yabancı boşanma kararlarının tanıma ve tenfizi

Index

YABANCI MAHKEME BOŞANMA KARARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI VE TENFİZİ REHBERİ

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı sayısı 7,5 milyon sınırını aşmış durumda olup, bu nüfusun yaklaşık 6 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde ikamet etmektedir. Türkiye’ye kesin dönüş yapan vatandaş sayısının da 2023-2025 döneminde 297 bin 361’e ulaşmış olması, bu geniş popülasyon bakımından yabancı boşanma kararlarının Türk hukuk düzenindeki yerini stratejik bir konu haline getirmiştir. Nitekim sınır aşan aile ilişkilerindeki bu artış; “Boşanma davasında hangi ülke hukuku uygulanacak?”, “Yabancı mahkemenin yetkisi nasıl değerlendirilecek?” ve “Yurtdışında verilen karar Türkiye’de doğrudan hüküm doğurur mu?” gibi boşanma sürecinde Uluslararası Aile Hukuku ve Kanunlar İhtilafı meselelerini sıklıkla gündeme taşımaktadır.

Bir yabancı mahkeme kararı, verildiği ülkede kesinleşmiş olsa dahi ilke olarak Türkiye’de kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaz. Konu, Türk mevzuatında iki temel kanuni düzenleme çerçevesinde ve iki ayrı hukuki yol üzerinden çözümlenmektedir:

  • İdari Yol: Dava açılmasına gerek olmaksızın Nüfus Müdürlüğüne veya Dış Temsilciliklere (Konsolosluklara) yapılan idari başvuru (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A).
  • Yargı Yolu: Aile Mahkemesinde açılan Tanıma ve Tenfiz Davası (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun – MÖHUK).

Bu çalışmada; yurtdışı boşanma kararlarının Türkiye’de uygulanması için idari ve yargısal süreçlerin şartları, uygulama esasları, statü hukukuna etkileri ve iki yöntemin birbirinden ayrıldığı hassas hukuki noktalar detaylıca incelenmektedir.

MÖHUK Madde 50 – Tenfiz Kararı: “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.”

YABANCI BOŞANMA KARARI NEDEN TÜRKİYE’DE KENDİLİĞİNDEN GEÇERLİ DEĞİLDİR?

Devlet egemenliği ilkesi gereğince, bir devletin yargı organları tarafından verilen mahkeme kararları kural olarak yalnızca o devletin egemenlik sınırları içerisinde bağlayıcıdır. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak, yabancı bir ülke mahkemesinin verdiği boşanma kararı Türk hukuk düzeninde kendiliğinden bir hüküm doğurmaz.

Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hukuki geçerlilik kazanması, Türk adli veya idari makamları tarafından tanınması ile mümkündür. Bu esas, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) temel çıkış noktasını oluşturmaktadır.

Yurt dışında boşanan ancak bu kararı Türkiye’de tescil ettirmeyen kişiler, Türk nüfus kayıtlarında hala evli görünmeye devam ederler. Bu durum basit bir bürokratik eksiklik olmayıp, kişilerin hukuki statülerinde şu doğrudan ve ciddi sonuçları doğurur:

  • Yeniden Evlenme Engeli: Nüfus kaydında evlilik birliği devam ettiği için kişinin Türkiye’de veya Türk konsolosluklarında yeniden evlenmesi hukuken mümkün değildir.
  • Miras Hukuku Bakımından Ciddi Riskler: Nüfus kaydında evli görünen taraf, tanıma işlemi tamamlanmadığı sürece yasal mirasçı sıfatını fiilen korur. Türkiye’deki miras intikal süreçlerinde tanınmamış bir boşanma kararının bulunması, terekenin paylaşımını kilitleyen ağır bir usul sorununa dönüşür.
  • Resmi İşlemlerde Medeni Halin İspatı: Gayrimenkul alım-satımı, aile konutu şerhi veya banka/devlet nezdindeki resmi işlemlerde medeni halin doğru ispat edilememesi hak kayıplarına yol açar.

YURT DIŞI BOŞANMA KARARI TÜRKİYE’DE NASIL GEÇERLİ OLUR?

Türk hukukunda yabancı mahkeme boşanma kararının tanınması ve Türkiye’deki nüfus kayıtlarına tescil edilmesi için iki ayrı ve birbirinden bağımsız yol öngörülmüştür:

  1. İdari Yol: Nüfus Müdürlüğü veya Türk Dış Temsilcilikleri (Konsolosluklar) aracılığıyla yapılan idari tescil başvurusu (NHK m. 27/A).
  2. Yargı Yolu: Aile Mahkemesinde açılan Tanıma ve Tenfiz Davası (MÖHUK m. 50 vb.).

Yurt dışı boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması ve uygulanması için hangi yolun tercih edileceği; yabancı mahkeme kararının içeriğine, kararda yer alan ikincil taleplere (velayet, nafaka, tazminat) ve tarafların başvuru sürecindeki tutumuna göre belirlenmektedir.

1- Yabancı Boşanma Kararının İdari Yoldan Tanınması (Nüfus Müdürlüğü / Konsolosluk Başvurusu)

Halk arasında “davasız boşanma tescili” veya “basit usul” olarak da bilinen bu yöntem, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 27/A maddesi ile hukuk sistemimize kazandırılmıştır. Bu yol sayesinde, şartları taşıyan yabancı boşanma kararları dava açılmasına gerek kalmaksızın doğrudan nüfus kütüğüne işlenmektedir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A: “Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adli veya idari makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.

  • Yabancı Boşanma Kararının Tanınmasına Dair İdari Başvurunun Şartları Nelerdir?

Yurt dışı boşanma kararının idari yoldan Türkiye’de tescilinin kabul edilebilmesi için şu üç temel şartın birlikte (kumulatif) gerçekleşmesi zorunludur:

  1. Yetkili Makam ve Kesinleşme: Kararın yetkili yabancı adli veya idari makam tarafından verilmiş ve o ülke mevzuatına göre usulen kesinleşmiş olması,
  2. Kamu Düzeni: Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması,
  3. Birlikte Başvuru Kuralı ve İstisnaları: Başvurunun kural olarak taraflarca birlikte yapılması gerekmektedir.
  • Yabancı Boşanma Kararının Tanınmasına Dair İdari Başvuruyu Kimler Nereye Yapabilir?

