boşanma nafakası

Index

BOŞANMA NAFAKASI NEDİR?

Boşanma nafakası, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve belirli koşulların gerçekleşmesi halinde mahkeme kararıyla eşin diğer eşe düzenli maddi katkıda bulunmasını gerektiren bir hukuki yükümlülüktür. Boşanma nafakası, genel nafaka türlerinden yalnızca biri olup; eşler arasında ekonomik dengeyi sağlama amacı taşır. Bunun yanı sıra, kanunda öngörülen diğer nafaka türleri kapsamında, kişinin yardıma muhtaç çocuğuna, anne veya babasına ya da diğer yakınlarına nafaka ödeme yükümlülüğü de doğabilir. Dolayısıyla nafaka, yalnızca boşanmış eşler arasındaki bir ilişkiye özgü olmayıp, aile hukuku çerçevesinde çok daha geniş bir kapsama sahiptir.

Türk Dil Kurumu’na göre nafaka; “geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik” ve “bir kimsenin geçindirmekle yükümlü olduğu kişilere mahkeme kararıyla bağlanan aylık” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, nafakanın hem sosyal hem de hukuki boyutlarını ortaya koymaktadır.

Boşanma nafakası, evlilik birliğinin sona ermesinin ardından ekonomik açıdan güçsüz duruma düşen eşin, diğer eşten maddi destek almasını sağlayan bir kurumdur. Boşanma nafakasının türü (tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası) ve miktarı, mahkeme tarafından; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilik süresince oluşmuş yaşam standartları, çocukların ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurularak belirlenir. Eşler arasında bu hususta bir anlaşma sağlanamadığında, mahkemenin takdir yetkisi devreye girer.

Kamuoyunda yaygın olarak sanılanın aksine nafaka, yalnızca boşanma sürecine özgü bir ödeme türü değildir. Kanunda düzenlenen yardım nafakası, kişinin ekonomik olarak kendi geçimini sağlayamayacak durumda bulunan üstsoyu, altsoyu veya kardeşlerine karşı bir yükümlülük olarak ortaya çıkabilir. Bu yönüyle nafaka, aile bireyleri arasındaki sosyal dayanışmayı güçlendiren bir araç niteliği taşımaktadır.

Sonuç olarak nafaka; yalnızca bireyler arasında bir ödeme yükümlülüğü olarak değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, aile içi yardımlaşmayı ve sosyal dengeyi korumaya yönelik bir sistem olarak değerlendirilmelidir. Nafaka hükümleri, kamu yararı gözetilerek düzenlenmiş olup, toplumun hassas kesimlerinin ekonomik güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

Türk Medeni Kanunu Madde 174– Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

NAFAKA TÜRLERİ NELERDİR?

Türk hukuk sisteminde nafaka, bireyler arasındaki ekonomik dengeyi sağlamak, aile içi dayanışmayı korumak ve toplumsal yardımlaşmayı teşvik etmek amacıyla düzenlenmiş önemli bir hukuki düzenlemedir. Bu kapsamda dört temel nafaka türü öngörülmüştür:

  • Tedbir Nafakası
  • Yoksulluk Nafakası 
  • İştirak Nafakası
  • Yardım Nafakası

Her nafaka türü, farklı hukuki şartlara, amaçlara ve uygulama alanlarına sahiptir. Bu nedenle nafaka talebi değerlendirilirken, somut olayın özellikleri ve tarafların sosyal–ekonomik durumları dikkate alınır.

  1. Tedbir Nafakası Nedir?

Tedbir nafakası, boşanma davasından önce veya dava sürecinde talep edilebilen ve özellikle ekonomik açıdan zor durumda olan eşin temel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan geçici bir nafaka türüdür.

  • Hükmedilme Şartları: Tedbir nafakasında kusur aranmaz.
    Örneğin, boşanmada kusurlu görülen bir eş dahi tedbir nafakası talep edebilir.
  • Amaç: Evlilik birliği sona ermeden önce ekonomik mağduriyetin önlenmesi ve taraflar arasında geçici bir denge sağlanmasıdır.
  1. Yoksulluk Nafakası Nedir?

Boşanma kararıyla birlikte hükmedilen yoksulluk nafakası, yoksulluğa düşecek eşin ekonomik olarak desteklenmesini amaçlar.

  • Hükmedilme Şartları:Boşanma nafakasını talep eden eşin, boşanmada diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması ve boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olması gerekir.
  • Amaç:Ekonomik dengesizlik nedeniyle mağduriyetin önlenmesi ve boşanmanın yol açabileceği yoksulluk riskinin azaltılmasıdır.
  1. İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası, velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer zorunlu giderlerine katılmasını sağlayan nafaka türüdür.

  • Hükmedilme Şartları: Ergin olmayan çocuklar için, velayetin bırakılmadığı eş tarafından ödenir.
  • Amaç: Çocuğun üstün yararının korunması, ebeveynlerin çocuk üzerindeki bakım yükümlülüğünü ekonomik olarak paylaşmasıdır.
  1. Yardım Nafakası Nedir?

Yardım nafakası, ekonomik olarak yardıma muhtaç olan yakınlar için öngörülmüş bir nafaka türüdür. TMK m. 364 uyarınca bir kişi altsoyu, üstsoyu veya kardeşlerine yardım etmekle yükümlüdür.

  • Hükmedilme Şartları: Nafaka alacaklısının yardıma muhtaç olması ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücüne sahip olması gerekir.
  • Ergin Çocuklar İçin: Eğitimine devam eden ve ekonomik desteğe ihtiyaç duyan ergin çocuklar, iştirak nafakası yerine yardım nafakası talep edebilir. Bu durumda nafaka, doğrudan çocuğun kendisine ödenir.

Nafaka türlerinin tümü, bireylerin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını gözeterek aile içi sorumlulukları düzenleyen ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren düzenlemelerdir. Her nafaka türü, belirli hukuki şartlara bağlı olarak hükmedilir ve tarafların sosyal–ekonomik durumları, yaşam standartları ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.

boşanma nafaka şartları

BOŞANMA DAVALARINDA NAFAKA TALEBİ

Boşanma davalarında nafaka talebi, tarafların ekonomik dengelerinin korunması, mağduriyetlerin önlenmesi ve boşanmanın yarattığı olumsuz etkilerin azaltılması amacıyla sıklıkla gündeme gelen bir hukuki taleptir. Boşanma nafakasına ihtiyaç duyduğunu düşünen eş, boşanma davasıyla birlikte bu talebi ileri sürebilir. Nafaka talebinin fer’i nitelikte olması, usul ekonomisi açısından aynı dava kapsamında değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Nafaka talebi, hem anlaşmalı boşanma hem de çekişmeli boşanma davalarında ileri sürülebilir. Ancak bu iki dava türünde nafakanın dayanakları, süreçleri ve sonuçları bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.

  • Anlaşmalı Boşanma Davasında Nafaka Talebi

Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın tüm unsurları (nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı vb.) konusunda tam bir irade uyuşması sağlamaları gereken bir dava türüdür. Bu süreçte boşanma nafakası ve diğer nafaka türleri bakımından bazı temel hususlar önem taşır:

  1. Protokolün Hazırlanması: Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka talepleri açıkça belirtilmelidir. Boşanma protokolünde nafakaya ilişkin düzenleme yoksa, boşanma sonrasında yoksulluk nafakası veya maddi–manevi tazminat talep edilmesi mümkün değildir. Çünkü anlaşmalı boşanma davalarında kusur tespiti yapılmaz. Bu nedenle boşanma nafakasına hükmedilebilmesi için gerekli olan kusur ve yoksulluk şartları yargılama sırasında değerlendirilemez.
  2. İştirak Nafakasının Kamu Düzeni Kapsamı: İştirak nafakası, ergin olmayan çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılamaya yönelik olup kamu düzenine ilişkin bir konudur. Bu nedenle, protokolde hiç düzenleme bulunmasa dahi boşanma sonrasında iştirak nafakası için ayrı dava açılabilir. Hakim, çocukların üstün yararı gereği, taraflar talep etmese dahi iştirak nafakasına resen hükmedebilir. 
  • Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka Talebi

Çekişmeli boşanma davalarında nafaka talepleri, tarafların iddialarını ispat yükü altında bulunduğu ve uyuşmazlığın yoğun olduğu bir yargılama sürecinde değerlendirilir. Bu tür davalarda nafaka talebi genellikle iki aşamalı olarak ele alınır:

  1. Tedbir Nafakası Süreci: Dava süresince ekonomik olarak zor durumda kalmaması için hakim tarafından tedbir nafakasına hükmedilebilir. Hakim, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını gösteren sosyal inceleme raporu gibi delilleri dikkate alarak karar verir. Acil durumlarda sosyal inceleme raporu beklenmeksizin tedbir nafakası kararı verilebilir. Tedbir nafakasına ilişkin ara kararlara itiraz mümkündür. Örneğin, nafaka yükümlüsü, ekonomik durumunun uygun olmadığını, gelirinin düşük olduğunu ya da belirlenen miktarın yüksek olduğunu; kira sözleşmeleri, kredi ödemeleri, faturalar gibi belgelerle ispat edebilir.
  2. Yoksulluk ve İştirak Nafakası: Boşanma kararı kesinleştikten sonra, ekonomik olarak yoksulluğa düşecek eş için yoksulluk nafakasına, müşterek çocukların giderleri için ise iştirak nafakasına hükmedilir. Çekişmeli davalarda bu nafaka türlerine karar verilebilmesi, tarafların ileri sürdükleri iddiaların hukuki delillerle desteklenmesine bağlıdır. Hakimin kanaati, tarafların sunduğu deliller ve duruşmadaki beyanların bütünsel değerlendirilmesi sonucu oluşur.

BOŞANMA NAFAKASI ŞARTLARI NELERDİR?

Boşanma davalarında nafaka, özellikle ekonomik olarak daha güçsüz durumda bulunan eşin veya müşterek çocukların korunmasını sağlamak amacıyla düzenlenmiş bir hukuki korumadır. Boşanmanın taraflar üzerinde yaratabileceği maddi ve manevi etkileri dengelemek, aile bireylerinin yaşam standartlarının ani biçimde düşmesini önlemek ve sosyal düzeni korumak amaçlanmaktadır.

