YABANCILARA OTURMA İZNİ VERİLMESİNİN ŞARTLARI VE İKAMET İZNİ REDDİNE İTİRAZ PROSEDÜRÜ
Yabancılara oturma izni verilmesi, uluslararası hukukun öngördüğü temel ilkelerden biri olup, devletlerin egemenlik haklarını kullanırken aynı zamanda insan haklarına saygılı bir şekilde hareket etmelerini gerektirir. Bu çerçevede, oturma izni yalnızca devletin kendi güvenlik, kamu düzeni ve sağlığını koruma amaçlarını değil, aynı zamanda bireylerin kişisel güvenlik, barınma ve yerleşme haklarını da gözeten çift yönlü bir hukuki mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’de ikamet izni, ülkede uzun süreli kalmayı hedefleyen yabancı uyruklular için hem bir yükümlülük hem de bir hak niteliği taşır. İlgili izin türleri, yabancının kalış amacı ve süresi dikkate alınarak belirlenmekte; başvurular ise 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uyarınca İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından değerlendirilerek karara bağlanmaktadır.
İkamet izni, Türkiye’ye vize veya vize muafiyeti kapsamında giriş yapmış yabancılara tanınan ve belirli bir süreyle sınırlı olan bir hukuki statü teşkil eder. Bu statü, 90 günü aşan kalışlar söz konusu olduğunda zorunlu hale gelmekte; aksi halde bireyin Türkiye’deki mevcudiyeti hukuka aykırı duruma düşmektedir. Devletin göç yönetimini sistemli ve denetlenebilir kılmak için uyguladığı bu izin sistemi, aynı zamanda yabancıların hukuki durumunu belirginleştirerek sosyal entegrasyon, güvenlik denetimi ve kamu hizmetlerine erişim açısından da önem taşır. Böylelikle, hem kamu düzeni ve güvenliği sağlanmakta hem de yabancı bireylerin Türkiye’deki varlığı yasal çerçeveye oturtularak karşılıklı hak ve yükümlülüklerin dengeli biçimde uygulanması hedeflenmektedir.
İKAMET İZNİ NEDİR?
Türk hukukunda yabancıların ülkeye kabulü ve bu kabulün koşullarının belirlenmesi, devletin egemenlik yetkisinin bir tezahürü olarak değerlendirilmekte olup, bu konuda devlete geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bu bağlamda, yabancı uyrukluların Türkiye’de ikamet edebilmeleri için öncelikle 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu hükümlerine uygun şekilde ülkeye giriş yapmaları gerekmektedir. İkamet izni, yabancıların Türkiye’de belirli bir süreyle kalmalarına olanak tanıyan hukuki bir statü olmakla birlikte, bu statü yalnızca kamu düzeni ve güvenliğinin korunmasına yönelik değil, aynı zamanda Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeten bir kamu politikası aracıdır.
İkamet izni, bireyin Türkiye’de yasal ve düzenli biçimde bulunabilmesini sağlayan temel belgedir. Ancak alınan ikamet izninin geçerli sayılabilmesi için, iznin düzenlendiği tarihten itibaren 6 ay içinde kullanılması zorunludur; aksi halde izin geçerliliğini kaybeder ve idarece iptal edilir. Bu durum, devletin göç yönetimi politikalarında süreklilik, denetim ve etkinlik sağlama amacının bir yansımasıdır.
İkamet iznine ilişkin hukuki düzenlemeler, söz konusu iznin sadece bireysel bir hak olmanın ötesinde kamu düzenini sağlama, olası güvenlik risklerini önleme ve ülkedeki yabancı nüfusu kayıt altına alma bakımından stratejik bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, her ülke gibi Türkiye de yabancılara ikamet izni verilmesinde mutlak bir yükümlülük altında değildir. Devletler, iç hukuklarında belirledikleri usul ve esaslar çerçevesinde başvuruları değerlendirme ve gerektiğinde reddetme hakkına sahiptir.
İkamet izni başvurusunun reddedilmesi halinde, başvuru sahibine bu karara karşı iç hukuk yollarına başvurma hakkı tanınmıştır. Türkiye’de bu tür idari işlemlere karşı ilgililer, idare mahkemelerinde iptal davası açmak suretiyle red kararının hukuka uygunluğunu denetletebilirler. Bu da yabancıların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan yargısal koruma mekanizmalarının önemli bir yansımasıdır.
YABANCILARA OTURMA İZNİ HANGİ SÜRELERDE VERİLİR?
Oturma izni, Türkiye’de vize ya da vize muafiyetiyle tanınan süreden daha uzun süre kalmak isteyen yabancı uyruklu bireyler için zorunlu bir hukuki statüdür. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 90 günden fazla kalmayı planlayan her yabancı, geçerli bir ikamet izni almakla yükümlüdür. Bu düzenleme, hem bireylerin yasal zeminde ikametini sağlamak hem de göç yönetimini etkin bir şekilde kontrol altında tutmak amacıyla getirilmiştir.
İkamet izninin süresi, başvurulan ikamet izni türüne göre farklılık göstermektedir. Türk hukukunda düzenlenen ikamet izinleri, yabancının Türkiye’de bulunma amacına göre sınıflandırılmış olup, her bir tür için tanınan süreler kanuni sınırlarla belirlenmiştir. Örneğin:
- Kısa dönem ikamet izinleri, çoğunlukla yabancının turizm, iş görüşmesi, eğitim, tedavi veya gayrimenkul yatırımı gibi amaçlarla Türkiye’de bulunmak istemesi durumunda verilir ve genel olarak en fazla iki yıl süreyle düzenlenir. Ancak idare, başvurunun niteliğine göre bu süreyi daha kısa da belirleyebilir.