Yabancı mahkeme boşanma kararının dava açılmaksızın nüfus kütüğüne tescili (idari tanıma) için başvuru yapabilecek kişiler ve temsil şartları kanunla sınırlandırılmıştır.

1. Kural: Birlikte Başvuru Zorunluluğu

Yabancı boşanma kararının idari tescil yoluyla tanınmasına dair en temel şart, boşanan eski eşlerin başvuruyu birlikte yapmalarıdır.

Eşler;

  • Türkiye’de bulunuyorlarsa İl/İlçe Nüfus Müdürlüklerine birlikte giderek,
  • Yurt dışında bulunuyorlarsa Türk Dış Temsilciliklerine (Konsolosluk/Büyükelçilik) birlikte müracaat ederek formu imzalamalıdır.

Eşlerin başvuruyu aynı anda/aynı günde yapma zorunluluğu yoktur. Farklı ülkelerde veya şehirlerde yaşayan eşler, kendilerine en yakın konsolosluk veya nüfus müdürlüğüne 90 gün içerisinde ayrı ayrı giderek de başvurularını tamamlayabilirler.

2. Kural: Temsilci veya Vekil Aracılığıyla Başvuru

Eşlerin nüfus müdürlüğüne veya konsolosluğa bizzat gitme imkanı yoksa, süreç vekiller aracılığıyla yürütülebilir:

  • Özel Yetkili Vekaletname: Taraflar, avukatlarına veya yetkilendirecekleri temsilcilere verecekleri vekaletnamede “yabancı mahkeme boşanma kararının nüfusa tescili ve tanınması için başvuru yapmaya” ilişkin özel yetki tanımlamalıdır.
  • Eşlerden Birinin Vekili / Diğerinin Bizzat Başvurusu: Eşlerden biri bizzat başvururken, diğer eş Türkiye’deki bir avukata veya temsilciye özel yetkili vekaletname vererek başvurunun tamamlanmasını sağlayabilir.

3. Kural: İstisnai Durumlar

5490 sayılı Kanun uyarınca yabancı boşanma kararının tanınmasına dair idari başvuruda kural tarafların birlikte hareket etmesidir. Ancak 2020 yılında yapılan kanun değişikliğiyle; taraflardan birinin yabancı uyruklu olması veya vefat etmiş bulunması halinde, Türk vatandaşı olan diğer tarafa tek başına idari başvuru yapabilme imkanı tanınmıştır. Aşağıdaki hallerde idari tescil başvurusu tek bir tarafın veya ilgilinin talebiyle kabul edilir:

  1. Eşlerden Birinin Ölmüş Olması: Yabancı mahkemede boşandıktan sonra eşlerden biri vefat etmişse, sağ kalan eş tek başına idari tescil başvurusunda bulunabilir.
  2. Eşlerden Birinin Yabancı Ülke Vatandaşı Olması: Eski eşlerden biri yabancı ülke vatandaşı ise, Türk vatandaşı olan eş tek başına Nüfus Müdürlüğüne veya Dış Temsilciliklere başvurarak yabancı mahkeme boşanma kararının tescilini talep edebilir. Yabancı eşin başvuruya katılması veya vekalet vermesi gerekmez.
  3. Hukuki Yararı Bulunan Kanuni Mirasçılar: Boşanan tarafların her ikisinin de vefat etmiş olması halinde, miras hakları ve soybağı etkilenen ve reddi miras yapmamış kanuni mirasçılar (örneğin çocuklar) idari tescil talebinde bulunabilir.
  • Yabancı Boşanma Kararının Tanınmasına Dair İdari Başvuru İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

Nüfus müdürlükleri veya konsolosluklar nezdinde yürütülecek yabancı mahkeme boşanma kararının idari tescili işlemlerinde eksiksiz teslim edilmesi gereken zorunlu evraklar şunlardır:

  1. Yabancı Karar Metninin Aslı: Kararı veren yetkili mahkeme veya idari makam tarafından düzenlenmiş, ıslak imzalı ve mühürlü resmi nüsha.
  2. Kesinleşme Şerhi (Kesinleşme Belgesi): Boşanma kararının o ülke mevzuatına göre kesinleştiğini gösteren şerh. (Bazı ülkelerde bu ibare karar metninin üzerinde yer alırken, Almanya veya Avusturya gibi ülkelerde ayrı bir “Rechtskraftvermerk” belgesi aranmaktadır.)
  3. Apostil Şerhi veya Konsolosluk Onayı: 1961 Lahey Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden alınan kararlar için Apostil şerhi; sözleşmeye taraf olmayan ülkeler için ise ilgili ülkedeki Türk Dış Temsilciliği onayı.
  4. Noter Onaylı Türkçe Tercüme: Kararın, kesinleşme belgesinin ve Apostil şerhinin yeminli tercüman tarafından yapılmış ve noter tarafından onaylanmış Türkçe çevirisi.
  5. Kimlik Belgeleri ve Özel Yetkili Vekaletname: Başvuran tarafların T.C. Kimlik / Pasaport nüshaları; işlem avukat aracılığıyla yürütülecekse metninde tanıma ve tescil yetkisi açıkça yer alan özel yetkili vekaletname.

  • Yabancı Boşanma Kararının İdari Yoldan Tanınmasının Sınırları Nelerdir?

5490 sayılı Kanun’un 27/A maddesi kapsamındaki idari tescil usulü, yalnızca evlilik bağını sona erdiren veya tespit eden kararlar için geçerlidir. İdari yolun sınırları şu şekildedir:

  1. Kapsam İçi Kararlar: Boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya evliliğin var olup olmadığının tespiti.
  2. Kapsam Dışı (İcrai) Hükümler: Yabancı mahkeme kararında yer alan velayet, nafaka, maddi/manevi tazminat veya mal paylaşımı, uzaklaştırma kararı gibi hükümler idari başvuru yoluyla Türkiye’de geçerlilik kazanamaz.

