BOŞANMA DAVASI İÇİN GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?
Genel boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi çerçevesinde düzenlenmiş olup, evlilik birliğinin çeşitli sosyal, psikolojik ve hukuki nedenlerle sürdürülemez hale geldiği durumlarda başvurulan temel hukuki dayanakları oluşturur. Kanun koyucu, evlilik birliğinin devamının taraflar açısından artık beklenemeyecek ölçüde güçleştiği veya ortak yaşamın fiilen ve hukuken sonlandırılamaz biçimde aksadığı durumlarda, hakimin takdir yetkisiyle boşanmaya karar verebilmesine imkan tanımaktadır. Bu kapsamda genel boşanma sebepleri, hem tarafların kişisel ve ailevi durumlarını gözeten esnek bir yapı sunmakta hem de evlilik kurumunun korunması ile bireysel hak ve özgürlüklerin dengelenmesini amaçlamaktadır.
1- Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması
Türk Medeni Kanunu m. 166/1 kapsamında düzenlenen bu genel boşanma sebebine dayanılabilmesi için, evlilik birliğinin temelden sarsılmış olması ve ortak hayatın eşlerden en az biri için çekilmez hale gelmesi gerekir.
Bu kapsamda dikkate alınması gereken unsurlar:
- Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin somut olguların bulunması,
- Ortak hayatın sürdürülmesinin davacı eş açısından beklenmeyecek derecede güçleşmiş olması,
- Davalının “daha az kusurlu olduğu” yönündeki itirazının bulunmaması veya bu itiraz bulunsa dahi mahkeme tarafından kabul edilmemiş olması.
Bu boşanma sebebi, uygulamada en geniş şekilde başvurulan genel boşanma nedeni olarak kabul edilmektedir.
2- Ortak Hayatın Kurulmaması
Türk Medeni Kanunu m. 166/4 uyarınca düzenlenen bu boşanma sebebine dayanılabilmesi için belirli koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Daha önce herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması,
- Boşanma talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren 3 yıl geçmiş olması,
- Bu üç yıllık süre içinde, taraflar arasında herhangi bir nedenle ortak hayatın yeniden kurulamamış olması,
- Eşlerden birinin bu nedenle yeniden boşanma davası açmış olması.
Bu koşulların gerçekleşmesi halinde, evlilik birliğinin taraflarca yeniden kurulamamış olması evlilik birliğinin sürdürülmesinin imkansızlaştığına dair kesin karine oluşturur.
3- Eşlerin Boşanma Hususunda Anlaşmaları
Türk Medeni Kanunu’nun m. 166/3 hükmü, uygulamada anlaşmalı boşanma olarak bilinen boşanma türünü düzenler. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için:
- Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması,
- Eşlerin boşanma konusunda tam bir irade birliği içinde olmaları,
- Tarafların boşanma istemiyle birlikte mahkemeye başvurması veya davayı açan eşin talebinin diğer eş tarafından kabul edilmesi,
- Hakimin tarafları bizzat huzurunda dinlemesi,
- Taraflarca hazırlanan boşanmanın fer’ilerine ilişkin anlaşmanın, hakim tarafından çocukların yararı ve kamu düzeni açısından uygun bulunması gerekir.
Bu koşulların sağlanması halinde hakim, tarafların iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirirse anlaşmayı onaylayarak boşanmaya karar verir.
BOŞANMA DAVASI İÇİN ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?
Türk Medeni Kanunu’nun 161–165. maddeleri arasında özel boşanma sebepleri düzenlenmiş olup, bu sebepler tarafların kusuruna dayanan ve evlilik birliğinin sürdürülemez hale geldiği durumları kapsamaktadır. Özel boşanma sebepleri, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan ciddi olayları ve fiilleri hedef alır.
1. Zina ve Aldatma
Zina, eşlerden birinin isteyerek evlilik dışı cinsel ilişkide bulunması durumunu ifade eder ve bu fiilin boşanma sebebi olarak kabul edilebilmesi için eşin kusurlu olması gerekir. Bununla birlikte, eşcinsel ilişki durumları doğrudan zina olarak değerlendirilmez; ancak bu tür durumlar haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle dava açılmasına zemin oluşturabilir.
Türk Medeni Kanunu m. 161/2 fıkrası, hak düşürücü süreyi düzenlemiştir. Buna göre, kişi eşinin zinasını öğrendikten itibaren 6 ay içinde dava açmak zorundadır; aksi takdirde dava açma hakkı sona erer. Ancak zina, boşanma nedeni olarak yalnızca evlilik dışı cinsel münasebette bulunmayı gerektirir.
2. Hayata Kast, Pek Kötü Muamele veya Onur Kırıcı Davranış
Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini fiilen göstermesi durumunu ifade eder. Fiilin planlı ya da ani öfke anında gerçekleştirilmiş olması sonucu değiştirmez. Pek kötü muamele, eşe karşı fiziksel veya cinsel şiddet uygulama, vücut bütünlüğüne saldırı veya benzeri ağır fiilleri kapsar. Onur kırıcı davranış, sözlü, yazılı veya fiziksel saldırı yoluyla eşin onurunun zedelenmesini içerir.
Bu boşanma sebeplerinde de hak düşürücü süre uygulanır: dava, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde açılmalı ve her halde olayın meydana gelmesinden itibaren 5 yılı geçmemelidir.
3. Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Türk Medeni Kanunu m. 163 uyarınca, boşanma sebebi teşkil eden suçlar toplum nezdinde küçük düşürücü nitelikte olmalıdır. Örnekler arasında dolandırıcılık suçu, hırsızlık, iflas, cinsel suçlar yer alır.
Haysiyetsiz hayat sürme, evlilik süresince fiilen devam eden ve bir defadan fazla gerçekleşen haysiyetsiz davranışları kapsar; alkol bağımlılığı veya kumarbazlık gibi davranışlar buna örnek olarak verilebilir. Bu durumda hak düşürücü süre öngörülmemiştir, yani dava süresi sınırlı değildir.
4. Terk
Türk Medeni Kanunu m. 164 kapsamında, eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi, en az 6 ay sürmüş ve terk edilen eşin hakim tarafından ihtara rağmen geri dönmemesi durumunda boşanma davası açılabilir. Hakim, ihtarın geçerliliğini dava sırasında değerlendirir. Davanın açılabilmesi için ihtardan itibaren en az 2 ay geçmesi şarttır.
5. Akıl Hastalığı
Türk Medeni Kanunu m. 165 uyarınca, akıl hastalığı evlilik sırasında mevcut olmalı ve iyileşmeyeceğinin Sağlık Kurulu raporuyla tespit edilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca, akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, boşanma sebebi olarak kabul edilir.

TÜRKİYE’DE BOŞANMA DAVASI SÜRECİ
Türkiye’de boşanma davaları, Medeni Kanun ve Aile Hukuku hükümleri çerçevesinde belirli usul adımlarına tabi olarak yürütülür. Boşanma davası süreci, davanın açılmasından kesinleşmiş kararın uygulanmasına kadar olan aşamaları içerir ve tarafların haklarının korunmasını amaçlar.
1. Boşanma Başvurusu
Boşanma davası süreci, yetkili ve görevli Aile Mahkemesi’ne boşanma dilekçesi ile başvuru yapılması ile başlar. Dilekçede, boşanma sebepleri, mali talepler, nafaka ve varsa çocukların velayeti gibi konular detaylı olarak belirtilir.
2. Duruşma Tarihi Belirleme
Mahkeme, boşanma dilekçesini kayda aldıktan sonra tensip düzenler ve duruşma tarihini belirleyerek taraflara bildirimde bulunur. Bu aşama, tarafların mahkeme sürecine hazırlanabilmeleri için önemlidir.
3. Boşanma Davasında Duruşma Aşaması
Duruşma günü taraflar ve avukatları mahkemede hazır bulunur. Taraflar, boşanma taleplerini ve iddialarını sunar, mahkeme ise tarafları dinler ve delilleri değerlendirir. Bu aşama, boşanmanın hukuki dayanaklarının ortaya konması açısından kritik öneme sahiptir.
4. Arabuluculuk veya Uzlaşma Girişimleri
Mahkeme, taraflar arasında uzlaşma sağlanması veya arabuluculuk yapılması için girişimlerde bulunabilir. Taraflar arasında anlaşmazlık varsa, mahkeme arabuluculuk veya uzlaşma sürecine yönlendirme yapabilir. Bu yöntem, boşanmanın olumsuz etkilerini minimize etmeyi ve taraflar arasında adil çözümler üretilmesini hedefler.
5. Boşanma Kararının Verilmesi
Duruşmaların tamamlanması ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda mahkeme, boşanma kararını verir. Kararda;
- Boşanma hükmü,
- Mal paylaşımı,
- Nafaka,
- Çocukların velayeti ve diğer maddi talepler gibi hususlar belirlenir.