- Uzun dönem ikamet izni, Türkiye’de kesintisiz olarak en az sekiz yıl ikamet etmiş olan ve diğer yasal koşulları sağlayan yabancılara süresiz olarak verilebilir. Bu izin, yabancının artık ülkedeki ikametini kalıcı hale getirmiş olduğu kabul edilen bir statüye işaret eder.
- Aile ikamet izni, Türk vatandaşı ya da Türkiye’de yasal olarak ikamet eden bir yabancının eşi, ergin olmayan çocuğu veya bağımlı yabancı aile bireylerine tanınır ve bu izin en fazla üç yıl süreyle verilebilir.
Bu süreler, ilgili yabancının hukuki statüsüne ve başvurusunun içeriğine göre İl Göç İdaresi tarafından değerlendirilir. İdare, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı gibi nedenlerle ikamet süresini sınırlayabilir veya başvuruyu reddedebilir. Sonuç olarak, oturma izni süreleri, yabancının Türkiye’deki mevcudiyetinin gerekçesi ve süresine göre esnek biçimde düzenlenmekle birlikte, hukuken tanımlı çerçeveler içerisinde şekillenmektedir.
OTURMA İZNİ NASIL ALINIR?
Türkiye’de oturma izni almak isteyen yabancılar için başvuru süreci, bireyin ülke içinde veya dışında bulunmasına göre iki farklı yöntemle yürütülebilir. Bu başvurular, doğrudan kişi tarafından yapılabileceği gibi, vekalet verilmesi halinde yasal temsilci ya da avukat aracılığıyla da gerçekleştirilebilir. Başvuru sürecinde, yabancının Türkiye’de ikamet edeceği adres, başvuru evraklarının tamlığı ve beyan edilen kalış amacının doğruluğu belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır.
1. Yurtdışından İkamet İzni Başvurusu:
Yabancılar, Türkiye’ye gelmeden önce bulundukları ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti dış temsilciliklerine (büyükelçilik veya konsolosluk) başvurarak oturma izni talebinde bulunabilirler. Konsolosluk, başvuru sahibinin sunmuş olduğu belgeleri ve beyanları inceleyerek ön değerlendirmesini yapar ve başvuruyu Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne iletir. İlgili kurumlar, başvuruya ilişkin gerekli incelemeleri tamamladıktan sonra değerlendirme yapar. Başvurular en geç 90 gün içinde sonuçlandırılır ve başvuru sonucuna ilişkin bilgilendirme ilgili konsolosluk aracılığıyla başvuru sahibine bildirilir. Bu yöntem, Türkiye’ye gelmeden yasal oturma statüsünün önceden oluşturulmasını sağlaması bakımından önemlidir.
2. Yurtiçinden İkamet İzni Başvurusu:
Türkiye sınırları içinde bulunan yabancılar, oturma izni başvurularını e-ikamet sistemi (https://e-ikamet.goc.gov.tr) üzerinden çevrim içi olarak başlatabilirler. Sistem üzerinden yapılan başvuru sonucunda başvuru sahibine randevu tarihi ve saati verilmekte; bu randevu, yabancının ikamet etmeyi planladığı ilin İl Göç İdaresi Müdürlüğü nezdinde gerçekleştirilir. Randevu tarihinde gerekli belgelerle şahsen başvuruda bulunmak zorunludur. Bazı hallerde, başvuruların türüne göre valilikler de değerlendirme sürecine dahil olabilir.
Her iki yöntemde de, başvurunun olumlu sonuçlanabilmesi için başvuru sahibinin belirli şartları taşıması, eksiksiz belge sunması ve Türkiye’de kalış amacının hukuka uygunluğu aranmaktadır. Ayrıca, kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığı açısından tehdit oluşturmayan yabancılar lehine takdir yetkisi kullanılarak izin verilmesi mümkündür. Başvurunun reddi halinde ise kişi, idare mahkemesi nezdinde iptal davası açarak yargı yoluna başvurabilir. İkamet izni başvuru sürecinin hem idari hem de yargısal denetime açıktır.
TÜRKİYE’DE İKAMET İZNİ TÜRLERİ NELERDİR?
Türkiye’de yabancıların ülke sınırları içerisinde yasal olarak ikamet etmelerini sağlayan izin türleri, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında düzenlenmiş olup, yabancıların Türkiye’de bulunma gerekçelerine göre altı temel başlık altında sınıflandırılmıştır. Her bir ikamet izni türü, belirli koşullara bağlı olarak verilir ve süresi ile hakları açısından farklılık göstermektedir.
1. Kısa Dönem İkamet İzni:
Kısa dönem ikamet izni, Türkiye’de sınırlı bir süreyle kalmak isteyen yabancılara yönelik düzenlenen bir izin türüdür. Genellikle turizm, ticari ilişkiler kurma, bilimsel araştırma yapma, taşınmaz satın alma, sağlık hizmetlerinden yararlanma gibi nedenlerle başvurulan bu izin türü, her defasında en fazla iki yıl süreyle verilebilir. İdare, başvurunun içeriğine göre daha kısa süreli izin verme veya süreyi uzatmama yetkisine sahiptir.
- Bilimsel araştırma amacıyla gelecek olan yabancılar (Başvuru aşamasında bilimsel araştırmaya ilişkin izin belgesinin de sunulması gerekmektedir.)
- Türkiye’de taşınmaz malı bulunan yabancılar (Taşınmazın konut statüsünde olması gerekmektedir.)
- Ticari bağlantı veya iş kuracak olan yabancılar (Bu kapsamda şirketler tarafından gönderilen davet mektuplarının dayanak olarak gösterilmesi mümkündür.)
- Hizmet içi eğitim programına katılacak olan yabancılar (Eğitimin kim tarafından verileceği, ne kadar süreceği şeklinde belgelerin ibraz edilmesi gerekmektedir.)
- Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu anlaşmalar ya da öğrenci değişim programları çerçevesinde eğitim veya benzeri amaçlarla gelecek olan yabancılar (Verilecek olan izin süresi eğitim süresi ile eş olacaktır.)
- Turizm amaçlı kalacak yabancılar
- Kamu sağlığına tehdit olarak nitelendirilen hastalıklardan birini taşımamak kaydıyla tedavi görecek olan yabancılar (Burada izin süresi tedavi süreci göz önünde bulundurularak verilmektedir. Yalnızca tedavi görecek olan kişi bu izinden faydalanabilecek, refakatçiler bu izinden faydalanamayacaktır.)
- Adli veya idari mercilerin istek veya kararlarına bağlı olarak Türkiye’de kalması gereken yabancılar
- Aile ikamet iznine ilişkin şartları kaybetmesi halinde kısa dönem ikamet iznine geçirilecek olan yabancılar
- Türkçe öğrenme kurslarına katılacak olan yabancılar (Bu kursun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylı bir kurs olması gerekmektedir.)
- Kamu kurumları aracılığıyla Türkiye’de eğitim, araştırma, staj ve kurslara katılacak olan yabancılar (En fazla 1 yıllık süreyle verilmektedir.)
- Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayanlardan mezun oldukları tarihten itibaren altı ay içinde müracaat eden yabancılar (Tek seferde en çok 1 yıl süreliğine verilmektedir.)
- Türkiye’de çalışmayan ancak Bakanlar Kurulunca belirtilecek kapsam ve tutarda yatırım yapacaklar ile bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu (Üst sınırı 5 yıldır.)
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan yabancılar (Üst sınırı 5 yıldır.) kısa dönem ikamet izni alabileceklerdir.
2. Aile İkamet İzni:
Türk vatandaşı, Türkiye’de ikamet izni ya da uluslararası koruma statüsüne sahip yabancıların; eşi, reşit olmayan çocuğu veya bağımlı yabancı aile bireyleri için düzenlenen bu izin türü, her başvuruda en fazla üç yıl süreyle verilebilir. Aile ikamet izni, aile bütünlüğünün korunması ve bir arada yaşam hakkının temini açısından önemli bir statüdür. Aile İkamet İznine başvurulabilmesi için taraflar arasında boşanma sürecinde derdest bir boşanma davası olmaması gerekir.
3. Öğrenci İkamet İzni:
Türkiye’de bir yükseköğretim kurumunda lisans, yüksek lisans, doktora veya benzeri düzeyde eğitim almak isteyen uluslararası öğrenciler için düzenlenir. Bu izin türü, öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim programının süresiyle sınırlı olarak verilir. Öğrenci ikamet izni, öğrencilerin yasal kalışlarını güvence altına almakta ve eğitim süresince ikamet etme hakkı tanımaktadır.
4. Uzun Dönem İkamet İzni:
Türkiye’de en az kesintisiz sekiz yıl boyunca yasal ikamet izniyle kalmış olan yabancılara, belirli koşulların sağlanması halinde verilen süresiz bir ikamet izni türüdür. Uzun dönem ikamet iznine sahip yabancılar, sosyal haklar açısından Türk vatandaşlarına yakın bir statüde bulunurlar; ancak seçme-seçilme hakkı gibi siyasal haklardan yararlanamazlar.
5. İnsani İkamet İzni:
Olağanüstü ve zorunlu durumlar nedeniyle Türkiye’de kalması gereken, sınır dışı edilmesi geçici olarak mümkün olmayan ya da uluslararası koruma başvurusunda bulunan yabancılara, idarenin takdirine bağlı olarak verilen bu ikamet izni, özellikle insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya olan bireyler için düzenlenmektedir. Süresi ve kapsamı, durumun niteliğine göre belirlenir.
6. İnsan Ticareti Mağduru İkamet İzni:
İnsan ticaretine maruz kalan ve bu durumdan dolayı korunmaya muhtaç olan yabancılara yönelik verilen özel bir ikamet izni türüdür. Başlangıçta 30 gün süreyle geçici olarak verilir ve mağdurun güvenliği ve tedavi süreci göz önünde bulundurularak uzatılabilir. Bu izin, mağdurların yeniden insan ticaretine maruz kalmadan rehabilite edilmelerini amaçlamaktadır.
Her ikamet izni türüne ilişkin başvuru koşulları, sürelere ilişkin düzenlemeler, ret, iptal ve uzatma prosedürleri Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile ilgili yönetmeliklerde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, yabancının kalış amacına en uygun izin türüne başvuruda bulunması ve gerekli şartları taşıması, ikamet izni başvurusunun olumlu sonuçlanması açısından önem arz eder.
ÇALIŞMA İZNİ BULUNAN YABANCILAR İKAMET İZNİ ALMALI MIDIR?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen çalışma izni veya çalışma izninden muafiyet belgesi, geçerliliği devam ettiği sürece ikamet izni yerine geçer. Eğer bir yabancı; çalışma izni ile iş hukuku kapsamında bir iş sözleşmesi altında Türkiye’de kurulu bir şirket, yabancı bir şirketin Türkiye Şubesi, irtibat bürosu ya da işverene bağlı hizmet veriyorsa ve SGK kaydı yapıldıysa ayrıca bir ikamet izni almasına gerek yoktur. Ancak, çalışma izninin sona erdiği tarih aynı zamanda yabancının ikamet hakkının da sona erdiği tarih olarak kabul edilir. Yabancının işten çıkarılması durumunda çalışma izni iptal edildiyse, çalışma izninin süresini uzatmayan ya da süresi sona erdikten sonra statüsüne uygun yeni bir ikamet izni almayan yabancılar, ikamet izni ihlali yapmış sayılırlar. Bununla birlikte, Uluslararası Koruma Başvuru Sahipleri, Şartlı Mülteciler ve Geçici Koruma statüsündeki yabancılar için düzenlenen çalışma izinleri, ikamet izni yerine geçerli sayılmaz.