Kararda bu tür fer’i ve icrai hükümler bulunuyorsa ve bunların Türkiye’de hukuken icra edilmesi isteniyorsa, Aile Mahkemesinde tenfiz davası açılması zorunludur. Yabancı mahkeme kararında velayet velisine verilmemiş olan tarafın, çocuğu diğer eşin rızası olmadan veya karara aykırı biçimde Türkiye’ye getirmesi halinde süreç Uluslararası Çocuk Kaçırma kapsamına girebilir. Bu tür durumlarda 1980 Lahey Sözleşmesi hükümleri işletilerek çocuğun iadesi davası ve idari/hukuki usuller gündeme gelmektedir.

  • İdari Başvuru Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Nüfus müdürlüğü veya Türk konsoloslukları, yaptıkları incelemede yurtdışı mahkeme tarafından verilen boşanma kararın mevzuattaki şartları taşımadığına kanaat getirirse tescil talebini reddedebilir. İdari başvurunun reddi halinde izlenebilecek yollar şunlardır:

  1. Doğrudan Aile Mahkemesinde Tanıma Davası Açmak: İdari kararın iptali için idare mahkemesine gitmek yerine, süreci doğrudan Aile Mahkemesine taşımak uygulamadaki en pratik ve hızlı yoldur. Mahkeme, idari makamın reddettiği kararı bağımsız bir yargısal incelemeye tabi tutar.
  2. İdari Yargıda Dava Açmak: İdari işlemin iptali talebiyle idare mahkemelerinde dava açılabilir; ancak hak kaybı yaşanmaması ve nihai çözüme ulaşılması bakımından Aile Mahkemesi yolu her zaman daha etkindir.

2. Yabancı Boşanma Kararının Uygulanması İçin Aile Mahkemesinde Tanıma ve Tenfiz Davası Açılması

İdari tescil şartlarının sağlanamadığı, tarafların birlikte başvuruya yanaşmadığı veya yabancı mahkeme kararının icrai hükümler içerdiği durumlarda; yabancı boşanma kararının Türkiye’de geçerlilik kazanması ancak yargı yoluyla mümkündür.

Yargısal süreç, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 50 ila 59. maddeleri arasında detaylıca düzenlenmiştir.

  • Tanıma Davası ile Tenfiz Davası Arasındaki Fark Nedir?

Hukuk sistemimizde tanıma ve tenfiz kavramları sıklıkla birlikte anılsa da, doğurdukları hukuki sonuçlar ve aranan şartlar bakımından birbirinden kesin çizgilerle ayrılır:

  1. Tanıma Davası: Yabancı mahkeme kararının kesin hüküm ve kesin delil etkisinin Türk hukuk düzeninde de geçerli kabul edilmesini sağlar.
  2. Tenfiz Davası: Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de cebri icra organları (İcra Daireleri) aracılığıyla fiilen uygulanabilir ve icra edilebilir hale gelmesini sağlar.
Özellik / KriterTanıma DavasıTenfiz Davası
Hukuki NiteliğiKesin hüküm ve kesin delil etkisi doğurur.İcra edilebilirlik (cebri icra) kabiliyeti kazandırır.
Kapsadığı KararlarSalt boşanma, evliliğin iptali gibi tespit kararları.Nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı gibi eda/icra hükümleri.
Mütekabiliyet (Karşılıklılık) ŞartıAranmaz.Aranır (Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında sözleşme/de facto karşılıklılık bulunmalıdır).

Boşanmaya dair yurt dış mahkemesinden verilen boşanma kararının sadece boşanma yönünün Türkiye’de geçerli kılınması isteniyorsa tanıma davası yeterlidir ve mütekabiliyet araştırması yapılmaz. Ancak kararda yer alan nafaka veya velayet gibi bir hükmün Türkiye’de icrası talep ediliyorsa tenfiz davası açılmalıdır; tenfiz kararı verildiğinde boşanma kısmı kendiliğinden tanınmış, icrai kısımlar ise icra edilebilir hale gelmiş olur.

  • Tanıma ve Tenfiz Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Yabancı mahkeme boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin müstakil olarak kurulmadığı il veya ilçelerde ise dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) açılır.

Yetkili mahkeme ise MÖHUK m. 51 uyarınca kademeli olarak şu şekilde belirlenir:

  1. Davalının Yerleşim Yeri: Davalı tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri (yerleşik adresi) mahkemesi,
  2. Davalının İkametgâhı: Davalının Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sakin olduğu (ikamet ettiği) yer mahkemesi,
  3. Üç Büyük İl Mahkemeleri: Davalının Türkiye’de hiçbir yerleşim yeri veya ikametgahı bulunmuyorsa ya da davalı yabancı uyruklu ise dava Ankara, İstanbul veya İzmir Aile Mahkemelerinden birinde açılabilir.
  • Tanıma ve Tenfiz Davası Hangi Şartlarda Açılır?

MÖHUK m. 50 ve devamı maddeleri uyarınca bir yabancı boşanma kararının Türk mahkemelerince tanınabilmesi veya tenfiz edilebilmesi için şu şartların varlığı zorunludur:

  1. Mahkeme Kararı Niteliği: Kararın yabancı bir devlet mahkemesi tarafından, özel hukuk veya aile hukukuna ilişkin olarak verilmiş olması.
  2. Kesinleşmiş Olma: Kararın verildiği ülke mevzuatına göre usulen kesinleşmiş bulunması.
  3. Karşılıklılık (Mütekabiliyet): (Yalnızca tenfiz davalarında aranır) Türkiye ile kararın verildiği devlet arasında kanuni, fiili veya antlaşmaya dayalı bir karşılıklılık ilişkisinin bulunması.
  4. Münhasır Yetki Engelinin Bulunmaması: Kararın, Türk mahkemelerinin münhasır (kesin) yetkisine giren bir konuda verilmemiş olması.
  5. Kamu Düzenine Uygunluk: Kararın Türk kamu düzenine (kamu düzeninin temel ilkelerine) açıkça aykırı bulunmaması.
  6. Savunma Hakkına Uygunluk: Davalının kararı veren yabancı mahkemede usulüne uygun şekilde davet edilmiş, temsil edilmiş ve hukuki dinlenilme (savunma) hakkının ihlal edilmemiş olması.
  • Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Hangi Belgeler Gereklidir?