6. Boşanma Kararına İtiraz Süreci
Mahkeme kararı kesinleştikten sonra taraflar, kararı istinaf etme hakkına sahiptir. İstinaf süreci, kararın daha üst bir mahkeme tarafından denetlenmesini ve hukuki hataların giderilmesini sağlar.
7. Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve İcrası
İtiraz süreci tamamlandıktan sonra karar kesinleşir ve boşanma işlemi resmiyet kazanır. Kesinleşen karar nüfus kaydına işlenir ve mal paylaşımı, nafaka veya çocukların velayeti gibi konularda icrai işlem aşamasına geçilir.
BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR?
Boşanma davası, evliliğin hukuken sona erdirilmesi amacıyla başlatılan yasal bir süreçtir. Bu sürecin ilk adımı, boşanma davası dilekçesinin hazırlanmasıdır. Boşanma dilekçesinde, boşanma talebinde bulunan tarafın istekleri, talepleri ve boşanma gerekçeleri açık ve ayrıntılı şekilde belirtilmelidir.
Boşanma dilekçesinin hazırlanmasının ardından, yetkili Aile Mahkemesi’ne başvuru yapılması gerekir. Mahkeme, dilekçeyi incelemek üzere dosya açar ve süreci resmen başlatır. Bu aşamada, mahkeme harçları ile birlikte evlilik cüzdanı ve nüfus kayıt örneği gibi gerekli belgelerin sunulması zorunludur.
Boşanma davası sürecinin başlamasıyla birlikte, mahkeme tarafları duruşmalara davet eder ve tarafların avukatları, gerekirse savunmalarını sunar. Mahkeme, sürecin barışçıl bir şekilde yürütülmesi amacıyla, taraflar arasında uzlaşma veya arabuluculuk girişiminde bulunabilir. Taraflar anlaşmaya varırsa, mahkeme bu anlaşmayı onaylar; anlaşma sağlanamazsa, mahkeme kararını verir.
Boşanma davasının sağlıklı ve hızlı bir şekilde sonuçlanabilmesi, sürecin doğru yönetilmesine, eksiksiz bilgi ve belge sunulmasına, ve gerektiğinde uzman bir boşanma avukatının desteğine bağlıdır. Unutulmamalıdır ki, her boşanma davası kendine özgüdür ve tarafların kişisel durumları göz önünde bulundurularak yönlendirme yapılmalıdır.
BOŞANMA DAVASI TÜRLERİ NELERDİR?
Boşanma davaları, tarafların boşanma, mal paylaşımı ve diğer konularda anlaşmasına bağlı olarak iki farklı türde açılabilir.
1- Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi çerçevesinde düzenlenmiş olup, evlilik birliğinin temelden sarsıldığı ve tarafların ayrılık konusunda uzlaşmaya vardığı durumlarda uygulanır. Bu tür davalar, daha hızlı ve az çekişmeli bir boşanma süreci sunar.
a) Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir?
- Evlilik Süresi: Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıldan kısa süren evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.
- Ortak Başvuru: Eşler, ya birlikte boşanma talebiyle mahkemeye başvurmalı ya da bir tarafın açtığı boşanma davasını diğer taraf kabul etmelidir.
- Hakimin Onayı: Hakim, tarafları bizzat dinleyerek, boşanma kararını kendi özgür iradeleriyle aldıklarına kanaat getirmelidir. Ayrıca hakim, boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat vb.) ve çocukların durumu ile ilgili yapılan düzenlemeleri de hukuka uygun bulmalıdır.
- Boşanma Protokolü: Taraflar, boşanmanın şartlarını ve sonuçlarını içeren bir boşanma protokolü hazırlar. Bu protokolde nafaka, tazminat ve velayet gibi konular açıkça belirtilir. Hakim, çocukların ve tarafların menfaatlerini göz önünde bulundurarak gerekli görürse protokolde değişiklik yapabilir; değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanma gerçekleşir.
b) Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Anlaşmalı boşanma davası, taraflar arasında hazırlanan ıslak imzalı protokolün boşanma dilekçesine eklenmesi ve Aile Mahkemesi’ne sunulması ile açılır. Mahkeme, başvurunun ardından bir duruşma tarihi belirler; tarafların duruşmaya katılımı zorunludur. Duruşmada hakim, tarafların boşanma şartlarını özgür iradeleriyle kabul edip etmediklerini değerlendirir.
Eğer taraflar anlaşmalı boşanma konusunda mutabık kalmışsa, süreç genellikle tek celsede tamamlanabilir. Çekişmeli boşanma süreci başladıktan sonra tarafların anlaşmaya varması durumunda ise eğer şartlar sağlanıyorsa dava anlaşmalı boşanma davasına çevrilebilir.
c) Anlaşmalı Boşanmada Duruşma Süreci
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların bizzat duruşmaya katılarak, hakime boşanma taleplerini özgür iradeleriyle kabul ettiklerini beyan etmeleri zorunludur. Vekaletle bu beyan yapılamaz; tarafların kendilerinin duruşmada bulunması şarttır. Bu yönüyle anlaşmalı boşanma davaları, çekişmeli boşanma davalarından ayrılır.
Anlaşmalı boşanma, çiftler için daha hızlı ve uzlaşmacı bir çözüm sunarken, sürecin dikkatli yürütülmesi ve belgelerin doğru hazırlanması büyük önem taşır. Boşanma protokolü hazırlanırken uzman bir boşanma avukatının desteği alınması, sürecin sorunsuz tamamlanmasına katkı sağlar.
2- Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Çekişmeli boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliğinin sona erdiğini belirterek, boşanma talebini içeren bir dilekçeyi yetkili Aile Mahkemesi’ne sunmasıyla başlar. Dava açılırken gerekli mahkeme harç ve masraflarının ödenmesi zorunludur.
a) Çekişmeli Boşanma Nedenleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nda, çekişmeli boşanma davası açılabilecek başlıca sebepler aşağıda belirtilmiştir:
- Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası,
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası,
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası,
- Terk nedeniyle boşanma davası,
- Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası,
- Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) nedeniyle boşanma davası.
Bu sebeplerden “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” genel bir boşanma nedeni olarak kabul edilir. Hakim, eşlerden birinin kusurlu davranışının evliliği sürdürmeyi diğer eş için imkansız hale getirdiğine kanaat getirirse boşanma kararı verir. Diğer sebepler ise özel boşanma nedenleri olup, her birinin somut delillerle ispat edilmesi zorunludur. Örneğin, zina nedeniyle açılan davada, aldatma olgusunun net bir şekilde kanıtlanması gerekir.
b) Çekişmeli Boşanma Davasında Dava Süreci
Çekişmeli boşanma davaları, kanun gereği aşağıdaki adımları içerir:
- Dilekçelerin karşılıklı sunulması,
- Delillerin sunulması,
- Tanıkların dinlenmesi,
- Maddi ve manevi taleplerin değerlendirilmesi.
Davanın başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için, dilekçelerin zamanında verilmesi, delillerin eksiksiz sunulması ve hukuki süreçlerin doğru şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, örneğin delil dilekçesinin süresinde sunulmaması veya tanık beyanlarının eksik alınması gibi hatalar, davayı olumsuz etkileyebilir ve hak kayıplarına yol açabilir.
c) Çekişmeli Boşanma Davasının Maddi ve Hukuki Sonuçları
Çekişmeli boşanma davaları, genellikle maddi ve manevi tazminatlar, nafaka ve velayet talepleri ve evlilik mallarının paylaşımı gibi sonuçlar doğurur. Bu davalar, bazen yüzbinlerce liralık maddi yükümlülükler yaratabilir; dolayısıyla sürecin uzman avukatlar tarafından yürütülmesi büyük önem taşır.
Avukat tutmadan çekişmeli boşanma sürecini yönetmeye çalışan taraflar, geri dönüşü olmayan hak kayıpları yaşayabilir. Örneğin, delil dilekçesi sunulmaması veya istinaf ve temyiz sürelerinin kaçırılması, tarafı boşanma tazminatı ve nafaka ödemeye zorlayabilir. Bu nedenle, imkanı olmayan kişiler, baroların adli yardım hizmetlerinden faydalanarak ücretsiz hukuki destek alabilirler.
3- Çekişmeli Boşanma Davası ile Anlaşmalı Boşanma Davası Farkları Nelerdir?