Boşanma nafakası, hem boşanma süreci içinde hem de boşanma sonrasında uygulanabilen çeşitli nafaka türlerini kapsar. Bu nedenle, boşanma nafakası şartları, her olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilir. Hakim, tarafların gelir durumları, kusur oranları, yaşam standartları, çocukların ihtiyaçları ve sosyal–ekonomik verileri dikkate alarak bir karar verir.

Her boşanma davasında nafaka şartlarının farklılık göstermesi, nafakanın bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanmasına olanak tanır. Bu doğrultuda, boşanma nafakası taleplerinin değerlendirilmesi, hem hukuki hem de sosyo-ekonomik açıdan kapsamlı bir incelemeyi zorunlu kılar.

  • Tedbir Nafakasının Şartları

Tedbir nafakası, boşanma nafakası türlerinden biridir ve boşanma davası sürecinde ekonomik olarak güçsüz durumda olan eş ile müşterek çocukların mağduriyet yaşamalarını önlemek amacıyla ödenir. Türk Medeni Kanunu’na göre tedbir nafakasının özellikleri şunlardır:

  1. Başlangıcı ve Süresi: Tedbir nafakası, boşanma davasının açılmasıyla birlikte başlar ve boşanmanın kesinleşmesiyle sona erer.
  2. Hükmedilme Şartları: Ekonomik olarak daha güçlü olan eşin mali gücü ile nafaka talep eden tarafın ihtiyaçları dikkate alınır. Hakim, talebe bağlı olarak, tarafların gelir–gider dengesi üzerinden değerlendirme yaparak nafakaya hükmeder.
  3. Güncellenme Talebi: Gerekli durumlarda, tedbir nafakasının artırılması veya azaltılması için hakimden güncelleme talep edilebilir.

Örneğin, taraflardan biri kira, mutfak masrafları gibi temel giderlerini karşılayamayacak durumdaysa ve diğer tarafın maddi gücü yeterliyse, hakim bu giderleri karşılayacak bir tedbir nafakası ödenmesine karar verebilir.

  • Yoksulluk Nafakasının Şartları

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında ekonomik açıdan zor duruma düşecek eşin geçimini temin etmek için diğer eş tarafından yapılan nakdi yardım niteliğindedir ve boşanma nafakası kapsamındaki en önemli türlerden biridir.

  1. Kanuni Dayanak ve Şartlar: Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusur durumu ise nafaka bağlanmasına engel değildir.
  2. Süresiz Nafaka: Kanun gereği, yoksulluk nafakası süresiz olarak bağlanabilir. Ancak ekonomik şartlardaki değişiklikler, nafaka alıcısının yeniden evlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlarda nafakanın kaldırılması veya azaltılması talep edilebilir.
  3. Miktarın Belirlenmesi: Nafaka belirlenirken, nafaka alacak tarafın barınma, gıda, sağlık gibi kişisel ihtiyaçları ve nafaka ödeyecek tarafın mali gücü göz önünde bulundurulur.

Örneğin boşanma sonrasında kendi geliri olmadığı için kira ve temel yaşam giderlerini dahi karşılayamayacak duruma düşen eş lehine, diğer eşin mali gücü oranında yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

  • İştirak Nafakasının Şartları

İştirak nafakası, müşterek çocukların bakım, eğitim, sağlık ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hükmedilen bir nafaka türüdür. İştirak nafakası sadece tarafların öz çocukları için değil, evlat edinme sonucu soybağı kurulan çocuklar için de hükmedilir. Bu nafaka da geniş anlamda boşanma nafakası sistemine dahildir.

  1. Kamu Düzeni Niteliği: Çocukların temel ihtiyaçlarını karşılama yükümlülüğü kamu düzeni kapsamındadır. Bu nedenle taraflar iştirak nafakasından feragat edemez. Hakim, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa re’sen (kendiliğinden) nafakaya hükmedebilir.
  2. Miktarın Belirlenmesi: Hakim, çocuğun eğitim, sağlık, barınma, giyim ve gıda gibi ihtiyaçlarını değerlendirir. Bu çerçevede mahkeme; gerekirse bilirkişi incelemesi yapar ve resmi kurumlardan belge ve bilgi talep edilerek nafaka miktarını belirler.
  3. Ödeme Yükümlülüğü: Velayeti almayan eş, müşterek çocukların giderlerini karşılamak üzere velayeti alan tarafa iştirak nafakası öder.

Günümüzde çok uluslu evliliklerin artması, buna paralel olarak uluslararası çocuk kaçırma vakalarında da ciddi bir artışa yol açmıştır. Diğer ebeveynin açık rızası olmaksızın müşterek çocuğun yurtdışına götürülmesi, iştirak nafakasını ortadan kaldıran bir durum değildir. Bu halde de iştirak nafakası devam eder ve nafaka yükümlüsü ebeveyn, nafaka ödeme yükümlülüğünü sürdürmek zorundadır.

Böyle bir durumda hem çocuğun iadesine ilişkin uluslararası hukuki süreçlerin hem de nafaka yükümlülüğünün doğru şekilde yönetilebilmesi için, uluslararası çocuk kaçırma alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması büyük önem taşır.

BOŞANMA NAFAKASI DAVASI NEDİR?

Boşanma nafakası davası, boşanma davası sırasında nafaka talebinde bulunmamış olan tarafın, boşanma kararı kesinleştikten sonra nafaka talep etmek istemesi halinde açılan bir davadır. Boşanma sırasında nafaka talep edilmemiş olması, sonradan nafaka talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Ancak bu hakkın kapsamı, boşanmanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi olduğuna göre değişiklik göstermektedir.

1- Boşanma Nafakası Davasının Genel Çerçevesi

Çekişmeli boşanma davalarında taraflar, boşanma sürecinde talep etmedikleri boşanma nafakası türlerini (özellikle yoksulluk nafakasını), boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava açarak talep edebilirler. Bu durumun dayanağı şu hususlardır:

  • Kusur Tespitinin Yapılmış Olması: Çekişmeli boşanma kararında tarafların kusur durumu mahkemece belirlenir. Bu nedenle, boşanma sırasında talep edilmese bile, daha ağır kusurlu olmayan eş sonradan yoksulluk nafakası talep edebilir.
  • Talep Edilmemiş Olması Hak Kaybı Yaratmaz: Çekişmeli boşanma sürecinde yoksulluk nafakasının talep edilmemiş olması, feragat anlamına gelmez. Bu sebeple, boşanma kararı kesinleştikten sonra bağımsız bir boşanma nafakası davası açılabilir.
  • Ekonomik Değişiklikler: Boşanma sonrasında tarafların ekonomik durumlarının değişmesi, özellikle gelir kaybı veya yoksulluğa düşme gibi durumlar, sonradan nafaka davası açılmasını haklı kılar.

Anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakasına ilişkin açık bir hüküm bulunmaması veya bu haktan açıkça feragat edilmesi halinde, sonradan boşanma nafakası talep edilmesi mümkün değildir. Bunun temel nedenleri şunlardır:

  • Açık Feragat: Protokolde yoksulluk nafakasından açık bir iradeyle vazgeçilmişse, bu feragat hukuken kesin sonuç doğurur.
  • Kusur Tespitinin Yapılmaması: Anlaşmalı boşanma davalarında kusur araştırması yapılmadığından,boşanma nafakası bağlanması için gerekli olan “talepte bulunan eşin daha ağır kusurlu olmaması” şartı sonradan değerlendirilemez.

Bu nedenle anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakasına ilişkin hak ya baştan korunmalı ya da nafaka talebi protokolde düzenlenmelidir. Ancak iştirak nafakası talebi kamu düzeni kapsamında olduğundan, her durumda sonradan talep edilebilir.

2- Boşanma Nafakası Davasının Tarafları

Nafaka davalarının tarafları, talep edilen nafaka türüne ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Boşanma nafakası kapsamında genel çerçeve şu şekildedir:

  • Davacı: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eş veya müşterek çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olan ebeveyn, nafaka talep eden taraftır. Özellikle boşanma nafakası talep eden eşin ekonomik olarak zor duruma düşmesi, davacının belirlenmesinde temel kriterdir.
  • Davalı: Nafaka talebine muhatap olan eski eş veya nafaka ödeme yükümlüsü, nafakanın niteliğine göre davalı sıfatını taşır. Boşanma nafakası davalarında davalı taraf, çoğunlukla ekonomik olarak daha güçlü olan eştir.

Nadiren de olsa, yardım nafakası davalarında davalı taraf, nafaka talep eden kişinin anne-babası, kardeşi veya çocuğu olabilir. Ancak bu tür nafaka talepleri, boşanma nafakası kapsamında değerlendirilmez ve bu yazıda ayrıntısına girilmemiştir.

3- Nafaka Davalarında İspat ve Deliller

Nafaka davalarında, tarafların taleplerinin kabul edilebilmesi için iddialarını somut ve hukuken geçerli delillerle desteklemeleri zorunludur. Özellikle boşanma nafakası taleplerinde mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının objektif şekilde ortaya konulmasını bekler.

  • Yoksulluk Nafakasında İspat

Davacının boşanmada tam kusurlu olmadığını veya daha ağır kusurlu olmadığını kanıtlayan kesinleşmiş mahkeme kararı, yoksulluk nafakası talebinin ön koşullarındandır. Bu delil olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedilmesi mümkün değildir.

Davacının boşanma sonrasında yoksulluğa düşeceğini gösteren banka kayıtları, SGK hizmet dökümleri, gelir belgeleri, tanık beyanları, tapu kayıtları ve sosyal–ekonomik durum araştırma raporları en sık kullanılan delillerdir. Bu belgeler, nafaka talep eden tarafın kendi geçimini sağlayamayacak durumda olduğunu somut şekilde ortaya koymalıdır.

  • İştirak Nafakasında İspat

Çocuğun eğitim giderlerine ait makbuzlar, sağlık harcamaları, giyim–barınma–beslenme masraflarını gösteren fiş ve faturalar, banka ödeme dekontları gibi belgeler, çocuğun düzenli ihtiyaçlarının ispatında kullanılır.
Hakim, bu delillerle çocuğun gerçek gider seviyesini tespit eder.

Nafaka yükümlüsünün gelirini ve malvarlığını gösteren SGK kayıtları, maaş bordroları, vergi levhaları, KDV beyannameleri, tapu ve araç kayıtları gibi belgeler, iştirak nafakası miktarının belirlenmesinde önem taşır. Gerek görüldüğünde sosyal–ekonomik durum araştırması veya bilirkişi incelemesi yapılarak nafaka miktarı objektif verilere dayandırılır.