Dava dilekçesinde tarafların kimlik/adres bilgileri, kararı veren mahkemenin adı, karar tarihi ve numarası ile hükmün özeti açıkça yer almalıdır. Yabancı mahkeme kararının tamamı yerine yalnızca belirli bir kısmının (örneğin boşanma hükmünün tanınması ve sadece tazminat/mal paylaşımı kısmının tenfizi gibi) uygulanması isteniyorsa, kısmi tenfiz talebi dilekçede açıkça belirtilmelidir. Aile Mahkemesinde açılacak tanıma ve tenfiz davasında, dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulması gereken zorunlu evraklar şunlardır:

  1. Yabancı Mahkeme Kararının Onaylı Örneği: Kararı veren makamca ıslak imzalı/mühürlü onaylanmış resmi nüsha.
  2. Kesinleşme Şerhi (Belgesi): Kararın kesinleştiğini gösteren resmi belge.
  3. Apostil Şerhi veya Konsolosluk Onayı: Uluslararası geçerlilik onayı.
  4. Noter Onaylı Türkçe Tercüme: Kararın, kesinleşme belgesinin ve Apostil şerhinin yeminli tercüman çevirisi ve noter onayı.
  5. Özel Yetkili Vekaletname: Davanın avukatla takibi durumunda metninde “yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi davası açmaya ve yürütmeye” ibaresini içeren özel yetkili vekaletname.
  • Tanıma ve Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer?

Uygulamada yabancı boşanma kararının tanınması ve tenfizine ilişkin dava süresini belirleyen en kritik unsur davalının adresi ve tebligat sürecidir:

  1. Türkiye İçi Tebligat Mümkünse: Davalıya Türkiye içindeki adresinde tebligat yapılabiliyorsa veya davalı vekille temsil ediliyorsa süreç ortalama 4 ila 8 ay arasında tamamlanmaktadır.
  2. Yurt Dışı Tebligat Gerekiyorsa: Davalının yurt dışında yaşaması ve tebligatın Yurt Dışı Tebligat Usullerine (Uluslararası Tebligat Sözleşmeleri/Konsolosluk kanalı) göre yapılması gereken dosyalarda süreç 6 ay ile 1,5 yıl arasına uzayabilmektedir.
  • Tanıma ve Tenfiz Davası Masrafı ve Harçları Ne Kadardır?

Tanıma ve tenfiz davalarında yargılama giderleri şu esaslara göre belirlenir:

  1. Maktu ve Nispi Harç Ayrımı: Salt boşanmanın tanınması davaları maktu harca tabidir. Ancak kararda yer alan tazminat veya nafaka gibi eda hükümlerinin tenfizi talep edildiğinde duruma göre nisbi harç gündeme gelebilir.
  2. Mahkeme Harç ve Masrafları: Başvuru harcı, karar harcı, gider avansı, yerli tebligat ve bilirkişi/tercüme giderleri dahil mahkeme masrafları ortalama 20.000 TL ile 25.000 TL arasında değişmektedir.
  3. Yurt Dışı Tebligat Farkı: Tebligatın yurt dışına yapılması gereken dosyalarda, konsolosluk ve tebligat harçları nedeniyle mahkeme masrafları bu tutarın üzerine çıkabilir.

(Not: Avukatlık ücreti, Dava Masrafı ve Harçlar kaleminden bağımsız olup; dosyanın niteliği, taraf sayısı ve tebligat süreçlerine göre avukat ile müvekkil arasında serbestçe belirlenir.)

  • Yurt Dışında Yaşayan Taraf Davayı Nasıl Takip Eder?

Yurt dışında ikamet eden veya çalışan Türk vatandaşlarının, tanıma ve tenfiz işlemleri için Türkiye’ye gelme zorunluluğu bulunmamaktadır. Süreç, Türkiye’ye hiç adım atmadan tamamen bir avukat aracılığıyla yürütülebilir ve sonuçlandırılabilir.

Sürecin uzaktan takibi için izlenmesi gereken adımlar şunlardır:

  1. Özel Yetkili Vekaletname Düzenlenmesi: Bulunulan ülkedeki Türk Konsolosluğundan veya o ülkenin yerel noterinden (Apostil şerhi tatbik edilerek) tanıma/tenfiz yetkisi içeren özel yetkili vekaletname çıkartılır.
  2. Belge Hazırlığı ve Planlama: Yurt dışından yürütülen dosyalarda belge eksikliği nedeniyle zaman kaybı yaşanmaması adına, sürecin başında online avukat danışmanlık hizmeti alınarak dosya altyapısı ve gerekli şerhler (Apostil, kesinleşme vb.) planlanır.
  3. Davanın Açılması ve Takibi: Avukata yetki verilmesinin ardından dava açılır; tüm tebligat, duruşma ve nüfus tescil süreçleri Türkiye’de dava takibi kapsamında vekil tarafından bizzat yürütülerek sonuçlandırılır.
  • Diğer Eşin Tanımaya İtiraz Etmesi Halinde Süreç Nasıl İşler?

İdari tescil başvurusunda taraflardan biri sürece onay vermiyor veya birlikte başvuru şartı sağlanamıyorsa, tanıma işlemi ancak Aile Mahkemesinde dava açılarak gerçekleştirilebilir.

Dava aşamasında davalı tarafın itiraz hakkı bulunmakta olup, süreç şu şekilde işler:

  1. İtiraz Gerekçeleri: Davalı taraf; yabancı mahkemedeki yargılama sırasında usulüne uygun tebligat yapılmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını veya kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek davaya itiraz edebilir.
  2. Mahkemenin İncelemesi: Aile Mahkemesi hakimi, davalının itirazlarını MÖHUK hükümleri çerçevesinde esastan inceler. İtirazların haklı bulunması halinde tanıma veya tenfiz talebi reddedilebilir.
  3. Sürece Etkisi: Uygulamada özellikle velayet düzenlemesine, nafaka miktarına veya mal paylaşımına ilişkin yapılan itirazlar, dosyanın tebligat ve delil toplama aşamalarını uzatan en yaygın uyuşmazlık konularıdır.
  • Yabancı Mahkemenin “Ayrılık” (Legal Separation) Kararları Tanınabilir Mi?