Aşağıdaki tablo, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davalarının temel farklarını, her iki dava sürecinin karşılaştırmalı olarak özetini sunmaktadır:
| Kriterler | Anlaşmalı Boşanma Davası | Çekişmeli Boşanma Davası | Farklılıklar |
|---|
| Boşanma Sebebi | Tarafların boşanma konusunda uzlaşması ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK 161–166 kapsamındaki genel ve özel boşanma sebeplerine dayanır | Anlaşmalı boşanma uzlaşmaya dayalı, çekişmeli boşanma belirlenmiş hukuki sebeplere dayalıdır |
| Mutabakat | Tüm maddelerde anlaşma sağlanmış olmalıdır | Taraflar arasında ihtilaflı konular vardır | Anlaşmalı boşanmada taraflar her konuda uzlaşmışken, çekişmeli boşanmada ihtilaflar mahkeme tarafından çözülür |
| Dilekçe ve Ekler | Anlaşmalı boşanma protokolü dilekçeye eklenir | Dilekçeye deliller eklenir ve kusur ispatlanır | Anlaşmalı boşanmada protokol esas, çekişmeli boşanmada delillerle kusur ispatlanır |
| Evlilik Süresi | En az 1 yıl sürmüş olmalıdır | Süre şartı yoktur, 1 günlük evlilikte bile dava açılabilir | Anlaşmalı boşanma için süre şartı varken, çekişmeli boşanma için süre sınırı yoktur |
| Duruşmaya Katılım | Tarafların bizzat duruşmada bulunması zorunludur, protokolü onaylarlar | Taraflar vekil ile temsil edilebilir, bizzat katılım zorunlu değildir | Anlaşmalı boşanmada bizzat katılım, çekişmeli boşanmada zorunlu değildir |
| Dava Süresi | Genellikle tek celsede sonuçlanır, yaklaşık 1 ay içinde kesinleşir | Ortalama 18 ay, istinaf ve temyiz ile 3 yıla kadar uzayabilir | Anlaşmalı boşanma hızlı sonuçlanır, çekişmeli boşanma uzun sürer |
| Kararın İçeriği | Protokol hakim tarafından onaylanır ve aynen karara geçirilir | Mahkeme, tarafların kusur durumunu tespit ederek, nafaka, tazminat ve velayet gibi ihtilaflı konularda karar verir | Anlaşmalı boşanmada protokol esas alınır, çekişmeli boşanmada mahkeme kusur tespiti yapar |
BOŞANMA DAVASI DİLEKÇESİ NASIL OLMALIDIR?
Boşanma davası dilekçesi hazırlanırken ilk olarak, davanın çekişmeli mi yoksa anlaşmalı mı olarak açılacağı belirlenmelidir. Her evlilik ilişkisinin kendine özgü dinamikleri bulunduğundan, dilekçe içeriği de mutlaka somut olaya uygun şekilde hazırlanmalıdır. Türk Medeni Kanunu’nun boşanmaya ilişkin hükümlerine uygun olarak düzenlenecek dilekçede, boşanma sebepleri doğru biçimde belirtilmeli, talep sonuçları açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmeli ve bütün metin boyunca tutarlı bir hukuki yaklaşım benimsenmelidir.
Boşanma dilekçesinde ayrıca tüm deliller eksiksiz şekilde sunulmalı, başka yerlerden celbi gereken deliller için mahkemeden resmi talepte bulunulmalıdır. Boşanma davaları çoğu zaman hassas ve karmaşık süreçler içerdiğinden, delillerin doğru ve zamanında sunulması büyük önem taşır.
Bu nedenle boşanma dilekçesinin hazırlanması, teknik bilgi ve uygulama deneyimi gerektiren bir süreçtir. Uzman bir boşanma avukatından destek alınmadan hazırlanan dilekçeler veya internetten edinilen standart formlar, hukuki gereklilikleri karşılamakta yetersiz kalabilir ve ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Unutulmamalıdır ki boşanma davalarında yalnızca tarafların değil, aynı zamanda kamunun yararı da gözetilmektedir. Bu nedenle dilekçede yapılacak küçük bir hata dahi, geri dönülmesi zor sonuçlar doğurabilir. Sürecin profesyonel bir yaklaşımla yönetilmesi, tarafların haklarının korunması bakımından kritik öneme sahiptir.
Boşanma Davası Dilekçesinde Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar Nelerdir?
Boşanma davalarında tarafların iddia ve taleplerinin hukuken geçerli şekilde ileri sürülebilmesi, usulüne uygun hazırlanmış bir dava dilekçesi ile mümkündür. Bu nedenle dilekçede yer alması gereken unsurlar, hem usul hukukunun hem de Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü kurallara göre belirlenmiştir.
Aşağıdaki başlıklar, boşanma davası dilekçesinin içermesi gereken zorunlu unsurlardır.
1. Mahkeme Başlığı
Dilekçe, yetkili ve görevli mahkemeye hitaben yazılmalıdır. Türkiye’de boşanma davalarının görülmesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesi olup, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nin aile mahkemesi sıfatıyla açılır. Mahkeme başlığının doğru ve eksiksiz yazılması, usul bakımından zorunludur.
2. Taraf Bilgilerinin Eksiksiz Gösterilmesi
Boşanma dilekçesinde davacı ve davalıya ilişkin kimlik ve adres bilgilerinin eksiksiz belirtilmesi gerekmektedir. Tebligat işlemlerinin doğru yürütülebilmesi için tarafların ad-soyad, adres ve mümkünse T.C. kimlik numaralarının yer alması önemlidir.
3. Dava Konusunun Açık Bir Şekilde Belirtilmesi
Dava konusu bölümünde boşanma talebinin hangi hukuki nedene dayandığı açıkça ifade edilmelidir. Talep; TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması, özel boşanma sebeplerinden biri, ya da TMK m. 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma olabilir. Dava sebebinin açıkça yazılması, mahkemenin inceleme sınırının belirlenmesini sağlar.
4. Olayların Hukuki ve Kronolojik Olarak Anlatılması
Boşanma dilekçesinin en kapsamlı bölümünü oluşturur. Evlilik birliğini zedeleyen olaylar, somutlaştırılmış ve kronolojik olarak sıralanmış şekilde aktarılmalıdır. Bu çerçevede:
- Evliliğin seyri,
- Birliği zedeleyen somut olaylar,
- Bu olayların tarih ve şiddeti,
- Davalının kusurlu davranışları,
- Birliğin sürdürülemez hale geldiğine ilişkin olgular
ayrıntılı şekilde ifade edilmelidir. Bu bölüm, taleplerin ispatı bakımından önem taşıdığı için soyut ve genel ifadelerden kaçınılmalıdır.
5. Hukuki Dayanakların Gösterilmesi
Boşanma dilekçesinde talebin dayandığı hukuki düzenlemeler açıkça belirtilmelidir. Başta Türk Medeni Kanunu’nun 161–166. maddeleri olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine yer verilmesi gerekmektedir.
6. Tazminat Talepleri
Eşlerin kusur durumuna bağlı olarak TMK m. 174 uyarınca maddi veya manevi tazminat talep edilebilir. Talep edilen tazminatın türü, miktarı ve hukuki gerekçesi boşanma dilekçesinde açıkça yazılmalı; talebin dayandığı somut olaylar belirtilmelidir.
7. Nafaka Talepleri
Boşanma davası sürecinde ve sonrasında taraflardan birinin mali destek gereksinimi varsa nafaka talep edilmesi mümkündür. Dilekçede;
talepleri ayrı ayrı ve gerekçeleriyle belirtilmelidir.
8. Velayet Talebi
Çocukların üstün yararı gözetilerek velayet talebi boşanma dilekçesinde açıkça ortaya konulmalıdır. Çocuğun yaşı, ihtiyaçları, bakım koşulları, ebeveynlerin yeterliliği gibi hususların somut olgularla desteklenmesi önemlidir.
9. Mal Rejimi ve Varlıklara İlişkin Talepler
Boşanma ile eşler arasındaki mal rejimi sona ereceğinden, mal paylaşımına ilişkin talepler dilekçede belirtilmelidir. Edinilmiş mallara katılma alacağı, ziynet eşyaları, taşınmazlar veya araçlar gibi konular dilekçede yer alabilir. Eğer taraflar arasında bir evlilik sözleşmesi yapılmışsa mahkemeye sunulması gerekmektedir. Bu aşamada taleplerin açıkça ileri sürülmesi ya da ayrıca açılacak davalar için hakların saklı tutulduğunun belirtilmesi mümkündür.
10. Delillerin Eksiksiz Gösterilmesi
İddiaların ispatı açısından delillerin boşanma dilekçesinde eksiksiz ve doğru gösterilmesi kritik önem taşır. Bu kapsamda tanık listesi, mesaj kayıtları, raporlar, sosyal medya içerikleri, kamera görüntüleri, yazılı belgeler ve diğer tüm deliller dilekçede açık şekilde belirtilmelidir. Mahkemeden getirtilmesi istenen deliller de ayrıca talep edilmelidir.
11. Sonuç ve İstem Bölümü
Boşanma davası dilekçesinin sonunda tüm talepler sistematik biçimde sıralanmalıdır. Boşanma talebi, velayet ve nafaka talepleri, tazminat istekleri, uzaklaştırma talebi ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi istemi bu bölümde açıkça yer almalıdır.