4- Boşanma Nafakasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde boşanma nafakası talebinde bulunulabilir. Bu süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir.
Mahkeme, zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz; ancak davalı taraf zamanaşımı def’inde bulunursa dava reddedilir. Bu nedenle boşanma nafakası talebinde bulunacak tarafın, süreleri doğru takip etmesi büyük önem taşır.

5- Nafaka Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Nafaka davalarına bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar. TMK 177. madde gereğince boşanma sonrası açılacak boşanma nafakası davalarında yetkili mahkeme; davacının yerleşim yeri mahkemesi ve davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Boşanma nafakası davası, boşanmanın taraflar üzerinde yarattığı maddi dengesizliği gidermeyi amaçlayan önemli bir hukuki yoldur.
Yoksulluk nafakası, davacının boşanma sonrası ekonomik olarak mağdur olmasını önlerken; iştirak nafakası, çocuğun temel ihtiyaçlarının güvence altına alınmasını sağlar.

Bu nedenle:

nafaka taleplerinin başarıya ulaşması açısından öneme sahiptir.

boşanma nafakası ne kadar olur

BOŞANMA NAFAKASI NE KADAR OLUR?

“Boşanma nafakası ne kadar olur” sorusuna kesin ve standart bir rakam vermek mümkün değildir, çünkü nafaka miktarı her davanın kendi koşullarına göre belirlenir. Boşanma nafaka miktarının tespitinde, nafaka türü (tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası), tarafların ekonomik ve sosyal durumları, yaşam standartları ve çocuğun ihtiyaçları gibi pek çok kriter dikkate alınır.

Tarafların nafaka konusunda anlaşma sağlaması halinde, hakim bu anlaşmayı inceler ve uygun bulursa onaylar. Ancak anlaşma sağlanamadığında, nafaka miktarını hakim belirler ve bu belirleme yapılırken şu hususlar göz önünde bulundurulur:

  • Nafaka talep eden kişinin ekonomik ihtiyaçları,
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü,
  • Tarafların yaşam standartları,
  • Çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderleri,
  • Enflasyon ve genel ekonomik koşullar.

Bu nedenle boşanma nafakası ne kadar olur sorusunun cevabı, her olayın somut koşullarına göre değişir ve hakimin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenir.

  • Boşanma Nafakası Miktarının Belirlenmesinde Dikkate Alınan Hususlar Nelerdir?

Hakim, boşanma nafaka miktarı ne kadar olur sorusunun cevabını belirlerken birden fazla kriteri birlikte değerlendirir. Bu kriterler, tarafların ekonomik durumları ve boşanmanın ortaya çıkardığı mali sonuçlar çerçevesinde şekillenir.

  1. Nafaka Borçlusunun Mali Durumu: Nafaka yükümlüsünün iş hukuku kapsamında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade tazminatı gibi işten çıkarılma tazminatları ile maaş, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti gibi işçilik alacakları, düzenli gelirleri, kira veya ek kazançları, taşınmaz ve araç gibi mal varlığı unsurları mahkeme tarafından dikkate alınır. Borçlunun genel mali gücü, nafakanın üst sınırını belirleyen önemli bir unsurdur.
  2. Nafaka Alacaklısının İhtiyaçları: Nafaka talep eden eşin gıda, barınma (kira, elektrik, ısınma), sağlık, ulaşım ve diğer temel yaşam giderleri ayrıntılı şekilde incelenir. Bu giderler, ihtiyaç duyulan nafaka miktarının belirlenmesinde doğrudan etkili olur.
  3. Ortak Çocukların Durumu: Çocukların eğitim düzeyi, yaşları, sağlık ve özel ihtiyaçları, ayrıca okul, kurs, tatil, servis, kıyafet gibi sosyal giderleri değerlendirilir. Bu unsurlar, iştirak nafakası miktarını doğrudan şekillendirir.
  4. Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları: Tarafların yaşam standartları, sosyal aktiviteleri, gelir-gider dengesi ve ekonomik yaşam koşulları göz önünde bulundurulur. Hakim, nafaka kararının mevcut hayat standardını aşırı derecede düşürmemesine özen gösterir.
  5. Boşanma Sonrasındaki Yoksulluk Durumu: Nafaka talep eden eşin boşanma sonrası yoksulluğa düşüp düşmeyeceği önemlidir. Bu durumun belgeler ve sosyal-ekonomik incelemelerle desteklenmesi beklenir.
  6. Boşanmadaki Kusur Durumu: Nafaka alacaklısının, nafaka borçlusuna göre daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Kusur durumu, yoksulluk nafakası açısından belirleyici kriterlerden biridir.
  • Hakimin Nafaka Miktarını Belirleme Sürecinde İncelediği Deliller Nelerdir?

Hakim, nafaka miktarını belirlerken tarafların sosyal, ekonomik ve mali durumlarını objektif biçimde değerlendirmek için çok sayıda belge ve bilgiyi inceleyebilir. Bu kapsamda talep edilebilecek deliller şu şekilde genişletilebilir:

  1. Tarafların Mali Durumunu Gösteren Belgeler

    2. Mal Varlığına İlişkin Deliller

    • Tapu kayıtları (konut, arsa, iş yeri, osmanlı tapusu vb.)

    • Araç tescil kayıtları

    • Ticari işletme ortaklık belgeleri

    • Değerli menkul kıymetlere ilişkin kayıtlar (hisse senedi, fon, altın vb.)

    • E-devlet veya ilgili kurumdan alınan mal varlığı sorgu sonuçları

    • Kiralanan veya kiraya verilen taşınmazlara ilişkin kira kontratları

    • Fikri Mülkiyet Hakları (marka tescili , patent vb.)

    3. Çocukların Giderlerini Gösteren Belgeler

    • Okul ücretleri, servis ücretleri, kırtasiye masraflarına ilişkin makbuz ve faturalar

    • Kurs, spor aktiviteleri (yüzme, tenis, müzik vb.) için ödeme dekontları

    • Sağlık giderleri (ilaç, muayene, tedavi belgeleri)

    • Okul kıyafeti, günlük giyim ve kişisel bakım masraf belgeleri

    • Çocuğun özel bakım ihtiyaçlarını gösteren tıbbi raporlar (varsa)

    4. Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumuna İlişkin Araştırmalar

    • Polis veya muhtarlık tarafından düzenlenen sosyal ve ekonomik durum araştırma raporları

    • Kolluk kuvvetlerince yapılan yaşam standardı tespit tutanakları

    • Komşu, iş arkadaşı veya yakın çevre tanıklarının beyanları

    • Aile mahkemesi uzmanı tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporları (SİR)

    5. Yaşam Standardı ve Harcama Kapasitesini Gösteren Ek Deliller

    • Elektrik, su, doğalgaz, internet ve telefon faturaları

    • Kira kontratı ve aidat ödeme belgeleri

    • Ulaşım giderleri (toplu taşıma veya araç masraf dökümleri)

    • Tatil harcamalarına ilişkin belgeler (hakimin yaşam standardını değerlendirmesinde yardımcı olabilir)

    • Aylık zorunlu giderleri gösteren muhasebe kayıtları veya bütçe tabloları

    6. Kusur Durumuna İlişkin Deliller (Yoksulluk Nafakası İçin)

    • Kesinleşmiş boşanma kararı ve kusur dağılımı

    • WhatsApp yazışmaları, SMS, e-posta gibi dijital deliller

    • Tanık ifadeleri

    • Kolluk tutanakları veya darp/şikayet belgeleri (varsa)

  • Boşanma Nafakasının Süresi Nedir?

Boşanma nafakasının süresi, nafaka türüne, tarafların durumuna ve mahkeme kararındaki şartlara göre değişiklik gösterir. Türk Medeni Kanunu’nda her nafaka türü için farklı düzenlemeler yapılmıştır. Bu nedenle “nafaka ne kadar sürer?” sorusunun cevabı, nafaka türüne göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

1. Yoksulluk Nafakasının Süresi

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan kusursuz veya daha az kusurlu eş lehine hükmedilir. Yoksulluk nafakasının süresi şu ilkelere göre belirlenir:

➡️ Yoksulluk Nafakası Kural Olarak Süresizdir.

Türk Medeni Kanunu’na göre yoksulluk nafakasına belirli bir süre sınırlaması getirilmemiştir. Ancak taraflar arasında anlaşmalı boşanma protokolünde belirli bir süre öngörülmüşse, hakim bunu onaylayabilir.

➡️ Boşanma nafakasının kendiliğinden sona erdiği haller:

  1. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi
  2. Taraflardan birinin ölümü
  3. Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evli gibi yaşaması
  4. Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması
  5. Hakkın kötüye kullanılması (TMK m.176/3)

➡️ Boşanma Nafakasının Mahkeme kararıyla sona ermesi:

  • Nafaka borçlusunun ödeme gücünün ortadan kalkması
  • Alacaklının gelir elde etmeye başlaması
  • Tarafların sosyal ve ekonomik durumunun değişmesi

Bu nedenlerle taraflardan biri nafakanın kaldırılması veya aşağı çekilmesi için dava açabilir.

2. İştirak Nafakası Süresi (Çocuk Nafakası)

İştirak nafakasının süresi, çocuğun korunması ve sağlıklı gelişiminin sağlanması amacıyla belirlenen ve çocuğun reşit olmasına kadar devam eden bir yükümlülük olarak kabul edilir. Türk Medeni Kanunu uyarınca iştirak nafakası, çocuğun eğitim, bakım ve gözetim ihtiyacının sürdüğü dönem boyunca geçerlidir ve ebeveynlerin ekonomik durumları ile çocuğun değişen ihtiyaçları dikkate alınarak gerektiğinde artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir.

➡️ İştirak Nakafası çocuk 18 yaşına gelene kadar devam eder.

İştirak nafakası çocuğun ergin olması (18 yaş) ile iştirak nafakası kendiliğinden sona erer.

➡️ İstisnalar:

  1. Çocuğun eğitimi devam ediyorsa: Çocuk üniversite veya meslek eğitimi görüyorsa, nafaka eğitim süresince devam eder. (Yargıtay içtihatları: Eğitim hayatı sürdüğü sürece nafaka talep edilebilir.
  2. Çocuğun bedensel veya zihinsel engeli varsa: Engelli çocuk için nafaka ömür boyu devam edebilir.