TÜRKİYE’DE EV ALARAK OTURMA İZNİ BAŞVURUSU YAPMA ŞARTLARI NELERDİR?
Yabancıların Türkiye’de taşınmaz mal edinimi yoluyla ikamet izni elde etmesi için ilgili mevzuatta son yıllarda önemli düzenlemelere gidilmiştir. Bu düzenlemeler, hem mülkiyet temelli ikamet izni başvurularının niteliğini artırmayı hem de kamu yararını gözeten daha denetimli bir sistem kurmayı amaçlamaktadır.
Özellikle Temmuz 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren uygulama uyarınca, yabancıların kira sözleşmesine dayanarak ikamet izni alma imkanı kaldırılmış ve bunun yerine mülkiyet edinimi temel şart haline getirilmiştir. Bu çerçevede, Türkiye’de ikamet izni talebinde bulunacak yabancıların, ikamet edecekleri taşınmazın fiili ve yasal malik sıfatını haiz olmaları gerekmektedir.
Ayrıca, 16 Ekim 2023 tarihli düzenleme ile birlikte, taşınmaz edinimine dayalı ikamet izni başvurularında asgari ekonomik değer kriteri getirilmiştir. Buna göre:
- Satın alınan konutun değeri en az 200.000 ABD Doları olmalıdır.
- Bu değerin belirlenmesinde, tapuda beyan edilen satış bedeli esas alınmakta olup, ilgili tutarın tapu işleminin gerçekleştirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplandığında 200.000 USD karşılığı Türk Lirası değerine ulaşması gerekmektedir.
- Satın alınan taşınmazın konut niteliğinde olması, kat mülkiyeti veya en azından kat irtifakı tesis edilmiş olması zorunludur.
- Taşınmazın yasal gerekliliklere uygun olup olmadığının tespiti amacıyla, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisanslı bir Gayrimenkul Değerleme Uzmanı tarafından hazırlanmış olan “Gayrimenkul Değerleme Raporu” ya da bilinen adıyla “Ekspertiz Raporu” başvuru dosyasına eklenmelidir. Bu rapor, kabul görmüş uluslararası değerleme standartları çerçevesinde hazırlanmalı ve ilgili taşınmazın asgari değeri karşıladığını açıkça ortaya koymalıdır. Değerleme raporu, İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne sunulacak belgeler arasında yer almakta olup, ikamet izni başvuru sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti, yalnızca taşınmaz edinimini teşvik etmekle kalmayıp, aynı zamanda sistemli, güvenli ve denetlenebilir bir yabancı ikamet politikası oluşturmayı da hedeflemektedir. Başvuruya ilişkin şartların eksiksiz olarak yerine getirilmemesi halinde, başvurular reddedilebilmekte ve ilgili kişiler, iç hukuk çerçevesinde ikamet izni ret kararına karşı idari dava açma hakkını kullanabilmektedir.
İdarenin kararı ile gayrimenkul satın almak suretiyle ikamet izni alınabilecek il listesi sürekli güncellenmekte olup, ikamet izni başvurusu yapmadan önce ilgili Büyükşehir Belediyesi’nden bilgi alınması gerekmektedir.
- Adana – Adana Büyükşehir Belediyesi
- Ankara – Ankara Büyükşehir Belediyesi
- Antalya – Antalya Büyükşehir Belediyesi
- Aydın – Aydın Büyükşehir Belediyesi
- Balıkesir – Balıkesir Büyükşehir Belediyesi
- Bursa – Bursa Büyükşehir Belediyesi
- Denizli – Denizli Büyükşehir Belediyesi
- Diyarbakır – Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi
- Erzurum – Erzurum Büyükşehir Belediyesi
- Eskişehir – Eskişehir Büyükşehir Belediyesi
- Gaziantep – Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
- Hatay – Hatay Büyükşehir Belediyesi
- İstanbul – İstanbul Büyükşehir Belediyesi
- İzmir – İzmir Büyükşehir Belediyesi
- Kahramanmaraş – Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi
- Kayseri – Kayseri Büyükşehir Belediyesi
- Kocaeli – Kocaeli Büyükşehir Belediyesi
- Konya – Konya Büyükşehir Belediyesi
- Malatya – Malatya Büyükşehir Belediyesi
- Manisa – Manisa Büyükşehir Belediyesi
- Mardin – Mardin Büyükşehir Belediyesi
- Mersin – Mersin Büyükşehir Belediyesi
- Muğla – Muğla Büyükşehir Belediyesi
- Ordu – Ordu Büyükşehir Belediyesi
- Sakarya – Sakarya Büyükşehir Belediyesi
- Samsun – Samsun Büyükşehir Belediyesi
- Şanlıurfa – Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi
- Tekirdağ – Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi
- Trabzon – Trabzon Büyükşehir Belediyesi
- Van – Van Büyükşehir Belediyesi
İKAMET İZNİ İÇİN GEREKLİ BELGELER NELERDİR?
Türkiye’de ikamet izni başvurusu yapmak isteyen yabancılar için gerekli belgeler, başvurulan ikamet izni türüne göre farklılık arz etmektedir. Bu nedenle, başvuru sürecine başlamadan önce Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan güncel evrak listesine başvurulması büyük önem taşımaktadır. Başvuru belgelerinin eksiksiz ve doğru bir şekilde hazırlanması, başvurunun olumlu sonuçlanabilmesi açısından belirleyici bir unsurdur.