12. Ekler
Boşanma dilekçesine eklenecek belgeler, “Ekler” başlığı altında numaralandırılarak gösterilmeli; kimlik fotokopisi, delil niteliğindeki belgeler ve diğer dokümanlar açık şekilde belirtilmelidir.
13. Tarih ve İmza
Boşanma davası dilekçesin, düzenlendiği tarihi içermeli ve davacı veya dava vekili tarafından imzalanmalıdır.

BOŞANMA DAVASI NEREDE AÇILIR?
Boşanma davalarında görevli mahkeme, Türk hukuk sisteminde aile mahkemesidir. Aile mahkemeleri, yalnızca boşanma davalarını görmekle kalmaz, aynı zamanda bu davaların sonuçlarıyla ilgili nafaka, mal paylaşımı, tazminat ve velayet gibi hukuki sonuçlara ilişkin karar verme yetkisine sahiptir. Ancak bazı ilçelerde aile mahkemeleri bulunmadığı durumlarda, Asliye Hukuk Mahkemeleri, aile mahkemesi sıfatıyla bu davaları görür ve karar verir.
Yer yönünden yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca, eşlerin dava açılmadan önce son altı ay boyunca birlikte yaşadıkları aile konutunun bulunduğu yer veya eşlerden birinin ayrı yaşadığı ikamet yeri olarak belirlenmiştir. Maddenin ifadesiyle: “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” Bu düzenleme, boşanma davasının açılacağı mahkemenin belirlenmesinde temel kriteri oluşturmaktadır.
Buna göre, boşanma davaları eşlerin ikametgahlarının bulunduğu yerdeki aile mahkemesinde açılabilir. Bununla birlikte, boşanma davalarında kesin yetki bulunmadığı için, yetki incelemesi hakim tarafından resen yapılmaz. Davanın taraflarınca süresi içerisinde yetki itirazında bulunulması gerekmektedir. Taraflar yetki itirazında bulunmadığı takdirde, yetkisiz mahkeme boşanma davasını görmeye devam eder.
BOŞANMAK İÇİN GEREKLİ EVRAKLAR NELERDİR?
Boşanma davalarında sunulması gereken belgeler, davanın türüne göre değişiklik göstermektedir. Anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davalarında talep edilen evraklar farklılık arz eder.
1- Anlaşmalı Boşanma Davalarında Gerekli Evraklar
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların karşılıklı mutabakatına dayalı olarak hazırlanan protokol, dilekçeye eklenir ve mahkemeye sunulur. Bu davalarda gerekli belgeler şunlardır:
- Tarafların kimlik belgeleri,
- Boşanma talebini içeren boşanma dilekçesi,
- Taraflar arasında mal paylaşımını veya mal devrini gösteren belgeler,
- Varsa çocuklara ait kimlik belgeleri,
- Tarafların karşılıklı mutabakatıyla hazırladıkları anlaşma protokolü,
- Protokolde belirtilmiş ise araç, taşınmaz veya diğer mülkiyetlere ilişkin resmi belgeler.
2- Çekişmeli Boşanma Davalarında Gerekli Evraklar
Çekişmeli boşanma davalarında, taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle daha kapsamlı delil ve belge sunumu gerekmektedir. Bu kapsamda, dilekçeye eklenebilecek başlıca belgeler şunlardır:
- İddiaları destekleyen delil listesi,
- Tarafların mali durumunu gösteren kredi kartı ve banka dökümleri,
- İlgili telefon arama kayıtları ve mesajları,
- Fiziksel şiddet iddialarına ilişkin darp raporları,
- Daha önceki adli vakalara ilişkin tutanak ve ifade belgeleri,
- Tarafların sosyal medya hesaplarından alınan paylaşımlar,
- Maddi ve manevi zararların tespitine yönelik tazminat belgeleri,
- Nafaka taleplerine ilişkin belgeler.
Görüldüğü üzere, çekişmeli boşanma davalarında delil ve belge sayısı, anlaşmalı boşanma davalarına kıyasla oldukça fazladır. Bu nedenle, çekişmeli davaların yürütülmesinde evrakların eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulması, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir.
BOŞANMA DAVALARI KAÇ YIL SÜRER?
Boşanma davaları, kanunda anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere ikiye ayrılır. Anlaşmalı boşanma davaları daha kısa sürede sonuçlandığı için sıkça tercih edilir. Ancak taraflar anlaşma sağlayamadığında, eşler yasal haklarının mahkeme tarafından belirlenmesini talep ederek çekişmeli boşanma davası açabilirler.
1- Çekişmeli Boşanma Davası Kaç Sene Sürer?
Çekişmeli boşanma davaları, tarafların anlaşmazlıklarının mahkemece çözülmesi için açılır. İddia ve taleplerin değerlendirilmesi, delillerin incelenmesi gibi aşamalar en az 1 yıl sürer. Ancak bu sürecin tam olarak ne kadar süreceği, mahkemenin iş yoğunluğuna ve delillerin incelenme aşamasına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde davalar ortalama 1,5 ila 2 yıl arasında sonuçlanır. Kararın ardından tarafların istinaf ya da temyize başvurması durumunda süreç 4-5 yıla kadar uzayabilir.
2- Anlaşmalı Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanma davaları, genellikle tek celsede sonuçlanmaktadır. Taraflar, nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet gibi tüm konularda karşılıklı anlaşarak sözleşme hukuku kapsamında bir boşanma protokolü hazırlar ve bunu mahkemeye sunar. Hakim, protokolü inceleyerek tarafların iradesinin özgür ve bilinçli olduğunu tespit eder ve protokolü uygun bulması halinde boşanma kararı verir. Duruşma günü, dilekçenin sunulmasından itibaren genellikle 15 gün ile 1 ay arasında belirlenmektedir. Boşanma kararı verildikten sonra taraflar istinaf hakkını kullanmazsa anlaşmalı boşanma davası kesinleşmiş olur. Tüm bu süreç 1-2 ay içinde tamamlanmaktadır.
3- Her İki Taraf Boşanmak İsterse Süre Kısalır Mı?
Her iki tarafın da boşanma talebinde bulunması, davanın süresini kısaltmaz. Çekişmeli boşanma davaları yalnızca eşlerin boşanma konusunda anlaşamaması nedeniyle açılmaz; aynı zamanda nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi konularda anlaşmazlık yaşandığında da çekişmeli dava süreci gündeme gelir. Bu nedenle tarafların her ikisinin de boşanmak istemesi, davanın süreçsel işleyişini etkilemez.
Mahkeme, boşanma ile ilgili dilekçelerin sunulması, delillerin incelenmesi ve gerekli usul işlemlerinin tamamlanması aşamalarını bekler. Bu prosedürler tamamlanmadan karar verilmesi mümkün olmadığından, davanın uzaması veya kısalması, tarafların boşanma konusundaki iradesiyle doğrudan bağlantılı değildir. Dolayısıyla, çekişmeli boşanma sürecinin uzunluğu, esas olarak dava konularının niteliğine ve usul işlemlerinin gerekliliğine bağlıdır.
4-Karşı Taraf Duruşmaya Gelmezse Süre Uzar Mı?
Davacının duruşmaya katılmaması, dava dosyasının düşmesine neden olabilir. Buna karşılık, davalının duruşmaya katılmaması veya dava dilekçesine cevap vermemesi, sürecin uzamasına yol açmaz; aksine, davalının bu durumda yeni delil sunma, tanık gösterme ve iddialarına karşı savunma yapma hakları kısıtlanır. Mahkeme, mevcut usul işlemlerini ve sunulan delilleri değerlendirerek davayı devam ettirir. Dolayısıyla, davalının davaya cevap vermemesi, sürecin yönetimi açısından davacı lehine bir hukuki sonuç doğurur ve mahkemenin karar alma sürecini etkiler.
5- Çekişmeli Boşanma Davası Kaç Celsede Biter?
Bir çekişmeli boşanma davası, genellikle ortalama olarak 5–6 duruşmada sonuçlanmaktadır. Dava süreci, öncelikle ön inceleme duruşması ile başlar. Bu aşamada, dava dilekçesi ve delillerin eksiksiz olup olmadığı kontrol edilir ve taraflara süreçle ilgili bilgiler verilir. Ardından, delillerin incelenmesi ve tanıkların dinlenmesi aşamaları başlar. Tüm usul işlemleri tamamlandıktan sonra, karar son duruşmada açıklanır.
Mahkeme kararına karşı taraflar, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde itiraz edebilir; bunun ardından karar istinaf süreci kapsamında üst mahkemede yeniden incelenir.
6- Çekişmeli Boşanma Davası Neden Uzun Sürüyor?
Çekişmeli boşanma davaları, taraflar arasında uzlaşmazlık bulunması nedeniyle ihtilaflı davalar olarak nitelendirilir. Mahkeme, tarafların iddialarını ve sundukları delilleri titizlikle inceleyerek karar verir. Hakim, gerekli usuli işlemleri tamamlamadan ve delilleri değerlendirmeden nihai bir karara ulaşamaz.
