kişinin yaptığı yatırım bakımından önemli bir risk oluşturabileceğinden satış öncesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Ortaklığın giderilmesi: Paydaşlardan biri ortaklığın devamını istemiyorsa, diğer paydaşların iradesinden bağımsız olarak ortaklığın giderilmesini (izale-i şüyu) talep edebilir. Taşınmazın niteliğine ve bölünebilirliğine göre aynen taksim veya satış yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi gündeme gelebilir.
  • Fiili kullanım ile tapu kaydı arasındaki fark: Hissedarların yıllardır taşınmazın belirli bölümlerini ayrı ayrı kullanıyor olması, bu bölümlerin hukuken bağımsız taşınmazlara dönüştüğü anlamına gelmez. Özellikle “hisse satışı” ile fiili parsel paylaşımının birbirine karıştırılmaması gerekir.
  • Diğer paydaşlarla uyuşmazlık riski: Taşınmazın kullanımı, bakım ve onarım giderleri, kiraya verilmesi veya taşınmazdan elde edilen gelirlerin paylaşılması gibi konular ileride paydaşlar arasında uyuşmazlığa dönüşebilir. Bu nedenle yalnızca tapu kaydının değil, taşınmazın fiili kullanımının ve paydaşlar arasındaki mevcut ilişkinin de araştırılması önemlidir.

Bu nedenle hisseli tapu satın almak, tek başına riskli veya sakıncalı bir işlem değildir; ancak müstakil tapu satın almaktan farklı bir hukuki durum yaratır. Satın alma öncesinde diğer paydaşların kim olduğu, pay oranları, taşınmazın fiilen nasıl kullanıldığı, kullanım konusunda bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve önalım hakkı bakımından doğabilecek sonuçlar birlikte değerlendirilmelidir.

GAYRİMENKUL ÜZERİNDE HANGİ HAKLAR KURULABİLİR?

Bir taşınmaz üzerinde yalnızca mülkiyet hakkı bulunmaz. Taşınmazın tamamı veya belirli bir payı üzerinde mülkiyet hakkının yanı sıra, başka kişilere kullanma veya yararlanma yetkisi veren sınırlı ayni haklar, bir alacağın taşınmazla güvence altına alınmasını sağlayan ipotek gibi teminat hakları ve satış vaadi, kira, alım veya önalım gibi üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlayan tapuya şerh edilmiş kişisel haklar da kurulabilir.

1. Mülkiyet Hakkı (Tam Ayni Hak)

Mülkiyet hakkı (TMK m. 683), malike kanun düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarrufta bulunma (abusus) yetkilerini bir arada veren mutlak ve en kapsamlı ayni haktır. Bir taşınmaza birden fazla kişinin malik olması durumunda ise toplu mülkiyet halleri (paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti) gündeme gelir.

  • Tek Başına (Kişisel / Müstakil) Mülkiyet

Tek başına mülkiyet, taşınmaz üzerindeki tüm mülkiyet hak ve yetkilerinin (kullanma, yararlanma, tasarruf) tek bir gerçek veya tüzel kişiye ait olması durumudur.

  1. Tam Tasarruf Yetkisi: Malik, kanuni kısıtlamalar (imar, sit, komşuluk hukuku vb.) saklı kalmak kaydıyla, taşınmaz üzerinde başkaca hiçbir kişinin, paydaşın veya ortağın iznine/onayına ihtiyaç duymadan tek başına tasarrufta bulunabilir (satabilir, ipotek tesis edebilir, kiraya verebilir).
  2. Paylaşım / Yönetim Karmaşasının Olmaması: Paylı veya elbirliği mülkiyetinde görülen yönetim kararları, oybirliği/çoğunluk gereksinimleri veya önalım (şufa) riskleri bu mülkiyet türünde söz konusu değildir.
  • Paylı Mülkiyet (Müşterek Mülkiyet – TMK m. 688)

Paylı mülkiyet, birden çok kimsenin, fiilen bölünmemiş bir taşınmazın tamamına belirli matematiksel paylarla (örn. 1/2, 1/4) malik olduğu mülkiyet türüdür.

  1. Payın Bağımsızlığı: Her paydaş kendi payı üzerinde tek başına tasarrufta bulunabilir; payını devredebilir, rehnedebilir veya alacaklıları tarafından haczettirilebilir.

  2. Kanuni Şufa (Önalım) Hakkı: Bir paydaşın payını üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer paydaşların kanundan doğan önalım (şufa) hakkı mevcuttur (TMK m. 732).

  3. Yönetim ve Tasarruf:

    • Olağan İşler: Her paydaş tek başına yapabilir (örn. ufak onarımlar).

    • Önemli İşler: Pay ve paydaş çoğunluğu ile karar alınır (örn. kiraya verme, işletme usulünü değiştirme).

    • Olağanüstü İşler: Oybirliği gerektirir (örn. taşınmazın tamamını devretme, ipotek tesis etme, özgülendiği amacı değiştirme).

  • Elbirliği Mülkiyeti (İştirak Halinde Mülkiyet – TMK m. 701)

Elbirliği mülkiyeti, kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan ortaklık dolayısıyla, birden çok kimsenin bir taşınmazın tamamına payları ayrılmaksızın birlikte malik olmaları durumudur.

  1. Bağımsız Payın Bulunmaması: Ortakların belirlenmiş bağımsız payları yoktur; hakkın konusu taşınmazın tamamıdır.
  2. Tasarruf Sınırlaması: Ortaklardan hiçbiri tek başına kendi hakkını devredemez, rehnedemez veya üzerinde başkaca tasarrufta bulunamaz.
  3. Oybirliği Kuralı: Kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, taşınmaz üzerindeki tüm tasarruf işlemleri ve yönetim kararları için bütün ortakların oybirliği şarttır.
  4. Doğuş Sebepleri: En yaygın örneği miras ortaklığıdır (TMK m. 640). Ayrıca mal rejimleri (mal ortaklığı) ve adi ortaklık durumlarında da elbirliği mülkiyeti doğar.
  5. Paylı Mülkiyete Dönüştürme: Mirasçılardan veya ortaklardan her biri, sulh hakiminden veya tapu müdürlüğü nezdindeki idari süreçten elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini talep edebilir (TMK m. 644).
⚖️ Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti

🧩 Paylı Mülkiyet

TMK m. 688
Pay Durumu
Belirli matematiksel paylar vardır (1/3, 2/5 vb.).
Pay Üzerinde Tasarruf
Serbesttir; devredilebilir ve rehnedilebilir.
Yönetim / Tasarruf
İşin niteliğine göre tek başına, çoğunluk veya oybirliği gerekir.
Doğuş Kaynağı
Hukuki işlem (satış, bağış vb.) veya kanun.
Sona Erme
Payın devri veya ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) ile.

🤝 Elbirliği Mülkiyeti

TMK m. 701
Pay Durumu
Belirlenmiş bağımsız pay yoktur; ortaklık esastır.
Pay Üzerinde Tasarruf
Mümkün değildir; ortak tek başına tasarruf edemez.
Yönetim / Tasarruf
Kural olarak tüm ortakların oybirliği şarttır.
Doğuş Kaynağı
Kanuni veya sözleşmesel bağ (miras, adi ortaklık vb.).
Sona Erme
Ortaklığın tasfiyesi veya paylı mülkiyete dönüştürülmesi ile.
  • Gayrimenkul Üzerinde Kurulabilen Sınırlı Ayni Haklar

Sınırlı ayni haklar, malikin mülkiyet hakkı (TMK m. 683) kapsamındaki yetkilerini kısıtlayarak, lehtar lehine taşınmazı kullanma (usus), yararlanma (fructus) veya paraya çevirme (güvence) yetkileri tanıyan mutlak haklardır.

Türk Medeni Kanunu uyarınca sınırlı ayni haklar; İrtifak Hakları, Taşınmaz Yükü ve Taşınmaz Rehni (İpotek vb.) olmak üzere üç temel kategoride toplanır.

1. İrtifak Hakları (TMK m. 779 – 838)

İrtifak hakları, hak sahibine taşınmaz üzerinde doğrudan kullanma veya yararlanma yetkisi veren ya da malikin mülkiyet hakkından doğan bazı yetkilerini kullanmasını engelleyen haklardır.

  • İntifa Hakkı (TMK m. 795): Hak sahibine taşınmaz üzerinde tam kullanma ve yararlanma (semerelerinden faydalanma) yetkisi verir. Mülkiyet sahibi “kuru mülkiyet” (çıplak mülkiyet) sahibi olarak kalır. Şahsa bağlı bir haktır; mirasçılara geçmez. Kişinin ölümü veya tüzel kişinin sona ermesiyle (en fazla 100 yıl) son bulur.
  • Oturma (Sükna) Hakkı (TMK m. 823): Hak sahibine bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi verir. Şahsa sıkı sıkıya bağlıdır; devredilemez, kiraya verilemez ve mirasçılara geçmez.
  • Üst Hakkı (TMK m. 826): Başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut yapıyı muhafaza etmek yetkisi verir. Mülkiyet hukukundaki yapının arazinin bütünleyici parçası olması kuralının istisnalarından biridir ve  yapı araziden ayrı bir hukuki varlık kazanır. Bağımsız ve sürekli nitelikte inşa edilirse (en az 30 yıl) tapuda ayrı bir sayfaya taşınmaz olarak tescil edilebilir ve devredilebilir.
  • Geçit Hakkı (TMK m. 747, 818): Bir taşınmaz malikine veya belirli bir kişiye, başka bir taşınmaz üzerinden geçiş yapma imkanı tanır.
  • Kaynak Hakkı (TMK m. 837): Başkasının arazisinde bulunan su kaynağından yararlanma yetkisi verir.