3. Tedbir Nafakası Süresi

Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken geçici olarak hükmedilen nafakadır. Tebdir nafakası talebe bağlıdır ve talep olmadığı takdirde hakim re’sen tedbir nafakasına hükmetmez.

➡️ Boşanma davasının kesinleşmesine kadar tedbir nafakası devam eder.

Boşanma davası sonuçlanınca tedbir nafakası otomatik olarak sona erer. Mahkeme, karar kesinleştiğinde tedbir nafakasının yoksulluk nafakasına veya iştirak nafakasına dönüşmesine karar verebilir.

4. Yardım Nafakası Süresi (Eşler Arası Değil, Akrabalık Nafakası)

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu kapsamında, üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında, yardımı talep eden kişinin yoksulluğa düşmesi halinde, mali gücü bulunan aile bireylerinin geçim desteği sağlama yükümlülüğünü ifade eden nafaka türüdür. Yardım nafakası boşanma nafakasından farklıdır.

  • Nafakaya ihtiyaç devam ettiği sürece hükmedilebilir.
  • Yardım nafakasının süresi ayrıca belirlenmez; annenin, babanın veya kardeşin yoksulluğuna göre devam eder.

Özetle Boşanma Nafakası Kaç Yıl Sürer?

Nafaka TürüSüre
Yoksulluk NafakasıSüresizdir; şartlar değişirse kaldırılabilir.
İştirak NafakasıKural olarak 18 yaşına kadar; eğitim/engel varsa uzar.
Tedbir NafakasıBoşanma davası kesinleşinceye kadar.
Yardım NafakasıYoksulluk devam ettiği sürece.

 

Boşanma nafakası süresi ve miktarı, tarafların ekonomik durumu, yaşam standartları ve boşanma sonrası ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar dikkate alınarak hakim tarafından belirlenir. Anlaşmazlık halinde, tarafların sunduğu belgeler, gelir-gider durumları ve mahkemenin talep ettiği sosyal-ekonomik durum raporları, nafaka miktarının ve süresinin belirlenmesinde kritik rol oynar. Hakim, her somut olayda hakkaniyet ilkesi doğrultusunda boşanma nafakası süresine ve miktarına karar verir.

HAKİM NAFAKAYI NEYE GÖRE BELİRLER?

Hakim nafakayı neye göre belirler sorusunun yanıtı, nafaka türüne göre değişen kriterlere bağlıdır. Türk Medeni Kanunu uyarınca tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası olmak üzere üç tür nafaka bulunmaktadır. Hakim, nafaka miktarını belirlerken boşanma nafaka şartları, tarafların ekonomik durumları ve çocukların üstün yararı gibi çok boyutlu ölçütleri dikkate alır.

Aşağıda, nafaka türlerine göre hakimin değerlendirdiği esaslı kriterler sistematik biçimde açıklanmıştır:

1- Tedbir Nafakasında Hakimin Dikkate Aldığı Kriterler Nelerdir?

Tedbir nafakası, boşanma davası sürecinde ekonomik olarak güçsüz durumda kalan eş ve müşterek çocukların korunması amacıyla geçici olarak hükmedilen bir nafaka türüdür. Bu nafaka talebe bağlı olup, dava açıldığında talep edilmesi gerekir.

Hakimin tedbir nafakasını belirlerken dikkate aldığı temel noktalar şunlardır:

  • Eşlerin Sosyal ve Ekonomik Durumu: Tarafların gelir düzeyi, malvarlıkları, yaşam standartları ve ekonomik güçleri birlikte değerlendirilir.
  • Aile Konutunun Durumu: Aile konutunda kimin kalmaya devam ettiği, kira gideri olup olmadığı ve tarafların barınma koşulları önemlidir.
  • Müşterek Çocukların İhtiyaçları: Çocukların beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve sosyal yaşam giderleri dikkate alınır.

Hakim, gelir tespiti yaparken sadece maaş gelirine değil; kira geliri, ticari kazanç, şirket ortaklıkları ve diğer ekonomik kaynaklara da bakar. Ayrıca nafaka borçlusunun düşük giderli yaşam koşulları (örneğin kira ödememesi) dikkate alınarak gerçek mali gücü tespit edilir.

2- Yoksulluk Nafakasında Hakimin Dikkate Aldığı Kriterler Nelerdir?

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş lehine, diğer eşin mali gücü oranında ödenen bir nafakadır. Bu nafaka süresiz olarak bağlanabilir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde boşanma nafakası miktarı belirlenmiş olsa bile, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi gereği bu miktarın geçerli olabilmesi için hakimin uygun bulması gerekir.

Hakimin boşanma nafakasını belirlerken dikkate aldığı temel noktalar şunlardır:

  • Tarafların Kusur Durumu: Nafaka talep eden tarafın, nafaka yükümlüsünden daha ağır kusurlu olmaması gerekir.
  • Nafaka Borçlusunun Mali Gücü: Maaş, ek gelirler, gayrimenkul gelirleri, ticari kazanç gibi tüm gelirler değerlendirilir.
  • Nafaka Alacaklısının Temel İhtiyaçları: Gıda, barınma (kira, elektrik, su, ısınma), sağlık, ulaşım gibi zorunlu giderler dikkate alınır.
  • Müşterek Çocukların Durumu: Çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal giderlerinin nafaka üzerindeki etkisi değerlendirilir.

3- Çocuk Nafakasında Hakimin Dikkate Aldığı Kriterler Nelerdir?

İştirak nafakası, müşterek çocukların tüm bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması amacıyla velayeti almayan ebeveynden talep edilen nafakadır. Bu nafaka kamu düzenine ilişkindir ve hakim tarafından re’sen (kendiliğinden) hükmedilebilir.

Hakimin iştirak nafakasını belirlerken dikkate aldığı temel noktalar şunlardır:

  • Çocuğun Temel ve Özel İhtiyaçları: Eğitim, sağlık, gıda, kıyafet, ulaşım, sosyal etkinlik, barınma gibi ihtiyaçlar detaylı incelenir.
  • Nafaka Yükümlüsünün Ekonomik Durumu: Gelir düzeyi, iş durumu, malvarlığı ve yaşam standartları birlikte değerlendirilir.
  • Çocuğun Mevcut Yaşam Standardının Korunması: Çocuğun boşanma öncesindeki yaşam düzeninin, mümkün olduğunca sürdürülmesi amaçlanır.

Hakim nafakayı neye göre belirler sorusunun temel karşılığı; tarafların mali güçleri ile ihtiyaçları arasındaki dengeyi oluşturmak ve özellikle çocukların üstün yararını korumaktır.

Bu kapsamda:

  • Tedbir ve yoksulluk nafakası taleple bağlıdır.
  • İştirak nafakası ise kamu düzenine ilişkin olduğundan hakim tarafından re’sen değerlendirilir.

Hakim, karar verirken sosyal ve ekonomik durum araştırması, gelir belgeleri, çocuğun giderlerini gösterir belgeler ve diğer tüm delilleri bütüncül olarak analiz eder. Ayrıca ekonomideki değişkenlik göz önüne alınarak, nafaka miktarının yıllık olarak artırılması veya tarafların ekonomik koşullarındaki değişime göre yeniden düzenlenmesi mümkündür.

boşanma tazminatı

BOŞANMA NAFAKASI MİKTARI MAAŞIN NE KADARI OLUR?

Boşanma nafakası miktarı maaşın ne kadarı olur sorusuna Türk Medeni Kanunu kapsamında kesin bir oran, yüzdelik hesaplama veya matematiksel bir formül verilmesi mümkün değildir. Çünkü boşanma nafakası, her olayda farklı ekonomik ve kişisel koşulların bulunması nedeniyle hakimin takdir yetkisine bağlı olarak belirlenir. Hakim, somut olayın özellikleri, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları ve boşanma sonrası oluşacak ihtiyaçlar çerçevesinde bir değerlendirme yapar.

1- Yoksulluk Nafakası Miktarının Belirlenmesi

Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek eşin temel yaşam standardını sürdürebilmesi amacıyla hükmedilir. Hakim, bu nafakayı belirlerken şu unsurları dikkate alır:

  • Nafaka talep eden eşin boşanma sonrasında yoksulluğa düşüp düşmeyeceği,
  • Nafaka yükümlüsünün gelir ve mal varlığı durumu,
  • Tarafların yaşam standartları,
  • Ödeme gücünün nafaka borçlusuna maddi külfet yaratmaması,
  • Tarafların evlilik süresince sahip olduğu ekonomik denge.

Yargı uygulamasında kesin bir oran bulunmamakla birlikte, genellikle:

  • Maaşın yaklaşık %25’i oranında nafaka belirlenmektedir.
  • Ancak nafaka yükümlüsünün kira, faiz, şirket kuruluşu gibi ek gelirleri varsa oran %50’ye veya daha fazlasına çıkabilmektedir.

Örnek olarak; 50.000 TL maaşı olan bir kişi için genellikle 10.000 – 12.500 TL aralığında yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Eğer kişinin ek kira geliri veya başka düzenli kazançları varsa nafaka miktarı 20.000 TL ve üzerine dahi çıkabilir.

2- Çocuk Nafakasının Miktarının Belirlenmesi

İştirak nafakası, çocuğun eğitim, sağlık, barınma, sosyal yaşam, beslenme gibi tüm temel giderlerinin karşılanması amacıyla belirlenir. Hakim bu nafakayı belirlerken çocuğun üstün yararını, tarafların ekonomik gücünü, çocuğun yaşam standardını, mevcut giderlerinin gerçekçi hesaplamasını dikkate alır.

Bu nedenle iştirak nafakasında maaş üzerinden belirlenmiş bir oran bulunmaz; tamamen çocuğun ihtiyaçları + ebeveynlerin gelir durumu dikkate alınarak hesap yapılır.

3- Hakimin Boşanma Nafakasında Dikkate Aldığı Gelir ve Ekonomik Durum Kriterleri Nelerdir?

Boşanma nafakasının belirlenmesinde hakim, tarafların ekonomik durumunu değerlendirirken yalnızca sigortalı maaşı değil, kişinin tüm gelir potansiyelini dikkate alır. Bu kapsamda, ücret, prim ve tazminat gelirleri (futbolcu alacakları, doktor hatası sebebiyle tazminat, gemi adamı alacakları vb.), kira veya taşınmazdan elde edilen kazançlar, araç gelirleri, faiz ve yatırım getirileri, ek işlerden sağlanan kazançlar ile şirket ortaklıklarından alınan kar payları gibi tüm gelir kalemleri hesaba katılır. Ayrıca kişinin sahip olduğu mal varlığı da, sadece mevcut değeriyle değil, sağladığı ekonomik katkıyla birlikte değerlendirilir. Bu nedenle nafaka miktarı belirlenirken, kişinin yalnızca maaşı değil, genel ekonomik kapasitesi esas alınır.