Süreç, tarafların iddialarına, delillerin kapsamına ve tanık beyanlarının alınmasına bağlı olarak uzayabilir. Bu nedenle, çekişmeli boşanma davalarının profesyonel bir avukat eşliğinde yürütülmesi, sürecin daha etkin yönetilmesini ve olası hukuki hataların önlenmesini sağlar.
7- Kadın Boşanma Davası Açar, Erkek Kabul Etmezse Ne Olur?
Kadın, boşanma davası açtığında, erkek bu talebi kabul etmezse dava çekişmeli boşanma sürecine dönüşür. Bu süreçte, boşanmayı talep eden tarafın, yani kadının, boşanmayı haklı kılacak somut gerekçeleri ve erkeğin evlilik birliği içerisindeki kusurlarını mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu gerekçeler, zina, şiddet, onur kırıcı davranışlar, terk, akıl hastalığı veya evliliğin temelinden sarsılması gibi Türk Medeni Kanunu’nda sayılan boşanma sebeplerine dayanabilir.
Kadın, davayı desteklemek amacıyla deliller, tanık beyanları, yazışmalar, raporlar ve diğer hukuki belgeleri sunmakla yükümlüdür. Mahkeme, sunulan delilleri titizlikle değerlendirerek, erkeğin itirazına rağmen boşanma talebinin haklı olup olmadığına karar verir. Eğer mahkeme, kadının sunduğu deliller doğrultusunda evliliğin sürdürülemez hale geldiğine kanaat getirirse, erkek istemese dahi boşanma kararı verilebilir.
Bu bağlamda, çekişmeli boşanma davalarında delil sunumu ve hukuki argümanların etkin kullanımı, davanın sonucunu doğrudan etkileyen kritik bir faktördür. Ayrıca, boşanma sürecinin doğru ve stratejik bir şekilde yönetilmesi, tarafların hak kayıplarını önlemek ve davayı hızlandırmak açısından büyük önem taşır.
8- Erkek Boşanmak İstemezse Dava Uzar mı?
Eğer erkek boşanmayı kabul etmezse, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşür ve bu durum sürecin uzamasına yol açabilir. Çekişmeli boşanma davalarında, her iki tarafın da hukuki savunmalarını ve taleplerini mahkemeye sunması gerekmektedir. Mahkeme, tarafların sunduğu iddiaları, delilleri ve tanık beyanlarını titizlikle değerlendirerek karar verir.
Çekişmeli boşanma davalarının süresi, mahkeme yoğunluğu ve davanın karmaşıklığına bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle 2 yıl kadar sürebilmektedir. Bu süreç, delil toplama, tanık dinleme, ara kararların alınması ve usuli işlemlerin tamamlanması gibi adımları kapsar.
Bu nedenle, çekişmeli boşanma davalarının karmaşık ve uzun olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, tarafların profesyonel hukuki destek alarak süreci yürütmesi büyük önem taşır. Hukuki danışmanlık, hem davanın etkin yönetilmesini sağlar hem de tarafların hak kayıplarını önlemeye yardımcı olur.
BOŞANMANIN SON ÇARE OLMASI İLKESİ NEDİR?
Boşanma kararı, çiftler arasında ortaya çıkan uyumsuzluklar ve çözülemeyen zorluklar sonucunda alınmaktadır. Boşanmaya yol açan etkenler arasında süregelen anlaşmazlıklar, iletişim sorunları, sadakatsizlik, aile içi şiddet veya farklı hayat hedefleri gibi durumlar yer alabilir. Boşanma, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte tarafların hayatlarında yeni bir aşamaya geçişi ifade eder. Bu süreçte, maddi paylaşım, çocukların velayeti, nafaka ve benzeri hukuki ve mali konular ele alınır ve taraflar için adil bir çözüm bulunması amaçlanır.
Boşanmanın her zaman son çare olarak değerlendirilmesi, hem sosyal hem de hukuki açıdan büyük önem taşır. Evlilik birliğinin sürdürülmesi ve ilişkideki sorunların çözülmesi için, dava açılmadan önce uzlaşma, arabuluculuk veya psikolojik danışmanlık gibi alternatif yöntemlerin denenmesi önerilmektedir. Ancak bazı durumlarda, boşanma, tarafların daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için tek uygun seçenek olabilir.
Hukuki açıdan, boşanmanın son çare olma ilkesi, mahkemelerin karar süreçlerini de etkiler. Hukuk sistemleri, çiftlerin boşanma taleplerini değerlendirirken, evlilik birliğinin sürdürülmesini teşvik eder ve sorunların çözülmesini öncelikli hedef olarak görür. Bu nedenle, boşanma davalarında mahkemeler, çiftlerin öncelikle evliliklerini kurtarma girişimlerinde bulunmalarını ve hukuki danışmanlık veya arabuluculuk gibi alternatif çözüm yollarını denemelerini bekler.
Ayrıca, bu ilke, mahkemelerin çocukların çıkarlarını koruma ve aile birliğinin bütünlüğünü gözetme yükümlülüğünü de vurgular. Ancak bazı durumlarda, evlilik tamir edilemez hale gelebilir. Bu durumlarda, mahkemeler, tarafların haklarını ve çocukların yararını dikkate alarak boşanma kararı verir. Hukuki çerçevede boşanmanın son çare olma ilkesi, evlilikteki sorunların çözümünde diğer alternatiflerin değerlendirilmesini ve boşanmanın yalnızca kaçınılmaz bir durumda uygulanmasını öngörmektedir.

BOŞANMADA MAL KAÇIRMA NEDİR?
Boşanma, evlilik birliğinin hukuken sona ermesi ile birlikte birçok hukuki sürecin işletildiği kapsamlı bir aşamadır. Bu süreçte en önemli konulardan biri, eşler arasında gerçekleştirilecek olan mal rejiminin tasfiyesi ve mal paylaşımının hukuka uygun şekilde yapılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre, evlilik süresince edinilen mallar üzerinde her iki eşin de yasal hakları bulunmaktadır. Bu nedenle boşanma aşamasında, tarafların bu haklarını korumaya yönelik ayrıntılı bir hukuki inceleme yapılması zorunludur.
Taraflar arasında mal rejimine ilişkin bir evlilik öncesi anlaşma bulunmuyorsa, mal paylaşımının kapsamı ve yöntemi ayrı bir önem kazanır. Bu süreçte bazı eşler, kötü niyetli olarak malları gizleme, üçüncü kişilere devretme, gerçek dışı satış işlemleri yapma veya malları elden çıkarma girişimlerinde bulunabilirler. Bu tür eylemler, uygulamada “boşanmada mal kaçırma” olarak adlandırılmaktadır.
Boşanmada mal kaçırma, bir eşin boşanma davası açılmadan önce veya dava devam ederken, mal paylaşımını engellemek amacıyla hileli, muvazaalı, gerçeğe aykırı veya maksatlı işlemler yapmasıdır. Bu davranışlar hem eşin diğer eşe karşı yükümlülüklerini ihlal etmesi hem de mal rejiminin objektif şekilde tasfiyesini zorlaştırması nedeniyle hukuken korunmamaktadır. Bu nedenle, mal kaçırma amacıyla yapılan işlemler, çoğu zaman hukuken geçersiz, iptal edilebilir veya tasfiyede hesaba katılmak zorunda olan işlemler olarak değerlendirilir.
Türk hukukunda mal kaçırma; muvazaa iddiası, tapu iptal ve tescil davaları, ihtiyati tedbir talepleri, üçüncü kişilere yapılan devirlerin incelenmesi, mal varlığı araştırmaları gibi araçlarla tespit edilmekte ve engellenmektedir. Eşlerden biri mal kaçırma girişiminde bulunduğunda, diğer eş bu durumu ispatlayarak mahkemeden gerekli hukuki tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Aksi halde, mal rejiminin tasfiyesinde geri dönüşü olmayan hak kayıpları meydana gelebilir.
Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Yapılır?
Boşanma süreci, anlaşmalı veya çekişmeli şekilde yürütülebilir. Anlaşmalı boşanmalarda taraflar genellikle mal paylaşımı konusunda karşılıklı mutabakata varırken, çekişmeli boşanmalarda mal rejiminin tasfiyesi en çok ihtilaf yaratan hususlardan biri olmaktadır. Bu nedenle, mal kaçırma girişimleri çoğunlukla çekişmeli boşanma davalarında ortaya çıkar. Taraflardan biri, mal paylaşımı sırasında kendi payını artırmak veya karşı tarafın haklarını zayıflatmak amacıyla hilleli, muvazaalı veya gerçeğe aykırı işlemler yapmaya yönelebilir.