İkamet izni başvurusu, öncelikle e-ikamet sistemi üzerinden çevrimiçi olarak yapılır. Sistemde randevu oluşturulmasının ardından, belirlenen gün ve saatte, başvurucunun ya bizzat kendisinin ya da yasal vekilinin İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne müracaat etmesi gerekmektedir. Sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için başvurudan önce aşağıda belirtilen adımların dikkatle takip edilmesi önerilmektedir:
- Randevu Tarihi ve Katılım: E-ikamet sistemi üzerinden alınan randevuya, belirtilen gün ve saatte katılım zorunludur. Randevuya mazeretsiz olarak katılmamak, başvuru sürecinin iptaliyle sonuçlanabilir.
- Başvuru Formu: İkamet izni başvuru formu, başvurucunun kişisel bilgilerini ve talep edilen ikamet izni türünü içermekte olup, eksiksiz doldurulmalı ve başvurucu tarafından imzalanmalıdır.
- Pasaport ve Fotokopisi: Pasaportun aslı ile birlikte, kimlik bilgilerini ve giriş-çıkış kayıtlarını içeren sayfalarının fotokopileri başvuru dosyasına eklenmelidir.
- Biyometrik Fotoğraf: ICAO standartlarına uygun, güncel tarihli ve beyaz fon üzerine çekilmiş en az dört adet biyometrik fotoğraf istenmektedir.
- Geçerli Sağlık Sigortası: Başvurucunun yaşına ve başvurduğu ikamet izni türüne göre özel sağlık sigortası veya genel sağlık sigortasına ilişkin belgeler talep edilebilir.
- Adli Sicil Kaydı: Başvurucunun adli sicil durumu, özellikle kamu düzeni ve güvenliği bakımından önem taşımakta olup, temiz adli sicil belgesi ibrazı zorunlu kılınabilmektedir. Yabancının hakaret suçu, aile içi şiddet, dolandırıcılık, uluslararası çocuk kaçırma gibi suçlardan dolayı cezası bulunuyorsa ikamet izni başvurusu reddedilebilir.
- Maddi Durumu Gösteren Belgeler: Başvurucunun, Türkiye’de kalacağı süre boyunca geçimini sağlayabilecek ekonomik yeterliliğe sahip olduğunu gösteren banka dökümleri, maaş bordroları veya gelir beyanları sunulmalıdır.
- İkamet Edilecek Adrese İlişkin Belgeler: Kişi kendi konutunda ikamet edecekse tapu senedi, kiracı ise noter onaylı kira sözleşmesi sunulmalıdır. Mülkiyete dayalı başvurularda ayrıca gayrimenkul değerleme raporu da istenebilir.
- Ek Belgeler: Başvurulan ikamet izni türüne göre (örneğin öğrenci, aile, insani ikamet izni) ek belgeler talep edilebilir. Bunlar arasında öğrenci belgesi, evlilik cüzdanı, sponsor belgeleri gibi dokümanlar yer alabilir.
Başvurucunun, yukarıda belirtilen belgeleri eksiksiz ve doğru biçimde hazırlaması ve randevu tarihinde İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne ibraz etmesi gerekmektedir. Başvuru sırasında ortaya çıkabilecek ek belge talepleri ya da eksiklikler hakkında, başvurunun yapıldığı kurumdan bilgi alınmalı ve gerekli belgeler en kısa sürede tamamlanmalıdır. İkamet izni süreci, hem hukuki hem de idari yönleriyle dikkatli takibi gerekli kılan bir işlemdir.
İKAMET İZNİ BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ MASRAFLAR NELERDİR?
Oturma izni (ikamet izni) için ödenecek ücretler, her sene güncellenebilmekle birlikte, 2025 yılı için geçerli olan rakamlar şu şekildedir:
Ücret Kalemi | Tutar |
---|---|
Değerli kağıt (kart) bedeli | 810 TL |
Harç ücreti | Başvuru sahibinin uyruk grubuna göre 1.040–3.000 TL arası (örneğin, genel harç 1.040 TL – bazı uyruklar muaf) |
Tek giriş vize harcı | 7.882,70 TL |
Sağlık sigortası | Yaşa göre değişken, genellikle 10.000– 15.000 TL aralığında |
Noter & tercüme | Ortalama 2.500–4.000 TL |
Apostil | 89 TL/sayfa (gerektiğinde) |
Avukat ücreti | Sözleşmeye göre değişken |
Ancak, önemle belirtmek gerekir ki Danimarka, İrlanda, Kosova, Nepal, Suriye, Türkmenistan, Çek Cumhuriyeti ve Sri Lanka ülkeleri vatandaşları, harç ücretinden muaftır. Bu ülkelerin vatandaşları, yerine Tek Giriş Vize Ücreti ödemeleri gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ücretler, başvurulan izin türüne, başvurucunun yaşına ve ülkesine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, ikamet izni güncel maliyet bilgilerini İl Göç İdaresi Müdürlüğü veya resmi kaynaklardan teyit etmek önemlidir.
İKAMET İZNİ BAŞVURUSU REDDEDİLİRSE NE YAPILABİLİR?
Türkiye’de ikamet izni başvurusu yapan yabancıların talepleri, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çerçevesinde ilgili idari makamlarca değerlendirilir. Başvurular, gerekli belgelerin tamamlanmasını takiben en geç 30 gün içinde sonuçlandırılır. Değerlendirme sonucunda ikamet izni talebi kabul edilebileceği gibi, ret kararı verilmesi de mümkündür.
İkamet izni başvurusunun reddedilmesi halinde, ret kararı başvurucuya yazılı olarak tebliğ edilir. Bu karara karşı başvurucunun iki temel hukuki hakkı bulunmaktadır:
- İdari İtiraz Hakkı: Başvurucu, red kararının kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde, kararı veren İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne yazılı itiraz başvurusunda bulunabilir.
- Yargı Yolu (İptal Davası): Ret kararının tebliğinden itibaren 60 gün içinde, yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açma hakkı bulunmaktadır.