Hakim, nafaka miktarını belirlerken hukukun temel prensiplerini ve somut olayın özelliklerini birlikte değerlendirir. Bu kapsamda öncelikle hakkaniyet ilkesi gözetilir; yani kararın adil ve dengeli olması amaçlanır. Nafaka borçlusunun ekonomik olarak zorlanmaması kadar, nafaka talep eden tarafın da boşanma sonrası asgari yaşam standardını sürdürebilmesi önemlidir. Varsa çocukların üstün yararı her zaman ön planda tutulur ve çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarının aksatılmaması sağlanır. Genel olarak hedef, evlilik süresince tarafların alıştıkları yaşam seviyesinin mümkün olduğunca korunmasıdır.

4- Nafaka Maaşın Ne Kadarı  Olur?

Uygulamada yoksulluk nafakası çoğunlukla maaşın %20 ila %25’si arasında belirlenmekle birlikte, bu bir kural değildir; kişinin ek gelirleri ve mal varlığına göre oran %50’ye kadar yükselip daha da düşebilir. İştirak nafakası ise bir yüzde üzerinden değil, çocuğun gerçek ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik güçleri temel alınarak hesaplanır. Nafaka miktarı zamanla değişebilecek bir yükümlülük olduğundan, tarafların ekonomik durumlarında önemli bir değişiklik yaşanması halinde nafakanın artırılması, azaltılması veya tamamen kaldırılması için yeniden mahkemeye başvuru yapılabilir.

Boşanma nafakasının maaşın ne kadarı olacağına dair örnek hesaplama tablosu aşağıda paylaşılmıştır.

Aylık Gelir (TL)Ortalama Nafaka Miktarı (TL)Yüzde (%)
20,0004,000 – 5,00020–25
30,0006,000 – 7,50020–25
40,0008,000 – 10,00020–25
50,00010,000 – 12,50020–25
60,00012,000 – 15,00020–25
70,00014,000 – 17,50020–25
80,00016,000 – 20,00020–25
90,00018,000 – 22,50020–25
100,00020,000 – 25,00020–25

NAFAKA KARARLARININ UYGULANMASI VE NAFAKAYA İTİRAZ SÜRECİ

Boşanma davalarında verilen nafaka kararlarının uygulanması ve bu kararlara yönelik itiraz süreçleri, nafakanın türüne göre farklı usullere tabidir. Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken tarafların geçici ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hükmedilen bir nafaka türüdür ve ilamsız icra yoluyla tahsil edilir. Ara karar niteliğinde olduğu için taraflardan her biri, nafaka miktarının fazla veya yetersiz olduğunu ileri sürerek değişiklik talebinde bulunabilir. Mahkeme, tarafların sunduğu yeni belgeler veya ekonomik koşulların değişmesi halinde tedbir nafakasını artırabilir, azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.

Boşanma hükmüyle birlikte verilen yoksulluk ve iştirak nafakaları ilam niteliği taşır ve ilamlı icra yoluyla tahsil edilir. Bu nafaka türlerinde doğrudan itiraz mümkün değildir; ancak nafakanın artırılması veya azaltılması talebiyle her zaman ayrı bir dava açılabilir. Tarafların gelirlerinde önemli bir değişiklik meydana gelmesi, iş kaybı, sağlık problemleri, yeni masraflar veya yaşam koşullarındaki değişiklikler, nafaka miktarının yeniden değerlendirilmesinde mahkeme tarafından belirleyici unsurlar olarak dikkate alınır.

Nafaka kararının icraya konulmasının ardından, nafaka yükümlüsünün alacaktan kaçınmak amacıyla mal kaçırmaya yönelik girişimlerde bulunması uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu tür hallerde nafaka alacaklısı, borçlunun işlemlerinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek muvazaa davası ile tapu iptali ve tescil davası açma hakkına sahiptir.

Uygulamada, nafaka borçlusunun taşınmazlarını ipotekle yükümlendirmesi, üçüncü kişilere gerçekte olmayan satış işlemleri göstermesi, banka hesaplarına muvazaalı hacizler koydurması gibi davranışlar, çoğu zaman mal kaçırma amacı taşıyan işlemler olarak değerlendirilmektedir. Bu tür hukuka aykırı tasarrufların tespiti ve etkisiz hale getirilmesi, hem icra hukuku hem de taşınmaz hukuku bilgisi gerektirdiğinden, gayrimenkul hukuku alanında uzman bir avukat desteği alınması büyük önem taşır.

SÜRESİZ NAFAKA (YOKSULLUK NAFAKASI) NEDİR?

Süresiz nafaka, boşanma sonrası maddi olarak zor durumda kalacak eşin, diğer eş tarafından ödenmesi kararlaştırılan nafaka türüdür. Bu nafakanın uygulanabilmesi için belirli şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Şartlar sırasıyla şu şekildedir:

  • Taraflardan Birinin Talepte Bulunması

Süresiz nafaka, taleple bağlı bir nafakadır. Mahkeme, taraflardan biri açık bir şekilde talep etmedikçe re’sen süresiz nafakaya karar veremez.
Ayrıca nafaka talep eden eş, istediği nafaka miktarını belirtmelidir; hakim, talep edilenden daha yüksek bir nafakaya hükmedemez.

  • Talep Eden Eşin Kusurunun Daha Ağır Olmaması

Süresiz nafaka talep eden eşin daha kusurlu olmaması gerekmektedir. Yani, boşanma sırasında daha büyük kusuru olan eşin lehine nafaka talep edilmesi mümkün değildir. Eşlerden birinin daha fazla kusurlu olması, nafakanın reddedilmesine sebep olur.

  • Talep Eden Eşin Yoksulluğa Düşmesi

Süresiz nafaka talep eden eşin mali durumu, gelir düzeyi, serveti ve çalışma gücü göz önünde bulundurularak, bu eşin yoksulluğa düşüp düşmediği tespit edilir. Yoksulluk, fahiş bir şekilde ağır olmak zorunda değildir; ancak talep eden eşin evlilik sırasında sahip olduğu yaşam standartlarını sürdürebilecek mali güce sahip olmaması yeterlidir.

  • Nafaka Ödeyecek Eşin Mali Gücü ile Orantılı Olması

Süresiz nafakanın belirlenmesinde, nafaka borçlusu olacak eşin mali gücü belirleyicidir. Ekonomik durumu elvermeyen bir eş aleyhine süresiz nafaka kararı verilemez. Nafaka miktarı, tarafların ekonomik dengelerine uygun ve orantılı olmalıdır.

  • Türkiye’de Süresiz Nafaka Düzenlemesi

Türk hukukunda, 743 sayılı Medeni Kanun’un 144. maddesi uyarınca, süresiz nafaka düzenlemesi öncesinde yoksulluk nafakası bir yıl ile sınırlandırılmıştı. Bu düzenlemeye göre, kusursuz eşin büyük bir yoksulluğa düşmesi halinde, bu eş lehine en fazla bir yıl süreyle nafakaya hükmedilebilmekteydi. Ancak, 04.05.1988 tarihinde yapılan değişiklikle, 12.05.1988 tarihinden itibaren yoksulluk nafakasının süresiz olacağına dair düzenleme getirilmiştir. Bu tarihten itibaren, nafaka süresiz olarak uygulanmaktadır.

  • Uluslararası Perspektif

Yabancı ülke hukukları incelendiğinde, Türk hukukundaki süresiz nafaka düzenlemesi genellikle kabul görmemektedir. Çoğu ülke, boşanma nafaka süresini belirli bir zaman dilimiyle sınırlı tutar. Bu da Türk hukukundaki süresiz nafaka uygulamasını, diğer ülkelere göre daha ağır bir düzenleme olarak nitelendirilebilir.

Süresiz nafaka, boşanma sonrası maddi olarak zor durumda kalan eşin hayatını sürdürebilmesi için önemli bir düzenlemedir. Ancak, nafaka talebinde bulunulması, eşlerin kusur durumu ve talep eden eşin yoksulluğa düşüp düşmediği gibi faktörler, boşanma nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır.

NAFAKASIZ BOŞANMA MÜMKÜN MÜDÜR?

Nafaka, boşanma davalarında, özellikle yoksulluk nafakası ve diğer nafaka türleri ile ilgili olarak çeşitli durumlar göz önünde bulundurularak verilir. Ancak, bazı özel durumlar söz konusu olduğunda nafaka ödenmesine karar verilmez ve nafakasız boşanma mümkün hale gelir. Bu durumu özellikle erkekler aleyhine değerlendirecek olursak, nafakaya hükmedilmeyecek durumları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kadının Kusurlu Olması: Evlilik birliğinin sona ermesine sebep olan vakalarda, kadının kusurlu bulunması durumunda nafaka talep etme hakkı ortadan kalkabilir. Boşanmanın esasını oluşturan sebeplerin sorumlusu olan eşin nafaka alması genellikle hukuka aykırı kabul edilir.
  • Kadının Maddi Durumunun İyi Olması: Kadının, kocasından daha yüksek bir maddi gelire sahip olması durumunda, nafaka talep etme hakkı sınırlı olabilir. Eğer kadın, boşanma sonrasında kendi yaşamını sürdürebilecek yeterli gelir seviyesine sahipse, nafakasız boşanmaya karar verilebilir.
  • Evlilik Dışı İlişki veya Diğer Gelir Kaynakları:Kadın, nafaka bağlanmasına rağmen evlilik dışı bir birliktelik yaşıyorsa veya kira geliri gibi ek gelir kaynaklarına sahip olmaya başlamışsa, bu durum nafakanın kaldırılması veya azaltılması için gerekçe olabilir. Çünkü Türk Medeni Kanunu’na göre yoksulluk nafakasının devamı, nafaka alacaklısının yoksulluk halinin sürmesine bağlıdır. Alacaklı tarafın yeni gelir elde etmesi veya ekonomik durumunun iyileşmesi halinde yoksulluk hali ortadan kalktıysa, nafakanın devam etmesi hukuken zorunlu değildir.
  • Nafaka Yükümlüsü Olan Erkeğin İşini Kaybetmesi veya Gelir Seviyesinin Azalması: Nafaka yükümlüsü olan erkek, işini kaybetmesi ya da gelirinin önemli ölçüde azalması durumunda, nafaka ödemesinde zorluk yaşayabilir. Bu durum, nafakanın ödenememesi için geçerli bir neden olarak kabul edilebilir. Eğer nafaka yükümlüsünün mali durumu, nafakayı ödeyemeyecek duruma gelmişse, mahkeme tarafından nafaka ödenmemesi ve nafakasız boşanma kararlaştırılabilir.