2. Taşınmaz Yükü (Gayrimenkul Mükellefiyeti TMK m. 839)

Taşınmaz yükü, bir taşınmaz malikini yalnızca o taşınmazla sorumlu olmak üzere, bir başka kişiye veya başka bir taşınmaz malikine belirli bir edimde bulunmakla (bir şey yapmaya veya vermeye) yükümlü kılan sınırlı ayni haktır. Bu hak, taşınmazın değerini doğrudan güvence altına alarak hak sahibine aynen ifa veya cebri icra yoluyla paraya çevirme yetkisi verir.

Borçlu, bu edimden şahsi malvarlığı ile değil; yalnızca taşınmazın değeriyle sorumludur. Taşınmazın değeri edimi karşılamaya yetmezse, alacaklı borçlunun diğer mallarına başvuramaz. Hak, bir taşınmaz lehine (taşınmaza bağlı) veya belirli bir şahıs lehine (kişiye bağlı) kurulabilir. Taşınmaza bağlı kurulduğunda, taşınmazın mülkiyeti el değiştirdikçe yükümlülük de otomatik olarak yeni malike geçer. Yükümlülük her zaman olumlu (müspet) bir edim olmalıdır. Yani malik bir şeyi yapmaya (örneğin kışın yolu temizlemek, odun teslim etmek) veya vermeye (ürün payı vermek) zorunlu kılınır. Sadece bir şeye katlanma veya yapmama borcu taşınmaz yükünün konusunu oluşturamaz.

Taşınmaz yükünün doğması için resmi senet (tapuda düzenleme) ve tapu kütüğüne tescil şarttır. Tescil sırasında edimin değeri Türk parası olarak gösterilmek zorundadır. Tapudaki terkin işlemiyle sona erer. Taşınmazın tamamen yok olması, kamulaştırma veya hak sahibinin feragati terkin sebeplerindendir. Ayrıca belirli şartlar altında tarafların yükü paradan ödeyerek kurtarma (yükten kurtarma) hakkı bulunur.

3. Taşınmaz Rehni / İpotek (TMK m. 850)

Taşınmaz rehni; doğmuş veya doğacak bir alacağı güvence altına almak amacıyla taşınmazın değerini alacaklıya tahsis eden sınırlı ayni haktır. En yaygın türü ipotek tesisidir.

  1. İpotek (TMK m. 881): Halen mevcut olan veya ileride doğması muhtemel olan bir alacak için, taşınmazın tapu kaydına işlenen güvence hakkıdır.
  2. İpotekli Borç Senetleri ve İrat Senetleri (TMK m. 898, 903): Alacağın kıymetli evraka bağlandığı rehin türleridir.
  3. Paraya Çevirme Yetkisi: Borç ödenmediği takdirde alacaklı taşınmazı doğrudan mülkiyetine geçiremez (Lex Commissoria Yasağı); icra kanalıyla taşınmazı sattırıp alacağını satış bedelinden tahsil eder.
  • Kişisel Hakların Tapuya Şerhi ile Ayni Etki Kazanması

Kişisel (nisbi) haklar, kural olarak yalnızca borç ilişkisinin tarafları arasında (inter partes) ileri sürülebilir ve üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz. Ancak Türk Medeni Kanunu m. 1009 uyarınca kanunun açıkça izin verdiği kişisel haklar, tapu kütüğünün “Şerhler” sütununa işlenerek üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirilebilir.

1. Kişisel Hakkın Tapuya Şerhinin Hukuki Niteliği ve Etkisi

Şerh işlemi, kişisel hakkı doğrudan bir ayni hakka dönüştürmez. Hakkın nisbi niteliği korunmakla birlikte, ona “kuvvetlendirilmiş kişisel hak” niteliği kazandırır.

  • Munzam (Müspet) Etki: Şerh verilen kişisel hak, taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların (yeni malik, ipotek alacaklısı, haciz alacaklısı vb.) sahiplerine karşı doğrudan ileri sürülebilir.
  • Tasarruf Yetkisini Sınırlama (Menfi) Etki: Taşınmazı sonradan iktisap eden üçüncü kişiler, tapudaki şerhi bildikleri/bilmek zorunda oldukları gerekçesiyle iyiniyet iddiasında bulunamazlar (TMK m. 1023’ün istisnası).

2. Tapuya Şerh Edilebilen Başlıca Kişisel Haklar (TMK m. 1009)

Kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan ve tapuya şerh verilebilen temel haklar şunlardır:

  • Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi: Noterde resen düzenlenen satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edildiğinde, malik taşınmazı üçüncü bir kişiye satsa dahi vaat alacaklısı tescil davasını yeni malike karşı açabilir (Şerh süresi: 5 yıl).
  • Kira Sözleşmesi: Şerh edilen kira sözleşmelerinde kiracının hakkı korunur, taşınmaz el değiştirse dahi yeni malik kiracıyı sözleşme süresince taşınmazdan tahliye edemez ve sözleşme koşullarına uymakla yükümlü olur.
  • Alım (İştira) Hakkı: Hak sahibine, tek taraflı bir irade beyanıyla taşınmazın mülkiyetinin kendisine satılmasını talep etme yetkisi verir (Azami şerh süresi: 10 yıl).
  • Geri Alım (Vefa) Hakkı: Taşınmazı devreden satıcıya, tek taraflı beyanla taşınmazı eski şartlarla geri satın alma yetkisi tanır (Azami şerh süresi: 10 yıl).
  • Sözleşmeden Doğan Önalım (Şufa) Hakkı: Taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması halinde, hak sahibine öncelikle satın alma yetkisi verir (Azami şerh süresi: 10 yıl).
  • Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi: Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmenin şerhi, yüklenicinin veya ondan bağımsız bölüm devralan üçüncü kişilerin haklarını korur.

3. Şerhin Süresinin Sona Ermesi

Tapu kütüğüne verilen şerhin etkisi her durumda süresiz değildir. Özellikle taşınmaz satış vaadi bakımından kanun, şerhin belirli bir süre sonunda terkin edilmesini öngörmektedir. Örneğin; Tapu Kanunu m. 26 uyarınca, satış vaadi şerhinden itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse, şerh tapu görevlilerince resen terkin edilir.

Bu nedenle tapu sicilinde bir şerhin bulunması kadar, şerhin hangi kişisel hakka ilişkin olduğu, hangi tarihte konulduğu ve kanuni geçerlilik süresinin devam edip etmediği de önem taşır. Şerh süresi dolduğunda şerhin etkisi kendiliğinden (re’sen) sona erer. Taşınmaz maliki, tapu müdürlüğünden şerhin terkinini (silinmesini) talep edebilir.

GAYRİMENKUL ÜZERİNDEKİ HAKLARIN KISITLANMASI HALLERİ NELERDİR?

Taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı malike geniş yetkiler tanısa da mutlak ve sınırsız değildir. TMK m. 683/2 uyarınca malik, mülkiyet hakkının sağladığı yetkileri ancak kanuni sınırlar dahilinde kullanabilir. Gayrimenkul üzerindeki haklar temel olarak Kamu Hukukundan ve Özel Hukuktan doğan kısıtlamalar olmak üzere iki ana grupta toplanır.

1. Kamu Hukukundan Doğan Kısıtlamalar

Kamu yararı, kamu düzeni, şehircilik esasları ve doğanın/kültürün korunması amacıyla malikin mülkiyet hakkı kanunlarla doğrudan sınırlandırılır.

  • İmar Mevzuatı ve Yapılaşma Rejimi (3194 s. K.): Taşınmazın imar durumu; emsal (KAKS), taban alanı (TAKS), kat yüksekliği, çekme mesafesi ve kullanım amacı (konut, ticari, sanayi) imar planlarıyla belirlenir. Malik, arazisi üzerine dilediği gibi yapı inşa edemez.
  • Kamulaştırma (2942 s. K.): Kamu yararının gerektirdiği durumlarda, idare tarafından gerçek karşılığı peşin ödenmek şartıyla taşınmazın mülkiyetine veya irtifak hakkına el konulabilir.
  • Özel Koruma Rejimleri (Kıyı, Orman, Mera, Zeytinlik): Kıyı Kanunu ile kıyı hatları kamu yararına açık olup özel mülkiyete konu olamaz; kıyı kenar çizgisi içindeki alanlarda yapılaşma kısıtlanır. Zeytinlik ve Mera Alanları ise tarımsal amacı dışında kullanılamaz ve üzerlerinde yapılaşma kısıtlamaları mevcuttur.
  • Kentsel Dönüşüm ve Riskli Yapı (6306 s. K.): Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkili idarelerce “riskli yapı” tespiti yapılan veya “riskli alan” ilan edilen yerlerde; tahliye, yıkım ve yeniden ruhsatlandırma süreçlerinde oyçokluğu kararlarıyla malikin tasarruf yetkisi kısıtlanabilir.
  • Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma (2863 s. K.): Tescilli taşınmaz kültür varlıklarında (SİT alanları, tarihi eserler) malik, Koruma Bölge Kurulundan izin almadan fiziki veya mimari hiçbir müdahalede bulunamaz.

2. Özel Hukuktan Doğan Kısıtlamalar

Özel hukuktan kaynaklanan kısıtlamalar; komşuluk ilişkileri, aile birliğinin korunması, toplu yapı yaşamı ve eşler arasındaki mal rejimleri gibi hukuki bağlardan doğar ve malikin kullanma/tasarruf yetkilerini sınırlar.