🔔 Dikkat Edilmesi Gereken Süreler:
- İdareye yapılan itiraz başvurusu, iptal davası açma süresini durdurmaz. Dolayısıyla, idari itiraz yapılmış olsa bile 60 günlük yargı süresi içinde ayrıca dava açılmadığı takdirde yargı yolu kapanabilir.
- İkamet izni başvurusu reddedilen kişi, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Türkiye’yi terk etmekle yükümlüdür. Bu süre içerisinde ülkeyi terk etmeyen yabancı hakkında sınır dışı etme kararı verilebilir ve idari para cezası uygulanabilir. İkamet izninin reddinin iptali için dava açılması yabancının ülkeyi terk etme yükümlülüğünü kaldırmaz.
İtiraz ya da dava sürecinde, kişinin Türkiye’de yasal kalış hakkı bulunmayabilir. Bu nedenle, ret kararına karşı başvurular yapılırken sürelerin titizlikle takip edilmesi ve hukuki destek alınması büyük önem taşır. Zira sürelere uyulmaması durumunda hem sınır dışı riski hem de yeniden başvuru engeli gibi ciddi sonuçlar doğabilir.
İKAMET İZNİ REDDİNE İTİRAZ NASIL YAPILIR?
Türkiye’de yabancıların ikamet hakkı elde edebilmek için başvurdukları ikamet izni taleplerinin reddedilmesi, idari bir işlem niteliği taşır ve bu işlem, hukuka uygunluk bakımından yargı denetimine tabidir. İkamet izni reddi, başvuru sahibinin gerekli belgeleri eksiksiz sunmaması, şartları taşımaması, kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından risk oluşturması gibi çeşitli hukuki ve fiilî gerekçelere dayanabilir. Bu tür idari işlemler, bireylerin temel haklarını etkilediğinden, idare hukuku ilkeleri gereği yargı denetimine açıktır.
İkamet İzni Reddine Karşı İdari İtiraz Yolu
İkamet izni reddi kararına karşı başvurulabilecek ilk hukuki yol, idareye yapılan itiraz başvurusudur. Bu yol, kararın alındığı Göç İdaresi’ne 30 gün içinde sunulan bir dilekçeyle kullanılır ve idarenin aynı konuda yeniden değerlendirme yapması talep edilir. Bu süreç, idarenin kendi kararını düzeltme imkanı sunduğu için pratik ve hızlı bir yoldur; ancak itirazın reddedilmesi veya sonuçsuz kalması halinde idari yargı yolu açıktır.
İkamet İzni Reddi Kararının İptali Davası
İdari yargıda açılan ikamet izni reddi iptal davası, Türkiye’de yabancıların oturma hakkının hukuken korunması açısından büyük önem taşır. Bu dava, idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesini sağlar. Mahkeme, dosyadaki deliller, ilgili mevzuat hükümleri ve hukuki gerekçeler doğrultusunda idari işlemin iptaline karar verebilir. Böylece, mahkeme kararıyla reddedilen ikamet izni başvurusu yeniden değerlendirilebilir ve yabancının Türkiye’de yasal olarak ikamet hakkı tesis edilebilir.
a) İkamet İzni Reddi İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
İkamet izni reddine karşı açılacak iptal davası, idari yargı mercileri nezdinde yürütülür. Bu tür davalarda yetkili ve görevli mahkeme, ikamet izni başvurusunun yapıldığı yerin bağlı bulunduğu İl İdare Mahkemesi’dir.
b) İkamet İzni Reddi İptali Dava Açma Süresi:
İdare tarafından verilen red kararının yabancıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, süresi içinde dava açılmazsa kişi bu hakkını kaybeder.
c) Dava dilekçesinin İçeriği:
İkamet izni reddi kararının iptali dava dilekçesinde aşağıdaki unsurlar yer almalıdır:
- Red kararının tarih ve sayısı,
- Kararın tebliğ tarihi,
- Red kararının hukuka aykırılık nedenleri,
- İptal talebinin açık bir şekilde belirtilmesi,
- Başvurucuya ait kimlik ve pasaport bilgileri,
- İkamet izni başvurusuna ilişkin ilgili belgeler ve deliller.
d) Yürütmenin Durdurulması Talebi:
Dava dilekçesiyle birlikte mahkemeden yürütmenin durdurulması istenebilir. Bu talep kabul edilirse, dava sonuçlanana kadar idari işlemin uygulanması geçici olarak durdurulur ve kişi Türkiye’de kalmaya devam edebilir.
e) Mahkeme Değerlendirmesi
Mahkeme;
- İdarenin takdir yetkisini hukuka uygun şekilde kullanıp kullanmadığını,
- Red kararının gerekçelerini,
- Başvuru sahibinin kişisel durumunu,
- İlgili mevzuat hükümlerini dikkate alarak bir değerlendirme yapar.
Eğer mahkeme işlemi hukuka aykırı bulursa, iptal kararı verir. Bu karar doğrultusunda, yabancı yeniden ikamet izni başvurusu yapma hakkı kazanır.
İkamet İzni Reddinin İptali Davasında Hukuki Temsil
İkamet izni reddi kararına karşı yürütülecek itiraz ve dava süreci, yalnızca idari yargı usullerini değil, aynı zamanda yabancılar hukukuna özgü normatif düzenlemeleri de kapsar. Bu nedenle, sürecin etkin şekilde yürütülebilmesi için bu alanda uzmanlaşmış bir yabancılar hukuku avukatından hukuki danışmanlık alınması büyük önem taşır.
Avukat, müvekkilinin red kararına neden olan hukuki ve teknik hataları belirleyerek itiraz dilekçelerini ve dava dosyasını hazırlar; sürecin her aşamasında temsil sağlar. Ayrıca mahkemeye sunulacak bilgi ve belgelerin usule uygunluğunu temin ederek başvurunun başarı şansını artırır. Özellikle yürütmenin durdurulması talebinde bulunulacaksa, bu talebin gerekçelendirilmesi ve delillerle desteklenmesi avukatın uzmanlığını gerektirir.