Bu kapsamda, boşanmada mal kaçırmanın başlıca yöntemleri şu şekilde ortaya çıkar:
- Mal Satışı veya Devri: Eşlerden biri, boşanma davası açılmadan önce veya dava devam ederken, sahip olduğu taşınır veya taşınmaz malları üçüncü kişilere devredebilir. Bu satış çoğu zaman görünüşte bir satış olup malvarlığını paylaşım dışında bırakma amacı taşır.
- Düşük Bedelle Satış (Muvazaalı Satış): Mal, tapuda gerçek değerinin çok altında bir bedelle üçüncü kişilere devredilerek eşin pay alması engellenmeye çalışılır. Bu işlem, mal kaçırmada en sık başvurulan yöntemlerden biridir.
- Bağışlama Yoluyla Mal Kaçırma: Eş, mallarını “bağış” adı altında başka kişilere devrederek, mal rejiminin tasfiyesinde hesaba katılmasını engellemek isteyebilir. Bu tür bağış işlemleri çoğunlukla mal kaçırma kastının en açık göstergesidir ve muris muvazaası davasına konu olabilir.
- Sahte veya Yetkisiz Vekaletname Düzenlenmesi: Bazı durumlarda, eşlerden biri gerçek dışı veya sahte vekaletname kullanarak diğer eşin üzerine kayıtlı malvarlığını devredebilir. Bu işlem ağır hukuki yaptırımlar doğurur.
- Tapu Kaçırma ve Muvazaalı Tapu İşlemleri: Eş, aile konutu veya başka bir taşınmazın tapusunu, diğer eşin rızası olmadan başka bir kişiye devredebilir. Aile konutu söz konusu olduğunda bu işlem, TMK m.194’e açık aykırılık teşkil eder.
- Banka Hesaplarını Boşaltma: Bazı eşler boşanma sürecinde, ortak tasarrufların bulunduğu banka hesaplarını ani para çekme işlemleriyle tamamen boşaltarak mal kaçırmaya yönelebilir.
- Şirket Üzerinden Mal Kaçırma: Eşin işletmesi veya Türkiye’de şirketi varsa, fatura kesme, sahte borç oluşturma, hisse devri, sahte ticari işlem gibi yöntemlerle şirket varlıkları azaltılabilir. Bu da tüzel kişilikler aracılığıyla sık görülen bir mal kaçırma tekniğidir.
Bu tür işlemler, hem boşanma sürecinde hem de boşanma sonrasında yapılmış olsa dahi hukuken tamamen geçerli kabul edilmez. Türk hukukunda muvazaa, hile, kötü niyetli mal devri gibi işlemler, eş tarafından dava yoluyla iptal ettirilebilir ve malların tasfiyede hesaba katılması sağlanabilir.
Ayrıca, mal kaçırma şüphesi bulunan durumlarda ihtiyati tedbir, tapuya şerh, bankalara yazı, üçüncü kişilere yönelik dava gibi hukuki mekanizmalar devreye sokularak malların korunması mümkündür.
Boşanmada Mal Kaçırma Nasıl Engellenir?
Boşanma sürecinde mal kaçırma, eşlerden birinin ortak malvarlığını paylaşım dışı bırakmak için hileli işlemler yapmasıdır. Bu tür girişimler doğru hukuki tedbirlerle engellenebilir. Peki, boşanmada mal kaçırma nasıl engellenir?
1- Aile Konutu Şerhi
Aile konutu olarak kullanılan evin tapu kaydına aile konutu şerhi konulması, eşin rızası olmadan konutun satılmasını, devredilmesini veya ipotek edilmesini engeller. Bu şerh, mal kaçırmanın en etkili şekilde önüne geçen yöntemlerden biridir.
2- Muvazaalı (Hileli) İşlemlerin İptali
Eğer eşlerden birinin mallarını muvazaalı, yani hileli veya danışıklı biçimde üçüncü kişilere devrettiği ispatlanırsa, bu işlemler mahkeme kararıyla iptal edilebilir. Böylece mallar yeniden paylaşım kapsamına alınır.
3- İhtiyati Tedbir Kararı
Boşanma davası açıldığında veya açılmadan hemen önce eşin mal kaçırmasından şüphe duyulursa, mahkemeden ihtiyati tedbir kararı istenebilir. Bu karar ile malların satılması, devredilmesi veya değerinin azaltılması yasaklanır. Tedbir kararı, mal kaçırmayı durdurmada en hızlı ve etkili hukuki mekanizmalardan biridir.
4- Kötü Niyetli Devirlerin İptali
Boşanma davasından hemen önce yapılan devirler, eğer kötü niyetli olduğu kanıtlanırsa mahkeme tarafından iptal edilebilir. Böylece mallar tekrar paylaşıma dahil edilir. Özellikle değerinin çok altında satılan mallar, gizli bağış veya danışıklı satış niteliğinde kabul edilerek iptale konu olabilir.
Mal kaçırma girişimlerinin tespiti ve engellenmesi hukuki bilgi gerektirir, hızlı hareket etmeyi zorunlu kılar ve doğru dilekçelerin zamanında sunulmasını gerektirir. Bu nedenle, alanında deneyimli bir gayrimenkul avukatından profesyonel destek almak hak kaybının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Boşanmada Eşten Mal Kaçırma Davası
Boşanmada mal kaçırma teşebbüsleri, hukuki açıdan dava konusu olabilir. Boşanma davası süresince veya sonrasında, mal paylaşımıyla ilgili hileli işlemler tespit edilirse eşten mal kaçırma davası açılabilir. Malları kaçırıldığına dair somut deliller sunulduğunda, mahkeme ihtiyati tedbir kararı ile malların devrini engelleyebilir.
Eşten mal kaçırma davası açmak için belirli bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Ancak, boşanma davası öncesinde veya dava sırasında malların kaçırıldığına dair bir şüphe oluştuğunda, derhal ihtiyati tedbir kararı alınması gerekmektedir. Aksi takdirde, mal kaçırma eylemi gerçekleşebilir ve tarafın paylaşım hakkı zarar görebilir.
Bu nedenle, boşanmada mal kaçırma şüphesi doğduğunda hızlı ve hukuki adımların atılması, tarafların haklarının korunması ve mal paylaşımının sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Boşanma Davasında Mal Kaçırmanın Cezası
Boşanmada mal kaçırma girişimleri, yalnızca mal paylaşımını etkilemekle kalmaz, bazı durumlarda cezai yaptırımları da beraberinde getirir. Bu tür eylemler, Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümlerine göre suç teşkil edebilir. Örneğin:
- Sahte Vekaletname Düzenlemek: TCK’nın 204. maddesi uyarınca, resmi belgede sahtecilik suçu işlenmişse, cezai yaptırım uygulanır.
- Dolandırıcılık: Eşi kandırarak mal kaçırma girişiminde bulunmak, TCK’nın 157. ve 158. maddeleri kapsamında dolandırıcılık suçu olarak değerlendirilebilir.
- Şantaj veya Tehdit: Eşin mal kaçırma amacıyla şantaj veya tehdit gibi eylemler gerçekleştirmesi, TCK’ya göre cezalandırılabilir.
Bu tür durumlarda, hileli ve kötü niyetli işlemler yalnızca mal paylaşımını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda cezai sonuçlar doğuracak şekilde de hukuki olarak ele alınır.
Sonuç olarak, boşanmada mal kaçırma, hem hukuki hem de cezai sonuçlar doğurabilecek ciddi bir eylemdir. Eşlerden biri, mal paylaşımını engellemek amacıyla çeşitli yollarla mal kaçırmaya çalışabilir, ancak bu tür girişimler yasal düzenlemeler ve mahkeme kararları ile engellenebilir.
BOŞANMA DAVASINDA ERKEĞİN HAKLARI NELERDİR?
Boşanma sürecinde erkeğin sahip olduğu haklar, Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenmiştir. Erkekler, boşanma davası sırasında ve sonrasında bu hakları kullanabilirler. Bu hakların doğru ve eksiksiz şekilde savunulabilmesi için yasal süreçlerin yakından takip edilmesi ve gerektiğinde hukuki danışmanlık alınması büyük önem taşır.
Boşanmada erkeğin hakları şunlardır:
- Nafaka Hakkı: Erkek, maddi durumu yetersizse ve yoksulluğa düşecekse, karşı taraftan yoksulluk nafakası talep edebilir.
- Çocuk İçin Nafaka Hakkı: Eğer çocuğun velayeti erkeğe verilmişse, çocuk için nafaka talebinde bulunabilir.
- Mal Paylaşımı Hakkı: Evlilik süresince edinilen malların paylaştırılması sürecinde, erkek kendi payına düşen mal varlığını talep etme hakkına sahiptir.
- Maddi ve Manevi Tazminat Hakkı: Eğer erkek, evliliğin sona ermesinde mağdur olmuşsa, maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir.
- Velayet Hakkı: Erkek, çocuğun velayetini alma hakkına sahiptir, ancak bu karar mahkeme tarafından verilir.