  • Komşuluk Hukuku (TMK m. 737 vd.): Malik, taşınmazını kullanırken komşularına zarar veren veya katlanılması beklenemeyecek ölçüde taşkın bir kullanım (duman, gürültü, sarsıntı vb.) gerçekleştiremez. Komşu arazinin toprağını kaydıracak veya yapısını tehlikeye düşürecek kazı ve tesisat yapamaz (TMK m. 738). Aykırılık halinde müdahalenin men’i (önlenmesi), eski hale getirme ve tazminat davaları gündeme gelir.
  • Aile Konutu Kısıtlaması (TMK m. 194): Aile konutu olarak özgülenen taşınmazda, mülkiyet tek bir eşe ait olsa dahi, malik olan eş diğer eşin açık rızası bulunmadıkça konutu devredemez, ipotek ettiremez veya kira sözleşmesini feshedemez. Tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesi, bu korumayı üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürülebilir hale getirir.
  • Kat Mülkiyeti ve Yönetim Planı (634 s. KMK): Kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüm malikleri, mülkiyet haklarını kullanırken KMK hükümlerine ve tapuda kayıtlı Yönetim Planı kurallarına uymakla yükümlüdür. Yönetim planı, bağımsız bölümün kullanım şeklini (örneğin meskenin büro veya ticarethane olarak kullanılamaması) ve ortak alanlardan yararlanma usullerini kısıtlayabilir.
  • Mal Rejimleri ve Evlilik Hukuku (TMK m. 202 vd.): Eşler arasındaki mal rejimi (örneğin Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi), taşınmazın edinilmesi, yönetilmesi, ipotek/devir gibi tasarruf işlemleri ve boşanma/ölüm halindeki tasfiyesinde doğrudan hukuki sonuç doğurur. Sözleşmesel veya kanuni mal rejimi hükümleri uyarınca belirli durumlarda taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi diğer eşin onayına veya mahkeme kararına tabi kılınabilir.
  • Sözleşmeden ve Sınırlı Ayni Haklardan Doğan Kısıtlamalar: Taşınmaz üzerinde kurulmuş intifa, sükna veya üst hakları malikin kullanım yetkisini sınırlar. Tapuya şerh edilmiş alım (iştira), geri alım (vefa), önalım (şufa) ve satış vaadi hakları malikin tasarruf serbestisini kısıtlar.

TAPU KAYDI TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ TÜM KISITLAMALARI GÖSTERİR Mİ?

Tapu kaydı tek başına taşınmaz üzerindeki tüm kısıtlama ve riskleri göstermez. Tapu kütüğü, Medeni Kanun anlamındaki ayni ve kişisel haklar ile tapu mevzuatına tabi şerh/beyanları yansıtırken; imar, idare, yapılaşma ve kamu hukukundan doğan birçok kritik kısıtlama tapu kaydında yer almaz.

1. Tapu Kaydında Görünen ve Görünmeyen Kısıtlamalar Hangileridir?

🔎 Taşınmaz Kısıtlamaları: Tapuda Görünen ve Görünmeyenler

📜 Tapu Kaydında Görünen

Kayıttan doğrudan kontrol edilebilir
İpotek, Rehin ve Hacizler
İpotek ve rehin bilgileri; haciz bakımından İcra Müdürlüğü dosya numarası ve ilgili kayıtlar.
İrtifak Hakları
İntifa, geçit, üst hakkı ve diğer irtifak hakları.
Aynî / Kişisel Şerhler
Satış vaadi, kira, şufa, aile konutu ve diğer şerhler.
Beyanlar
Riskli yapı tespiti, yönetim planı, otopark ve diğer beyanlar.
İhtiyati Tedbir ve Mahkeme Şerhleri
Mahkeme adı, dosya bilgileri, tedbirin niteliği ve açıklama bilgileri.

🏗️ Tapu Kaydında Görünmeyen

Ayrı kaynaklardan araştırılmalıdır
İmar Durumu ve Yapılaşma Koşulları
Emsal/KAKS, TAKS, kat yüksekliği ve diğer yapılaşma koşulları.
Ruhsat ve İskan
Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi (iskan) durumu.
Proje Aykırılıkları
Onaylı mimari projeye aykırılıklar ve projesiz eklentiler.
İdari Para Cezaları ve Yıkım Kararları
Encümen kararları ve bunlara ilişkin idari yaptırımlar.
Kamulaştırma / İmar Planı Tahsisleri
Park, yol ve diğer kamu kullanımına ayrılan alanlara ilişkin kararlar.

2. Tapu Dışında İnceleme Yapılması Gereken Temel Merciler Hangileridir?

Taşınmazın hukuki, idari ve teknik durumunu tam olarak tespit edebilmek için tapu kütüğünün yanı sıra şu merciler nezdinde de araştırma yapılması zorunludur:

  • İlgili Belediye (İmar ve Şehircilik Müdürlüğü):

    1. İmar Planı Durumu: Taşınmazın imarlı olup olmadığı, imar parseli niteliği taşıyıp taşımadığı veya planda yol, yeşil alan, okul gibi kamusal alanlara ayrılıp ayrılmadığı.

    2. Ruhsat ve İskan Kontrolü: Yapının ruhsatına uygun tamamlanıp tamamlanmadığı, iskan belgesinin bulunup bulunmadığı.

    3. Encümen Kararları: Yapı hakkında verilmiş bir yıkım kararı (3194 s. K. m. 32) veya idari para cezası (m. 42) olup olmadığı.

    4. Mimari Proje İncelemesi: Tapuda kayıtlı bağımsız bölümün, belediye arşivindeki onaylı mimari projesi ile uyuşup uyuşmadığı (sığınak, depo birleştirmeleri, çatı piyesi kaçakları vb.).

  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri: Kentsel dönüşüm, riskli alan ilanı, doğal SİT veya çevre koruma bölgelerine ilişkin özel idari kısıtlamalar.

  • Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu: Taşınmazın tarihi/kültürel SİT alanında kalıp kalmadığı veya tescilli eski eser niteliğinde olup olmadığı.

🔎 Güvenli Taşınmaz İktisabı
📜
Tapu Kütüğü İncelemesi
Aynî ve kişisel hakları kontrol eder.
Sadece hukuki mülkiyet
🏗️
Belediye & İmar İncelemesi
İdari, imarsal ve teknik durumu kontrol eder.
Fiili kullanım
✓ Güvenli Taşınmaz İktisabı
Hukuki, idari ve teknik durumun birlikte değerlendirilmesi

TAŞINMAZ SATIN ALMADAN ÖNCE TAPU KAYDI VE TAPU KÜTÜĞÜNÜN İNCELENMESİNİN ÖNEMİ

Bir taşınmazın devralınması yalnızca mülkiyet hakkının geçişini sağlamaz; tapu kütüğünde yer alan ve taşınmazı sınırlayan (takyid eden) tüm ayni ve kişisel haklar, tapu kaydında bulunan tüm şerhler ile beyanlar varlığını koruyarak yeni malike intikal eder. Türk Medeni Kanunu m. 1020 uyarınca tapu sicilinin aleni olması nedeniyle, kayıtları bilmediğini ileri süren alıcının iyiniyet iddiası dinlenmez (TMK m. 1020/3). Bu doğrultuda; ipotek, intifa, oturma, geçit, üst hakkı ve taşınmaz yükü gibi kullanım veya tasarruf imkanlarını doğrudan etkileyebilecek takyidatların satış öncesinde incelenmesi hukuki açıdan kritik önem taşır.

  •  Tapu Kaydı ve Kütüğü İncelemesi Yapılmamasının Doğuracağı Sonuçlar Nelerdir?

Tapu kütüğünün, takyidat kayıtlarının ve resmi imar evrakının usulünce incelenmemesi; alıcıyı hukuki, cezai ve mali açıdan telafisi güç kayıplarla karşı karşıya bırakır. Türk Medeni Kanunu m. 1020/3 uyarınca “tapu kaydını bilmediğini ileri sürmek” hukuken mümkün olmadığından, incelenmeyen her kısıtlama doğrudan alıcının hukuki sorumluluğuna dönüşür.

İnceleme yapılmaması halinde karşılaşılacak başlıca hukuki riskler şunlardır:

1. Şerh, Beyan ve Takyidat Riskleri (Hukuki Bağlayıcılık)

Tapu kütüğünün Haklar, Şerhler ve Beyanlar hanesinin incelenmediği durumlarda:

  • Haciz ve İpotek Yükleri: Taşınmaz üzerindeki ipotek veya haciz şerhleri ile birlikte devralınır. İpotek alacaklısı veya haciz alacaklısı alacağını tahsil edemezse, yeni alıcının rızası aranmaksızın taşınmazın cebri icra yoluyla (icradan) satışını isteyebilir.
  • Aynileşen Kişisel Haklar (Şerhler): Taşınmaz üzerinde Satış Vaadi, Kira, Şufa (Önalım) veya Alım (İştira) şerhi bulunması halinde; alıcı, mülkiyeti kazanmış olsa dahi lehtarın bu hakları kendisine karşı ileri sürmesine ve mülkiyetin dava yoluyla elinden alınmasına katlanmak zorunda kalır.
  • Mülkiyeti Boşaltılmış Kuru Mülkiyet İktisabı: Üzerinde intifa veya oturma (sükna) hakkı bulunan bir taşınmaz satın alındığında, yeni malik mülkiyeti kazanır ancak taşınmazı kullanma veya kiraya vererek gelir elde etme yetkisine sahip olamaz. İntifa hakkı sahibi, hak sona erene kadar taşınmazdan yararlanmaya devam eder.
  • Aile Konutu Şerhi: Diğer eşin açık rızası alınmadan yapılan satışlar, TMK m. 194 uyarınca geçersizlik (tapu iptal ve tescil) davası riski taşır.