İkamet izni reddine karşı yapılacak itiraz ve iptal davası süreci, hem idari hukukun hem de yabancılar hukukunun birleştiği çok boyutlu bir yargı alanıdır. Bu süreçte sürelerin kaçırılmaması, usule uygun başvuru yapılması ve idarenin takdir yetkisine karşı etkili hukuki savunma geliştirilmesi büyük önem taşır. İdari işlemin iptal edilmesi durumunda, yabancı için Türkiye’de yasal ikamet hakkının yeniden elde edilmesi mümkün hale gelir. Bu nedenle, hukuki sürecin uzman rehberliği eşliğinde titizlikle yürütülmesi, kişinin ikamet hakkının korunması açısından hayati öneme sahiptir.
İKAMET İZNİ REDDİ İPTAL DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?
İkamet izni başvurularına ilişkin işlemler, Türk idari hukukunda idari işlem niteliği taşımaktadır. İdari işlemler, hukuki geçerlilik kazanabilmeleri için belirli unsurları taşımalıdır. Bu unsurlar; işlemin amacı, konusu, sebebi, yetki sınırları ve şekil şartlarıdır. Bu unsurlardan herhangi birinde hukuka aykırılık, usul veya esas yönünden sakatlık tespit edildiğinde, ilgili idari işlem iptal edilebilir. Dolayısıyla, ikamet izni reddine dair idari işlem de bu genel ilkeler çerçevesinde denetlenebilir.
Yabancıların, ikamet izni başvurularının reddedilmesi halinde, idarenin bu işleminin hukuka aykırı olduğu kanaatine varması durumunda iptal talebiyle yargı yoluna başvurma hakları bulunmaktadır. Bu kapsamda, ikamet izni reddi kararına karşı açılacak iptal davası, idarenin yetkili olduğu yerdeki idare mahkemesinde görülür. İdari yargılama usulü açısından bu tür davalarda yetki, idari işlemi veren merciin bulunduğu yer mahkemesine aittir.
Dava açma süresi, idari yargılama usulü mevzuatında açıkça düzenlenmiş olup, bu süre red kararının ilgiliye tebliğinden itibaren 60 gündür. Tebligat, ilgilinin karar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak amacıyla yapılır ve dava süresinin başlangıcını belirler. 60 günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açılmazsa, yabancının iptal talebi hukuken engellenir ve idari işlem kesinleşir.
Dava süresi, hak düşürücü nitelikte olup, bu sürenin geçirilmesi halinde mahkeme davayı esas hakkında inceleyemez; dosyayı usulden reddeder. Bu nedenle, sürelerin takibi ve işlemlerin zamanında yapılması hukuki hakların korunması açısından hayati öneme sahiptir.
Ayrıca, idare mahkemesinin verdiği karara karşı istinaf (bölge idare mahkemesine itiraz) imkanı da bulunmaktadır. İstinaf başvurusu, karara itiraz eden tarafça kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde yapılmalıdır. Bu süreçte, kararın bir üst mahkeme tarafından yeniden incelenmesi sağlanarak, hukuki denetim mekanizması güçlendirilmiş olur.
Sonuç olarak, ikamet izni reddi iptal davası açmak isteyen yabancıların, hukuki haklarını zamanında kullanabilmeleri için red kararının tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresini kaçırmamaları gerekmektedir.
İKAMET İZNİ REDDİ SEBEPLERİ NELERDİR?
İkamet izni başvurularının reddedilmesi, çeşitli hukuki ve fiili nedenlere dayanabilmektedir. İkamet izni reddine yönelik itiraz süreçlerine başlamadan önce, red kararının dayandığı sebeplerin doğru ve kapsamlı bir şekilde tespit edilmesi büyük önem arz etmektedir. Başvurunun reddedilmesine yol açan faktörler, hem başvuru şartlarının yerine getirilmemesi hem de usuli eksiklikler, belgelerdeki yanlışlıklar veya sürelere uyulmaması gibi unsurlar olabilir.
Genellikle ikamet izni başvurusunun reddi, mevzuatta sayılan ve başvuruya ilişkin en az bir şartın sağlanmaması durumunda ortaya çıkar. Bu bağlamda, başvurucunun reddin sebebini net olarak anlaması, olası hukuki hak arama yollarının doğru ve etkili kullanılabilmesi açısından zorunludur. Türkiye’de yabancılarla ilgili düzenlemelerde ikamet izni reddi sebepleri açıkça belirlenmiş olup, bu sebeplerin bazıları genel olarak tüm ikamet izni türleri için geçerli iken, bazıları yalnızca belirli ikamet izni kategorilerine özgü olabilir.
Genel olarak, ikamet izni başvurularının reddinde sıkça karşılaşılan temel sebepler şunlardır:
- Pasaport ve İlgili Belgelerin Eksik, Geçersiz veya Sahte Olması: Başvurucunun pasaportunun, pasaport yerine geçen belgelerinin veya vizesinin eksik, süresi dolmuş ya da sahte olması, başvurunun reddine neden olur.
- Giriş Belgelerinin Yetersizliği veya Geçersizliği: Türkiye’ye giriş için gerekli vize veya muafiyet hakkı bulunmaması, veya pasaport geçerlilik süresinin Türkiye’de kalış süresinin bitiminden sonraki 60 günü karşılamaması durumunda red verilebilir.
- Giriş Yasağı Kararları: Kamu düzeni veya güvenlik gerekçeleriyle Türkiye’ye giriş yasağı bulunan kişilere ikamet izni verilmez.
- Kamu Düzeni ve Güvenliğine Yönelik Tehlike: Başvurucunun Türkiye’nin kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturduğuna dair makul şüpheler mevcutsa, reddedilme kararı verilebilir.