Arap ülkeleri veya Anglo-Sakson hukukunda sıklıkla karşılaşılan “ayrılık” (legal separation) kararları bakımından durum farklıdır. Türk hukuku bakımından tanıma ve tenfiz işlemleri, evlilik birliğini hukuken sona erdiren nihai kararlara ilişkindir. Salt evlilik birliğine ara veren veya ayrılığa hükmeden ancak evliliği sona erdirmeyen kararlar Türkiye’de “boşanma” olarak tescil edilemez. Bu durumda ilgili ülke mevzuatının bu ayrılık kararını zamanla boşanmaya dönüştürüp dönüştürmediği ayrıca incelenmelidir.

  • Apostili Olmayan Bir Ülkeden Alınan Boşanma Kararı Tanınabilir Mi?

Yabancı bir mahkeme kararının tanınması ve tenfizinde Apostil şerhi aranması kuralı, yalnızca kararın verildiği ülke 1961 Lahey Apostil Sözleşmesi’ne taraf ise geçerlidir.

Sözleşmeye taraf olmayan ülkelerden alınan kararlarda izlenecek usul şu şekildedir:

  1. Konsolosluk Tasdiki (Zincirleme Tasdik): Kararı veren ülkenin Dışişleri Bakanlığı onayından sonra, kararın o ülkedeki Türk Dış Temsilciliği (Büyükelçilik veya Başkonsolosluk) tarafından onaylanması yeterli kabul edilir.
  2. Tercüme Şartı: Her iki durumda da karar metninin, kesinleşme şerhinin ve onay belgelerinin yeminli tercüman tarafından yapılmış noter onaylı Türkçe çevirisi sunulmalıdır.
  3. Usul Eksikliği Riski: Apostil şerhinin veya konsolosluk onayının eksik olması, hem idari başvuruda hem de Aile Mahkemesindeki dava sürecinde usulden ret sebebidir.

yabancı mahkeme boşanma kararının idari başvuru ile tanınması

YABANCI BOŞANMA KARARLARININ TÜRKİYE’DE TANINMASI VE TENFİZİ İÇİN SÜRE VAR MIDIR?

Yurtdışında boşanan vatandaşların uygulamada en sık tereddüt ettiği konulardan biri de zaman aşımı veya başvuru süresi engelidir. Bu husus, kararın tanınması ve boşanmaya bağlı fer’i haklar bakımından iki farklı hukuki rejim altında değerlendirilir:

1. Tanıma ve Tenfiz Talepleri Bakımından (Süre Sınırı Yoktur)

Yabancı mahkeme boşanma kararının Türkiye’de idari yoldan tescili veya Aile Mahkemesinde tanınması/tenfizi için kanunda öngörülmüş herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Boşanma kararının üzerinden 5, 10 veya 20 yıl geçmiş olsa dahi; kararın şartları taşıması halinde taraflar dilediği zaman Nüfus Müdürlüğüne/Konsolosluğa idari başvuru yapabilir veya Aile Mahkemesinde tanıma davası açabilir.

2. Boşanmaya Bağlı Fer’i Haklar Bakımından (1 Yıllık Zamanaşımı)

Tanıma ve tenfizin kendisi süreye tabi olmasa da, boşanma kararının Türkiye’de tescil edilmesinden sonra açılacak ek davalar bakımından kritik bir zamanaşımı süresi mevcuttur:

Yabancı mahkeme kararında yer almayan ancak boşanmanın tanınmasından sonra Türkiye’de ayrıca talep edilecek maddi/manevi tazminat veya nafaka davaları, Türk Medeni Kanunu m. 178 uyarınca tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Hukuki Hak Kaybı Uyarısı:

Yabancı mahkeme kararında tazminat veya nafaka konusunda bir hüküm kurulmamışsa ve boşanmanın Türkiye’de tanınmasından itibaren 1 yıl içinde bu taleplerle Türkiye’de dava açılmazsa, söz konusu maddi/manevi tazminat ve nafaka hakları zamanaşımına uğrar.

YABANCI BOŞANMA KARARI İLE TÜRKİYE’DE TAPU DEVRİ YAPILABİLİR Mİ?

Yabancı adli makamlarca verilen boşanma kararında, Türkiye sınırları içerisinde yer alan bir taşınmazın (daire, arsa, iş yeri vb.) taraflardan birine devredilmesine, mülkiyetinin paylaşılmasına veya üzerinde ayni bir hak (intifa, ipotek vb.) tesis edilmesine hükmedilmişse, Türk Tapu Kanunu ve Milletlerarası Özel Hukuk ilkeleri gereği özel usul kuralları devreye girer.

Yabancı mahkeme kararındaki gayrimenkul hükümlerinin Türkiye’de geçerli kılınması ve tapu siciline işlenmesi sürecinde dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır:

1. Tenfiz Kararında Mahkemenin Münhasır Yetkisinin Denetimi

Yabancı mahkeme kararında yer alan gayrimenkul devrine ilişkin hükümler idari tescil (Nüfus Müdürlüğü/Konsolosluk başvurusu) yoluyla tapuya işlenemez. Bu tür hükümler icrai nitelikte olduğundan, mutlaka Aile Mahkemesinden alınacak bir Tenfiz Kararı gerektirir.

Ancak burada kritik bir hukuki sınır bulunmaktadır:

  • Taşınmazın Aynına İlişkin Haklar: Türk Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu (MÖHUK m. 44) uyarınca, Türkiye’deki taşınmazların aynına (mülkiyetine) ilişkin davalarda Türk mahkemeleri münhasır (kesin) yetkilidir.
  • Yabancı mahkeme doğrudan Türkiye’deki taşınmazın mülkiyetini iptal edip diğer eş adına tescil edilmesine karar vermişse; Türk mahkemesi münhasır yetki ihlali gerekçesiyle bu hükmün tenfizini reddedebilir.
  • Buna karşılık, yabancı mahkeme kararında yer alan hüküm bir “mülkiyet nakli” değil de tarafların birbirine karşı borçlandırıcı bir tazminat / tasfiye edim yükümlülüğü (örneğin: “Eşlerden biri diğerine gayrimenkuldeki payını devretmeyi taahhüt eder / öder”) şeklinde kurgulanmışsa tenfiz imkânı doğar.