2. İmar, İskan ve Yapılaşma Riskleri (İdari ve Cezai Yaptırımlar)

Tapuda kayıtlı olan “cins” ile belediyedeki onaylı durumun uyuşmaması halinde:

  • Cins Tashihi ve İskan Yokluğu: Tapu kütüğünde “Mesken” olarak görünse dahi, Yapı Kullanma İzin Belgesi (İskan) alınmamış binalarda cins tashihi yapılmamış demektir. Bu durum, yapının projeye aykırı veya kaçak olma ihtimalini doğurur.
  • İdari Yaptırımlar (Yıkım ve Para Cezası): 3194 sayılı İmar Kanunu m. 32 uyarınca ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar hakkında yıkım kararı verilebilir; m. 42 uyarınca yeni malike idari para cezası uygulanabilir.
  • Müdahalenin Men’i ve Eski Hale Getirme Davaları: Onaylı mimari projeye aykırı olarak yapılan kaçak eklentiler (teras kapatma, sığınak birleştirme, dükkan büyütme vb.) nedeniyle kat malikleri veya komşular tarafından eski hale getirme veya kat mülkiyetinin iptali davaları açılabilir.

3. Kamusal ve İdari Kısıtlama Riskleri (Kullanım Engelleri)

Tapu kütüğünde kısıtlama bulunmasa dahi imar planı incelemesi yapılmadığında:

  • Hukuki El Atma ve İmar Kısıtlamaları: Taşınmaz, imar planında yeşil alan, park, okul veya yol olarak ayrılmış olabilir. Bu durumda taşınmaz üzerine inşaat ruhsatı alınamaz ve yapılaşma imkanı tamamen ortadan kalkar.
  • Kamulaştırma Bedeline Katlanma: İdarenin ileride taşınmazı kamulaştırması halinde, gerçek piyasa rayici yerine idari/adli tespitte çıkan kamulaştırma bedeline rıza gösterilmesi zorunluluğu doğar.
  • Özel Koruma Statüleri (SİT, Orman, Kıyı Kenar): Taşınmazın 2863 sayılı Kanun kapsamında SİT alanında yer alması veya kıyı kenar çizgisi içinde kalması hallerinde, kullanım hakları tamamen kısıtlanabileceği gibi tapu kaydının bedelsiz olarak Hazine adına iptali riski (Kıyı Kanunu uyarınca) gündeme gelebilir.

4. Proje ve Konum Uyuşmazlığı (Ters Tapu Riski)

Tapu kütüğündeki bağımsız bölüm numarası ile sahada kullanılan fiili dairenin uyuşmaması (Ters Tapu) sorunu çokça yaşanan bir problemdir. Alıcının, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) portalı ve onaylı mimari proje üzerinden bağımsız bölüm konum tespiti yapmaması durumunda; yanlış daireyi satın alma ve gerçek hak sahipleri tarafından açılacak fuzuli şagil (ecrimisil) ve tahliye (müdahalenin men’i) davalarıyla muhatap olma riski mevcuttur.

  • Tapu Kaydını İncelememek Hukuki Sonuç Doğurur mu?

TMK m. 1020’nin son cümlesi, tapu sicilinin açıklığı ilkesinin önemli bir sonucunu ortaya koymaktadır:

TMK m. 1020

Tapu sicili herkese açıktır.

İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.

Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.

Bu nedenle tapu kaydında mevcut olan bir şerh veya kısıtlamanın, ilgili kişi tarafından fiilen görülmemiş olması her durumda hukuki koruma sağlamaz. Özellikle taşınmazı satın alan kişinin, satın alma öncesinde tapu kaydını ve takyidatları incelemesi büyük önem taşır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2025 tarihli kararında da tapu sicilindeki kaydı inceleyebilecek durumda olan kişinin, sicilin açıklığı ilkesinin sonuçlarından bağımsız düşünülemeyeceği kabul edilmiştir. Bu ilkenin alıcı bakımından en önemli pratik sonucu, taşınmazın tapu kaydının satıştan önce incelenmesinin yalnızca bir tedbir değil, aynı zamanda ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda hukuki durumun değerlendirilmesi bakımından belirleyici bir unsur olmasıdır.

Bu nedenle “tapuyu görmedim, bu kaydı bilmiyordum” yaklaşımı, tapu sicilinde açıkça yer alan bir takyidat bakımından tek başına yeterli bir hukuki savunma oluşturmaz. Taşınmaz satın alınmadan önce güncel tapu kaydının ve tüm takyidatların incelenmesi, alıcının karşılaşabileceği hukuki risklerin önceden tespit edilmesi açısından temel bir adımdır.

  • Tapu Sicilinde İncelemesi Gereken Temel Bölümler Nelerdir?

📜 Tapu Kütüğü İncelemesinde Kontrol Edilecek Hususlar
👤 Mülkiyet Hanesi
— Malik bilgisi, pay / elbirliği durumu
Satıcının tasarruf yetkisinin ve hissedar yapısının teyidi.
🔑 İrtifak Hakları Hanesi
— İntifa, sükna, üst ve geçit hakları
Taşınmazın kullanım ve yararlanma kısıtlamalarının tespiti.
🏦 Taşınmaz Rehni Hanesi
— İpotek miktarı, derecesi ve alacaklısı
Taşınmazın paraya çevrilme ve icra riskinin belirlenmesi.
📌 Şerhler Hanesi
— Satış vaadi, kira, aile konutu, haciz ve şufa
Taşınmaz üzerindeki üçüncü kişilerin kuvvetlendirilmiş haklarının tespiti.
🏗️ Beyanlar Hanesi
— Otopark, yönetim planı, riskli yapı
Taşınmazın idari, imarsal ve kullanıma ilişkin niteliklerinin belirlenmesi.
  • Taşınmaz Satın Almadan Önce Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Taşınmaz satın alma süreci, hukuki ve teknik açıdan kapsamlı bir ön inceleme gerektirir. Yeterli araştırma yapılmadan, tapu kütüğü ve imar durumu incelenmeden alınan bir taşınmaz; alıcıyı değerinden fazla bedel ödeme, kullanım haklarının kısıtlanması ve hatta mülkiyetin tamamen kaybedilmesi riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Telafisi güç maddi ve hukuki kayıpların önüne geçmek adına satış öncesinde şu adımların atılması zorunludur:

  1. Tapu Takyidat Belgesi İncelemesi: Satıştan hemen önce Tapu Müdürlüğü veya e-Devlet üzerinden güncel takyidatlı tapu kaydı alınmalıdır. Mülkiyet üzerinde ipotek, haciz, intifa/sükna gibi ayni haklar ile aile konutu, satış vaadi, şufa (önalım) veya davalıdır (ihtiyati tedbir) şerhlerinin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
  2. Mimari Proje ve İmar Durumu Kontrolü: İlgili belediyeden taşınmazın imar durumu, onaylı mimari projesi, yapı ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi (İskan) incelenmelidir. Tapudaki bağımsız bölüm numarası ile projedeki dairenin uyuşup uyuşmadığı (ters tapu riski) ve sonradan projeye aykırı kaçak eklenti yapılıp yapılmadığı teyit edilmelidir.
  3. Yönetim Planı İncelemesi: Kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilmiş taşınmazlarda, Tapu Müdürlüğünde saklanan ve tüm kat maliklerini bağlayan Yönetim Planı incelenmelidir. Ortak alanların kullanım usulleri, bağımsız bölümlerin ticari/konut kullanım kısıtlamaları veya özel yasaklar (örn. evcil hayvan, kısa dönem kiralama yasağı) kontrol edilmelidir.
  4. Saha İncelemesi ve Fiili Durum / Zilyetlik Tespiti: Taşınmaz yerinde bizzat ziyaret edilerek fiili işgal (fuzuli şagil) veya mevcut kiracının durumu tespit edilmelidir. Mevcut bir kiracı varsa, kira sözleşmesinin tarihi, bedeli ve tahliye taahhütnamesinin olup olmadığı hukuken incelenmelidir. (İçinde kiracı olan taşınmazlarda TBK m. 351 uyarınca edinimden itibaren 1 ay içinde ihtarname çekme süresi doğar).
  5. Belediye Mali Kayıtları ve Rayiç Bedel Kontrolü: Taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden geçmiş döneme ait Emlak Vergisi borcu ve çevre temizlik vergisi sorgulanmalıdır. Ayrıca satış gününde kullanılmak üzere belediyeden onaylı Emlak Rayiç Bedel Belgesi alınmalıdır.
  6. Afet Risk / Kentsel Dönüşüm ve Koruma Statüsü Sorgulaması: Taşınmazın yer aldığı alanın 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı/riskli alan ilan edilip edilmediği, fay hattı veya heyelan riski taşıyıp taşımadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca 2863 sayılı Kanun kapsamında SİT alanı, orman sınırı veya kıyı kenar çizgisi kısıtlamasına tabi olup olmadığı araştırılmalıdır.
  7. Enerji Kimlik Belgesi (EKB) ve Zorunlu Deprem Sigortası (DASK): Satış işleminin tapuda resmi olarak tamamlanabilmesi ve abonelik devirleri için geçerli bir DASK poliçesi ile binaya ait Enerji Kimlik Belgesi varlığı kontrol edilmelidir.

TAŞINMAZ SATIN ALIMINDA TAPU SÜREÇLERİ NASIL OLUR?