- Sağlık Durumu: Kamu sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların varlığı halinde ya da sağlık koşullarının kalışa engel teşkil etmesi durumunda ikamet izni reddedilebilir.
- Suçluların İadesiyle İlgili Uluslararası Anlaşmalar: Türkiye’nin taraf olduğu suçluların iadesine ilişkin anlaşmalara aykırı davranışları bulunan yabancılara oturma izni verilmez.
- Sağlık Sigortasının Olmaması: Türkiye’de kalış süresi boyunca geçerli ve yeterli kapsamda sağlık sigortasının bulunmaması, ikamet izni verilmemesine yol açar.
- Maddi İmkanların Yetersizliği: Başvurucunun, Türkiye’de bulunduğu süre boyunca kendisi ve varsa bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak maddi kaynaklara sahip olmaması red sebebidir.
- Vize İhlalleri ve Ödenmemiş Borçlar: Daha önceki vize ihlalleri, Türkiye’de yasal kalış süresinin aşılması veya kamu alacaklarının ve vergi borçlarının ödenmemesi gibi durumlar, red kararı için gerekçe teşkil edebilir.
Bu sebepler doğrultusunda, yabancıların ikamet izni başvurularında eksiksiz ve doğru belgelerle başvurmaları, mevzuatta belirtilen şartlara tam uyum sağlamaları gerekir. İkamet izni başvurusunun reddedilmesi halinde, reddin sebebinin doğru tespiti ve hukuki durumun ayrıntılı değerlendirilmesi önemlidir. Bu süreçte, yabancılar hukuku alanında deneyimli bir hukukçu ile çalışmak, başvuru sahibinin haklarının korunması ve itiraz süreçlerinin etkin yönetilmesi açısından fayda sağlayacaktır.
İKAMET İZNİ REDDEDİLEN YABANCI ÜLKEYİ TERK ETMELİ MİDİR?
İkamet izni başvurusu reddedilen yabancılar açısından, Türkiye’de kalışlarına ilişkin hukuki çerçeve oldukça nettir. İkamet izni reddi kararı, ilgili yabancıya tebliğ edildiği andan itibaren geçerli olur ve yabancının, vize veya vize muafiyeti süresi sona erdikten sonra en geç 10 gün içinde Türkiye’yi terk etmesi yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluk, Türkiye’nin egemenlik hakları ve sınır güvenliği açısından temel bir uygulamadır.
Önemle belirtmek gerekir ki, yabancı kişinin ikamet izni reddine karşı iptal davası açması, ülkeyi terk etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İptal davası açılması, hukuki bir hak arama yolu olmakla birlikte, 10 günlük çıkış süresinin işlemine engel teşkil etmez. Eğer yabancı bu süre içinde ülkeyi terk etmezse, idari makamlar tarafından sınır dışı edilme kararı alınabilir ve bunun yanında idari para cezası gibi yaptırımlara maruz kalabilir.
Yabancı ülkeyi terk etmek istememesi halinde, açmış olduğu iptal davası kapsamında yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilir. Yürütmenin durdurulması talebi, idari işlemin (burada ikamet izni reddinin) dava sonuçlanıncaya kadar uygulanmasının geçici olarak askıya alınmasını sağlar. Bu talep, özellikle ikamet izni reddi veya iptali nedeniyle mağduriyet yaşanması halinde önemli bir hukuki savunma aracıdır. Ancak her davada yürütmenin durdurulmasına otomatik olarak karar verilmez. Davacının yürütmenin durdurulması talebinde bulunması gerekir.
Mahkeme, yürütmenin durdurulması talebini değerlendirirken, başvurucunun mağduriyet durumu, dava konusu idari işlemin hukuka aykırılık ihtimali ve kamu yararı gibi kriterleri göz önünde bulundurur. Yürütmenin durdurulması kararı, başvurucuya dava süresince Türkiye’de ikamet izninden doğan haklardan yararlanma imkanı tanır; ancak bu karar mahkemenin takdirindedir ve her davada otomatik olarak verilmez. Başvurucunun bu kararı alabilmesi için haklı ve acil bir durumun varlığını ikna edici şekilde ortaya koyması gerekmektedir.
OTURMA İZNİ BAŞVURUSUNUN REDDİ SONRASINDA YENİDEN BAŞVURU YAPMAK MÜMKÜN MÜ?
İkamet izni başvurusu reddedilen yabancıların aynı gerekçeye dayanarak yeniden başvuruda bulunmaları belirli hukuki sınırlamalara tabidir. Türk mevzuatı uyarınca, reddedilen başvurunun tebliğ edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde aynı sebep veya gerekçeyle yeni bir ikamet izni başvurusu yapılamaz. Bu süre, başvurunun reddedilme kararının tebliği ile işlemeye başlar.
Ancak, 6 aylık bekleme süresi içinde yeni bir başvuru yapmak isteyen yabancı, mutlaka önceki reddin dayandığı sebeplerden farklı ve yeni gerekçelere dayanmalıdır. Bu zorunluluk, idarenin aynı konuda tekrar tekrar başvuru yapılarak işlem yükünün artmasını önlemeye yönelik düzenlemesidir.
Bekleme süresi dolduktan sonra ise, yabancı aynı gerekçelere dayanarak ikamet izni başvurusu yapabilir. Bu durum, reddin geçici etkisini ve idarenin değerlendirme hakkını yansıtmaktadır. Dolayısıyla, reddedilen yabancılar, başvuru şartlarını iyileştirerek ve hukuki destek alarak tekrar başvuruda bulunabilirler.
YASAL UYARI: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir ve tüm makaleler elektronik imzalı zaman damgalı olarak hak sahipliğinin tescil edilmesi amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizdeki makalelerin, kaynak link vermeden kopyalanarak veya özetlenerek başka web sitelerinde yayınlanması durumunda, hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.