2. Kesinleşmiş Tenfiz Kararı ve Tapu Tescil Süreci

Aile Mahkemesince verilen tenfiz kararının kesinleşmesinin ardından, tapu müdürlükleri nezdinde yapılacak tescil, terkin veya devir işlemleri genel Gayrimenkul Hukuku ve Tapu Mevzuatı hükümlerine tabidir:

  • Kesinleşme Şerhi: Tapu müdürlükleri, henüz kesinleşmemiş veya üzerinde kesinleşme şerhi bulunmayan tenfiz kararlarına dayanarak mülkiyet değişikliği işlemi yapmaz.
  • Tescil Talebi: Hak sahibi eş, kesinleşmiş tenfiz kararını, onaylı tercümesini ve gerekirse mahkemeden alınan icra edilebilirlik şerhini yetkili Tapu Müdürlüğüne sunarak tescil talebinde bulunur.

3.  İcra Dairesi Aracılığıyla Tescil

Yabancı karardaki taşınmaz devri hükmüne borçlu eşin kendiliğinden uymaması ve tapuda rızaen devir vermekten kaçınması halinde:

  • Tenfiz kararı alındıktan sonra mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınır.
  • Karar, Türk İcra Daireleri aracılığıyla ilamlı icraya konulur.
  • Borçlu taraf tapuda imzaya gelmese dahi, İcra Müdürlüğü tarafından ilgili Tapu Müdürlüğüne yazılacak tescil yazısı (müzekkere) sayesinde mülkiyet resmen hak sahibi eşe devredilir.

YABANCI BOŞANMA KARARININ TANINMASI VE TENFİZİ HANGİ DURUMLARDA REDDEDİLİR?

MÖHUK hükümleri uyarınca Aile Mahkemesi hakimi, yabancı mahkeme kararının esasına (içeriğine) giremez (révision au fond yasağı). Yani hakim, “Yabancı hakim doğru karar vermiş mi?” diye inceleyemez; yalnızca kanuni ret sebeplerinin varlığını araştırır.

Tanıma ve tenfiz talebinin reddedilmesine yol açan başlıca sebepler şunlardır:

  1. Kesinleşmenin İspat Edilememesi: Yabancı mahkeme kararının ilgili ülke mevzuatına göre kesinleştiğini gösteren şerh veya belgenin sunulamaması.
  2. Savunma (Hukuki Dinlenilme) Hakkının İhlali: Yargılama sırasında davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi/çağrı kağıdı tebliğ edilmemiş olması veya davalının gıyabında, savunma yapma imkanı tanınmadan karar verilmesi.
  3. Kamu Düzenine Açıkça Aykırılık: Kararın Türk Anayasası’nın temel ilkelerine, Türk hukuk sisteminin emredici kurallarına veya toplumun genel ahlak anlayışına açıkça aykırı bulunması.
  4. Karşılıklılık (Mütekabiliyet) Şartının Yokluğu: (Yalnızca tenfiz davalarında) İlgili ülke ile Türkiye arasında kanuni, fiili veya antlaşmaya dayalı bir karşılıklılık bulunmaması.

Uygulamada kamu düzenine aykırılık iddiası sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır:

Kamu Düzenine Aykırı Sayılan Durumlar: Kararın Türk hukukunun tanımadığı bir evlilik/boşanma türüne ilişkin olması veya davalının yargılamadan hiç haberdar edilmeyerek savunma hakkının gasp edilmesi.

✅ Kamu Düzenine Aykırı SAYILMAYAN Durumlar: Yabancı mahkemenin boşanma sebebi olarak Türk Medeni Kanunu’ndan farklı bir gerekçeyi (örneğin Batı hukukundaki çekişmesiz “no-fault” / kusursuz boşanma esasını) kabul etmiş olması tek başına kamu düzenine aykırılık teşkil etmez. Türk mahkemesi yabancı hakimin dayandığı gerekçeyi değil, boşanma sonucunu esas alır.

yurt dışı boşanma kararının tanınmasının yolları

İDARİ BAŞVURU MU, ADLİ DAVA MI? YABANCI BOŞANMA KARARININ TANINMASINDA HANGİ YOLA BAŞVURULMALIDIR?

Uygulamada yurt dışında boşanan vatandaşların en çok tereddüt ettiği husus, yabancı boşanma kararının tescili için idari başvurunun mu yeterli olduğu yoksa Aile Mahkemesinde dava açılmasının mı zorunlu olduğudur.

Yanlış yolun tercih edilmesi; örneğin yalnızca idari başvuru ile yetinilip karardaki nafaka veya velayet hükümlerinin Türkiye’de hiçbir zaman uygulanabilir hale gelememesi gibi telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır.

Hangi yolun izlenmesi gerektiği aşağıdaki Karar Rehberi ile özetlenebilir:

Durum / Karar İçeriğiUygulanacak YolAçıklama
Salt Boşanma Kararı (Fer’i/icrai hüküm içermeyen, yalnızca boşanma, iptal veya butlan kararları)İdari Başvuru (Nüfus Müd. / Konsolosluk)Taraflar birlikte başvurabiliyorsa (veya eş yabancı/vefat etmişse tek taraflı) dava açmaya gerek yoktur.
Eda/İcra Hükmü İçeren Kararlar (Velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı içeren kararlar)Tenfiz Davası Zorunlu (Aile Mahkemesi)İdari makamlar icrai hüküm tescil edemez. Bu hükümlerin Türkiye’de uygulanabilmesi için dava şarttır.
Eşin Başvuruya Yanaşmaması (Karar salt boşanma olsa dahi eşin konsolosluk/nüfus işlemine imza vermemesi)Tanıma Davası Zorunlu (Aile Mahkemesi)Kanuni tek taraflı başvuru istisnası yoksa, eşin imza atmadığı hallerde süreç ancak yargı yoluyla çözülür.
İdari Makamın Reddetme Riski (Kamu düzenine aykırılık veya belge eksikliği şüphesi)Tanıma/Tenfiz Davası (Aile Mahkemesi)Zaman kaybını önlemek adına riskli dosyaların baştan adli yargıda (Aile Mahkemesinde) açılması tavsiye edilir.