Her nafaka kararı, somut olayın koşullarına ve tarafların ekonomik durumuna göre değişiklik gösterir. Nafakasız boşanma kararının verilmesi gereken durumlar arasında, kadının kusurlu bulunması, ek gelir kaynaklarına sahip olması, evlilik dışı ilişki yaşaması veya nafaka yükümlüsünün mali gücünün yeterli olmaması gibi faktörler öne çıkmaktadır.

nafaka artış oranı

2026 YILI İÇİN NAFAKA ARTIŞ ORANI NASIL HESAPLANIR?

2026 yılı nafaka artış oranı, her yıl olduğu gibi resmi enflasyon verileri ve ekonomik göstergeler esas alınarak belirlenir. Mahkemeler, nafaka artış oranını belirlerken genellikle TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) artışını esas almaktadır. Bu oran, Yargıtay uygulamalarında da uzun süredir benimsenmiş standart yöntemdir.

Boşanma davası sırasında ya da boşanma kararının kesinleşmesinin ardından mahkeme tarafından hükmedilen nafaka miktarı, zaman içinde ekonomik koşulların değişmesi nedeniyle yetersiz hale gelebilir. Enflasyon, yaşam maliyetindeki artışlar ve çocukların eğitim, sağlık ve bakım giderlerinin yükselmesi nafakanın yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.

Bu durumda nafaka alan taraf, nafaka artırım davası açarak mevcut nafaka miktarının güncellenmesini talep edebilir. Mahkeme, nafaka artırım talebini değerlendirirken:

  1. TÜFE artış oranlarını,
  2. Tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumunu,
  3. Çocuğun veya nafaka alacaklısının artan ihtiyaçlarını,
  4. Nafaka yükümlüsünün mali gücünü,

dikkate alır ve 2026 yılı için nafaka miktarını hakkaniyete ve hukuka uygun şekilde artırır.

  • Nafaka Artırım Davası Açılabilmesi İçin Haklı Sebepler Nelerdir?

Nafaka artırım davası, mevcut nafaka miktarının güncel ekonomik koşullara göre yetersiz hale gelmesi durumunda açılabilir. Aşağıdaki durumlar, Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay uygulamaları çerçevesinde nafakanın artırılması için haklı sebepler olarak kabul edilmektedir:

  1. Paranın Değer Kaybetmesi (Enflasyon Etkisi): Enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması, mevcut nafakanın ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmasına yol açabilir. Bu durumda nafakanın güncellenmesi mümkündür.
  2. Ülke Ekonomisinde Yaşanan Kriz ve Maliyet Artışları: Ekonomik dalgalanmalar, hayat pahalılığındaki ciddi artışlar ve temel giderlerin yükselmesi nafakanın artırılmasını gerektiren önemli nedenlerdendir.
  3. Nafaka Yükümlüsünün Ekonomik Olarak Zenginleşmesi: Nafaka borçlusunun gelir düzeyinin artması, yeni iş kurması, maaşının yükselmesi, kira geliri elde etmeye başlaması veya mal varlığının çoğalması gibi durumlar nafaka artırımına gerekçe oluşturabilir.
  4. Nafaka Alan Kişinin Yeni ve Artan Giderlerinin Ortaya Çıkması: Nafaka alacaklısının veya müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artması (eğitim masraflarının yükselmesi, sağlık giderleri, barınma masrafları, özel eğitim ihtiyaçları vb.) nafaka miktarının yeniden belirlenmesini gerektirebilir.

Bu koşullardan biri veya birden fazlasının gerçekleşmesi halinde, nafaka artış oranı mahkeme tarafından yeniden düzenlenebilir. Türk Medeni Kanunu, değişen ekonomik ve sosyal koşullar karşısında nafakanın güncellenmesine imkan tanımakta ve tarafların hakkaniyete uygun bir denge içinde korunmasını amaçlamaktadır.

  • Nafaka Artış Miktarının Hesaplanması

Nafaka artış oranı, Yargıtay kararları doğrultusunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) veya TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranlarına göre belirlenir. Ancak, bu oranlar sadece birer göstergedir ve nafaka artırım oranına ekonomik şartlardaki değişiklikler de göz önünde bulundurularak karar verilebilir.

  • 2026 Yılında Nafaka Artışı İçin TÜFE Oranı

2026 yılı nafaka artış oranı; Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artış oranına göre hesaplanacaktır. TÜFE, bir önceki yıl ile kıyaslandığında tüketici fiyatlarında meydana gelen genel değişimi ölçen bir endekstir. Bu oran, özellikle nafaka ödeyenler ve alanlar için önemli bir gösterge niteliği taşır, çünkü aile bütçelerini doğrudan etkiler.

BOŞANMA DAVASINDA MADDİ VE MANEVİ BOŞANMA TAZMİNATI NASIL TALEP EDİLİR?

Boşanma davalarında boşanma tazminatı talebi, sürecin en önemli hukuki sonuçlarından biridir. Maddi ve manevi boşanma tazminatı, boşanma nedeniyle kusurlu eşin, diğer eşin uğradığı zararları telafi etmek amacıyla ödemekle yükümlü olduğu bedeli ifade eder.

Bu tazminatlar, boşanmanın fer’î (ek) sonuçları arasında yer almakta olup, tarafların kusur oranları esas alınarak belirlenir. Tam kusurlu veya daha ağır kusurlu eş, maddi ve/veya manevi tazminat ödemekle sorumlu tutulabilir.

Boşanma davalarının anlaşmalı veya çekişmeli olmasına göre tazminat taleplerinin niteliği ve ispat şartları farklılık gösterebilir. Özellikle çekişmeli boşanmalarda, kusurun ispatı ve zararın ortaya konulması, tazminat taleplerinin kabulü açısından belirleyici rol oynar. Her iki dava türünde de arabuluculuk dava şartı değildir.

  • Anlaşmalı Boşanma Durumunda Boşanma Tazminatı

Anlaşmalı boşanma davalarında, taraflar önceden uzlaşarak maddi ve manevi tazminatın miktarını serbestçe belirleyebilir. Bu kapsamda hangi eşin, ne kadar tazminat ödeyeceği ve ödemenin hangi koşullarda yapılacağı, tarafların karşılıklı iradesiyle kararlaştırılır.

Bu tür boşanmalarda tazminat talebinin şartları ve miktarı tamamen tarafların özgür iradesine bağlıdır. Ancak yapılan bu anlaşmanın geçerli olabilmesi için hakimin onayı şarttır. Hakim, protokolde yer alan tazminat hükümlerinin hakkaniyete ve tarafların ekonomik durumuna uygun olup olmadığını denetler.

  • Çekişmeli Boşanma Durumunda Boşanma Tazminatı

Çekişmeli boşanma davalarında boşanma tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle kusur tespiti yapılması gerekir. Kusur tespiti, hangi eşin boşanmanın gerçekleşmesine neden olan olaylarda sorumlu olduğunun belirlenmesi anlamına gelir.

Kusur oranı, boşanma tazminatı miktarını belirleyen en önemli kriterdir. Daha ağır kusurlu olan eş, maddi ve/veya manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.

Tazminat talepleri, boşanmanın fer’î (ek) sonuçları arasında yer alır ve boşanma davası ile birlikte mahkemeye sunulabileceği gibi, şartları varsa ayrı bir dava konusu da yapılabilir. Özellikle çekişmeli davalarda, kusurun ispatı ve zararın ortaya konulması, tazminat talebinin kabulü açısından belirleyici rol oynar.

  • Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatın Farkı Nedir?

Boşanmada maddi tazminat, boşanma sonucu bir eşin uğradığı mali zararların giderilmesi amacıyla talep edilen bir tazminat türüdür. Evlilik birliği sona erdiğinde, eşlerden birinin ekonomik seviyesinin düşmesi, maddi menfaatlerini kaybetmesi veya yaşam standartlarının olumsuz etkilenmesi halinde maddi tazminat gündeme gelir.

Boşanmada maddi tazminat, boşanma nedeniyle kaybedilen veya azalan mevcut ve beklenen menfaatlerin telafi edilmesini amaçlar ve kusurlu eşten talep edilir.

Boşanmada manevi tazminat ise, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle eşin kişilik haklarının ihlal edilmesi veya psikolojik ve duygusal zarar görmesi durumunda talep edilir. Aldatma, şiddet, hakaret, dolandırıcılık, küçük düşürücü davranışlar gibi fiiller manevi tazminatın temelini oluşturur.

Manevi tazminatın amacı, eşin yaşadığı ruhsal acı, elem ve üzüntünün bir nebze de olsa giderilmesini sağlamak olup, yaşanan psikolojik yıpranmanın parasal karşılığı olarak değerlendirilir.

Özetle; maddi tazminat ekonomik kayıpları, manevi tazminat ise kişilik haklarına yönelik ihlallerden doğan manevi zararları telafi etmeye yöneliktir. Her iki tazminat türü de kusur durumuna bağlıdır ve hakim tarafından hakkaniyet ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.

  • Boşanma Tazminatı Talebinde Harçlar Ne Kadardır?

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talebi, boşanma davası ile birlikte ileri sürülebilir. Bu durumda, ayrı bir tazminat davası açılmasına gerek bulunmaz.

Boşanma davası ile birlikte talep edilen maddi ve manevi tazminatlar bakımından, normal şartlarda tazminat davalarında alınan nispi harç uygulanmaz. Yani, boşanma davası kapsamında talep edilen tazminatlar için ayrıca nispi harç ödenmesi gerekmez.

Bu durum, boşanma sürecinde taraflara önemli bir hukuki ve mali kolaylık sağlar. Ancak dikkat edilmelidir ki, boşanma davası kesinleştikten sonra ayrı bir tazminat davası açılması halinde, bu kez nispi harç ödenmesi zorunlu olacaktır.

Özetle; maddi ve manevi boşanma tazminatının, boşanma davası ile birlikte talep edilmesi, hem usul ekonomisi hem de harç yükünden kaçınılması açısından büyük önem taşır.