- Çocukla Kişisel İlişki Kurma Hakkı: Velayet karşı tarafa verilmiş olsa bile, erkek çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.
- Konuta Aile Şerhi Koyma Hakkı: Aile konutunun devrini önlemek amacıyla, erkeğin konuta aile şerhi koydurma hakkı vardır.
- Ortak Evin Tahsisi Hakkı: Ortak evin kendisine tahsis edilmesini talep edebilir, özellikle barınma ihtiyacı söz konusuysa bu hak önemli bir güvence sağlar.
BOŞANMA DAVASINDA KADININ HAKLARI NELERDİR?
Boşanma sürecinde kadınların çeşitli yasal hakları bulunmaktadır. Bu haklar, kadının ve çocuklarının ekonomik ve sosyal güvenliğini sağlamaya yöneliktir. Boşanma davasında kadınların sahip olduğu başlıca haklar şunlardır:
- Kadının Tedbir Nafakası Hakkı: Kadın, boşanma davası süresince geçimini sağlamak amacıyla tedbir nafakası talep edebilir.
- Çocuk İçin Tedbir Nafakası Hakkı: Boşanma davası sırasında çocukların bakımı ve geçimi için de tedbir nafakası talep edilebilir.
- Kadının Yoksulluk Nafakası Hakkı: Boşanma sonrasında kadın yoksulluğa düşecekse karşı taraftan yoksulluk nafakası talep edebilir.
- Çocuk İçin İştirak Nafakası Hakkı: Çocuğun bakım, eğitim ve diğer masraflarını karşılamak için boşanma sonrası iştirak nafakası istenebilir.
- Kadının Maddi Tazminat Hakkı: Boşanma nedeniyle kadının maddi kayıplarının telafisi için maddi tazminat talep edebilir.
- Kadının Manevi Tazminat Hakkı: Kadının boşanma sürecinde yaşadığı duygusal zararlar için manevi tazminat talep etme hakkı vardır.
- Ziynet Eşyası Alacağı Hakkı: Kadın, düğün sırasında veya evlilik süresince kendisine ait olan ziynet eşyalarının iadesini talep edebilir.
- Kadının Mehir Hakkı: İslam hukukuna göre evlilik sırasında kararlaştırılan mehirin ödenmesini boşanma davasında talep edebilir.
- Mal Rejiminden Doğan Haklar: Kadın, evlilik süresince edinilmiş malların paylaşımı için mal rejimi hükümlerine göre hak talep edebilir.
- Çocuğun Tedbiren Velayetini Talep Etme Hakkı: Boşanma davası devam ederken çocuğun geçici olarak kadına verilmesini talep edebilir.
- Çocuk ile Kişisel İlişki Kurma Hakkı: Boşanma sonrasında velayet kendisine verilmemiş olsa bile çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.
- Kadının Velayet Hakkı: Kadın, boşanma davasında çocuğun velayetini talep edebilir. Velayet kararı verilmeden müşterek çocuk yurtdışına götürülmüşse yurtdışına götürülen çocuğun iade edilmesini talep etme hakkı vardır. Uluslararası çocuk kaçırma vakalarında konusunda uzman bir uluslararası çocuk kaçırma avukatı yardımı olmak kritiktir.
- Ortak Konutun Eşlerden Birine Tahsisi: Boşanma süresince ortak konutun geçici olarak kadına tahsisini talep edebilir.
- Aile Konutu Şerhi Konulmasını İsteme Hakkı: Kadın, ortak aile konutunun üzerine şerh koydurarak, bu konutun eş tarafından satılmasını engelleyebilir.
- Kendi Eşyalarını Talep Etme Hakkı: Kadın, boşanma sürecinde kendi kişisel eşyalarının iadesini talep edebilir.
- Boşanan Kadının Soyadı: Boşanma sonrasında kadın, eski eşinin soyadını kullanmak istiyorsa mahkemeye başvurarak bunun devamını talep edebilir.
- 6284 Sayılı Kanundan Kaynaklanan Koruyucu Tedbirlerin Uygulanmasını Talep Etme Hakkı: Şiddet gören veya tehdit altında olan kadın, 6284 sayılı Kanun kapsamında ailei içi şiddeti önlemek için koruyucu tedbirler talep edebilir.
- Ücretsiz Avukat Talep Etme Hakkı: Kadın, maddi durumunun yetersiz olması halinde devlet tarafından ücretsiz avukat talep edebilir.
Her iki taraf da yasal haklarını savunurken, sürecin adil ilerlemesi ve hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan destek almalıdır.

ALDATMA (ZİNA) SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI
Aldatma sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik süresi boyunca sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek bir başkasıyla cinsel ilişkide bulunması durumunda açılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi bu konuyu düzenlemektedir.
Zina, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin evlilik dışı bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi anlamına gelir. Kanun yalnızca cinsel ilişkiyi zina olarak kabul eder. Diğer sadakatsizlik veya güven sarsıcı davranışlar zina sayılmaz ancak bunlar başka boşanma sebepleri olabilir.
Zinada Boşanma Davası Açma Süresi
Zina fiilini öğrenen eş, öğrenmeden itibaren 6 ay içerisinde boşanma davası açmalıdır. Ayrıca, zina olayı üzerinden 5 yıl geçmeden dava açılmalıdır. Bu sürelerin dolması durumunda zinaya dayalı dava hakkı ortadan kalkar.
Eğer aldatılan eş, zinayı öğrendikten sonra eşini affederse, aldatma sebebiyle boşanma davası açma hakkını kaybeder. Affetme, açık bir şekilde olabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir.
Zina fiilinin ispatı, boşanma davasında önemlidir. Delil olarak şunlar kullanılabilir:
- Otel kayıtları
- Telefon mesajları ve arama kayıtları
- Tanık ifadeleri
- Fotoğraf ve video kayıtları
Zina, doğrudan ispatlanamıyorsa dolaylı delillerle de kanıtlanabilir. Örneğin, eşlerin birlikte geceyi geçirmesi gibi durumlar zina için karine oluşturabilir. Ayrıca aldatmaya ilişkin deliller kullanılırken kişisel verilerin gizliliği ilkelerine riayet edilmesi gerekmektedir.
Aldatma sebebiyle açılan boşanma davalarında mahkemeden gizlilik kararı talep edilebilir. Bu durumda duruşmalar halka kapalı olarak yürütülür ve mahkeme kararının detayları basına veya 3.kişilere açıklanmaz.
Aldatmada Maddi ve Manevi Tazminat
Aldatma sebebiyle açılan boşanma davalarında, aldatılan eş maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Zina, boşanmada kusurun büyük ölçüde aldatma yapan eşte olduğu anlamına gelir ve bu durum nafaka ve mal paylaşımı süreçlerini etkileyebilir.
Aldatma Durumunda Mal Paylaşımı
Zina nedeniyle boşanma durumunda, zina eden eşin mal paylaşımındaki hakkı sınırlandırılabilir. Mahkeme, zina fiilini kusurlu davranış olarak değerlendirerek mal paylaşımını değerlendirebilir.
EN KOLAY BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?
Eşler arasındaki temel sorumlulukların yerine getirilmemesi, boşanma sebeplerinin başında gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 161 ve devamı maddelerinde boşanma sebepleri düzenlenmiştir. Bu sebepler genel ve özel boşanma nedenleri olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Özel Boşanma Nedenleri
Özel boşanma sebepleri, belirli bir olayın gerçekleşmesi durumunda eşlere boşanma davası açma hakkı tanır. Bu sebepler şunlardır:
- Zina: Eşlerden birinin eşinden başka biriyle isteyerek cinsel ilişkiye girmesi durumudur. Kanunda zina, boşanma sebepleri arasında yer alır ve eşe boşanma davası açma hakkı verir.
- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış: Eşlerden biri diğerinin hayatına kastederse ya da ona onur kırıcı veya kötü davranışlarda bulunursa boşanma davası açılabilir.
- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya toplum tarafından haysiyetsiz kabul edilen bir yaşam sürerse, diğer eş onunla yaşamak zorunda olmadığı için boşanma davası açabilir.
- Terk: Eşlerden biri, ortak hayatı terk ederse ve bu durum kanunun belirlediği koşullar çerçevesinde gerçekleşirse, terk edilen eş boşanma davası açabilir.
- Akıl Hastalığı: Eşlerden birinin tedavi edilemez bir akıl hastalığına sahip olması ve bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirmesi durumunda, akıl hastalığının resmi sağlık raporuyla tespit edilmesi şartıyla boşanma talep edilebilir.
2- Genel Boşanma Nedeni
Genel boşanma sebepleri, belirli bir olaya bağlı olmayan durumlarda eşlere boşanma davası açma hakkı tanır. Bu sebeplerden en önemlisi evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Eşler arasında ortak hayatın sürdürülemeyecek derecede bozulması, boşanma için genel bir neden olarak tanımlanmıştır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, çeşitli olaylardan kaynaklanabilir ve boşanma sürecini başlatabilir.