Türk Medeni Kanunu m. 705 uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tapu kütüğüne tescil ile gerçekleşir. Tescil talebi ve mülkiyetin devri, Tapu Müdürlüğü nezdinde resmi memur huzurunda düzenlenen Resmi Senet ile geçerlilik kazanır.

1. Satış İşlemi İçin Hazırlanması Gereken Temel Belgeler

Tapu devir başvurusunun eksiksiz yapılabilmesi için taraflarca sunulması gereken resmi evraklar şunlardır:

  • Kimlik Belgeleri: Alıcı ve satıcının (veya yetkili vekillerinin) T.C. Kimlik Kartı veya pasaportu.
  • Fotoğraflar: Son 6 ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğraf (gerekli hallerde).
  • Emlak Rayiç Değeri Belgesi: Taşınmazın bağlı bulunduğu belediyeden alınan, o yıla ait emlak vergisi beyan değerini gösterir belge.
  • DASK Poliçesi: Geçerliliği devam eden Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi (konut ve işyerleri için).
  • Özel Yetkili Vekaletname: İşlem vekaleten yürütülecekse, içeriğinde “taşınmaz satmaya/satın almaya, tapuda imza atmaya” ilişkin özel yetki içeren noterce düzenlenmiş vekaletname.
  • Yeminli Tercüman ve Şahit: Taraflardan birinin Türkçe bilmemesi veya okuma-yazmasının bulunmaması halinde yeminli tercüman/iki tanık.

2. Gayrimenkul Alım Satımında Adım Adım Tapu Devir Süreci

  • Web-Tapu Randevusu ve Ön Başvuru: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Web-Tapu sistemi üzerinden taşınmaz bilgileri, alıcı-satıcı kimlik bilgileri ve belediye rayiç belgesi yüklenerek ön başvuru oluşturulur.
  • Takyidat ve Engel Kontrolü: Başvuru sonrasında tapu idaresince taşınmaz kütüğü incelenir; satışa engel bir ihtiyati tedbir, kamu haczi, aile konutu şerhi veya satışa rıza gösterilmemiş rehin bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
  • Harç ve Döner Sermaye Ödemesi: Başvuru onaylandıktan sonra taraflara SMS ile gönderilen e-Tahsilat seri numaraları üzerinden Tapu Harcı (satış bedelinin alıcı ve satıcı için %2’şer olmak üzere toplam %4’ü) ve Döner Sermaye Hizmet Bedeli ödenir.
  • Resmi Senedin İmzalanması ve Tescil: Belirlenen randevu saatinde taraflar Tapu Müdürlüğünde hazır bulunur. Resmi memur huzurunda hazırlanan Resmi Senet okunup imzalanır, satış bedelinin alındığı beyan edilir ve tescil işlemi tamamlanarak yeni tapu senedi teslim alınır.
🏠 Taşınmaz Satış İşlemi Süreci

① Gerekli Belgelerin Hazırlanması

Satış işlemi için gerekli belgeler hazırlanır.

② Tapu Kaydı Ön Kontrolü

Tapu kaydı incelenir ve WebTapu üzerinden satış başvurusu yapılır.

③ Tapu Kaydının Resmî Kontrolü

Tapu Müdürlüğü tarafından kayıt ve belgeler resmî olarak kontrol edilir.

④ İşlemin Onaylanması

İşlem onaylanır ve tapu memuru tarafından gerekli evraklar hazırlanır.

⑤ Harç ve Döner Sermaye Ödemesi

Tapu harcı ve döner sermaye bedeli ödenir.

⑥ Resmî Senetlerin İmzalanması ve Tescil

Tapuda resmî senetler imzalanır ve mülkiyet tescil edilir.

✓ ⑦ Yeni Tapu Belgesinin Alınması

Tescil tamamlandıktan sonra yeni tapu belgesi alınır.

3. İşlem Süresini Etkileyen ve Süreci Uzatan Unsurlar

Hukuki ve idari yönden sorunsuz taşınmazlarda devir işlemleri aynı gün veya 1 iş günü içinde tamamlanırken, şu durumlarda süreç uzayabilir:

  • İntikal İşlemlerinin Yapılmamış Olması: Miras kalan taşınmazlarda öncelikle mirasçılık belgesi (veraset ilamı) uyarınca tapuda intikal işleminin tamamlanması gerekir.
  • Vekaletnamede Yetki Eksikliği: Noter vekaletnamesinde taşınmazın ada/parsel bilgisi veya satışa ilişkin özel yetki ifadesi yoksa işlem reddedilir.
  • Yabancı Unsurlu Satışlar: Yabancı uyruklu kişilerin taraf olduğu alımlarda Taşınmaz Değerleme Raporu (Ekspertiz) zorunluluğu ve Askeri Yasak Bölge/Güvenlik Bölgesi tahkikatları süreci uzatabilir.
  • İpotekli/Hacizli Satışlar: Taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılması (fek yazısı) veya ipotekli devir hususunda alıcının muvafakatının alınması zaman alabilir.
  • Satış Bedelinin Tapuda Düşük Gösterilmesi: Tapu harcını azaltmak amacıyla satış bedelinin belediyeden alınan emlak rayiç bedeli üzerinden gösterilmesi tek başına yeterli ve güvenli değildir. Tapuda gerçek satış bedelinin beyan edilmemesi halinde, aradaki fark üzerinden eksik ödenen harçlar için vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanacağı gibi taraflar ağır idari ve mali risklerle karşı karşıya kalabilir. Tapuda bildirilen düşük satış bedeli sebebiyle eksik ödenen harcın tamamlanması için satış işlemi gecikmeye uğrayabilir.

KAT MÜLKİYETİ HUKUKUNDAN HANGİ UYUŞMAZLIKLAR DOĞAR?

Kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, aynı yapı içerisinde birden fazla bağımsız bölüm malikinin ortak alanları ve ortak yaşamı birlikte kullanmasından doğar. Bu nedenle kat mülkiyeti uyuşmazlıkları, tek seferlik bir taşınmaz devrinden ziyade, kat maliklerinin hak ve yükümlülüklerinin sürekli olarak devam ettiği bir hukuki ilişki içerisinde ortaya çıkar.

Kat mülkiyeti kapsamında özellikle ortak yerlere yapılan müdahaleler, bağımsız bölümün ortak alanlara doğru genişletilmesi ve ortak yerlerde kat maliklerinin haklarını ihlal eden değişiklikler önemli uyuşmazlık kaynakları arasında yer almaktadır.

  • Ortak Yerlere Müdahalenin Önlenmesi ve Eski Hale Getirme

Kat maliki, diğer kat maliklerinin ortak mülkiyetinde bulunan ortak yerlere kural olarak tek başına müdahale edemez. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 19. maddesi, kat maliklerinin anagayrimenkulün bakımına, mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur olduğunu düzenlemektedir.

KMK m. 19/2 uyarınca ise kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ortak yerlerde inşaat, onarım ve tesisler yaptıramaz; ayrıca kat maliklerinin bağımsız bölümlerinin dış duvarları, çatısı veya damı gibi ortak alan niteliğindeki bölümlerde kanunda belirtilen sınırlar dışında değişiklik yapamaz.

Bu nedenle;

  • Ortak alanın bağımsız bölüme katılması,
  • Kapıcı dairesinin bağımsız bölüme dönüştürülmesi,
  • Çatı veya teras üzerinde ortak alanın kullanımını değiştiren bir yapı kurulması

gibi işlemler, somut olayın özelliklerine göre diğer kat maliklerinin haklarına müdahale oluşturabilir.

Ortak alana yapılan hukuka aykırı müdahalenin sona erdirilmesi ve ortak alanın eski haline getirilmesi amacıyla müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme talebinde bulunulabilir. Bu kapsamda mahkemeden, hukuka aykırı müdahalenin sona erdirilmesi ve yapılan değişikliğin eski haline getirilmesi talep edilebilir.

Örneğin; bir kat malikinin apartmanın ortak alanından bir bölümü kendi bağımsız bölümüne veya işyerine dahil ederek kullanması, diğer kat maliklerinin ortak alan üzerindeki haklarını ihlal edebilir. Böyle bir durumda yalnızca yapılan değişikliğin imar mevzuatı bakımından izinli olup olmadığı değil, kat mülkiyeti hukukuna göre diğer kat maliklerinin haklarına müdahale edilip edilmediği de değerlendirilir.

  • Yapı Kayıt Belgesi Ortak Yere Müdahaleyi Meşru Hale Getirir mi?

Yapı kayıt belgesinin varlığı, ortak alana yapılan müdahaleyi kat mülkiyeti hukuku bakımından kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.

Yapı kayıt belgesi ile imar mevzuatı bakımından sağlanan idari sonuçlar ile kat maliklerinin birbirlerine karşı sahip oldukları özel hukuk hakları (ayni haklar) tamamen birbirinden farklı hukuki rejimlere tabidir:

  • İdari ve Özel Hukuk Ayrımı: 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi kapsamında alınan Yapı Kayıt Belgesi, yalnızca devlet ile yapı maliki arasındaki idari ilişkiyi düzenler; idari yaptırımları (yıkım ve para cezası) geçici olarak durdurur.
  • Mülkiyet Hakkının İhlali: Yapının imar mevzuatı bakımından belirli bir hukuki statü kazanmış veya idari aftan yararlanmış olması; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca diğer kat maliklerinin ortak yerler üzerindeki mülkiyet, zilyetlik ve kullanım haklarının ihlal edilebileceği anlamına gelmez.

Bu nedenle “Yapı Kayıt Belgesi aldım, dolayısıyla ortak alana yaptığım müdahale veya inşaat artık hukuken geçerlidir” şeklindeki bir savunma kat mülkiyeti hukuku nezdinde geçersizdir.