PRATİK ÖRNEKLERLE YURT DIŞI BOŞANMA KARARININ TÜRKİYE’DE UYGULANMASINDA İDARİ TESCİL VE ADLİ DAVA AYRIMI

Yabancı bir adli makam tarafından verilen boşanma kararının Türk hukuk düzeninde geçerlilik kazanabilmesi; tarafların vatandaşlık durumuna, kararın içeriğinde icrai (velayet, nafaka, tazminat) hükümlerin bulunup bulunmadığına ve eşlerin süreçteki tutumuna bağlıdır. Uygulamada en sık karşılaşılan 5 somut senaryo ve izlenmesi gereken hukuki yollar şu şekildedir:

  1. Almanya’da anlaşmalı biçimde, mal ve nafaka talebi olmaksızın boşanan bir çift:

    Almanya’da verilen anlaşmalı boşanma kararı yalnızca boşanma hükmü içerdiğinden ve taraflar birlikte hareket edebildiğinden (veya Türkiye’de özel yetkili vekalet verebildiğinden), en yakın Türk konsolosluğuna veya Türkiye’deki bir nüfus müdürlüğüne yapılacak idari başvuru yeterlidir; dava açılmasına gerek yoktur.

  2. Eski eşi yabancı ülke vatandaşı olan Türk vatandaşının durumu:

    Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A uyarınca; yabancı eşin başvuruya katılması veya vekalet vermesi gerekmez. Türk vatandaşı olan taraf, onaylı ve Apostil şerhli kararla birlikte tek başına idari başvuru yaparak boşanmayı nüfusa tescil ettirebilir.

  3. Birleşik Krallık’ta boşanan, kararında velayet düzenlemesi bulunan ebeveyn:

    Karar velayet gibi icrai bir hüküm içerdiğinden idari başvuru yolu kapalıdır. Bu durumda Aile Mahkemesinde tenfiz davası açılması zorunludur. Aksi halde velayet düzenlemesinin ve boşanmanın Türk makamları (okul kaydı, pasaport işlemleri, idari kurumlar) nezdinde bağlayıcılığı bulunmaz.

  4. Amerika Birleşik Devletleri’nde nafakaya ve mal paylaşımına hükmedilerek boşanan ve tarafların itiraz ettiği durum:

    Kararda tazminat, nafaka veya mal paylaşımı gibi icra edilmesi gereken mali hükümler bulunduğundan ve taraflar arasında uzlaşı sağlanamadığından, Aile Mahkemesinde tenfiz davası açılması şarttır; nitekim nüfus müdürlüklerinin mali hükümleri icra etme yetkisi yoktur.

  5. Yabancı mahkeme kararından sonra eski eşi vefat etmiş olan Türk vatandaşı:

    Boşanma kararı alındıktan sonra eski eşin vefat etmesi halinde, geride kalan Türk vatandaşı eş (veya tescilde hukuki yararı bulunan kanuni mirasçılar) tek başına idari başvuru yaparak kararı nüfusa tescil ettirebilir. Terekenin doğru bir şekilde tespitini sağlamak adına bu kolaylık mirasçılara kanun koyucu tarafından tanınmıştır.

YABANCI MAHKEME KARARI VARKEN TÜRKİYE’DE BOŞANMA DAVASI AÇILABİLİR Mİ?

Yabancı ülkede açılan boşanma davası devam ederken veya karar verilmiş ancak henüz Türkiye’de tanıtılmamışken, eşlerden birinin Türkiye’deki Aile Mahkemesinde de boşanma davası açması uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu tür durumlarda Türk hukukunda “derdestlik (davanın görülmekte olması) itirazı” ve “çakışan davalar” rejimi devreye girer.

1. Yabancı Mahkemedeki Boşanma Davası Devam Ederken Türkiye’de Dava Açılması

Yabancı bir ülkede açılan boşanma davası henüz sonuçlanmamışken eşlerden birinin Türkiye’de yeniden boşanma davası açması halinde iki farklı ihtimal ortaya çıkar:

  • MÖHUK m. 41 Uyarınca Derdestlik İtirazı: Davalı taraf, aynı taraflar ve aynı konu hakkında yabancı mahkemede daha önce açılmış ve halen devam eden bir dava bulunduğunu belgelendirerek Türk mahkemesinde derdestlik itirazında bulunabilir.
  • Bekletici Mesele Yapılması: Türk mahkemesi, yabancı mahkemede yürüyen davanın Türkiye’de tanınma/tenfiz edilme potansiyeli bulunduğunu ve yabancı mahkemenin yetkisini geçerli şekilde tesis ettiğini tespit ederse, yabancı mahkemedeki davanın sonuçlanmasını bekletici mesele (HMK m. 165) yapabilir. Yabancı karar kesinleştiğinde ise Türkiye’deki dava konusuz kalır.

2. Yabancı Boşanma Kararı Kesinleşmiş Ancak Türkiye’de Henüz Tanınmamışken Dava Açılması

Yabancı mahkeme boşanma kararını vermiş ve karar kesinleşmiş; ancak Türkiye’de henüz Nüfus Müdürlüğüne tescil ettirilmemiş veya Aile Mahkemesinde tanıma davası sonuçlanmamışsa:

  • Kesin Hüküm (Res Judicata) İtirazı: Yabancı mahkeme kararı kesinleştiği andan itibaren (Türkiye’de tescil edilmemiş olsa dahi) taraflar arasındaki evlilik birliği hukuken sona ermiştir. Türkiye’de sonradan açılan boşanma davasında davalı eş, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararını (Apostil şerhli ve onaylı tercümesiyle) mahkemeye sunarak kesin hüküm itirazında bulunabilir.

  • Türk Mahkemesindeki Davanın Konusuz Kalması: Türkiye’deki dava devam ederken yabancı karar için tanıma/tenfiz davası açılır ve kabul edilirse ya da idari tescil yoluyla karar nüfusa işlenirse, Türk Aile Mahkemesi “eski eşlerin zaten boşanmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığına” ve karar verilmesine yer olmadığına hükmeder.

3. Türkiye’deki Boşanma Davası Daha Önce Kesinleşirse Ne Olur?

Eğer Türk Aile Mahkemesinde açılan boşanma davası, yabancı mahkeme kararının Türkiye’deki tanıma/tenfiz sürecinden önce sonuçlanıp kesinleşirse; Türk mahkemesinin verdiği boşanma kararı kesinleştikten sonra, aynı konuda verilmiş bir yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması MÖHUK m. 54/1-c (Kamu Düzeni) gerekçesiyle reddedilir. Çünkü Türk yargı düzeni tarafından halledilmiş bir uyuşmazlık hakkında yabancı bir karara hukuki geçerlilik kazandırılamaz.

nüfus müdürlüğü boşanma tescili

YABANCI BOŞANMA KARARI TANINMADAN TÜRKİYE’DE YENİDEN EVLENİLEBİLİR Mİ?