EN SIK KARŞILAŞILAN BOŞANMA SEBEPLERİ
Türk aile yapısında en sık karşılaşılan boşanma nedenleri, psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddet ile aldatma gibi olaylardan kaynaklanmaktadır.
1. Psikolojik Şiddet
Psikolojik şiddet, boşanma davalarında en çok karşılaşılan sebeplerin başında gelir. Aşağılamak, hakaret etmek, tehdit etmek, sürekli eleştirmek ve eşe duygusal olarak zarar vermek gibi davranışlar psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilir.
2. Ekonomik Şiddet
Eşin maddi gücü kullanarak diğer eşi kontrol etmesi veya küçük görmesi ekonomik şiddet olarak tanımlanır. Özellikle kadına karşı uygulanan ekonomik şiddet, boşanma davalarında sık karşılaşılan sebepler arasındadır.
3. Fiziksel Şiddet
Fiziksel şiddet, boşanma sebepleri arasında önemli bir yer tutar. Eşe tokat atmak, itmek, yumruk atmak gibi bedene zarar veren her türlü davranış fiziksel şiddet olarak değerlendirilir ve boşanma sebebidir.
4. Aldatma
Eşin sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek, duygusal veya cinsel bir ilişki yaşaması aldatma olarak kabul edilir. Aldatma, en yaygın boşanma sebeplerinden biridir.
Boşanma sebepleri, toplumun sosyo-ekonomik yapısındaki değişimlerle doğru orantılı olarak değişmektedir. Örneğin, 1990’lı yıllarda en sık karşılaşılan boşanma sebebi genç yaşta evlilikken, günümüzde bu sebep artık geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde en çok karşılaşılan boşanma sebepleri arasında psikolojik ve ekonomik şiddet öne çıkarken, aldatma geri plana düşmüştür.
Ayrıca, yapılan araştırmalar kadınların %60’ında, erkeklerin ise %40’ında psikolojik şiddetin boşanma nedeni olduğunu ortaya koymaktadır.
Ekonomik zorluklar, değişen sosyal normlar ve aile yapısındaki dönüşümler de boşanma sebeplerinin sürekli değişmesine neden olmaktadır.

BOŞANMA DAVASI SONUÇLANDIKTAN SONRAKİ SÜREÇ
Mahkeme tarafından Türkiye’de boşanma kararı verilmesiyle boşanma hemen gerçekleşmez. Kararın kesinleşmesi için, tarafların temyiz veya istinaf süreçlerinin sona ermesi gerekir. Mahkemenin taraflara gerekçeli kararı tebliğ etmesinin ardından, verilen süre içerisinde iki taraf da istinaf veya temyiz talebinde bulunmazsa boşanma kararı kesinleşir.
Süreyi beklemek istemeyen taraflar, gerekçeli kararı tebliğ aldıktan sonra 2 haftalık süreyi beklemeksizin istinaf veya temyiz haklarından feragat ettiklerine dair dilekçe sunabilirler. Bu durumda da boşanma kararı kesinleşir. Kesinleşme şerhinin yazılması ile birlikte Aile Mahkemesi tarafından boşanma kararı ilgili Nüfus Müdürlüğü’ne bildirilir.
Boşanma kararıyla birlikte eşlerin birbirine karşı miras hakkı ortadan kalkar. Artık birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve miras intikal edemezler. Ancak, eşlerin boşanma sonrası birbirleri lehine yapmış oldukları ölüme bağlı tasarruflar geçerlidir. Bu durumda bir miras avukatı desteği almak önemlidir.
Boşanma davası sonuçlandıktan sonra, çiftler arasında çeşitli süreçler ve düzenlemeler gerçekleştirilir. Bunlar şunlardır:
- Mal Paylaşımı: Boşanma kararıyla birlikte, evlilik birliği sırasında edinilen mal varlığının paylaşımı gerçekleştirilir. Bu süreç, taşınır ve taşınmaz malların değerlendirilmesini, bölüşülmesini veya taraflar arasında anlaşma sağlanmasını içerir. Eğer taraflar anlaşmazlık yaşarsa, mahkeme mal paylaşımına ilişkin bir karar verebilir.
- Nafaka: Boşanma kararıyla birlikte, ekonomik güçsüzlük yaşayan eşe nafaka ödenmesi söz konusu olabilir. Nafaka, ekonomik desteği sağlamak ve boşanma sonrası yaşam standartlarını korumak amacıyla belirlenir. Nafaka miktarı ve süresi, tarafların gelir durumları, yaşam koşulları ve diğer faktörlere bağlı olarak belirlenir.
- Çocukların Velayeti: Boşanma durumunda, çocukların velayeti üzerinde de karar verilir. Velayet hakkı anne, baba veya ortak velayet şeklinde düzenlenebilir. Velayet kararında, çocuğun fiziksel, duygusal ve eğitimsel ihtiyaçlarına uygun düzenlemeler yapılır.
- Eşler Arasındaki Anlaşmalar: Boşanma sonrası süreçte, eşler arasında ayrılık sonucunda ortaya çıkan diğer konular da ele alınır. Bunlar arasında eşlerin iletişim ve ziyaret düzenlemeleri, soyadı değişikliği talepleri, mirastan feragat gibi hususlar yer alabilir.
- Mahkeme Kararının Uygulanması: Boşanma kararı ve beraberindeki düzenlemelerin uygulanması için tarafların kararı mahkemece onaylanmalıdır. Taraflar, mahkeme kararına uygun şekilde mal paylaşımını gerçekleştirir, nafaka ödemelerini yapar ve çocukların velayetiyle ilgili düzenlemelere riayet ederler.
BOŞANMA KARARININ TANIMA VE TENFİZİ
Boşanma yurt dışında gerçekleştiyse, Türkiye’de boşanma kararının tanınması ve geçerli olması için Tanıma ve Tenfiz davası açılması gerekmektedir. Bu dava, boşanma kararının tanınması talebiyle veya tazminat, nafaka gibi hükümleri içeriyorsa tenfiz talebiyle açılabilir. Önemle belirtmek gerekir ki yabancıların Türkiye’de bulunan taşınmazları MÖHÜK kapsamında Türk Hukukuna tabi olduğu için ancak Türkiye’de işbu malların paylaşımı için bir karar verilebilir.
Tanıma ve tenfiz davalarında, MÖHUK 50. maddesindeki şartların varlığına bakılır. Mahkeme, esasa girmez; öncelikle kararın yabancı bir mahkemeden verilmiş olması, kararın kesinleşmiş olması ve hukuk davasına ilişkin olması şartlarını inceler.
Türkiye’de boşanma kararının tanınması ve tenfizi için yabancılar hukuku kapsamında karşılıklılık aranır ve verilen karar kamu düzenine aykırı olmamalıdır. Bu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yurtdışı tebligatlarının yapılabilmesi zorunluluğu nedeniyle süreç meşakkatli ve zaman alıcıdır; bu nedenle davanın bir avukat yardımıyla yürütülmesi tavsiye edilir.
Tanıma ve tenfiz işlemleri, yabancı bir ülkede verilen boşanma kararının Türkiye’de de geçerli hale gelmesi için gereken hukuki süreçleri kapsar. Türkiye’de bu süreç şu adımlarla yürütülür:
- Başvuru: Boşanma kararının tanınması ve tenfizi için yetkili ve görevli mahkemeye başvuru yapılması gerekir.
- Belgelerin Sunulması: Başvuruda yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı sureti, yeminli tercüman tarafından yapılan çevirisi ve diğer gerekli belgeler sunulmalıdır. Ayrıca, gerektiğinde boşanma dilekçesi, ara karar evrakları gibi ek deliller de sunulabilir.
- Delillerin İncelenmesi: Mahkeme, sunulan belgeleri inceler ve kararın uygunluk şartlarını değerlendirir. Gerekli durumlarda ek deliller talep edebilir veya tanık ifadeleri alabilir.
- Türk Aile Hukuku ve Örf ve Adetlere Uygunluk: Mahkeme, yabancı mahkeme kararını değerlendirirken Türk Aile Hukuku ve Türk örf ve adetlerine uygun olup olmadığını dikkate alır. Kararın Türk Aile Hukuku’na veya örf ve adetlere aykırı olmaması gerekir.
- Kararın Verilmesi: Mahkeme, yabancı mahkeme boşanma kararının tanınması ve tenfizi konusunda karar verir. Kararda, boşanmanın Türkiye’de de geçerli olduğu tespit edilirse karar tanınmış ve tenfiz edilmiş sayılır.
- Tanıma ve Tenfiz İşlemleri: Mahkeme kararı nüfus kaydına işlenir. Ayrıca, mal paylaşımı, nafaka ve çocukların velayeti gibi konuların uygulanması için gerekli işlemler de gerçekleştirilir.