Yapı Kayıt Belgesi’nin imar mevzuatı bakımından doğurduğu idari sonuçlar ile kat maliklerinin ortak yerler üzerindeki mülkiyet hakları ayrı ayrı ve bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Ortak alana vaki müdahalede diğer kat maliklerinin KMK m. 19/2 gereğince beşte dördünün yazılı rızası yoksa, Yapı Kayıt Belgesi bulunsa dahi müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davası karşısında koruma sağlamaz.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/7712 Esas, 2023/11283 Karar sayılı ve 20.11.2023 tarihli kararında, apartmanın ortak yerlerinden yaklaşık 15 metrekarelik bölümün davalı kat maliki tarafından dükkânına dahil edilmesi nedeniyle açılan müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme davasında verilen kabul kararının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Kararda ayrıca davalının yapı kayıt belgesine dayanmasının, ortak alana yapılan müdahalenin kat mülkiyeti hukukundaki sonuçlarını ortadan kaldırmadığı yönündeki ayrım bakımından önem taşıdığı görülmektedir.

Dolayısıyla ortak alana yapılan müdahalenin hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilirken yalnızca yapı ruhsatı, yapı kayıt belgesi veya imar mevzuatı değil, aynı zamanda Kat Mülkiyeti Kanunu ve kat maliklerinin ortak yerler üzerindeki hakları da dikkate alınmalıdır.

  • Ortak Gider ve Aidat Alacağının Tahsili

Kat maliklerinin ortak gider ve avans paylarını ödeme borcu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 20. maddesinde düzenlenmiştir. Kat malikleri, anagayrimenkulün ortak giderlerine ve bu giderler için toplanacak avansa, kanunda ve yönetim planında belirlenen esaslar çerçevesinde katılmakla yükümlüdür.

KMK m. 20 uyarınca, aksi yönetim planında kararlaştırılmadıkça giderlere katılım bakımından şu yasal ölçütler uygulanır:

  1. Eşit Paylaşım: Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri ile toplanacak avansa kat malikleri eşit olarak katılır.
  2. Arsa Payı Oranında Paylaşım: Anagayrimenkulün sigorta primleri, ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, işletme giderleri ile diğer giderlere kat malikleri arsa payları oranında katılır.

Kat mülkiyetine tabi binalarda ve sitelerde ortak gider (aidat) ve avans payını ödememek, sadece yönetimsel bir aksama değil; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK) kapsamında ciddi hukuki yaptırımları olan bir borç ihlalidir. Aidat borcunun ödenmemesi durumunda idari, finansal ve icrai açıdan devreye giren mekanizmalar şunlardır:

a) Aidat Borcuna Aylık %5 Gecikme Tazminatı Uygulanır.

KMK m. 20/2 hükmü uyarınca, ortak gider veya avans payını zamanında ödemeyen kat maliki, ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş (%5) oranında gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür. Bu oran yıllık bazda %60 gibi yüksek bir tazminata tekabül eder ve yasal faizden bağımsız, kanundan doğan özel bir yaptırımdır. Gecikme tazminatı, aidatın son ödeme gününü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.

b) Aidat Borcunun Tahsili İçin İcra Takibi ve Dava Açılabilir.

Aidat borcu ödenmediğinde site veya apartman yönetimi (ya da kat maliklerinden her biri) borçlu malik veya kiracıya karşı doğrudan hukuki süreç başlatabilir:

  • İlamsız İcra Takibi: Yönetim, ödenmeyen ana para ve işlemiş %5 gecikme tazminatını tahsil etmek amacıyla İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatabilir.
  • İcra İnkar Tazminatı: Borçlunun icra takibine haksız itiraz etmesi durumunda açılacak itirazın iptali davasında, borçlu aleyhine ana alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir.
  • Yargılama ve İcra Masrafları: Borçlu malik, ana para ve gecikme tazminatının yanı sıra avukatlık vekalet ücreti, icra harçları ve tebligat masraflarını da ödemek zorunda kalır.

c) Ödenmeyen Aidat İçin Kanuni İpotek Konulabilir.

Kat malikinin ortak gider ve avans borcunu ödememesi halinde, diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek hakkı doğar. KMK m. 22/2 uyarınca, kat maliklerinden birinin borcunu ödememesi durumunda, kat malikinin borcu icra yoluyla alınamazsa, mahkemece tespit edilen borcunu ödemeyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine yöneticinin veya kat maliklerinden birinin yazılı talebiyle, alacak miktarını karşılayacak oranda kanuni ipotek tescil edilebilir.

  • Kat Malikleri Kurulu Kararının İptali Davası

Kat malikleri kurulunun kanuna, yönetim planına veya dürüstlük kurallarına aykırı kararlarına karşı, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 33. maddesi kapsamında anagayrimenkulün bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde kararın iptali davası açılabilir.

Kat malikleri kurulu kararının iptali bakımından dava açma süreleri hak düşürücü nitelikte olup kat malikinin toplantıya katılıp katılmadığına ve karara ilişkin tutumuna göre farklılık gösterir.

a) Kat Malikleri Kurulu Kararına Karşı Dava Açma Süresi Ne Kadardır?

KMK m. 33 uyarınca kararın iptali talebiyle başvurulacak kanuni süreler şu şekildedir:

  • Toplantıya Katılan ve Aykırı Oy Kullanan Kat Maliki: İptal davasını karar tarihinden itibaren bir ay içinde açmakla yükümlüdür. Davanın açılabilmesi için toplantıda olumsuz oy kullanılmış olması ve bu durumun toplantı tutanağına/karar defterine muhalefet şerhi olarak işlenmesi şarttır.
  • Toplantıya Katılmayan Kat Maliki: Kararın iptali davasını kararı öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde açmalıdır.
  • Mutlak Üst Sınır (Hak Düşürücü Süre): Her halde, kararın alındığı tarihten itibaren altı ay geçtikten sonra iptal davası açılamaz.

b) Kat Malikleri Kurulu Kararının İptali İçin Süre Kaçırılırsa Ne Olur?

KMK m. 33’te öngörülen bir aylık ve altı aylık süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu sürelerin geçirilmesi hâlinde, kat malikinin söz konusu karara karşı iptal davası açma hakkı düşer ve mahkemece bu husus re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

Sürelerin kaçırılması durumunda hukuka aykırı karar anagayrimenkul yönünden bağlayıcı hale gelir. Bu nedenle kat malikleri kurulu kararının iptali amaçlanıyorsa, yalnızca kararın esasına ilişkin aykırılıklar değil; toplantı nisabı, çağrı usulü ve dava açma süreleri de eş zamanlı olarak değerlendirilmelidir.

Önemli İstisna (Yokluk ve Mutlak Butlan): Kat malikleri kurulunda alınan karar; kamu düzenine, ahlaka veya kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırı ise (örneğin toplantı ve karar yeter sayısı hiç oluşmadan karar alınmışsa veya kat mülkiyeti kütüğüne tescili gereken mülkiyet hakkını sakatlayan bir durum varsa) karar yokluk veya mutlak butlan ile sakattır. Bu gibi hallerde KMK m. 33’teki 1 ve 6 aylık hak düşürücü süreler uygulanmaz; kararın hükümsüzlüğü her zaman tespit ettirilebilir.

  • Yönetim Planı Değişikliği

Yönetim planı; anagayrimenkulün yönetim tarzını, kullanma amacını ve yönetimle ilgili diğer hususları düzenleyen, bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme hükmünde bir belgedir. Bu nedenle yönetim planında yapılacak bir değişiklik, yalnızca teknik bir düzenleme olmayıp kat maliklerinin hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen hukuki bir işlemdir.

Yönetim planının değiştirilmesi için aranan karar yeter sayısı, taşınmazın tek bir binadan mı yoksa toplu yapı (site) niteliğinden mi oluştuğuna göre farklılık göstermektedir:

  • Tek Bina Niteliğindeki Yapılarda: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (KMK) 28. maddesi uyarınca, tek bir blok/apartman niteliğindeki yapılarda yönetim planının değiştirilmesi için bütün kat maliklerinin beşte dördünün (4/5) oyu şarttır.
  • Toplu Yapılarda (Sitelerde): 634 sayılı KMK m. 70’te yapılan yasal düzenleme uyarınca (7 Mayıs 2026 tarihli ve 7579 sayılı Kanun m. 5; RG: 22 Mayıs 2026 – 33261), toplu yapılarda yönetim planının değiştirilmesi için aranan nisap beşte dörtten üçte ikiye (2/3) indirilmiştir. Yönetim planlarının bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz

Önemli Ayrım: Üçte iki (2/3) nisabı yalnızca toplu yapı (site) statüsündeki taşınmazlar için geçerlidir. Tek bir binadan oluşan bağımsız apartmanlarda KMK m. 28 uyarınca beşte dört (4/5) çoğunluk kuralı uygulanmaya devam etmektedir. Bu doğrultuda, yönetim planı değişikliği sürecine geçilmeden önce taşınmazın tapu kaydındaki hukuki statüsünün (tek yapı / toplu yapı) doğru tespiti büyük önem taşır.

gayrimenkul hukuku davaları

GAYRİMENKUL HUKUKUNDA HANGİ DAVALAR AÇILABİLİR?

Gayrimenkul hukukunda açılabilecek davanın türü; taşınmaz üzerindeki uyuşmazlığın niteliğine, ihlal edilen hakkın türüne, mülkiyet yapısına ve tapu kütüğündeki durumun hukuki dayanağına göre belirlenir.