  • Boşanma Tazminatı Neye Göre Belirlenir?

Boşanma tazminatı neye göre belirlenir sorusunun cevabında, hukuk sistemimizde kanun koyucu tarafından belirli kriterler öngörülmüş olmakla birlikte, bu kriterler bilinçli olarak genel çerçevede bırakılmıştır. Bu yaklaşım, aile hakimlerine somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapma ve takdir yetkisini kullanma imkanı tanımaktadır.

Kanun koyucunun tazminat hesaplamasında esneklik bırakması, Aile Mahkemesinin tarafların kusur durumu, ekonomik koşulları ve boşanmanın yarattığı etkileri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir karar verebilmesini amaçlar.

Boşanma tazminatı taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği ve tazminat miktarının ne olacağı, uygulamada çoğu zaman yerel mahkemelerin ve Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda şekillenmektedir. Bu nedenle, boşanma davalarında boşanma tazminatı neye göre belirlenir sorusunun doğru analiz edilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından son derece önemlidir.

Sonuç olarak, boşanma tazminatı talebinde bulunmadan önce hukuki danışmanlık alınması, hem talebin doğru temellendirilmesi hem de uygun tazminat miktarının belirlenmesi bakımından büyük önem taşır.

boşanmada tazminata itiraz

BOŞANMADA MADDİ TAZMİNAT NEDİR?

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin 1. fıkrası, boşanma nedeniyle talep edilebilecek maddi tazminatın hukuki çerçevesini açıkça düzenlemiştir.

Türk Medeni Kanunu 174/1. Maddesi’ne Göre:

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmada maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen ekonomik menfaatleri zarar gören eşin, bu zararın telafi edilmesi amacıyla talep edebileceği bir tazminat türüdür. Uygulamada maddi tazminat, kusura dayalı bir sorumluluk sonucu doğar ve bir yönüyle zarar verici davranışın hukuki sonucudur.

Boşanma davalarında maddi tazminata hükmedilebilmesi için, zarar ile boşanmaya sebep olan kusurlu davranış arasında illiyet bağı bulunması ve tazminat talep eden eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir.

Anlaşmalı boşanma davalarında maddi tazminat, tarafların özgür iradeleriyle yaptıkları anlaşmaya dayanır ve miktar ile ödeme şartları taraflarca belirlenir. Bu yönüyle, çekişmeli boşanma davalarındaki maddi tazminat taleplerinden farklılık gösterir.

  • Boşanmada Maddi Tazminat Şartları Nelerdir?

Çekişmeli boşanma davalarında maddi tazminata hükmedilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde düzenlenen tüm şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

  • Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermiş olması: Maddi tazminat, yalnızca boşanma kararının verilmesi halinde talep edilebilir. Eşlerden birinin ölümü halinde, miras hukuku kapsamında mirası intikal eden mirasçılar tarafından boşanmaya dayalı maddi tazminat talep edilmesi mümkün değildir.
  • Maddi tazminat talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması: Boşanmaya sebep olan olaylarda, tazminat talep eden eşin kusursuz ya da karşı taraftan daha az kusurlu olması gerekir. Daha ağır kusurlu eş lehine maddi tazminata hükmedilemez.
  • Mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmiş olması: Maddi tazminat talep eden eş, boşanma nedeniyle mevcut veya gelecekte elde etmesi beklenen ekonomik menfaatlerinin zarar gördüğünü ispatlamalıdır. Bu zarar, evlilik birliği devam etseydi korunacak olan menfaatlerin kaybı şeklinde ortaya çıkar.
  • Zararın boşanmaya neden olan olaylardan kaynaklanması: Talep edilen maddi tazminatın, doğrudan boşanmaya sebep olan fiillerden doğmuş olması gerekir. Trafik kazası, hekim hatası veya üçüncü kişilerin kusurundan kaynaklanan zararlar, boşanma ile illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat kapsamında değerlendirilmez.

Bu şartların tamamı birlikte gerçekleştiğinde, mahkeme tarafından boşanmada maddi tazminata hükmedilmesi mümkün hale gelir. Sürecin usulüne uygun yürütülmesi ve hak kaybı yaşanmaması için uzman bir boşanma avukatından hukuki destek alınması büyük önem taşır.

  • Boşanmada Maddi Tazminatın Hesaplanması

Boşanmada maddi tazminat, zenginleşme amacı taşımaz. Bu nedenle tazminat talebinde bulunan eşin, mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma nedeniyle zedelendiğini ispatlaması gerekir. Söz konusu menfaatler çoğunlukla evlilik birliği içinde sağlanan bakım, barınma, sağlık hizmetleri ve sosyal destekler gibi alanlarda ortaya çıkar. Evlilik sona erdiğinde, eşin bu desteklerden mahrum kalacağı hususu dikkate alınır.

Boşanmada maddi tazminat hesaplanırken, hakim tarafından somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki unsurlar değerlendirilir:

  • Evlilik süresi: Evliliğin uzunluğu, tazminat miktarını doğrudan etkileyen temel kriterlerden biridir.
  • Eşlerin yaşları: Yaş ve yaş farkı, gelecekteki ekonomik beklentiler açısından önemlidir.
  • Olası yaşam süreleri: Sağlık durumu ve yaşam beklentisi, tazminat hesabında dikkate alınabilir.
  • Tarafların ekonomik durumu: Gelir, mal varlığı ve mali güç, tazminatın sınırlarını belirler.
  • Yaşam özellikleri ve alışkanlıklar: Eşlerin evlilik süresince benimsedikleri yaşam tarzı, değerlendirmeye alınır.
  • Meslekleri ve çalışma koşulları: Çalışma hayatına katılım, mesleki istikrar ve gelir potansiyeli önemlidir.
  • İş bulma olasılıkları: Özellikle çalışmayan veya uzun süre iş hayatından uzak kalan eş açısından belirleyicidir.
  • Bedensel ve fiziksel sağlık durumları: Sağlık sorunları, gelecekte gelir elde etme imkanını etkileyebilir.
  • Kişisel birikim ve yetenekler: Eşin eğitimi, tecrübesi ve kişisel donanımı, ekonomik bağımsızlık ihtimali açısından değerlendirilir.
  • Paranın alım gücü: Enflasyon ve ekonomik koşullar, tazminat miktarına yansıtılır.
  • Tarafların kusur durumu: Boşanmaya neden olan olaylardaki kusur oranı, tazminat miktarını etkileyen temel unsurlardandır.
  • Sosyal güvenlik ilişkisi: Eşin boşanma sonrası diğer eşin sosyal güvenlik ve sigorta haklarından yararlanamayacak olması, menfaat kaybı olarak değerlendirilebilir.
  • Yaşam standartlarındaki değişim: Boşanma sonrası yaşam seviyesinde meydana gelen düşüş, tazminat hesabında önemli rol oynar.
  • Katılma alacakları ve mal paylaşımı: Mal rejiminden doğan haklar, tazminat miktarı belirlenirken dikkate alınabilir.
  • Sigorta poliçeleri ve mal rejimi kapsamındaki alacaklar: Geleceğe yönelik ekonomik güvenceler, değerlendirme kapsamındadır.
  • Diğer alacaklar: Yoksulluk nafakası, ziynet alacağı gibi taleplerin varlığı, tazminat miktarını etkileyebilir.
  • Türk Borçlar Kanunu’nun 50, 51 ve 52. maddeleri: Zararın ispatı ve hakkaniyet indirimi bakımından uygulama alanı bulur.

Boşanmada maddi tazminat yalnızca parasal zararlarla sınırlı değildir. Örneğin, ev hanımı olan bir eşin ev içi emek, çocuk bakımı ve aile düzenine sağladığı katkılar, korunması gereken ekonomik menfaatler arasında kabul edilir. Bu menfaatlerin zedelenmesi de maddi tazminat talep etme hakkı doğurur.

Ayrıca boşanmada maddi tazminat, para olarak talep edilebileceği gibi ayın (eşya) olarak da istenebilir. Hakim, tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmeder.

çocuğun iadesi davası

BOŞANMADA MANEVİ TAZMİNAT NEDİR?

Boşanma nedeniyle manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar sonucu kişilik hakları saldırıya uğrayan eşin, uğradığı ruhsal zararların ve manevi bütünlük kaybının telafi edilmesini amaçlayan bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Manevi tazminatın amacı zenginleşme değil, yaşanan acı, elem ve psikolojik yıpranmanın kısmen de olsa giderilmesidir.

Türk Medeni Kanunu 174/2. Maddesi’ne Göre:

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Bu hüküm uyarınca, boşanma davalarında manevi tazminata hükmedilebilmesi için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Özellikle, kişilik haklarına yönelik bir saldırının varlığı, bu saldırının boşanmaya sebep olan olaylardan kaynaklanması ve tazminat talep edilen eşin kusurlu olması aranır.

Manevi tazminatın hesaplanmasında son derece dikkatli olunmalıdır. Zira manevi tazminat, ıslaha konu edilemeyen taleplerden biridir; yani dava açıldıktan sonra talep edilen manevi tazminat miktarının artırılması mümkün değildir. Bu nedenle, talep aşamasında hukuki değerlendirme titizlikle yapılmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davalarında, maddi tazminatta olduğu gibi manevi tazminatın varlığı ve miktarı tamamen tarafların serbest iradesine bağlıdır. Taraflar, manevi tazminat ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi bu haktan açıkça feragat de edebilirler. Bu yönüyle, anlaşmalı boşanma davaları çekişmeli boşanma davalarından ayrılmaktadır.

Sonuç olarak, boşanmada manevi tazminat, kişilik haklarının korunmasına hizmet eden, kusura ve somut olayın özelliklerine dayalı olarak hakim tarafından takdir edilen önemli bir hukuki kurumdur. Manevi tazminat talebinin usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.

  • Boşanmada Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Boşanmada manevi tazminat talep edilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar, manevi tazminatın istisnai ve kişilik haklarına dayalı bir talep olması nedeniyle dar yorumlanmaktadır.

1. Evlilik Birliğinin Boşanma ile Sona Ermiş Olması

Manevi tazminat, yalnızca boşanma halinde talep edilebilir. Evliliğin ölüm, gaiplik veya başka bir nedenle sona ermesi durumunda TMK 174/2 kapsamında manevi tazminat talebi mümkün değildir. Bu nedenle, boşanma kararının verilmiş olması temel şarttır.