Yabancı adli veya idari makamlarca verilen boşanma kararı Türkiye’de Nüfus Müdürlüğüne tescil ettirilmediği veya Aile Mahkemesince tanınmadığı sürece, Türk hukuku nezdinde evlilik birliği hukuken devam ediyor sayılır. Yabancı ülkede boşanmış olmak, Türkiye sınırları içerisinde veya Türk dış temsilciliklerinde tek başına hüküm ifade etmez.

Türk kütüğünde hâlen “evli” görünen bir kişinin bu süreci tamamlamadan hareket etmesi halinde karşılaşacağı temel hukuki engeller ve pratik riskler şunlardır:

1. Yeniden Resmi Evlilik Yapma Yasağı

Türk Medeni Kanunu m. 145/1 uyarınca, mevcut bir evlilik varken yapılan ikinci evlilik mutlak butlanla sakat (geçersiz) sayılır. Yurt dışında fiilen ve hukuken boşanmış olsa dahi, tanıma/tescil işlemi yapılmadığı sürece Türkiye’de veya Türk Konsolosluklarında yeni bir resmi evlilik yapılması imkansızdır. Evlendirme memurluğu nüfus kaydındaki “evli” ibaresini gördüğü anda nikah başvurusunu reddeder.

2. Miras Hukuku Yönünden Büyük Riskler (Eski Eşin Mirasçılığı)

Yabancı boşanma kararı Türkiye’de tanıtılmadan taraflardan birinin vefat etmesi halinde, evlilik kağıt üzerinde devam ettiği için eski eş Türk Miras hukukuna göre kanuni mirasçı sıfatını korur. Bu durum, vefat eden kişinin mal varlığından ve yasal miras haklarından (eski) eşin pay almasına yol açarak telafisi imkansız mağduriyetler yaratır. Kanuni mirasçı olan eski eş; izaleyi şuyu davası ile mirasçı olduğu taşınmazlar için diğer mirasçılardan onay almasına gerek kalmaksızın satış talep edebilir. Hatta eski eş diğer mirasçılara karşı haksız devirler sebebiyle mirastan mal kaçırma davası bile açabilir.

3. Evlilik Sözleşmesine Engel Olması

Kişinin yeni bir birliktelik öncesinde mal ayrılığı veya evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi) tanzim etmek istemesi halinde, noter veya resmi makamlar mevcut evliliği tescil edilmemiş kişiyle işlem yapamaz. Öncelikli yasal şart, eski evliliğin nüfus kütüğünden resmen düşürülmesidir.

4. Soyadı ve Nüfus Kaydı Karmaşası

Tanıma veya tescil yapılmadığı sürece, kadın eş Türk kimlik ve pasaportunda eski eşinin soyadını taşımaya devam eder. Yurt dışındaki resmi işlemlerde (kimlik, pasaport renewal, vize) yabancı boşanma ilamı ile Türk kimlik kayıtlarının çelişmesi, uluslararası bürokraside ciddi kilitlenmelere sebep olur.

YABANCI BOŞANMA KARARLARININ TANINMASINDA UZMAN BOŞANMA AVUKATININ ROLÜ

Yabancı mahkeme boşanma kararının tanınması süreci, görünürdeki basitliğine rağmen birden fazla usul hatasına açık bir alandır. Sürecin boşanma avukatı desteğiyle yürütülmesi, aşağıdaki risklerin erken aşamada tespit edilebilmesini sağlar.

1. Nafaka, Velayet veya Mal Paylaşımı Hükümlerinin Gözden Kaçırılması

Kararın yalnızca boşanma hükmü değil, aynı zamanda çocuk nafakası, çocuğun velayeti veya mal rejimi tasfiyesine ilişkin hükümler de içerip içermediğinin doğru tespit edilmemesi, idari başvuru ile yetinilip icra edilebilirlik boyutunun gözden kaçmasına yol açabilir.

Yabancı mahkeme kararında boşanma nafakası hükmü bulunuyorsa bu risk daha da belirgin hale gelir; zira söz konusu alacağın sonradan icra ve iflas hukuku kapsamında talep edilebilmesi, önceden usulüne uygun bir tenfiz kararı alınmış olmasına bağlıdır. İdari başvuru ile yetinilmiş, ancak nafaka hükmü tenfiz edilmemiş bir dosyada, alacaklı taraf yıllar sonra bu eksikliği fark edip ayrıca dava açmak zorunda kalabilir.

2. Apostil, Tercüme ve Vekaletname Sürecindeki Usul Hataları

Apostil şerhinin eksik olması, tercümenin yeminli tercüman onayı taşımaması veya yurt dışından düzenlenen vekaletnamenin Türk hukukunun aradığı şekil şartlarını karşılamaması, hem idari başvurunun hem de dava dilekçesinin reddiyle sonuçlanabilir. Bu tür usul eksiklikleri, dosya resmî makama sunulmadan önceki hazırlık aşamasında tespit edilip giderilebilecek niteliktedir; ancak eksikliğin başvuru sonrasında ortaya çıkması, sürecin baştan tekrarlanmasına neden olabilir.

3. Kamu Düzeni Değerlendirmesinin Doğru Yönetilmesi

Kararın Türk kamu düzenine aykırılık teşkil edip etmediğinin önceden değerlendirilmesi, davanın veya idari başvurunun sürüncemede kalmasının önüne geçebilir. Bu değerlendirme, kararın verildiği yargılamanın niteliğinden karardaki hükümlerin içeriğine kadar birçok unsurun birlikte incelenmesini gerektirir ve genellikle davanın en çok zaman alan, en dikkatli hazırlık isteyen aşamasını oluşturur.

YASAL UYARI: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir ve tüm makaleler elektronik imzalı zaman damgalı olarak hak sahipliğinin tescil edilmesi amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizdeki makalelerin, kaynak link vermeden kopyalanarak veya özetlenerek başka web sitelerinde yayınlanması durumunda, hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

Önceki yazı
Mobbing Davası ve İşçinin Tazminat Hakları