Aşağıda, gayrimenkul hukukunda karşılaşılan tüm temel dava türleri kategorize edilerek derlenmiştir:

1. Tapu Kaydı, Mülkiyet ve Ayni/Nisbi Haklara İlişkin Davalar

  • Tapu İptali ve Tescil Davası: Tapu kütüğündeki kaydın gerçek hak durumuna aykırı olduğu iddiasıyla açılan ve kaydın düzeltilmesini amaçlayan ana dava türüdür. Yolsuz tescil, hile, ehliyetsizlik, vekaletin kötüye kullanılması ve satış vaadine dayalı talepler başlıca sebeplerdir.
  • Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası: Mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak ve mirastan mal kaçırmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi görüntüsü altında devretmesi halinde açılır (01.04.1974 t., 1974/1-2 s. İBK).
  • İrtifak Haklarının Terkini veya Değiştirilmesi Davası: TMK m. 783, 785 uyarınca taşınmaz üzerinde kurulmuş olan irtifak hakkının (geçit, manzara kapatmama, kaynak hakkı vb.) yarar sağlama imkanını tamamen kaybetmesi veya hak sahibine sağladığı yarara oranla yükümlü taşınmaza aşırı yük getirmesi durumunda hakkın kaldırılması veya değiştirilmesi davasıdır.
  • Üst Hakkı (Üst Mülkiyeti) ve Kaynak Hakkından Doğan Davalar: Başkasının arazisi altında veya üstünde yapı yapmak/tutmak yetkisi veren üst hakkı veya başkasının arazisindeki kaynaktan yararlanma hakkına ilişkin kurma, terkin veya haksız müdahalenin önlenmesi davalarıdır.
  • Geçit Hakkı Kurulması (Zorunlu Geçit) Davası (TMK m. 747): Genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan taşınmaz malikinin, tam bir bedel karşılığında komşularından uygun bir geçit hakkı tanınmasını talep ettiği davadır.

2. Zilyetlik ve Mülkiyetin Korunması Davaları

  • Müdahalenin Önlenmesi (Men’i Müdahale) Davası (TMK m. 683): Malik veya hak sahibinin, taşınmaz üzerindeki hakimiyetini haksız olarak engelleyen veya kısıtlayan kişilere karşı açtığı davadır. Sıklıkla Ecrimisil ile birlikte terditli veya harçlandırılarak açılır.
  • Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Davası: Taşınmazı hukuki bir dayanağı olmaksızın kullanan kişiden, kullanım süresine karşılık gelen tazminatın talep edilmesidir. Paydaşlar arasında açılması halinde intifadan men ihtarının varlığı aranır.
  • Taşınmazın İadesi (İstihkak) Davası (TMK m. 683/2): Mülkiyet hakkına dayanarak, taşınmazı zilyetliğinde haksız bulunduran kişiden taşınmazın zilyetliğinin malike geri verilmesini sağlayan davadır.

3. Paylı ve Elbirliği Mülkiyetine İlişkin Davalar

  • Önalım (Şufa) Davası: Paylı mülkiyete tabi taşınmazda payın 3. kişiye satılması halinde, diğer paydaşların öncelikle satın alma yetkisini sağlayan yenilik doğuran davadır. Satışın noterle bildiriminden itibaren 3 ay; her halükarda satış tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde dava açılmalıdır. (7571 sayılı Kanun uyarınca eski 2 yıllık süre 1 yıla indirilmiştir; değişiklik öncesi satışlarda 2 yıl uygulanır). Paydaşların taşınmazın belirli bölümlerini uzun süredir ayrı ayrı kullandığının ispatı halinde önalım talebi reddedilir (Örn: Yargıtay 7. HD., E. 2026/3398, K. 2026/3515).
  • Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası: Paylı veya elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazda ortaklığı sona erdirme davasıdır. Mahkeme önce aynen taksim imkanını değerlendirir; mümkün değilse icra müdürlüğü marifetiyle açık artırma usulü satışına ve bedelin paylaştırılmasına karar verir.
  • Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi Davası: Miras veya ortaklık nedeniyle elbirliği (iştirak) halinde mülkiyete tabi olan taşınmazlarda, ortaklığın tasfiye edilmeksizin her bir ortağın bağımsız paya sahip olmasını sağlayan eda/tespit nitelikli davadır.

4. Tapu Sicili, Şerhler ve Devletin Sorumluluğuna Dair Davalar

  • Tapu Sicilinin Hatalı Tutulması Nedeniyle Devlete Karşı Tazminat Davası (TMK m. 1007): Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz olarak sorumludur. Kadastro tespiti işlemleri de bu kapsamdadır (YHGK, E. 2023/637, K. 2025/165). Ancak tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki kısıtlamaları (örn. orman sınırı şerhi) bilerek taşınmazı devralan kişi bakımından illiyet bağı kurulamaz (TMK m. 1020).
  • Tapu Kaydında Düzeltme Davası: Tapu kütüğünde malikin kimlik bilgilerindeki (ad, soyadı, baba adı, TC No) maddi hataların mahkeme kanalıyla düzeltilmesi davasıdır.
  • Ayni Hak / Şerh / İpotek Terkini Davaları: Süresi dolmuş, konusu kalmamış veya hukuki dayanağını kaybetmiş ipoteklerin; alım, önalım, vefa veya satış vaadi şerhlerinin tapudan terkin edilmesi davalarıdır.

5. Sözleşme, İmar ve Kat Mülkiyeti Kaynaklı Davalar

  • Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine Dayalı Cebri Tescil Davası: Noterde usulüne uygun yapılan satış vaadine rağmen, satıcının devirden kaçınması halinde açılan tapu iptal ve tescil (TMK m. 716) davasıdır.
  • Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Doğan Davalar: Yüklenicinin temerrüdü, eksik/ayıplı ifası veya edimini yerine getirmemesi durumunda açılan Sözleşmenin Feshi, Tapu İptal ve Tescil, Gecikme Tazminatı, Cezai Şart veya Ayıp Oranında Bedel İndirimi davalarıdır.
  • Komşuluk Hukukundan Doğan Tazminat ve Men Davaları (TMK m. 737): Taşınmaz malikinin gürültü, sarsıntı, duman, yapı kazıları gibi taşkınlıklarla komşularına zarar vermesi durumunda açılan önleme ve tazminat davalarıdır.
  • Kat Mülkiyeti Davaları (KMK m. 3, 19, 33):
  1. Arsa Payının Düzeltilmesi Davası: Bağımsız bölümlerin arsa paylarının bina yapıldığı tarihteki değerleriyle orantısız kurulduğu iddiasıyla açılır.
  2. Projeye Aykırılığın Giderilmesi ve Eski Hale Getirme Davası: Mimari projeye aykırı tadilatların ve ortak alana müdahalelerin önlenmesi için açılır.
  3. Hakimin Müdahalesi Davası: Kat malikleri kurulu kararlarına itiraz, ortak gider ihlalleri ve komşuluk ilişkilerinin çekilmez hale gelmesi durumlarında açılır.

6. Kamulaştırma ve İmar Hukukundan Kaynaklanan Davalar

  • Kamulaştırmasız El Atma Davaları: İdarenin, özel mülkiyete konu taşınmaza usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen (yol, park vb. yaparak) veya hukuken (imar planında resmi kurum alanı ayırıp uzun süre kamulaştırmayarak) el koyması durumunda açılan Fiili/Hukuki Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat veya Bedel Davalarıdır.
  • Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davası (2942 s. K. m. 10): İdare ile taşınmaz malikinin satın alma usulünde anlaşamaması halinde, idare tarafından taşınmazın kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve idare adına tescili için açılan davadır.
  • İmar Uygulamasından (Şuyulanma / Şuyun Giderilmesi) Doğan Davalar: İmar Kanunu m. 18 uygulaması sonucu parsellerin birleştirilmesi veya hissedar yapılması sonrasında ortaya çıkan bedel arttırımı, ipoteklerin kaydırılması veya parselasyon iptali sonrası oluşan tapu iptal ve tescil davalarıdır.

7. Yapı, Mülkiyet İlişkileri ve Taşkın İnşaat Davaları

  • Taşkın Yapı (Taşkın İnşaat) Davaları (TMK m. 725): Bir yapının kendi arazisi dışına, komşu araziye taşırılması durumunda; iyiniyetli yapı sahibinin taşan kısmın mülkiyetini veya irtifak hakkını uygun bir bedel karşılığında talep etmesi ya da arsa sahibinin taşkın kısmın kal’ini (yıkımını) istemesidir.
  • Muhdesatın Tespiti Davası: Bir taşınmaz üzerindeki bina, bağ, bahçe gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) taşınmazın ortaklarından biri tarafından kendi imkanlarıyla meydana getirildiğinin tespiti için açılan davadır. (Genellikle ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma davalarında bedel paylaşımına esas olmak üzere açılır).
  • Haksız Yapı / Malzeme Sahibinin Tazminat Davası (TMK m. 722, 723, 724): Başkasının malzemesiyle kendi arazisine yapı yapan veya kendi malzemesiyle başkasının arazisine yapı yapan kişilerin; iyiniyet durumuna göre malzemenin sökülüp çıkarılması, tazminat ödenmesi veya arazinin mülkiyetinin yapı sahibine devri talepli davalarıdır.