2. Manevi Tazminat Talep Eden Eşin Kişilik Haklarının Saldırıya Uğramış Olması

Manevi tazminatın dayanağı, kişilik haklarına yönelmiş bir saldırının varlığıdır. Kişilik hakları; onur, şeref, saygınlık, özel hayatın ve kişisel verilerin gizliliği ile beden bütünlüğü gibi değerleri kapsar. Diğer eşin davranışları, talep eden eşin manevi bütünlüğünü zedelemiş olmalıdır.

3. Aleyhine Manevi Tazminat Talep Edilen Eşin Kusurlu Olması

Manevi tazminat talebine konu olan olaylarda kusurlu olan taraf, tazminatla sorumlu tutulur. Kusursuz veya daha az kusurlu eş aleyhine manevi tazminata hükmedilemez. Bu nedenle, kusur ile kişilik hakkı ihlali arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

4. Manevi Tazminat Talebinin Boşanma ve Boşanmaya Sebep Olan Olaylardan Kaynaklanması

Manevi tazminat talebi, boşanma ile doğrudan bağlantılı olaylardan doğmalıdır. Boşanma dışındaki nedenlere dayalı manevi zararlar, TMK 174/2 kapsamında talep konusu yapılamaz.

Boşanmaya sebep olan her davranış, kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmez. Örneğin, bir eşin aile konutunu terk etmesi ve geri dönmemesi, tek başına kişilik haklarına saldırı teşkil etmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tehdit, hakaret, iftira, şiddet, aşağılayıcı ve küçük düşürücü fiiller gibi kişilik haklarını açıkça ihlal eden davranışların varlığı gereklidir.

Sonuç olarak, boşanmada manevi tazminat, her boşanma davasında otomatik olarak gündeme gelen bir talep olmayıp, somut olayın özelliklerine, kusur durumuna ve kişilik hakkı ihlalinin ağırlığına göre değerlendirilmesi gereken istisnai bir hukuki kurumdur.

  • Boşanmada Manevi Tazminatın Hesaplanması

Boşanmada manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın ruhsal dengesini telafi etmek amacıyla hükmedilen bir tazminattır. Ancak manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olarak kullanılmaması esastır. Bu nedenle, manevi tazminat hesaplanırken somut olgular dikkate alınmalı ve objektif bir değerlendirme yapılmalıdır.

Hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken aşağıdaki unsurları birlikte değerlendirir:

  • Kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın ekonomik ve sosyal durumu: Talepte bulunan eşin sosyal çevresi, yaşam koşulları ve ekonomik gücü, tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olabilir.
  • Kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın boşanmadaki kusuru: Talep eden eşin kusurlu olup olmadığı ve kusur derecesi, manevi tazminat miktarını doğrudan etkiler.
  • Kişilik haklarına saldırı teşkil eden fiilin ağırlığı: Hakaret, tehdit, şiddet, iftira gibi fiillerin ağırlığı, manevi zararın derecesinin tespitinde temel kriterlerden biridir.
  • Kişilik haklarına saldırıda bulunan tarafın kusur derecesi: Saldırıyı gerçekleştiren eşin kusurunun yoğunluğu, tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
  • Kişilik haklarına saldırıda bulunan tarafın ekonomik ve sosyal durumu: Tazminatın caydırıcı ancak ölçülü olması gerektiğinden, kusurlu eşin ekonomik gücü de değerlendirilir.
  • Saldırı sonucu meydana gelen objektif zedelenmenin etkisi: Kişilik haklarına yönelik saldırının, saldırıya uğrayan eş üzerinde bıraktığı psikolojik ve sosyal etkiler, hakim tarafından göz önünde bulundurulur.

Tıpkı maddi tazminatta olduğu gibi, boşanmada manevi tazminatın da zenginleşme amacı taşımaması gerektiği unutulmamalıdır. Manevi tazminat, yalnızca kişilik haklarına yapılan saldırının yol açtığı manevi zararın giderilmesi amacıyla verilir.

Ayrıca, boşanmada manevi tazminat talebinden bağımsız olarak, eşi tarafından şiddet, tehdit veya kötü muameleye maruz kaldığını iddia eden taraf, Aile Mahkemesinden uzaklaştırma ve koruma kararı talep edebilir.

BOŞANMA TAZMİNATI NASIL ALINIR?

Boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri, iki farklı şekilde ileri sürülebilir:

1. Boşanma Davası ile Birlikte Tazminat Talebi

Boşanma davası açılırken, maddi ve manevi tazminat talepleri aynı dava dilekçesi içinde ileri sürülebilir. Bu durumda, tazminat talepleri boşanmanın ferileri niteliğinde olduğundan:

  • Nispi harç ödenmez: Tazminat talepleri boşanma davası ile birlikte istendiği için ayrıca harç alınmaz.
  • Nispi vekalet ücreti hükmedilmez: Vekalet ücreti yalnızca boşanma davası üzerinden hesaplanır.

👉 Bu yol, maddi ve manevi tazminat talebi açısından en avantajlı ve stratejik yöntemdir.

2. Boşanma Davası Sonrası Ayrı Tazminat Davası Açılması

Boşanma davası kesinleştikten sonra, boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur tespitine dayanılarak, ayrı bir maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Ancak bu durumda:

  • Nispi harç ödenir: Tazminat talepleri ayrı bir dava konusu olduğundan nispi harç yatırılması gerekir.
  • Nispi vekâlet ücreti hesaplanır: Vekalet ücreti, açılan tazminat davası üzerinden nispi olarak belirlenir.

👉 Bu yöntem, ek masraf doğurması nedeniyle ilk seçeneğe kıyasla daha az tercih edilir.

Anlaşmalı boşanma davalarında, boşanma protokolünde yer almayan maddi veya manevi tazminat talepleri, boşanma gerçekleştikten sonra ileri sürülemez.

Bunun nedeni şudur:

  • Anlaşmalı boşanmalarda kusur tespiti yapılmaz.
  • Kusur tespiti, hem maddi hem de manevi tazminat taleplerinin kabulü için yasal bir şarttır.

Bu nedenle, anlaşmalı boşanma halinde boşanma tazminatı talepleri mutlaka boşanma protokolünde açıkça yazılmalıdır. Protokole dahil edilmeyen tazminat talepleri, sonradan dava konusu yapılamaz.

boşanmada nafaka ne kadar

BOŞANMADA TAZMİNATA İTİRAZ EDİLEBİLİR Mİ?

Boşanma davalarında hükmedilmesi talep edilen maddi ve manevi tazminatlara karşı itiraz edilmesi mümkündür. Boşanma tazminatına itiraz, boşanma davasının tarafı olan davacı veya davalı tarafından, usulüne uygun şekilde ileri sürülebilir.

Tazminat talebiyle karşı karşıya kalan taraf, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında öngörülen şartların somut olayda oluşmadığını ileri sürerek itirazda bulunabilir. Bu kapsamda özellikle;

  • Tazminat talep eden eşin evlilik birliğinde daha ağır kusurlu olduğu,
  • Maddi veya manevi zararın tazminat talep eden eşte değil, itiraz eden tarafta meydana geldiği,
  • İleri sürülen zararla boşanmaya sebep olan olaylar arasında illiyet bağının bulunmadığı

hususları savunma konusu yapılabilir.

Boşanma Tazminatına İtiraz Usulü aşağıdaki gibidir:

  • Dava dilekçesinin tebliği: Maddi ve manevi tazminat talebini içeren boşanma dava dilekçesinin karşı tarafa tebliği ile birlikte itiraz hakkı doğar.
  • İtiraz süresi: Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde, cevap dilekçesi veya karşı dava yoluyla tazminat taleplerine itiraz edilmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
  • İtiraz sebepleri:
  1. Ağır kusur savunması: Tazminat talep eden eşin boşanmaya sebep olan olaylarda daha ağır kusurlu olduğunun ileri sürülmesi

  2. Zarar unsurunun yokluğu: Maddi veya manevi zararın gerçekleşmediğinin ya da iddia edilen zararın tazminat gerektirecek nitelikte olmadığının savunulması

Sonuç olarak, boşanma tazminatına itiraz, yalnızca şekli bir savunma değil; kusur, zarar ve illiyet bağı unsurlarının birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik bir hukuki süreçtir. Bu nedenle itirazın somut delillerle desteklenmesi, yargılamanın seyri açısından belirleyici nitelik taşır.

EVLİLİK SÖZLEŞMESİNDE NAFAKA VE BOŞANMA TAZMİNATINA DAİR DÜZENLEMELER YAPILABİLİR Mİ?

Evlilik sözleşmeleri, Türk Medeni Kanunu uyarınca Sözleşme Hukuku kapamında tarafların mal rejimini belirlemek amacıyla yapılır. Ancak bu sözleşmeler, kişisel hak ve yükümlülüklere ilişkin düzenlemeler içeremez. Bu kapsamda, evlilik gerçekleşmeden önce taraflar arasında yapılan nafaka veya boşanma tazminatına ilişkin anlaşmalar hukuki olarak geçersizdir.

Boşanma nafakası ve boşanma tazminatı, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra ortaya çıkabilecek koşullara bağlıdır ve bu hususlar ancak hakim tarafından, somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenebilir. Dolayısıyla, tarafların evlilik öncesinde bu konularda yaptıkları evlilik öncesi anlaşmalar bağlayıcı nitelik taşımaz. Evlilik öncesi yapılan sözleşmelerde bu hususlara ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olsa dahi, bu hükümler Türk Medeni Kanunu’na aykırılık nedeniyle geçersiz kabul edilir.

Bu nedenle, tarafların evlilik sözleşmesi yaparken yasal sınırların bilincinde olmaları, kişisel hak ve yükümlülüklere ilişkin düzenlemeleri hakim takdirine bırakmaları gerekmektedir. Bu yaklaşım, Türk Medeni Kanunu’nun tarafların menfaatlerini koruma amacına yönelik sistematiğiyle uyumludur.

Diğer makalelerimizi inceleyebilir ve hukuki destek talepleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

YASAL UYARI: Web sitemizde yer alan makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Orbay Çokgör’e aittir ve tüm makaleler elektronik imzalı zaman damgalı olarak hak sahipliğinin tescil edilmesi amacıyla yayınlanmaktadır. Sitemizdeki makalelerin, kaynak link vermeden kopyalanarak veya özetlenerek başka web sitelerinde yayınlanması durumunda, hukuki ve cezai işlem yapılacaktır.

keyboard_arrow_up