8. Zilyetlik ve Şahsi Haklara İlişkin Davalar

  • Zilyetliğin Korunması (Saldırının Önlenmesi ve İade) Davaları (TMK m. 981 – 983): Taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyetin (zilyetliğin) haksız olarak gasp edilmesi veya zilyetliğe müdahale edilmesi halinde açılan idari yoldan bağımsız mahkeme davalarıdır.
  • Şahsi Hakların Tapuya Şerhi veya Terkini Davaları: Kira sözleşmesi, şufa hakkı, alım (iştira), vefa (geri alım) veya gayrimenkul satış vaadi gibi şahsi hakların tapuya şerh edilmesi veya süresi dolduğu halde terkin edilmemesi durumunda açılan davalardır.
  • Aile Konutu Şerhi ve Aile Konutuna Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası (TMK m. 194): Eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunu devretmesi veya üzerinde ipotek gibi sınırlı ayni hak tesis etmesi halinde açılan tasarrufun iptali ve tapunun aile konutu olarak tescili davalarıdır.

GAYRİMENKUL DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Gayrimenkul uyuşmazlıklarında görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, açılacak davanın hukuki niteliğine göre değişir. Özellikle taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetki bakımından kanunun öngördüğü özel ve kesin yetki kuralı uygulanırken, görev bakımından uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk, sulh hukuk veya tüketici mahkemesi görevli olabilir.

  • Taşınmazın Aynına İlişkin Davalarda Hangi Mahkeme Yetkilidir?

Yetki bakımından temel kural, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12‘de düzenlenmiştir:

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Buna göre tapu iptali ve tescil, taşınmazın aynına ilişkin bazı davalar ve taşınmaz üzerindeki ayni hak sahipliğini değiştirmeye yönelik davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki, kanunda açıkça kesin yetki olarak düzenlenmiştir.

Kesin yetki kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle taraflar, yetki sözleşmesi yaparak HMK m. 12 kapsamındaki yetkili mahkemeyi değiştiremez. Mahkeme de kesin yetki durumunu gerekli hâllerde re’sen dikkate almakla yükümlüdür.

  • Gayrimenkul Davalarında Hangi Mahkeme Görevlidir?

Görevli mahkemenin belirlenmesinde ise davanın taşınmazla ilgili olması tek başına yeterli değildir. Uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre görevli mahkeme belirlenir.

  1. Tapu iptali ve tescil davaları: Asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
  2. Ortaklığın giderilmesi davaları: Sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
  3. Ecrimisil davaları: Asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
  4. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar: Sulh hukuk mahkemesi görevlidir.
  5. Tüketici işlemi niteliğindeki konut alımlarından doğan uyuşmazlıklar: Somut olayın niteliğine ve uyuşmazlığın değerine göre tüketici mahkemesi görevli olabilir.
  • Kira Uyuşmazlıklarında Hangi Mahkeme Yetkilidir?

Kira uyuşmazlıklarında yetki bakımından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi her durumda kesin yetkili değildir. Kira ilişkisinden doğan davalarda, HMK’nın genel ve özel yetki kuralları ile kira ilişkisinin niteliği birlikte değerlendirilir.

Kira uyuşmazlıklarında HMK m. 10 uyarınca sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Bunun yanında genel yetki kuralı gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Ancak kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır. Kira bedelinin tespiti, fahiş kira artışı davaları, kira artış oranı belirleme davaları, tahliye ve kira ilişkisinden doğan diğer uyuşmazlıklarda kural olarak sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Bu nedenle kira uyuşmazlığında hem görev hem de yetki kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili iken, kira uyuşmazlıklarında yetki bakımından HMK’nın sözleşmeden doğan davalara ilişkin hükümleri uygulanır. Bu nedenle her gayrimenkul davasında yalnızca taşınmazın bulunduğu yere bakılarak yetkili mahkeme belirlenmesi doğru değildir.

YABANCILARIN TÜRKİYE’DE GAYRİMENKUL EDİNİMİNDE KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI NELERDİR?

Yabancıların Türkiye’de taşınmaz ediniminde karşılaştıkları sorunlar yalnızca tapu devrinin gerçekleştirilmesiyle sınırlı değildir. Değerleme raporu, vekâletnamenin kapsamı, tercüme işlemleri, vergi ve para transferi yükümlülükleri ile olası uyuşmazlıklarda uygulanacak usul kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle işlem öncesinde hukuki ve mali durumun bütüncül biçimde incelenmesi, sonradan ortaya çıkabilecek gecikme ve maliyetlerin önlenmesi bakımından önem taşır.

  • Değerleme Raporu Sorunu

Yabancı alıcılar bakımından özellikle taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık başvurularında karşılaşılan önemli sorunlardan biri, satış bedeli ile değerleme raporunda belirlenen taşınmaz değeri arasındaki farktır. Taşınmazın piyasa değerinin yüksek olması tek başına yeterli değildir.

Türk vatandaşlığı başvurusunda aranan yatırım tutarının karşılanıp karşılanmadığının değerlendirilmesinde, mevzuat uyarınca hazırlanan gayrimenkul değerleme raporu önem taşır. Bu nedenle alıcının yalnızca satıcının talep ettiği bedeli esas alarak işlem yapması, daha sonra vatandaşlık bakımından gerekli yatırım tutarının karşılanmadığının ortaya çıkması riskini doğurabilir. Bu nedenle özellikle vatandaşlık amacı taşıyan yatırımlarda, satış bedeli ve diğer ödeme yükümlülükleri kesinleşmeden önce bağımsız bir hukuki ve değerleme incelemesi yapılması önemlidir.

22 Mayıs 2026 tarihli ve 33261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7579 sayılı Kanun ile değerleme kuruluşlarının hazırladıkları raporların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda iletilmesine ilişkin düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme, taşınmaz değerinin ve değerleme sürecinin idari makamlar tarafından daha etkin biçimde denetlenmesine yönelik bir mekanizma oluşturmaktadır.

  • Vekaletname, Tercüman ve Dil Kaynaklı Sorunlar

Türkiye’de taşınmaz edinmek isteyen yabancıların önemli bir bölümü işlemleri bizzat yürütmek yerine vekaletname aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Bu durumda vekaletnamenin yalnızca mevcut işlem bakımından değil, işlem sonrasında yapılması gereken tamamlayıcı işlemler bakımından da yeterli yetki içerip içermediği kontrol edilmelidir.

Yabancı ülkede düzenlenen vekaletnamelerin Türkiye’de kullanılabilmesi bakımından belgenin düzenlendiği ülkeye ve belgenin niteliğine göre apostil veya konsolosluk tasdiki gibi onay prosedürlerinin yerine getirilmesi gerekebilir.

Vekaletnamenin kapsamının dar tutulması da uygulamada önemli sorunlara yol açmaktadır. Örneğin yalnızca taşınmazın satın alınmasına ilişkin yetki verilmesi, ipotek tesisi, tapu işlemlerinin tamamlanması, abonelik işlemleri veya vergi işlemleri bakımından ayrıca yetki gerekip gerekmediği sorununu doğurabilir.

Bu nedenle vekâletname hazırlanırken yalnızca satış işleminin değil, taşınmazın edinimiyle bağlantılı olarak gerçekleştirilmesi gereken bütün işlemlerin dikkate alınması gerekir.

Türkçe bilmeyen tarafların tapu işlemlerinde ise işlemin niteliğine göre yeminli tercüman bulundurulması gerekebilir. Bu nedenle yabancı alıcının işlem öncesinde dil yeterliliğinin ve gerekli tercüme prosedürünün belirlenmesi, tapu müdürlüğünde işlemin tamamlanamaması riskini azaltır.

  • Vergi ve Döviz Transferi Yükümlülükleri

Yabancıların Türkiye’de taşınmaz ediniminde yalnızca satış işleminin kendisi değil, vergi ve para transferine ilişkin yükümlülükler de dikkate alınmalıdır.

İşlemin niteliğine göre;

  • vergi kimlik numarası alınması,
  • tapu harcının ödenmesi,
  • taşınmazın edinimiyle bağlantılı diğer mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi,
  • taşınmazın daha sonra elden çıkarılması halinde doğabilecek değer artış kazancı ve yurtdışı gelirinin vergilendirilmesi bakımından vergi durumunun değerlendirilmesi

gündeme gelebilir.

Ayrıca taşınmaz bedelinin yurt dışından Türkiye’ye transfer edilmesi halinde, özellikle vatandaşlık başvurularına konu yatırımlarda, ödemenin kaynağının ve transferin mevzuata uygun biçimde belgelendirilmesi önem taşır. Gerekli hallerde döviz alımına ilişkin belgelerin de temin edilmesi gerekir.

Bu yükümlülüklerin işlem sırasında gözden kaçırılması, her zaman tapu devrinin gerçekleştirildiği anda fark edilmeyebilir. Özellikle taşınmazın daha sonra satılması veya vatandaşlık dosyasının incelenmesi aşamasında eksik veya hatalı belgeler sorun haline gelebilir. Bu nedenle vergi ve para transferi işlemlerinin taşınmaz alımının başlangıcından itibaren bir vergi hukuku avukatı ile birlikte planlanması gerekir.

  • Uyuşmazlık Halinde Hangi Mahkeme Yetkilidir?

Yabancı tarafların taşınmaz işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarında, tarafların yabancı olması taşınmazın aynına ilişkin davalarda kanunen belirlenen kesin yetki kuralını ortadan kaldırmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 uyarınca, taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Bu nedenle örneğin tapu iptali ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlıkta, tarafların yabancı olması veya taraflar arasında başka bir ülke mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin bir sözleşme bulunması, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kanundan doğan kesin yetkisini ortadan kaldırmaz.

YASAL UYARI: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir ve tüm makaleler elektronik imzalı zaman damgalı olarak hak sahipliğinin tescil edilmesi amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizdeki makalelerin, kaynak link vermeden kopyalanarak veya özetlenerek başka web sitelerinde yayınlanması durumunda, hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.